|
|
ZAMAN ÇARKI – SON SAVAŞ TEORİSİ
KISALTMALAR
|
|
|
Zaman Çarkı Dünyası - Yeni Bahar - Dünyanın Gözü - Büyük Av - Yenidendoğan Ejder - Gölge Yükseliyor - Göğün Ateşleri - Kaos Lordu - Kılıçtan Taç - Hançer Yolu - Kışın Yüreği - Alacakaranlık Kavşağı - Düş Hançeri - |
Z.Ç.D. Y.B. D.G. B.A. Y.E. G.Y. G.A. K.L. K.T. H.Y. K.Y. A.K. D.H. |
Serinin ilk kitabına adını veren Dünyanın Gözü; Dünyanın Kırılışı sırasında kadın ve erkek Aes Sedailerin birlikte yaptıkları son büyük işlerdendir. Zamanla Büyük Afet'in içinde kalmış olan mekan, son Nym olan Someshta'nın -sonradan Yeşil Adam olarak anılacak olan yaratığın- korumasında bırakılmıştır.
Dünyanın
Gözü'ne Ba'alzamon'u durdurmak amacıyla -Moiraine ve grubu- giderler. (D.G.
Blm. 49) Serinin birinci kitabında bu bölümden itibaren gelişen olaylar,
diğer kitaplarla bazı aykırılıklar içerir:
M1- Rand'a bağlı olan ışık
halatı Göz'den çekilen saidin ise diğer kitapların hiçbirinde benzer bir duruma
rastlanmaz.
M2- Aginor ya da herhangi bir
kişi Tek Güç ile gençleşemez, kendine Şifa veremez, Tek Güç ile kendini havaya
kaldıramaz. Kısaca Güç'ünü kendi üzerinde kullanamaz.
M3- Dünyanın Gözü'ndeki
cuendillar mühür sağlamlığını koruduğu halde kırılmışken, diğer mühürler
sağlamlık özelliklerini kaybetmiştir.
M4- Rand, diğer kitaplarda
saidin yönlendirmeyi kendi başına yavaş yavaş öğrenir, sonradan Asmodean'dan
ders alır. Arada sırada da Lews Therin'den bazı bilgiler alır. Oysa ki Dünyanın
Gözü'nde daha yönlendirebildiğini bile bilmezken, yapamaması gereken şeyleri
peş peşe yapar.
M5- Rand ilk ve son kez Işık
ile bu kitapta görüşmüştür.
M6- Aginor, Rand ona bir şey
yapmadığı halde yanarak ölür. Rand acemi bile sayılamayacağı durumda olduğu
halde saidinin kontrolünü kaybetmiyorsa Aginor gibi bir usta nasıl ölebilir?
M7- Dünyanın Gözü'nden dönüşte
bahar tekrar gelmiş, mevsimler düzelmiştir. Oysa bunun için hiçbir şey
yapılmamıştır.
İlk olasılık Robert
Jordan'ın bir hata yaptığıdır, ama biz bu düşük olasılıktan hareket
etmeyeceğiz. 1990 yılında okurların tanıştığı Zaman Çarkı dizisi, muhtemelen
2008 yılında sona erecektir. Bu on sekiz yıllık süre zarfında -yan kitapları
saymazsak- on iki kitaba tamamlanacaktır. Bu uzun soluklu yazım serüveninin şu
ana kadar yayınlanmış on kitabında değil de ilk kitabında böyle bir durumun
olmasına dikkat edilmelidir. Jordan'ın, kurgusunda, çok sonradan gelişecek
olayların ipuçlarını verdiğini de göz önünde bulundurursak, bu farklılıkların
da kurgunun bir parçası olması gerektiğini düşünmeliyiz. Dizinin ilk üç kitabı
sadece iki sene içerisinde yayınlanmıştır. (D.G.-1990, B.A.-1991, Y.E.-1991)
İlk altı kitap ise -yani dizinin ilk yarısı- sadece beş sene içerisinde
yayınlanmıştır. (G.Y.-1992, G.A.-1993, K.L.-1994) Son altı kitabın
yayınlanması ise geriye kalan on dört yıla yayılmıştır. Aradaki bu büyük farkın
nedeni, yazarın doksan yılından çok önce Zaman Çarkı dizisinin temellerini
attığı, oldukça ileri aşamalardan sonra yayına başlandığı olabilir. Kurguladığı
dünyanın temelleriyle ilgili bu önemli farklılıkları bir amaç doğrultusunda
bırakmış olmalıdır, Jordan. Bu gerekçe yazarın en önemli özelliklerinden biri
olan planlılıkla birleştirildiğinde, Dünyanın Gözü'ndeki aykırılıkların bir
hata ya da çelişki değil, tam aksine yazarın ince ince tasarlayıp bir külliyat
haline getirdiği kurgusunun unsurları olarak değerlendirilmelidir. Bu
unsurların amacını bulmak da bize düşmektedir.
İlk on bir kitapta buna
ilişkin çok açık bir bilgi yoktur. Buna mukabil, bizce, Jordan'ın tarzı olduğu
üzere -orada bir cümle, burada bir kelime- pek çok kitapta serpiştirilmiş bilgi
parçacıklarını bir araya getirerek bazı sonuçlara varmak mümkündür. Ortaya
koyduğumuz sorunlar bu bulmacanın çözümünde kilit rol oynayacaktır. Bu kilidi
açacak anahtar ise bu sorunların irdelenmesidir.
Sorunların irdelenmesinde;
Dünyanın Gözü'nün ne olduğunun, kimler tarafından yaratıldığının, hangi amaçla
yapıldığının ortaya konulması önem arz eder. Sizi sıkmak pahasına hafızanızı
tazelerken, kimi önemli, kimi önemsiz görünen ayrıntılar ve olasılıklara dikkat
çekeceğiz. Zaman Çarkı'na ilişkin herhangi bir sorunun çözümünde tüm ipuçları,
kehanetler, rüyalar, görüler, politik gereklilikler, strateji ve ana
karakterlerin özellikleri gibi uzayıp giden bir liste göz önünde tutulmalıdır.
Hatta yazarın ağırlıklı olarak esinlendiği Dune, Yüzüklerin Efendisi,
Belgariad -ve az da olsa Yıldız Savaşları da- göz önünde tutulmalıdır. Bu
nedenle neyin önemli, neyin önemsiz olduğunu ayırt etmek çok da kolay değildir.
Dünyanın Gözü'nün bulunduğu
engin mağaraya giriş; kilit taşında kadim Aes Sedai simgesi oyulu oldukça
yüksek bir taş kemer ile yapılır. Tepede kubbelenen geniş ve yüksek koridor
yumuşak bir ışıkla aydınlatılmıştır ve pürüzsüz cilalı bir zemine sahiptir.
Kıvrımlı koridor, hafif bir eğimle aşağı doğru iner ve sonunda Göz'e ulaşır.
Beş adım genişliğinde düz kristalden bir yürüme yolunun çerçevelediği bir göz
gibi oval havuz saf su kadar berrak olan saidinin özü ile doludur. Engin
mağaranın kubbeli tavanı parıldayan kristallerle kaplıdır. Rand, Dünyanın
Gözü'nü gördüğünde, "Bu nedir?" diye sorar. Moiraine Beyaz
Kule'nin bilgilerine dayanarak, "Saidinin özü denebilir. Gerçek
Kaynak'ın eril yarısının özü, Delilik Zamanı'ndan önce erkeklerin kullandığı
Tek Güç'ün saf özü," olarak tanımlar. (D.G.Blm. 50) Göz
kullanıldıktan sonraki halini ise Nynaeve'in ağzından öğreniriz: "Göz
yok oldu, ama havuzun ortasında bir şey var, kristal bir sütun ve ona giden
basamaklar." (D.G.Blm. 52) Göz'ün fiziksel durumunu tarif eden son
nokta ise onu dolduran şeydir. Saidinin özü saf su kadar berrak olsa da dibini
görmek mümkün değildir ve içine düşen -Mat'in attığı taş gibi- maddelerin
varlıklarını çözer. Suya düşen taşın yarattığı dalgacıklar saidinde oluşmaz. (D.G.Blm.
50)
Göz'ün yaratıldığı zamandan
bu yana sadece iki kişi hayatta kalabilmiştir, ki bu yaratılışa şahit olan
sadece Yeşil Adam Someshta'dır. "Onun yapılışını hatırlıyorum.
Bir kısmını. Dünyanın Kırılışı'nın ilk günleriydi. Karanlık Varlık'a karşı elde
edilen zafer karşısında duyulan coşku, her şeyin Gölge'nin altında
ezilebileceği bilgisiyle acılaşmıştı. Yüz tanesi yaptı onu, erkek ve kadın bir
arada. Aes Sedai işlerinin en büyükleri bu şekilde yapılmıştır, saidin ile
saidarı Gerçek Kaynak'ta olduğu gibi birleştirerek. Dünya çevrelerinde
parçalanırken onu saf kılmak için hepsi öldü. Öleceklerini bildiklerinden,
ihtiyaç doğarsa onu korumam için beni görevlendirdiler." (D.G.Blm. 50)
İlk ağızdan aktarılan bu bilgiye rağmen unutmamak gerekir ki, Yeşil Adam çok da
güvenilir bir tanık değildir. "Anılarım parçalandı ve uçup gidiyor, ve
kalanların çoğu da tırtıllar yemiş gibi," der, Someshta. (D.G.Blm.
50) Anılarındaki bu bozuklukların nedeni yanağından başlayıp alnını aşan ve
başının üstüne dek uzanan yaradır. (D.G.Blm. 49) Aynı yarayı ve hafıza kaybını,
Rand'ın Aiel atası Jonai'nin gözünden Kırılış sırasında görürüz. (G.Y.Blm.
26) Bu yara Göz'ün yaratımından sonra değil öncesinde vardır.
Rand Rhuidean'da kristal
sütunların arasında atalarının anılarını yaşarken Jonai'nin gözünden Paaren
Disen şehrindeki Hizmetkarlar Salonu'nu görür. Yarım düzine kadın
Aes Sedai'nin önünde, toplantı masasının üzerinde Ejder Sancağı serilmiştir.
Onun üzerinde de Callandor durmaktadır. Someshta ise bir kenarda oturmaktadır.
Oradaki Aes Sedailer Solinda Sedai'nin önderliğinde ve Deindre Sedai'nin
kehanetleri doğrultusunda hareket etmektedirler. Ertesi gün erkek Aes
Sedailerden Jaric ve Haindar gelecektir. Solinda ve arkadaşları, Callandor
ile yapılacak işi sonraya bırakırlar ve Someshta için son bir görevleri
olduğundan bahsederler. Bu görev bildiğimiz gibi Dünyanın Gözü'nü korumaktır.
Göz'ün yaratımı için ise başka erkeklerle, "Kodam ve
arkadaşları" ile beraber çalışacaklardır. Oselle Sedai ile
Solinda'nın sözlerinden bu erkeklerin hali hazırda, yakında oldukları anlaşılır.
"Genç ve deneyimsiz" olarak nitelendirilmeleri, "lekenin
onlara fazla dokunmamış olması" ve Hizmetkarlar Salonu'ndaki bu
toplantıya katılmıyor olmaları bize, onların henüz Aes Sedai olamamış
öğrenciler olduklarını düşündürür. Lekenin fazla dokunmamış olması sadece
saidine daha az dokunarak mümkün olur. Saidinin cezbediciliği göz önünde
tutulduğunda genç ve deneyimsiz erkekler, ancak kısıtlama altında saidine
dokunmazlık edebilirler. Ayrıca her ne kadar saidin lekeli olsa da erkek Aes
Sedailerin Hizmetkarlar Salonu'ndaki toplantıda Solinda ve arkadaşlarının
yanında olmaları gerekirdi. (G.Y.Blm. 26)
Diğer yandan Jaric ve
Haindar'ın yarattığı tedirginlikten, onların lekeden etkilenmiş, deneyimli Aes
Sedailer oldukları sonucuna varırız. Kodam ve arkadaşlarının genç ve deneyimsiz
oldukları vurgulanırken, Jaric ve Haindar için bu vurgu söz konusu olmamıştır.
Bu iki erkeğin yarattığı tedirginliğe rağmen Callandor bekletilir ve öncelik
Dünyanın Gözü'ne verilir. "O zaman yapmamız gerekeni yapalım. Kılıç
beklemeli. Someshta, eğer yaparsan Nymlerin sonuncusu için bir işimiz var.
Senden çok şey istedik; şimdi yine istemek zorundayız." Bu sözlerden
de anlaşılabileceği gibi hem Göz'ü, hem de Taş'ı yaratmak için yeterli sayıda
Aes Sedai yoktur. O sebeple "kılıç beklemeli"dir. Yalnız unutulmaması
gereken Jaric ve Haindar'ın bir gün sonra geleceğidir. O halde Göz'ün bir günde
yaratılacağını ve yaratıcılarının -en azından kadınların- Taş'ı yaratmak ve
Callandor'u dokunulamayan kılıç yapacak ağı -Jaric ve Haindar ile birlikte-
örmek için geriye döneceklerini düşünebiliriz. (G.Y.Blm 26)
Tear Taşı Dünyanın
Kırılışı'ndan sonra yapılan ilk kalelerden biridir. (D.G.Blm. 13) Tek
Güç ile yapılan bu yapı, insan eliyle yükseltilmiş bir dağ gibi haşmetlidir.
Kızıltaştan sütunlarla desteklenmiş kubbeli büyük salonu, Taşın Yüreği olarak
bilinir. Yürek, binlerce sene boyunca Callandor'a evsahipliği yapmıştır. Kabza
aşağı şekilde havada asılı duran kristal kılıç Yenidendoğan Ejder hariç hiçbir
erkeğin ona dokunamamasını sağlayan örgülerle korunmuştur. Aslında Lanfear
olan yaşlı hizmetkar kadın Silvie, Taşın Yüreği'nin Tel'aran'rhiod
yansımasında Egwene'e bilgi verir; "... bir kişi hariç hiçbiri ona
dokunamaz. Onu buraya koyanlar sayesinde." Egwene aynı zamanda saidar
örgülerini ve aralarındaki saidin olması gereken boşlukları görür. (Y.E.Blm.
27) Efsaneler Çağı'nın bilgileriyle yapılan bu örgüler öylesine girifttir
ki, yaratıcıları örgüleri içe katlama zahmetine girmemiştir. Erkek ve kadın
Terkedilmişlerin hiçbiri onu alamamıştır. Rand Callandor'u aldıktan sonra, onu
Dokunulamayan Kılıç yapan önlemler kaybolmuştur. Onu Yürek'e geri saplarken ise
kendi önlemlerini koyar, Rand: "Callandor'u Taş'tan çekmeye çalışacak
herhangi birini bekleyen bir sürpriz var..." (G.Y.Blm. 21)
Asmodean'dan örgüleri içe katlamayı öğrendikten sonra ise tuzakları sadece
kendisinin görebileceği şekilde değiştirmiştir. (K.L.Blm. 32) Taş'ın
Büyük Emanet'ine nasıl kadınlar için tuzaklar örülmüşse, Callandor'a kurulan bu
tuzak da Demandred ve diğer erkeklerin onu almasını engeller. (K.L. Öndeyiş)
Lews Therin'in ilk belirtilerinden biri Rand'ın Lanfear ile Taş'ta konuşurken
ağzından dökülen; "Sen gücü seviyordun!" sözcükleridir. Taş'ta
gölgedöllerini öldürmek için yaptığı karmaşık örgü ve Callandor'un çevresine
ördüğü tuzaklarda da Lews Therin'in izini aramak gerekir. Aksi halde Rand gibi
bir aceminin bu işleri başarmasının yolu yoktur. Bu da Dünyanın Gözü'ne ilişkin
olaylarla paralellik içerir. Buradan da hareketle Callandor'u binlerce yıl
boyunca Dokunulamayan Kılıç yapacak örgülerin içe katlanmadığı halde,
Terkedilmişlerin aşamayacağı kadar kuvvetli ve karmaşık olduğu düşüncesini
kuvvetlendirebiliriz. Bu sebeplerle Kodam ve arkadaşları gibi genç ve
deneyimsiz erkekler yerine, - Callandor'u deli bir adamın eline verme riskine
rağmen- Jaric ve Haindar, yani Lews Therin gibi tecrübeli iki Aes Sedai tercih
edilmiştir.
Göz'ün yaratımı için henüz
eğitimi tamamlanmamış genç ve deneyimsiz erkeklere güvenilmesi, yapılacak işin
-en azından saidinle ilgili kısmının- basit olduğunu kesin bir şekilde ispat
eder. Ancak saidinden ufak bir miktar bile olsa lekeden arındırmak elinizde
doğru araçlar olmadan basit değildir.
Belki de mümkün bile değildir. Erkek Aes Sedailer arasında kuvvet
bakımından Ishamael ve Lews Therin ile beraber en güçlülerden olmasına
rağmen Aginor (Osan'gar): "... Yüce Efendi'nin saidin üzerinde
bıraktığı gölgeyi kaldırmak için benim bile bir yöntem tasarlayabileceğimden
kuşkuluyum," der. (K.Y.Blm. 13) Kaldı ki Kırılış Lews Therin'in
Zindan'ı mühürlemesinden hemen sonra değil, başa çıkılmayacak kadar çok erkeğin
delirmesiyle başlayabilecektir. Bu da yıllar sürer ki, bu konuda Aes Sedailerin
araştırmalar yaptığı muhakkaktır. Yine de saidindeki leke Efsaneler Çağı'nda
kaldırılamamıştır. Ellerinde küçük bir miktar saidini arındırmak için bir
yöntem varken küçük ölçekte başarılı olan deneyi -Göz-, büyük ölçüde
denememelerinin en olası sebebi bunu başarmak için gerekli hayati bir unsurun
eksikliği ya da yetersizliği olmalıdır.
Rand'ın saidini temizlemesi
devasa bir girişim olmasına rağmen, temelde oldukça basittir. Nynaeve ile
zincir kurarak Choedan Kal'ın erkek ve kadın yarılarının muazzam gücünü
kullanmıştır. Saidardan bir kanalı, Trolloc Savaşları sırasında oluşan Shadar
Logoth'a ve Mashadar'a yöneltmiş; saidini basitçe bu saidar
kanalından akıtarak lekenin Mashadar'da süzülmesini sağlamıştır. Mashadar
Efsaneler Çağı'ndan bin seneyi aşkın zaman sonra ortaya çıktığı için, Efsaneler
Çağı'ndaki Aes Sedailerin böyle bir şansı yoktu. Yalnız dikkat edilmesi gereken
bir husus vardır. Lan Dünyanın Gözü'ne peşlerinden gelen iki adama "Buraya
nasıl geldiniz?" diye sorar.
Aginor Mat'e işaret ederek cevap verir; "Bize o yol gösterdi.
Eski bir şey, eski bir dost ve eski bir düşman." Bu eski şey Mat olmadığına
göre, üzerinde taşıdığı kabzasına yakut kakılmış Shadar Logoth
hançeridir. (D.G.Blm. 50) Üç bin seneden fazla süredir zindanda olan
Terkedilmiş bu şer ile Efsaneler Çağı'nda karşılaşmış olmalıdır. "Eski
bir dost ve eski bir düşman" sözleri esasında Rand'ın saidindeki
leke ile Shadar Logoth'un şerri hakkındaki düşüncesi konusunda soru
işaretleri oluşturur. O saidar ve saidinin birbirlerinin zıt
ikizi olduğu gibi, Shadar Logoth'un şerri ile saidindeki lekenin de zıt
ikizler olduğunu düşünür. (K.Y.Blm. 35) Oysa "düşman"
sözcüğü tamamen birbirlerine karşı olan iki kutbu çağrıştırır. Shadar Logoth
ve leke apayrı ve başlı başına büyük bir konudur. Bizi ilgilendirdiği kadarıyla
-Aginor'un da teyit ettiği gibi- Efsaneler Çağı'nda da var olan ve bilinen,
Karanlık Varlık'a düşman bu şerrin Dünyanın Gözü'nün yapılması için, basit bir
yöntem olarak kullanılması mümkündür. Tabi ki daha küçük boyutta... Mashadar
benzeri büyük bir şer de -bilindiği kadarıyla- olmadığı için büyük ölçekte saidinin
temizlenmesi mümkün olmamıştır.
Dünyanın Gözü hakkındaki
tasvirleri hatırlarsak mekan özel bir iş için yaratılmış, büyük bir yerdir.
Saidinin özünün varlık çözücü etkisine dayanıklı ve onu muhafaza edebilecek
şekilde inşa edilmiş ve tasarlanmıştır. Temelde Tek Güç ile özel bir işlevi
olduğu için bir ter'angreal olarak tanımlanması gereklidir. İşlevi Tek Güç
depolamak olan bir ter'angreali hem Cadsuane'de hem de Nynaeve'de
görürüz. "Kuyu" denen bu ter'angrealler, içinde Tek Güç
depolar ve Gerçek Kaynak yerine geçerek kendisinden çekilene kadar bu Tek Güç'ü
saklar. (K.Y.Blm. 32) Elayne'in ter'angreal yapımında ne kadar
zorlandığını hatırlarsak; Jaric ve Haindar'ın gelişleri sebebiyle fevkalade bir
zaman darlığının yaşandığı bir ortamda, hem öyle büyük bir mekan inşa etmek,
içinde mekan kadar büyük bir ter'angreal yaratmak ve sonra da saidinden bir
parça arıtarak bunu ter'angreale depolamak kat be kat daha zorlu bir iş
olacaktır. Üstelik böylesine önemli bir ter'angreal hazırlamak için
deneyimsiz erkeklere güvenilmeyeceği açıktır. O halde önceden mekanın ve ter'angreal
kısmının kadınlar tarafından hazırlandığı, Jaric ve Haindar'ın gelişinden bir
gün evvel de Kodam ve arkadaşları ile süzdükleri saidini bir çeşit kuyu
ter'angreal olan Dünyanın Gözü'ne depolamış oldukları kuvvetle muhtemeldir.
Someshta açıkça Göz'ü
yaratan kadın ve erkek Aes Sedailerin hepsinin öldüğünden bahsetse bile şüphe
uyandırıcı bazı gerçekler vardır. Öncelikle hafızasına zarar veren yaranın
mevcudiyeti ve ek olarak da erkeklerin Aes Sedai değil eğitim alan öğrenciler
oldukları dikkat çeker. Sonra da, onu yaratan herkes ölmüş olsa dünyanın Göz'ün
varlığından tamamen habersiz olabileceği. Deindre Sedai, Göz ve Callandor
hakkında kehanet yapmıştır. (G.Y.Blm. 26) Ancak Karaethon Döngüsü'nde
Dünyanın Gözü ile Yenidendoğan Ejder'i ilişkilendirmek bir yana dursun, Göz ile
ilgili hiçbir şey yoktur. Kitaplarda Ejder Kehanetleri'nin tamamından
bahsedilmemiş olsa da, bu kanaate Moiraine sayesinde varmak mümkündür. Ömrünü
Yenidendoğan Ejder'i bulmaya adayan bu Mavi Aes Sedai, Rand'ın her yaptığı işte
Ejder Kehanetleri ile ilişki arar ve bu kehanetlerin hepsini bilir. Oysa Göz
hakkında bunu yapmaz. Bu da Göz ile ilgili "bilinen" bir kehanet
olmadığının göstergesidir. Buna karşın Göz hakkındaki efsaneler pek çok kişiyi
ona yöneltmiştir. Bir şekilde bu bilgi yayılmıştır. Yani onu bilen Yeşil Adam
dışında birileri hayatta kalıp bilgiyi bazı kişilere taşımıştır.
Şimdi biraz geri dönüp Yeşil
Adam'ın sözlerini hatırlayalım. O, bize Göz'ü yapanların "saidini saf
kılmak için öldüklerini," söyler. Diğer yandan ise geride Callandor
beklemektedir. Jonai'nin anılarında Hizmetkarlar Salonu'nda sadece yarım düzine
Aes Sedai vardır. Sayıları bu kadar azken ve iki erkeğin Callandor'u ele
geçirmesi riski varken, onların bir intihar görevi yaptıklarını düşünmek
zordur. Solinda ve arkadaşları Aiellerin yanında angreal, sa'angreal
ve ter'angrealleri gönderirken, yapılmış en güçlü üçüncü -üstelik
kusurlu- eril sa'angreali bırakmazlardı. Ayrıca diğer Aes Sedailere bir
güvensizlik söz konusu olabilir, çünkü "kılıç beklemeli" derken
kendilerinden başka Taş'ı ve Callandor'u yerleştirecek kimsenin olmadığını ima
etmiş olur. Yeşil Adam kısmen veya tamamen aldatılmış olabilir. Yeşil Adam; "Öleceklerini
bildiklerinden, ihtiyaç doğarsa onu korumam için beni görevlendirdiler,"
dese de esas sebep bu değildir. Çünkü Solinda; "Someshta, eğer yaparsan
Nymlerin sonuncusu için bir işimiz var. Senden çok şey istedik; şimdi yine
istemek zorundayız," der. Sorun saidini arındırırken öleceklerini
bilmek olsaydı, sadece bir Aes Sedaiyi Göz'ün muhafızı olarak işin dışında
tutmak bu sorunlarını çözerdi. İçlerinden bir kadın Aes Sedai, saidini
arıtmak için gerekli güçten çok küçük bir fedakarlık olurdu. Dahası henüz
hayatta yarım düzineden çok daha fazla kadın Aes Sedai olmalıdır. Bir kişi
muhafız olarak bulunabilirdi. Yeşil Adam'ın muhafız olarak seçilmesinde farklı
bir maksat vardır. Karanlıkdostu olmadığından emin oldukları ve neredeyse
ölümsüz olan bir canlının herhangi bir Aes Sedai'den hem daha güvenilir, hem de
çok daha uzun ömürlü olması esas sebep olmalıdır. Dahası Afet'in geçen yıllarla
güneye doğru genişleyeceği öngörülüp Göz'ü istiladan korumak için bir Aes
Sedaiden daha iyisi bir Nym olabilir. Şu bellidir ki, Yeşil Adam'ın bu
sözünde açık bir yanlış vardır. Someshta ya Aes Sedailerce kandırılmıştır, ya
da kendi yalan söylemektedir.
Göz'ü yaratan kadın Aes
Sedailer ölmedilerse nereye gittiler? Dönüp Göz'ün haberini dünyaya yaymış ve Callandor'u
Taş'a yerleştirmişlerdir. Ama daha sonra ne olmuştur? Bu soruya verilecek
yanıt, bilinmediği olabilir, ama uygun olabilecek bir olasılık mevcuttur.
Efsaneler Çağı'nda
insanların ortalama ömrü yüz elli yıl kadardır. (Z.Ç.D. Efsaneler Çağı)
Kolay kolay da yaşlanmazlar. Rhuidean'da kristal sütunların arasında,
Rand'ın Aiel atalarının gözünden gördüğümüz tarihten geçen nesil sayıları ve
yaşlılık halleriyle Dünyanın Kırılışı'nın ne kadar sürdüğü hakkında bir tahmin
yapmak mümkündür. Paaren Disen'den yola çıkan Jonai'den Rhuidean'a,
Jennlerin çağrısına riayet eden Mandein'e kadar tam dokuz nesil
geçmiştir. Bu da hayat ortalaması yetmiş yıl olanlar için bile yaklaşık iki yüz
seneye tekabül edebilir ki daha uzun yaşayanlarda -giderek yaşam sürelerinin kısaldığını
hesap etsek bile- üç yüz sene, hatta fazlasını almış olabilir. (G.Y.Blm. 25,
26) Mandein'in dedesinin dedesi Rhodric, Ejderduvarı'nı
aşmadan Jennlerin arasına dört Aes Sedai katılır. Bu sırada bazı başka
Aes Sedailer Tar Valon'u inşa etme planları yapmaktadır. Sonradan Aes
Sedaileri Beyaz Kule çatısı altında birleştirecek olan, aynı zamanda bir
ta'veren olan Amyrlin Makamı Mebriem en Sheered'dir. Bu dört Aes Sedai
ise Cairhienlileri atalarının yöneticisine danışmanlık eden Aes Sedai ile
görüşmelerine rağmen, diğerlerinin yeniden örgütlenme çabalarına aldırış
etmeyerek kendilerine Jennlerin arasında bir yol çizmişlerdir. İkisi,
dört nesil sonra Mandein ile diğer boy şeflerinin önünde tahtırevanlarda
olacaktır. Aiellerden başka herkesin terk ettiği bu çöl topraklarında, üstelik
hala Yaprağın Yolu'nu izleyen yegane Aieller olan Jennlerin arasında
olmaları dikkat çekicidir. İçlerinden birisi, üç bin seneden fazla süre sonra
Aiellerin Ejderduvarı'nı aşıp batıda arayış yapmalarına sebep olan Şafakla
Gelen kehanetini yapar. Bu kehaneti yapan, ikisi de bembeyaz saçlı olan Aes
Sedailerden koyu kahverengi gözlü olandır. (G.Y.Blm. 25) Kehanetin ender
rastlanan bir Yeti olması, Dünyanın Gözü ve Callandor ile ilgili Kehanet'i
yapanla kara gözlü Deindre Sedai arasında bir bağlantı olabileceği
ihtimalini doğurur. Ayrıca onca Aes Sedai arasında Da'shain Aieller ile
ilgilenenler sadece Solinda ve arkadaşlarıydı. Aiellerin uzun yolculuğu boyunca
hiçbir Aes Sedai onlara yardım etmemiştir. Rhuidean'daki keskin mavi
gözlü Aes Sedainin de Solinda olduğu öne sürülebilir. Her ne kadar Paaren
Disen'de Solinda'nın göz rengi belirtilmemişse de, belirtilen kızıl saçları
Aiel kökenine işaret ediyor olabilir. Kıvılcımı taşıyan Aieller Efsaneler
Çağı'nda Aes Sedai olarak eğitiliyordu. Bu da mavi gözlü olanın Solinda
olabileceğini gösterir. Ayrıca bu dört Aes Sedainin Aiel Bilge Kişilerini ilk
eğitenler olduğu neredeyse kesin gibidir, çünkü bildiğimiz kadarıyla o çağda
sadece Aes Sedailer yönlendirebiliyordu.
Göz'ün bu olası
yaratıcılarının yaşı belirsiz yüzleri özellikle ilgi çekicidir. Yaşı belirsiz
yüz hatlarını Aes Sedailere veren, artık Yemin Çubuğu denen ter'angrealdir.
Fakat bu yüzü edinmek için edilenin ille de Üç Yemin olması gerekmez.
Halen çoğu Aes Sedai bunu yapanın uzun süreler Tek Güç ile çalışmak olduğunu
zanneder. Oysa onlar kadar saidar kullandıkları halde Bilge Kişiler,
Rüzgarbulanlar, Kandaşlar ve damanelerde yaşı belirsiz
yüzler yoktur. Siuan ve Leane yalıtıldıktan sonra yaşı belirsiz yüzlerden kurtulmuşlardır.
Aes Sedailerin pek azı üç yüz sene yaşayabilirken, bir Kandaş altı yüz yaşına
yakındır. (K.Y. Blm 10) Eski bir damane olan Alivia ise dört yüz
seneden fazla yaşamıştır. (K.Y.Blm. 8) Mesaana ise üç yüz seneden
fazla yaşadığı halde orta yaşlı bir kadın sayılıyordu. (K.L. Öndeyiş)
Yemin Çubuğu yaşı belirsiz yüz verirken aynı zamanda ömrü bariz şekilde
kısaltmaktadır. Bunun açık ispatları ve Yemin Çubuğu'nun asıl kullanım alanı da
açıkça bellidir. Efsaneler Çağı'nda; "... pek az kişi şiddet suçu işlerdi,
o da belki bir kez." Sammael, Graendal'ın aklını karıştırmak
için söyler bunu. Graendal, Shara'da Ayyadların yüzlerine dövme
yaptırdıklarını söyleyince Sammael; "Suçlular gibi bağlıyorlar mı
kendilerini?" der. (K.L.Blm. 6) Daha sonra da Beyaz Kule'deki
Yemin Çubuğu'nun aynısı "bağlayıcı" ter'angreali Sevanna'ya
verir. (K.T.Blm. 40) Semirhage ise Aes Sedai iken hastalarına
tedaviyle alakası olmayarak; kasıtlı şekilde acı verdiği için; "...
Hizmetkarlar Salonu'ndan bir delegasyon ona, aslında bir seçim olmayan bir
seçim sunmuştu: Bir daha zevk aldığı şeyleri yapmama dayatması ve bu dayatma
ile birlikte hayatın sonunun yaklaştığını görme yeteneği..." (K.L.Blm. 6)
Belli ki şiddet suçunu işleyenler için bu çubuklar kullanılmakta, bunu Hizmetkarlar
Salonu yapmakta ve bu işlem hayatı kısaltmaktadır. Ayrıca şiddet suçu
işleyenlerin ayırt edilebilmesi için yüzlerinde belirgin bir farklılık
yarattığı varsayımı mantıklı olur.
Beyaz Kule'deki Yemin Çubuğu
üstündeki rakam "üç" iken, Sammael'in Sevanna'ya verdiği
eşindeki rakam "yüz on bir"dir. Her ne kadar Aes Sedailer bu
üç rakamının Üç Yemin'i simgelediğine inansa da bu rakamlar
"bağlayıcı" ter'angrealin yüzlerce kopyası olduğunu gösterir. Nasıl
ki ordular silahlarını numaralandırıyorsa bu tehlikeli ter'angreal de
takibini kolaylaştırmak için numaralandırılmıştır. "Bağlayıcı"
sözcüğünü hatırlatır şekilde Sheriam da; "... yeminlerin
bağlayıcı olmasını sağlar," demiştir, Yemin Çubuğu için. (B.A.Blm.
23) Üç Yemin Beyaz Kule'de Trolloc Savaşları ile Yüzyıl Savaşları
arasında bir zamanda şart koşulmaya başlamıştır. (B.A.Blm. 23) Nereden
baksanız Şafakla Gelen Kehaneti yapıldıktan bin beş yüz sene sonraya tekabül
eder ki, Rhuidean'daki Aes Sedailer bir şiddet suçu işledikleri için
bağlayıcı ile yemin etmişlerdir. Hizmetkarlar Salonu da dağıldığından onlara
bir otorite tarafından dayatılmayıp kendi rızalarıyla... Bu da barışa büyük
önem verdiklerini gösterir ve Da'shainlerin arasına katılmalarıyla
örtüşür. Ve tabi ki Solinda ve arkadaşlarının Jonai'ye "Yaprağın
Yolu'ndan ayrılmama" tembihi ile de örtüşür. Eğer bunlar Göz ile
Taş'ı yapan aynı Aes Sedailer ise her iki işte de yardım eden erkekleri
öldürmüş olabilirler.
Loial'ın sorduğu; "Hep
merak etmişimdir; bu konuda okurken, hep ne olduğunu merak ederdim. Neden?
Neden yaptılar? Ve nasıl?" Moiraine ise bildiği kadarıyla yanıt verir,
ki bu da pek azdır: "Yaşayan kimse bilmiyor. Ne nasıl olduğunu, ne de
neden olduğunu. Yalnızca bir gün ihtiyaç duyulacağını ve o ihtiyacın çok büyük
olacağını, dünyanın o zamana kadar karşı karşıya kaldığı en büyük ihtiyaç
olacağını biliyorum. Belki bir daha yüz yüze gelmeyeceği kadar büyük."
(D.G.Blm. 50) Biz ise bir kehanet doğrultusunda yapıldığını kesin olarak
biliyoruz. Nasıl yaptıklarını büyük bir olasılıkla biliyoruz. Fakat "neden"
sorusuna, "kehanet" yanıtını vermek, tam bir yanıt sayılmaz.
Çünkü kehanetin ne olduğunu bilmiyoruz. Göz'ün "ne" olduğunu
da aşağı yukarı biliyoruz -ter'angreal- ve bu da pek tatmin edici değil.
Göz'ün yaratımından sonra Çark dönmeye devam eder. Binlerce sene sonra Ejder yeniden doğar ve bunun üstünden de yirmi sene geçer. Moiraine içlerinden birinin Yenidendoğan Ejder olduğunu bildiği üç ta'vereni Caemlyn'den Tar Valon'a götürmeyi planlarken, Loial Aiel Savaşı'ndan önce bir adamın -bilmese de Uzakgezgini Jain'in- Shangtai Yurdu'na gelmesinden bahseder. Perrin'in Tenekecilerden duyduğu hikayeyi eklemesi ve üç ta'verenin birden düşlerinde gördüklerini anlatmasıyla, Ba'alzamon'un Dünyanın Gözü'nü kör etmeyi ve Büyük Yılan'ı öldürmeyi planladığı teyit edilmiş olur. Bunun üzerine Moiraine rotalarını Fal Dara'ya ve onun ötesinde Afet'in içindeki Göz'e çevirir. (D.G.Blm.42)
Esasında Moiraine'in
planlarında Göz'ün belki de hiç önemi yoktur, ama tabiri caizse, eşeğin aklına
karpuz kabuğunu düşüren Ba'alzamon'un kendisi olmuştur. Ba'alzamon düşlerinde
gençlere takıntılı bir şekilde Göz'den bahseder; "Sana Dünyanın
Gözü'nün sana hizmet edeceğini mi söylediler?" (D.G.Blm. 14) "Işık
sana yardım etmeyecek, evlat ve Dünyanın Gözü sana hizmet etmeyecek."
(D.G.Blm. 24) "Dünyanın Gözü seni tüketecek." (D.G.Blm. 27)
"Dünyanın Gözü asla sana hizmet etmeyecek." (D.G.Blm. 33) Ayrıca
Aiel Savaşı'ndan önce Uzakgezgini Jain'in, Ba'alzamon'un Dünyanın Gözü'nü kör
ederek Büyük Yılanı öldürme planını öğrendiğini, iki üç yıl evvel de bir
Mızrağın Kızı'nın da aynı şeyi öğrendiğini biliyoruz. (D.G.Blm. 51) Yani
Ba'alzamon en az yirmi yıl öncesinden Göz ile ilgili planlar yapmaya
başlamıştır. Sürekli Göz'ün Yenidendoğan Ejder'e hizmet etmesi üzerinde durması
ise Göz'ün Yenidendoğan Ejder'e hizmet edeceği şeklinde bir kehanetin olduğu
ihtimalini arttırır.
Verin'in Fal Dara zindanına kanla
yazılan sözleri tercümesinden öğrendiğimiz şekilde Gölge Kehanetleri'nin
talihsiz bir gerçekleşme huyu vardır. (B.A.Blm. 7) O kehanet ise
gerçekleşmemiştir. Oysa Göz konusunda talihsizlik Ba'alzamon'un olmuştur. Göz,
Ejder'e bir kere hizmet etti. Onu Aginor'dan kurtardı, Shienar'ı
kurtardı ve Ba'alzamon'u yenmesini sağladı. Ayrıca mevsimler düzeldi. Dünyanın
Kırılışı sırasında kehaneti Deindre'den öğrenen Oselle Sedai; "Ne zaman
olacağını söyleyemiyorsan Kehanet'inin ne faydası var? Dünyanın kaderi buna
dayalı! Gelecek! Çark'ın kendisi!" der. (G.Y.Blm. 26) Doğrusu
Göz'de yapılanlar çok önemli şeylerdir, ama Moiraine bile Göz'ün içinden Valere
Borusu ve kırık cuendillar mühür çıkınca Göz'ü yapılış amacına uygun
kullanıp kullanmadıklarından şüpheye düşer.
M1- Dünyanın Gözü'nün bir çeşit
kuyu ter'angreal olduğunu ve bunun da Tek Güç depolanmış bir kaynak demek
olduğuna değinmiştik. Gerçek Kaynak yerine Göz'e veya bir kuyuya bağlanmak
benzerdir. Kaynak'ın değişmesi Tek Güç'ün niteliğini değiştirmez. Nynaeve
kuyudan saidar çektiğinde Gerçek Kaynak'tan çektiğinden farkı olmayan bir hare
görünür çevresinde. (K.Y.Blm. 34)
Beyaz ışıktan halatı ilk kez
Aginor'a bağlı olarak görürüz. Biliş ötesi bir uzaklıktan gelip Terkedilmiş'e
gençlik veren şey aynı zamanda bir kol boyu kadar yakındır. Rand de o halata
bağlanırken Aginor yanarak ölür. Göz'ü kaynak olarak kullanan Rand, Tarwin
Geçidi'nden sonra yanına gittiği Ba'alzamon'un da karanlık bir halatla
bağlı olduğunu görür. (D.G.Blm. 51) Gerçek Kaynak'tan çekmiyor olsa da
nihayetinde Göz'deki Güç, "Tek Güç"tür. Nasıl ki Nynaeve
kuyudan saidar çektiğinde bir farklılık olmuyorsa Göz'de saidin çekilirken de
bir fark olmaması gerekir. Saidin kavrandığında; "Kadınların birbirinin
etrafında gördüğüne benzer bir parıltı yoktu, yalnızca bir kuvvet, bir tehdit
hissi vardı, ama Rand açıkça hissedebiliyor, tartabiliyordu," şeklinde
anlatılan bir durum oluşmaktadır. (K.L.Blm. 3) Rand'ın Mazrim Taim
ile geçen bu bölümünde gördüğümüz gibi ışıktan bir halat gibi gözle görülebilen
bir etki yoktur. O halde bu halat saidin değil midir? Işık halatını anlamak
için karanlık halatı anlamak faydalı olur. Muhtelif bölümlerde Ba'alzamon'un Ishamael
olduğunu açıkça biliyoruz. Ishamael'in ise Tek Güç kullanmadığını en baştan
beri biliyoruz. "... Artık farklı bir gücü izliyorum." (D.G.
Öndeyiş) Mierin Sedai'nin henüz Lanfear adını almadığı zamanlarda Beidomon
ile yaptığı şey bu farklı güce erişimi sağlamış olabilir: "Mierin bugün
olacağını söylemişti. Tek Güç için yeni bir kaynak bulduğunu söylemişti."
(G.Y.Blm. 26) Bu farklı gücün adını ise Moridin Sammael ve Graendal'ı
izlerken öğreniriz: "Doğrudan Yüce Efendi'den çekilen Gerçek Güç, onu
kullananlar dışında kimse tarafından görülemez, hissedilemezdi." (K.T.Blm.
20) Anlıyoruz ki nasıl ışık halatı saidin değilse, karanlık halat da saa
değildir. Çünkü onu Rand'in görmesi mümkün değildir.
Peki karanlık halat nedir?
Rand Süzülme ile Tarwin Geçidi'nden Ba'alzamon'un yanına
geldikten sonra karanlık halatı ışıktan kılıcı ile keser.(D.G.Blm. 51)
Tear Taşı'nın Tel'aran'rhiod yansımasında da Ba'alzamon'un karanlık
halatını keser. (Y.E.Blm. 55) Daha sonra Rhuidean'da Choedan
Kal için yaptıkları mücadele sırasında angrealden çektiği güçle Asmodean'ın
karanlık halatını keser, Rand: "Onunla Güç'ten bir kılıç yaptı,
Işık'tan bir kılıç ve indirdi; kılıçla bir, hayali tellerle bir." Aynı
bölüm içinde Rand Lanfear ve Asmodean'ın da doğruladığı tahmini yapar: "Onun
Karanlık Varlık'la arasındaki bağı kestim, Lanfear. Bağını koparttım."
(G.Y.Blm. 58)
Karanlık halat Gerçek Güç
değil, Karanlık Varlık ile olan bağ olduğuna göre ve ışık halatı saidin
olmadığına göre, Işık ile olan bağ olmalıdır. Aginor'un da bağlı olduğu
meselesini şimdilik bir yana bırakalım.
M2- Nasıl ki his bakımından
Gerçek Kaynak'tan çekilen Tek Güç ile kuyudan çekilen Tek Güç arasında bir fark
olamazsa; Bu Tek Güç ile yapılabilen örgüler ve yapılamayan örgüler arasında
bir fark olmaması gerekir.
Aginor Balthamel ile Göz'e
geldiğinde; "... yaşlıdan da yaşlıydı." Robert
Jordan'ın anlatımıyla; "Yüzündeki deri bir çılgın parşömen gibiydi.
Kabuk kabuk olmuş kafatasının üzerinde, ince, kırılgan saçlar tuhaf yerlerde
duruyordu. Kulakları buruşmuş, çok eski deri parçaları gibiydi; gözleri
çökmüştü, kafatasının içinden, tünellerin öbür ucundan bakar gibi
bakıyordu." (D.G.Blm. 50) Oysa ışık halatına bağlandıktan sonra bir
şeyler olur; "Halat yürek gibi atıyordu ve her atışta Aginor
güçleniyor, etleniyor, Rand kadar uzun boylu ve güçlü, Muhafız'dan daha sert,
Afet'ten daha ölümcül bir adam oluyordu." En sonunda; "Aginor'un
artık kurumuş görünmeyen, yaşlı görünmeyen, en iyi yıllarını yaşayan güçlü bir
adamın yüzü gibi görünen yüzünde..." diye anlatır. (D.G.Blm. 51)
Bu satırlar bize Aginor'un nasıl gençleştiğini gösterir. Aginor farklı bir
beden ile Osan'gar adıyla ölümden döndüğünde ise; "Genç değildi, ama
sonsuz kabuslarla dolu uzun uykusundan uyandığı zamana göre daha gençti."
(K.L. Öndeyiş) Osan'gar'ın beden yaşı hakkında daha net bir fikir için son
olarak; "... birlikte doğduğu yüzden öylesine farklı olan o çirkin,
kırışık yüzdeki..." satırlarına baktığımızda genç bir vücuda sahip
olmadığı kesinleşir. Bu da Osan'gar olarak kendini gençleştirecek bir şey
yapamadığını ve kendisini gençleştirenin Göz'deki saidin olduğunu
kesinleştirir. Zaten Aginor'un Göz'e geldiği sırada Moiraine'e karşı Gerçek
Kaynak'tan çektiği saidini kullandığı kesindir. (D.G.Blm. 50) Sonradan
ona verilen yaşlı Osan'gar bedenini Karanlık Varlık'ın cezası olduğu için
gençleştirmediğini düşünsek bile Dünyanın Gözü'ne gelmeden evvel Gerçek
Kaynak'tan çektiği saidin ile kendini gençleştirememesinin tek yanıtı bunu
yapamıyor olmasıdır. Kendi kendine Şifa vermek, kendi kendini hava akışlarıyla
havaya kaldırmak mümkün olmadığı gibi kendi kendini gençleştirmek de mümkün
olmamalıdır. Öyle olsa Efsaneler Çağı'nda Asmodean gibileri ölümsüzlük vaadi
ile Gölge'nin saflarına geçmezdi. Bu mantıkla gençleştirme bir başkasına bile
uygulanamıyor olmalıdır.
Işık'ın Aginor'u
gençleştirmesi de düşünülemeyeceğine göre, bir kuyu ter'angreal de bu
işe yaramayacağına göre, Aginor'un nasıl gençleştiği konusu diğer kitaplarda
olamayacak bir açıklama içerir.
M3- Dünyanın Gözü kullanılıp
saidin havuzu boşaldığı zaman dibinden kırık bir cuendillar mühür çıkar.
Lan bir parçasına tüm gücüyle vurduğu zaman, en iyi Tear çeliğinden
hançeri kırılırken, kırık parçada çizik bile olmaz. (D.G.Blm. 52)
Kırıldığı halde mühür, cuendillar özelliğini yitirmemiştir. Oysa daha
sonra bulunan mühürlerde ve tabi ki aynı zamanda diğer kitaplarda benzer bir
durum söz konusu değildir; "Moiraine, kabzasına gümüş tel sarılmış
kemer bıçağını çıkararak dikkatle diskin kenarına sürttü. Ve ince, katı, siyah
bir şerit sıyırdı." Rand'ın onun gerçek olup olmadığı sorusu üzerine
de şu cevabı verir; "... gerçek. Yanımda Tear'dan getirdiğimle
aynı." (G.A.Blm. 2) Bu durumdayken iki mühür de çekiçle kırılabilecek
durumdadır. Tanchico'da Elayne ve Nynaeve'in ele geçirdiği mühür de aynı
vaziyettedir: "... Beonin her parçayı sınamış ve öyle olduğunu
söylemişti..." "... ama bir parçayı kendi elleriyle kırmıştı."
(G.A.Blm. 50) Son olarak da Mazrim
Taim'in Rand'a getirdiği mühür vardır; "Mühürlerin bazılarının
kırıldığını duydum. Elindekini bir çekiç kırabilir." (K.L.Blm. 2)
Falme'de kırılan mührün durumunu bilmesek de net bir şekilde Göz'de kırılan
mührün, olasılıkla altı, kesinlikle dört mühürden farklı olarak, zayıflamadığı
halde kırıldığını ortaya koyabiliriz.
M4- Rand saidine ilk kez
köylerinden kaçarken Bela'nın geride kalmaması için dokunur. (D.G.Blm. 11)
İkinci kez ise; Dört Kral kasabasında Saml Hake'in hanından
kaçmak için, bir yıldırım düşürmek için, saidine bilinçsizce dokunur. (D.G.Blm.
32) Bunlar söylediğimiz gibi bilinçsizce yapılan şeylerdir. Üstelik Rand
bunları yaptığının farkında bile değildir. İkinci kitap Büyük Av'da bile saidinle
neredeyse hiçbir şey yapamamaktadır. Dünyanın Gözü'nü kullandığında ise peş
peşe zor şeyler yapar. Aginor'un işi bittikten sonra tam Tarwin Geçidi'ne;
iki ordunun birbiriyle çarpıştığı hattın tam ortasına Yolculuk eder.
Yıldırımlar ile draghkarları tek tek vurur. Dev bir ateş duvarı ile trolloc
ordusunun büyük kısmını yakar, kalanları da dev bir toprak dalgası ile dağıtır.
Süzülme ile tam Ba'alzamon'un olduğu yere gider. Işıktan kılıcıyla
Ba'alzamon'un Karanlık Varlık ile bağını keser ve en sonunda onu yakar. (D.G.Blm.
51) Her ne kadar erkeklerle kadınlar arasında fark olsa da genel bir
benzerlik söz konusudur. "Yabanilerin hemen her zaman, yönlendirme
yetenekleri ilk ortaya çıktığında öğrendikleri bir numaraları olurdu."
(K.L.Blm. 8) "... Yabanilerin hemen hemen her biri kendi kendine en az bir
numara yaratmıştı ve o numaraların hepsi mutlaka iki gruptan birine
giriyordu." (H.Y. Öndeyiş) Tabi ki bildiğimiz gibi bunlar isteklerini
yaptırma ve kulak misafiri olmaya girer, fakat Nynaeve gibi istisnalar da
vardır. Yine de bildiğimiz istisnalar içerisinde böylesine kısa zaman içinde,
yönlendirebildiğini bile bilmezken, birçok örgü geliştirebilen bir istisnaya
dair bir bilgi yoktur.
Rand Falme'ye gidebilmek
için Geçit Taşı'nı kullandığında pek çok olası yaşamını görür. Bu savı
destekler şekilde, bunlardan birinde kendi kendine yönlendirebilmeyi öğrenmiş,
ama bunu yıllar içerisinde öğrenmiş, üstelik her istediğinde akışları kontrol
edememiştir. (B.A.Blm. 37) Normal hayatında da Asmodean'dan ders
almaya başlayana kadar istediklerini her zaman yapabilmek yönünden başarılı
olamamıştır. Tear Taşı'nda Elayne ve Egwene'in yanında yaptıkları ve Callandor'u
koruyanlar ile gölgedöllerini öldüren karmaşık örgüler Lews Therin'in yavaş
yavaş kendini göstermesiyle ilişkilendirilebileceğinden Göz ile yapılanların
tuhaflığı dikkat çekicidir.
M5- Rand Tarwin Geçidi'nde trolloc
ordusunu yok ettikten sonra Ba'alzamon'a beddua eder: "Işık seni kör
etsin, Ba'alzamon! Bu sona ermeli!" Işık Rand'ın bu yakarısına cevap
verir: "BEN BU İŞTE YOKUM. EĞER YAPACAKSA, YAPILMASI GEREKENİ YALNIZCA
SEÇİLMİŞ OLAN YAPABİLİR." Bu açıkça Işık'ın Rand ile
konuştuğunun ve onun işlerine karışmadığının ispatıdır. Aynı zamanda Ejder'in,
Işık'ın Seçilmiş'i olduğunu gösterir. Yine de Işık başka hiçbir zaman Seçilmiş'i
ile konuşmamıştır ki bu da düşündürücüdür.
M6- Aginor Moiraine ile uğraşırken, diğer herkes
kaçışır. (D.G.Blm 50) Daha sonra Aginor Rand'ı kaçtığı yerde bulur.
Ba'alzamon Yenidendoğan Ejder'i canlı istese de Aginor ölü istemektedir. Bu
sırada Rand de Göz'e bağlanır. Aginor; "Benim!" diye
haykırırken Rand'ın tek düşüncesi "uzağa" gitmektir. Bu
sırada Terkedilmiş'ten ateşler fışkırır ve yanarak ölür. (D.G.Blm. 51)
Neden yandığına dair bir belirti yoktur.
Bu
durumu Aginor'un Rand ile olan mücadelesinde saidinin kontrolünü yitirmesine
yormak güçtür. Onun kadar deneyimli ve usta birinden beklenecek son şeydir, bu.
Dahası hatırlarsak henüz yönlendirmeye yeni başlamış Rand Aginor'dan çok daha
güçsüzdür, o sırada. Ayrıca Rand'ın Choedan Kal için Asmodean'la
mücadelesini de hatırlarsak, Tek Güç ikisine de eşit olarak dağılmıştır.
Rand'ın üstünlük kurmasını sağlayan görece olarak çok zayıf olan angreal
olmuştu. Rand Aginor'a -her iki durumda da- üstünlük sağlayamayacağına göre ve
Terkedilmiş saidinin hakimiyetini kaybetmeyeceğine göre başka bir şey
olmuş olmalıdır.
M7- Moiraine ve Lan'in İki
Nehir'e geldikleri sene kış çok sert ve uzun sürmüştür. Fakat bazen kışlar
biraz daha soğuk olabilir. Bu kıştan sonraki kışı takip eden bahar ve yazdan
sonra sonbaharın gelmemesi için Karanlık Varlık'ın Desen'e dokunduğunu
biliyoruz. Karaethon Döngüsü'nde bildiğimiz kadarıyla bu kış hakkında
bir kehanet yoktur. Yazdan ise üstü örtülü olarak bahsedilmiştir. O kavurucu
yazın Karanlık Varlık'ın işi olduğunu ise kesinlikle biliyoruz. "Dünyaya
mevsimleri ayarlayabilecek kadar dokunmak için zorla uzanmıştı." (H.Y.Blm.
2) Ayrıca Fal Dara zindanına yazılan Gölge Kehaneti olabilecek
yazıda da bahsedilir: "... ve
yaz yakacak Yüce Efendi gelmeden önce." (B.A.Blm. 7)
Kışı uzatanın Karanlık
Varlık olduğunu kesinlikle söyleyemesek de o kış olağandan "çok" daha
uzun sürmüştür. İki Nehir'den kaçış Bel Tine gecesinde başlar ve
incelendiğinde; Afet'in içindeki Dünyanın Gözü'ne gelmek için en az iki ay,
hatta daha fazla zaman geçtiği görülür. Daha somutlaştırmak için baharı pek çok
kültürün kabul ettiği gece ile gündüzün eşit olduğu 21 Mart kabul edersek,
Göz'e ulaşmaları Haziran'ı bulmuştur. Bu tarihte daha kış bitip bahar
gelmemiştir. Olağandışı demenin bile yetersiz kalacağı bir kış...
Yazın normal olmadığını
hisseden Nynaeve, kışın da normal olmadığını hissetmiştir. Ilımlı bir kış
geçeceğini hissetmiştir. Daha önce rüzgarı dinlemek konusunda hiç yanılmayan
Hikmet'in beklemediği şekilde kış çok uzun ve çok sert geçmiştir. (D.G.Blm.
1, 21)
Dünyanın Gözü'nden Fal
Dara'ya dönüşte ağaçların filiz verdiği, çiçeklerin açtığı görülür. Moiraine de
baharın tekrar gelmesini Göz'de kazanılan zafere bağlar: "Karanlık
Varlık'a muazzam bir darbe indirdik." (D.G.Blm. 23) Lord Agelmar'a
da kışı Karanlık Varlık'a bağladığını ve onun yenilmesinin baharı geri
getirdiğini anlatır: "... yeryüzünün kıştan kurtulması yeterli
kanıttır, ama korkarım Son Savaş henüz verilmedi." (D.G.Blm. 53)
Kavurucu yaz ancak Rüzgarlar
Çanağı kullanılarak def edilebilir. Çanak'ı çalıştırabilmek için bazıları angreal
kullanan, hepsi de kuvvetle yönlendirebilen on üç kadın gerekmişti. Çanak ise
çok miktarda saidin ile saidarı kendi çeker ve mevsimleri normale
döndürecek örgüleri hazırlar. (H.Y.Blm. 5)
Halbuki Göz'de Rand
görünürde hava durumu ile ilgili hiçbir şey yapmamıştır. Aginor da bunu
yapmayacağına göre Göz'deki muazzam saidin bunun için kullanılmamıştır.
Moridin'in -dolayısıyla Ba'alzamon'un- hava durumunu kontrol etmek için bir
yöntemi olmadığını, mevsimleri düzenleyenin Karanlık Varlık olduğunu da
biliyoruz. O halde Rand'ın Ba'alzamon'u yakması, hava durumunu etkilemeyeceği
gibi Moiraine de yanılıyor: Ba'alzamon'a indirilen darbe Karanlık Varlık'a
indirilmemiştir. Yine de mevsimler normale dönmüştür.
Kafa karışıklığına meydan vermemek için üstünde durmadığımız şey Aginor'un da ışık halatına bağlı olmasıydı. Göz'ü kullanan her iki kişinin de bu halata bağlı olduğu en açık gerçektir. Rand'ın Işık'ın Seçilmiş'i olması, onun bağlı olmasını açıklayabilir, ama Aginor'un bağlı olmasını açıklamaz. Üstelik Rand'ın halatı da bir daha görülmemiştir. O halde halat kesinlikle Göz'den kaynaklanmaktadır.
Işık halatı Rand de Aginor
da ona bağlıyken nabız gibi atmaktadır. Saidin ise halat ona dokunur
dokunmaz Rand'ın içini doldurmuştur. Ba'alzamon'un yanına gittiğinde ise halat
incelmiştir ve onun karanlık halatından çok daha incedir. Karanlık halat da
-eşzamanlı olmasa da- nabız gibi atmaktadır. Rand Ba'alzamon'u yakmadan hemen
önce, halatın incelip yok olmak üzere olduğunu sezer. İplik yok olduğunda Rand
sonsuz siyahlığın içinde düşmeye başlar. Kendine geldiğinde Göz'e yakın bir
yerde, Aginor'un öldüğü yerdedir. İlk başta bu olaylar, halatların Güç olduğunu
düşündürse de sonradan iki şey dikkat çekmelidir. Göz'deki muazzam saidine
rağmen -çoğunu Tarwin Geçidi'nde harcamış olsa bile- Ba'alzamon'un
halatı çok daha kalındır. Üstelik Rand onun halatını kesebilmiştir. Bildiğimiz
gibi Güç tutan birine kalkan koyabilmek için çok daha kuvvetli olabilmek
lazımdır. Nynaeve'in Moghedien ile olan mücadelesinden (Tanchico)
bildiğimiz gibi yalıtmak da kalkan koymaya çok benzemektedir. (G.Y.Blm. 54)
Eğer halatlar Güç olsaydı Rand çok daha zayıf olduğundan karanlık halatı
kesemezdi. Dahası Göz'e bağlı olan Rand'ın o derece zayıf olması da pek mümkün
görünmüyor. İkincisi ise halat yok olduktan sonra dahi Rand Ba'alzamon'un
yanından geri dönebilmiştir. Rand'ın Süzülme yaptığı bölümleri
hatırlarsak, orasının sonsuz siyahlıkta bir boşluk olduğunu ve bir platform
yaratmayanların düştüğünü görürüz. (G.Y.Blm. 58)(G.A.Blm. 54) Rand, ışık
halatı bir iplik gibi incelip "yok olduktan sonra" bile, üstelik
bilinçsizken Süzülme ile geri dönmüştür. Bunu yapan kendisi olamayacağı
gibi Seçilmişine bağlı olan Işık da olamaz. Zaten Işık olaylara
karışmadığını açıkça söylemiştir. Öyleyse üçüncü bir olasılık olmalıdır.
Aginor Göz'e sadece
Yenidendoğan Ejder için gelmemiştir: "'Artık ihtiyaç duyduğum şeyi
bulduğuma göre' -gözleri taş kemere gitti- 'size ders vermek için zaman
ayırabilirim.'"(D.G.Blm. 50) İhtiyaç duyduğu şey, gençleşmektir ve bunu
kendi kendine yapamıyor, dahası Göz'ün bunu yapabileceğini biliyor gibidir.
Benzer bir şekilde Ba'alzamon da kendi başına yapamayacağı bir şey için, -Zaman
Çarkı'nı kırmak- Göz'ü istiyordur. Balthamel'in de mahvolmuş yüzünü tedavi
etmesi için Göz'ü aradığı sonucuna varmak kolaydır. Üç Terkedilmiş de kendi
yapamayacakları bir şeyin Göz sayesinde yapılabileceğini düşünmektedir, ki
birinin gerçekleştiğini Aginor bize ispatlamıştır.
Yaratıcıları Göz'ü bir
kehanet üzerine yapmışlarsa da bu kehanet başkalarına aktarılmamıştır. Yine de
Ba'alzamon bir bildiği varmışçasına Göz'ün Ejder'e hizmet etmemesi üzerinde
durur. Sözcük seçimleri de ilgi çekicidir. "Hizmet etmek"
kelimesini kullanarak cansız bir nesneye canlı anlamını yükleyen bir söz sanatı
yapar. Cansız nesneler hizmet etmez; kullanılır. İşte Rand'ı bilinçsizken Göz'e
geri taşıyan "üçüncü olasılık" bu hizmet olmalıdır.
Bu hizmetin nasıl
yapıldığına dair ipuçları da mevcuttur. Öyle ki tek bir cevapla ortaya
koyduğumuz tüm bu sorunları karşılamak mümkündür. Tıpkı bir taş kemeri ayakta
tutanın tek bir kilit taşı olması gibi... Aksi halde birbirinden bağımsız
yanıtlar sayısız olasılığa, pek çok çelişkiye ve içinden çıkılmaz bir karmaşaya
sebep olur. O tek yanıta ilişkin ipucunu farkında olmaksızın Moiraine verir: "Yalnızca
bir gün ihtiyaç duyulacağını ve o ihtiyacın çok büyük olacağını, dünyanın o
zamana kadar karşı karşıya kaldığı en büyük ihtiyaç olacağını biliyorum."
Hep bir ihtiyaçtan bahsedilmektedir. Aginor da ihtiyaç duyduğu şeyi bulmaktan
bahsetmiştir. Ayrıca unutmayalım ki, Göz'ü bulmak için; "anahtar
ihtiyaç ve kararlılıktır." Hatta Moiraine vurgulamak zorunda kalır: "Anahtar
ihtiyaçtır ve benimkinden büyük bir ihtiyaç olamaz." (D.G.Blm. 46)
Anahtar sözcük ihtiyaçtır. Gölge'nin bilip Aes Sedailerin bilmediği budur, ya
da bilginin özünü unutmuşlardır. Bazen en zor olan burnunuzun ucunu görmektir.
Şimdi ihtiyaca göre her şeyi en baştan düşünüp adım adım ilerlediğimiz zaman tüm taşlar yerine oturur. Aginor Dünyanın Gözü'ne bağlandığında ihtiyaçlarından en büyüğü gençleşmektir. Göz, içindeki saidinden kendi örgülerini yaratıp onu gençleştirerek "hizmet eder". İkinci ihtiyacı Karanlık Varlık'ın zindanından kurtulmasıdır ve Göz, hemen el altında olan cuendillar mührü kıracak örgüleri hazırlar. Cuendilları Tek Güç ile kırmak imkansız olarak kabul edilirken gençleşmek de imkansız sayılıyor olmalıdır. Göz, onu yaratanlardan daha ileridir. Dahası, imkansız kabul edilen "gönülsüz bağlar", "ağ çözmek", "koparılmaya Şifa vermek" gibi şeyler de zamanı gelince başarılmıştır. İmkansız kelimesini kullanırken ihtiyatlı olmak gerekir. Diğer cuendillarlar da kırılmıştır. O nedenle aklımıza cuendilları kıracak bir örgü yoktur diye bir düşünce yerleştirmek yersizdir. Aginor serbestçe Göz'e bağlı kalmaya devam etse belki diğer mühürlerin olduğu yerlere Göz'ün rehberliğinde gidip onları da kırabilirdi. İşte tam o sırada Rand de Göz'e bağlanır. Onun ilk ihtiyacı kuşkusuz Aginor'dan kurtulmaktır. Aginor böylece yanar. Rand'ın ihtiyacı onu Tarwin Geçidi'ne götürür ve orada trolloc ordusunu tarumar etmesini sağlar. Kendi bilmediği örgüleri Göz ona sağlar. Bu sayede normalde başaramayacağı şeyleri başarır. Süzülme ile Ba'alzamon'u bulur. Onun bağını keser ve yakar. En sonunda ise ihtiyacı Göz'e, arkadaşlarının ve Egwene'in yanına dönmek olduğundan, bilinçsiz durumda olmasına rağmen Göz Rand'ı Süzülme ile geri getirir. Işık ipliği Rand'ın bayılmasından önce yok olduğu için rahatlıkla onun, Dünyanın Gözü'nün ihtiyaçları karşılamasıyla bir alakası olmadığını söyleyebiliriz. Şunu diyebiliriz ki; Göz'ün ikinci işlevi hizmet ettiği kişiyi ayırım yapmaksızın Işık'a bağlamaktır. Bu iş için, ihtiyaçları yerine getirerek ettiği hizmet dışında ayrıca Tek Güç harcar. Artık bu bağı kuracak kadar saidin kalmadığında bağ da kalmaz. Geriye kalan çok az saidin de Rand'ın geri Süzülmesini sağlar. İşte Dünyanın Gözü'nün doğası budur. Mevsimler de Rand'ın ihtiyacı doğrultusunda Göz'ün saidin örgüleri ile düzelmiş olmalıdır.
Biraz daha düşünürsek
yaratıcılarının onu saf saidin ile yapmalarının bir nedeni, onu
kullanacak erkeğin başka türlü saf saidin bulamayacak olması ise; ikinci neden
de yıllar sonra bir erkeği eğitecek kimse olmayacağından Göz'ün kendi başına
gerekli örgüleri üretmesi gerektiğini de hesaba katmış olmalarıdır. Hem onu
kullanacak erkek için saf saidin, hem de gerekli şeyi yapmayı bilemeyecek
olması ihtimaline karşı kendi örgülerini yapabilen bir ter'angreal...
Bir taşla iki kuş...
Şunu da anlamalıyız ki o
sadece yönlendirebilen bir erkeğe hizmet eder. Yeşil Adam'ın mekanına pek çok
ziyaretçi -bu binlerce yıl zarfında- geldiğini biliyoruz. (D.G.Blm. 46)
İşlerine yaramayacak bir şeyi neden bulmak istesinler, hizmet ediyorsa neden
herkese hizmet ediyor olmasın diye düşünebiliriz, haklı olarak. Fakat biliyoruz
ki pek çok Aes Sedai onu kullanmaya çalışıp başarısız olmuştur. (D.G.Blm.
50) Bu Aes Sedailerin mutlaka bazı ihtiyaçları vardı; herkesin ihtiyaçları
vardır. Yönlendirebilen kadınlar için işe yaramaz olan, yönlendiremeyen
erkekler için de işe yaramaz olmalıdır. Zaten Dünyanın Gözü ayırt etmeksizin
ihtiyacı olan herkese hizmet etmek için yapılsaydı, saidini saf kılmak
için bu kadar zahmete gerek olmazdı: Göz'ü saidar tutmak için yapıp
içine saidar doldurulurdu. Bu durumda da, basitçe bir sa'angreal
kullanmak dururken, ne diye böyle bir şey yapmaya zahmet edilsin? Açıktır ki
Göz sadece yönlendirebilen erkeklere hizmet edecek şekilde tasarlanmıştır.
Dünyanın Gözü'ndeki saidin
tükendikten sonra göz gibi oval olan havuzun dibinden altın işli bir sandık ve
yanında Karanlık Varlık'ın zindanının yedi mühründen biri çıkar. Sandığın
içinde ise bir dokuma, yani kumaş olmayan bir malzemeden yapılmış Ejder
Sancağı ve Valere Borusu çıkar. Solinda'nın önündeki masada Valere
Borusu'nu görmemiş olsak da bu sandığın onlar tarafından yerleştirildiğini
düşünebiliriz.
Mühür ise ayrı bir konudur.
Bildiğimiz gibi Amyrlin Makamı'nın bir unvanı da Mühürlerin Gözetmeni'dir.
"Amyrlin Makamı işte bu yedi mührün bekçisiydi." Ancak; "...
Sır Trolloc Savaşları'ndan beri hiçbir Amyrlin Makamı’nın mühürlerden herhangi
birinin yerini bilmediğiydi." (B.A.Blm. 5) Anlaşılan odur ki, mühür
Göz'e Trolloc Savaşları sırasında ya da sonrasında getirilmiştir.
Ayrıca bu mührün cuendillar
olduğunu Lan'in hançeri ile yaptığı testten daha açıkça ispatlayan, mührün
kırık olsa da saidin özü içinde çözünmeden kalabilmiş olmasıdır. Bu da tekrar
sandığa dikkat etmemize sebep olur, çünkü o da aynı yerde zarar görmeksizin kalabilmiştir.
Sandık, düzleştirilmiş altın bir küptür. (B.A.Blm. 5) Üzerindeki desenin
özel noktalarına dokunulduğu zaman açılmaktadır. Bu özel dokunuşları
bilmeyenler -Padan Fain gibi- onu açamamaktadır. Beyaz Kule'de Efsaneler
Çağı'ndan kalmış andaçları görmüş olabilecek bir Aes Sedai olan Moiraine
(D.G.Blm. 52), Amyrlin Makamı Siuan (B.A.Blm. 5), Lanfear
(B.A.Blm. 19) ve antik eşya koleksiyoncusu Seanchanlı Yüksek Lord Turok
(B.A.Blm. 34) bu deseni bildiklerini gösterirler. Bu desenli tasarım
artık kullanılmayan, ama hala rastlanan bir şey olmalıdır.
Mesaana'nın düşüncesine göre: "Uyku
kutuları Dünyanın Kırılışı'ndan kurtulmuş olmalıydı, ama o sarsıntılar
muhtemelen hepsini ya okyanusların dibine, ya da dağların altına
gömmüştü." (K.L.Öndeyiş) Graendal gibi Sammael de bir uyku kutusu
bulmuştur: "Yalnızca bir uyku kutusu. Son günlerde herkes ne
kurtarabiliyorsa kurtarmaya çalışmıştır herhalde." (K.L.Blm. 23) Adı
uyku kutusu olsa da, daha ziyade eşyaları korumak için kullanıldığı ve her
türlü felaketten kurtulabileceğine dair sonsuz bir inancın olduğu açıktır.
Zaten Solinda ve arkadaşları Göz'de yok olacağını bilerek Valere Borusu'nu
saidinin özünün içerisine atmazlardı. Ayrıca tüm uyku kutularının kaybolmasının
imkansız olduğundan hareketle Moiraine, Siuan ve Turok'un aşinalığının, daha
önce uyku kutuları ile karşılaşmış olduklarına işaret ettiğini vurgulamalıyız.
Dünyanın Gözü ile bağıntılı
olmasa da uyku kutuları hakkında dikkat edilmesi gereken bir husus daha vardır.
Sammael; "bir kutuyu açıp bir cafar yuvası, ya da belki Jumara,
ya da Aginor'un diğer küçük yaratımlarından birini bulmak ne korkunç olurdu bir
düşün," der, Graendal'a. (K.L. Blm. 23) Binlerce yıl
sonra uyku kutusundan canlı çıkacaklarını düşünür gibidir. Graendal'ın "Aginor'un
küçük yaratımlarından" biri olan gholam ile nahoş bir deneyim
yaşadığını biliyoruz. Sammael'in Graendal'ı daha önce de bağlayıcı konusunda
rahatsız etmeye çalıştığını biliyoruz.
Ebou Dar'da hesabına güç nesneleri
arayışında, Jaichim Carridin, geciktiği için kendisine hesap soran
Sammael'e Aes Sedailerden yakınır. Sammael; "'Sana bu Aes Sedailerle
ilgilenecek... birini... göndereceğim,' Kısa bir kahkaha attı. 'Keşke yüzlerini
görebilsem,'" der. (K.T.Blm. 15) Güç nesnelerini almak için
gelen karanlıkdostlarının başında "Aes Sedailerle ilgilenebilecek",
"biri" gelir. Gholamı Sammael gönderdiğine göre onu bir
uyku kutusundan bulduğu ve bu konuda Graendal'ı rahatsız etmesinin
altında bu gerçeğin yattığını iddia edebiliriz.
Eğer cafar, jumara
ve gholamlar ölümsüz değillerse uyku kutuları isminin de
çağrıştırdığı gibi canlıları da korumaktadır. Ceran Tol'un "Sonsuzluk
Temposu" adlı tablosu, streith kumaş gibi zamanın
aşındırıcılığına açık şeyler de zarar görmeden kalmıştır. Hatta Graendal kendi
zamanından şarapların olabileceğini düşünmektedir. Şaraplar belli bir süre
sonunda içindeki bakterilerin ölmesiyle birlikte bozulmaya başlar. Bunu her
şarap sever bilir, özellikle seçkin şarap zevki olduğu belli olan Graendal
gibilerinin bilmesi gerekir. Tek mantıklı açıklama uyku kutularının içindeki
zamanı durdurdukları olmalıdır.
Rand Kardeşkatilinin
Hançeri'nde Valere Borusu'nu ele geçirdikten sonra Shadar Logoth
hançerini uyku kutusunun içine koyar; "Bu bizi ondan korur,"
der. Lanfear ise ; "bıçağa, yılanlar gerçek ve zehirliymiş gibi,
kaşlarını çatarak bakıyordu." Rand hançeri sandığa koyduğunda
rahatlar: "Sandık bizi kesinlikle koruyacaktır." (B.A.Blm. 19)
Bundan da anlaşılabileceği gibi, uyku kutusu sadece içindekileri dışarıdaki
felaketlerden korumakla kalmamakta, aynı zamanda içindeki şeyin etkilerine
karşı izolasyon görevi görmektedir.
Moiraine Lord Agelmar'a
Dünyanın Gözü'nün yok olduğunu açıkça söyler. (D.G.Blm. 53) Üç Yemin ile
bağlı olan Moiraine buna gerçekten inanmasa bu şekilde konuşamazdı. Fakat bu
inancının ne kadar doğru olduğu apayrı bir konudur. Nasıl ki Salidar'da
asi Aes Sedailer Siuan'ın Logain ve Kızıl Ajah konusunda
söylediği yalana inanıp bunu gerçekmişçesine konuşabildilerse, Moiraine de bir
sebepten buna inanmış olabilir. Dünyanın Gözü denilen mağaranın çökmediği ve
sadece içindeki saf saidinin tükendiği göz önünde tutulduğunda, bu tükenişin
Moiraine'in nazarında bir yok oluş olarak kabul edildiği kesinlik kazanır.
Tanımı gereği Tek Güç ile ilgili özel işlevler yapmak için üretilmiş nesneler ter'angreal
olduğuna göre, Moiraine'in Göz'ün bir ter'angreal olduğunu gözden kaçırması
düşünülemez. Daha önce hiç kuyu ter'angreal görmemiş ve duymamış olsa
bile, Göz'ün bir parmak şıklatmakla yaratılamayacağını, önce mekan ve ter'angrealin
yaratılıp sonra saf saidin ile doldurulmuş olduğunu anlamak bir Aes
Sedai için kolaydır. Göz'ün ter'angreal kısmı ve mekanın yaratıldığı
mağara olmadığına göre, bu sözleri sarf ettiren şey, saf saidinin
tükenmiş olmasıdır. Moiraine'in inancına göre; artık saf saidin elde
etmek mümkün olmadığına göre, Dünyanın Gözü yok olmuştur!
Ancak, artık Gerçek Kaynak'ın eril yarısı lekeden arındırıldığından, saf saidin elde etmek hiç de zor değildir. Yani Dünyanın Gözü'nü yeniden kullanmak mümkün gözükmektedir. Fakat sadece bu olasılıktan hareketle on ikinci kitap "A Memory of Light"ta Göz'ün tekrar bir rol oynayacağını iddia etmek güçtür. O yüzden bu savı destekleyecek başka emarelere de ihtiyaç vardır.
On ikinci kitapta Göz'e
ilişkin üç farklı senaryo olabilir. Birincisi; şimdiye kadar Göz'e ilişkin
ortaya attığımız teoriler yanlıştır ve Göz gerçekten yok olmuştur, ya da
teoriler doğru olsa bile Göz'ün rolü ilk kitapta bitmiştir. İkinci senaryoda
teoriler kısmen veya tamamen doğru olsa bile Göz'ün rolü ilk kitapta bitmiştir.
Üçüncü senaryoda ise teoriler kısmen veya tamamen doğrudur. Üstelik son kitapta
Göz tekrar rol alacaktır. Robert Jordan açısından bu üçüncü senaryoyu takip
etmek kaçınılmaz görünmektedir. Ortada en azından on sekiz senelik bir emekle
yaratılmış bir başyapıt adayı vardır. Her ne kadar serinin devam ettiği süreç
boyunca verdiği keyif ve ortaya koyduğu güzellikler inkar edilemez olsa dahi,
emeklerini taçlandıracak olan son kitaptır. Son kitap tüm eseri vezir de, rezil
de edebilir. Fahiş bir hata yapmak bir çuval inciri berbat edebilir. "Ölüm
tüyden hafif, görev dağdan ağır." İlk iki senaryodan birinin
gerçekleşmesi durumunda en baştan saydığımız farklılıklar bir çelişkiler
silsilesi, fahiş bir hata haline gelecektir. Kaçınılmaz olan bu soruların
yanıtlarının verilebilmesidir. Ayrıca son kitap için pek çok olay biriktiğinden
bu yanıtların, metinde çok yer kaplamaması açısından, karmaşık değil basit
olması gerekmektedir. Tüm bunlar, bizim Göz hakkında vardığımız sonuçlarla örtüşmektedir.
Dünyanın Gözü'nün tekrar
kullanılması söz konusu olduğunda, akıllara ilk gelecek olan belki de
Moiraine'in sözleridir: "Karanlık Varlık'ın zindanının mühürlerini
tamir etme ya da tamamen kırıp açma Gücü." (D.G.Blm. 50) Ba'alzamon'un
onunla, Zaman Çarkı'nı kırmak gibi daha güç bir işi hedeflemesi, mühürleri
tamir etme ya da kırıp açma gibi nispeten daha kolay şeylerin de Göz tarafından
başarılabileceğini gösterebilir. Ancak olması mümkün olan her şeyin olacağını
düşünemeyiz.
Rand geri döndüğünde Aginor
ile karşılaşıp, Ba'alzamon'u yakıp geri dönmesi arasında geçen her ayrıntıyı
Moiraine'e anlatmıştı. Moiraine'in bizim de dikkat çektiğimiz 2, 3, 4 ve 6.
maddelerdeki gibi olaylardaki gariplikleri kesinlikle fark edeceği; 1, 5 ve 7.
maddeleri de düşündürücü bulacağı kesindir. Her ne kadar 7. maddede yaptığımız
açıklamada "kavuran yazı" ve Ebou Dar'da Rüzgarlar
Çanağı'nın kullanıldığını bilmese de Ba'alzamon'un Karanlık Varlık
olmadığını Taş'ta kesinlikle anlaması; mevsimlerin normale dönmesi hususunda
Agelmar'a söylediği yargısını gözden geçirmesine sebep olabilir. Bizim
ulaştığımız sonuca o da kolaylıkla ulaşabilir. Göz'ün kendine has özelliği
anlaşılmadıkça Callandor ya da Choedan Kal dururken hiç kimse ona
itibar etmeyecektir. Bunların ışığında Dünyanın Gözü'nün kullanılması
Moiraine'in dahliyle mümkün olabilecektir. Elimizdeki ilk ipucu budur.
Dünyanın Gözü yaratılırken
kadın Aes Sedailer ile pek çok yönlendirebilen erkeğin çalıştığını biliyoruz.
Kadın ve erkeklerin birarada çalışması, Shadar Logoth'ta Rand ve
Nynaeve'in zincir kurması sırasındaki gibi, saidinin saidar
içinden akıtılması zorunluluğundan kaynaklanmış olabilir. Bu kadar çok kişinin
çalışması ise ellerine bir angreal veya sa'angreal geçmesinden
korkulsa da, çok fazla saidin toplama zorunluluğundan kaynaklanmış
olmalıdır. Erkekler kendi aralarında zincir kuramadıklarından kadınlarla
beraber çalışmaları şart olmuştur. Ve belki de saidin akışlarını
yönlendirenler kadın Aes Sedailer olmuştur. Saidin hali hazırda safken,
elinde sa'angreal olan tek bir erkek, hiçbir kadına ihtiyaç duymadan
Göz'ü tekrar saidinin özü ile doldurabilir. Bu da ikinci ipucudur. Sa'angreal
ihtiyacı; onun sonradan Aran'gar veya Osan'gar tarafından kullanılmamasının da
açıklaması olabilir.
"Belirli bir Çağın Deseni,
o Çağ'ın geldiği her seferinde biraz değişik olur ve her seferinde büyük
değişimlere açıktır, ama yine de her seferinde aynı Çağ'dır." (D.G.
Sözlük, Zaman Çarkı) Aslında bu cümle Zaman Çarkı'nın Yüzüklerin Efendisi ile olan
benzerliğinin dolaylı yoldan bir kabulü gibidir. Dünyanın Gözü kitabında baskın
olan benzerlik gitgide silikleşse de anahatlarını muhafaza eder. Büyük Av ile
beraber Dune ile olan benzerlik öne çıkmaya başlar, dördüncü ve beşinci
kitaplarda ağırlığını hissettirdikten sonra o da silikleşmeye başlar. Hiçbir
kitapta baskın olmamasına rağmen Belgariad ile benzerlikler tüm kurguya
sinmiştir. Genel olarak tüm okurlar Rand'ın Shayol Ghul'da Karanlık
Varlık ile karşılaşmasına odaklanmış durumdadır. Rand kehanetlerin yolunu
çizdiği şekilde -Garion gibi- kötü, tanrısal bir varlıkla yüzleşmek
zorundadır. İkisi de öleceklerini düşünmektedir. Rand Shayol Ghul olan
ateş çukuruna gitmek zorundadır ve bu onun için en tehlikeli andır, Frodo'nunki
gibi. Bu ana yönelik kehanetin üç farklı versiyonunu okuduk. "... Siyah
üzerine kızıl, Ejder'in kanı boyar
Shayol Ghul'ün kayasını. Kıyamet Kuyusu'nda kanı insanları kurtaracak
Gölge'nin esaretinden." (B.A.Blm. 26) "Yenidendoğan Ejder'in Shayol
Ghul'ün kayalarının üzerindeki kanı insanoğlunu Gölge'den kurtaracak."
(Y.E.Blm. 5) "Shayol Ghul'ün kayaları üzerindeki kanı Gölge'yi yıkayıp
temizleyecek. İnsanın kurtuluşu için feda edilecek." (G.Y.Blm. 3)
Altını çizmemiz gereken şey bu üç farklı versiyonda da Shayol Ghul'ün
kayaları üzerindeki Ejder'in kanından açıkça bahsedilse de, onun orada
öleceğine dair açık bir anlatım olmadığıdır. Feda edilecek olan bir can mıdır,
yoksa başka bir şey midir, bu da açık değildir. "Kanın döküldüğü gün
şafak iki kez söker. Biri yas, biri doğum için." (B.A.Blm. 26) Bu
bölüm ise orada birinin öleceğini açıkça gösterir. Aelfinnlerin, "yaşamak
için ölmelisin," sözleri Rand'ın bir şekilde öleceğine kuşku
bırakmaz ve ölmesi sayesinde hayatta kalacağına. Yenidendoğan Ejder'in Shayol
Ghul'de öleceğine ilişkin genel inanış da eklenince Rand'ın orada öleceği
tartışılmaz bir gerçek olarak kabul edilmeye başlanmıştır.
"Kanın döküldüğü gün
şafak iki kez söker. Biri yas biri doğum için" sözleri "yaşamak
için ölmelisin" sözleriyle ilişkilendirilip; hem Shayol Ghul'de
öleceği, hem de bu sayede hayatta kalacağı bir yöntem arayışına iter. Bunun
için şerateş gibi olmuş şeyleri olmamış yapıp, bir nevi zamanı geri alan
yöntemler -ki şerateş dışında bir yöntem daha var- öne sürülebilir. Fakat
unutulmamalıdır ki dünyanın kurtuluşu Ejder'in Shayol Ghul kayaları
üzerinde dökülecek kanına bağlıdır. Daha doğrusu kanının dökülmesine sebep
olacak olaya bağlıdır. Eğer Ejder'in o gün orada öleceğini kabul ediyorsak, bu
da dünyanın kurtuluşunun Ejder'in ölümüne bağlı olduğunu gösterir. Yani zamanı
geri alıp Ejder'in yaşamasını sağlamak dünyanın kurtuluşunu engeller. Aynı
bağlamda ölmeyip sadece yaralanacak olsa da bunu engellemek de dünyanın
kurtuluşunu engeller. Ölüme de Şifa verilemediğine göre burada bir imkansızlık
vardır. Ejder Shayol Ghul'de öldüğü takdirde yaşama geri döndürülemeyecekse, o
zaman orada ölmemesi gereklidir. Gerçekte, nerede ve nasıl öleceğine dair
ipuçları vardır. Fakat bunun Dünyanın Gözü ile bir alakası yoktur. Üstelik son
derece uzun bir açıklama gerektirmektedir. Göz ile ilgili olduğu kadarıyla
Ejder'in nerede ve ne zaman ölmeyeceğini bilmek yeterlidir.
Yalnızca Min’in bir
görüsünde Aviendha’nın Rand’den dört bebeği olacağı bile onun yaşayacağını
gösterir. (K.Y.Blm. 12) Ama onun yaşaması için çok daha önemli nedenler
vardır.
"Zira o güneşin doğuşu
gibi gelecek ve dünyayı gelişiyle tekrar tuzla buz edip yeniden
yapacaktır." (B.A.Blm. 5) Ejder Kehanet’inin de belirttiği gibi yıktığı gibi
yeniden de yapması gereklidir.
Yenidendoğan Ejder,
kehanetlerin haber verdiği şekilde dünyayı kırmıştır. Fakat bu kırılış, üç bin
seneden fazla süre önce Efsaneler Çağı'nı sona erdiren, Tek Güç ile yaratılan
coğrafi değişimlerin toplamı olan Dünyanın Kırılışı gibi değildir. Bu
kırılış savaşların getirdiği bir felakettir. Rand'ın varlığı önce Cairhien'de
iç savaş çıkartmıştır. Sınırboylarında hiç rastlanmayan şekilde Shienar'da
ve diğer ülkelerde küçük iç savaşlar çıkmıştır. Tümentepe, Almoth
Ovası, Tarabon ve Arad Doman bir yandan iç savaşlara, diğer
yandan birbirleriyle olan savaşlara -Beyazpelerinler'de dahil- sahne
olmuştur. Altara da Beyazpelerinler'in yarattığı Ejderyeminli
çetelerinden nasibini almıştır. Ghealdan ve Amadicia, Haberci'nin
güruhlarınca talan edilmiştir. Andor Cairhien taht mücadelesine dahil
olup savaşmış, en sonunda da kendi içlerinde taht mücadelesi yapar hale
gelmiştir.
Rand, Kıraç'a gidip Aielleri
kırdıktan sonra onları Ejderduvarı'nın batısına getirmiştir. Shaidolar Cairhien
ve Illian'dan Altara, Murandy ve Ghealdan'a kadar
uzanan bir bölgeyi talan etmiştir.
Seanchanlar, önce Falme ve Tümentepe
ile Almoth Ovası ve Tarabon'u işgal ettikten sonra geri
sürülmüştür. Deniz Halkı'nın batıdaki adaları Aile Jafar ve Aile
Somera'yı ele geçirmiş, sonra sırasıyla Tarabon, Amadicia ve Altara'yı
ele geçirmiştir.
Rand, Illian için Sammael
ile çarpışmış daha sonra Illian'da asi çeteleri türemiştir. Illian'a
göz koyan Seanchanlar ile şiddetli çarpışmalar yaşanmış ve düşman geri
sürülmüştür.
Beyaz Kule üç parçaya
bölünmüştür ve iki hizip birbiriyle savaşın eşiğindedir. Siyah Kule ise
eli kulağında kırılmak üzeredir.
Shara iç savaşa düşmüş, Graendal'ın
pençesindedir. Semirhage ise Seanchan'ın iç savaşa tutuşmasını
sağlamıştır.
Tüm bu kargaşada köy, kasaba
ve şehirler yakılmış, yüz binlerce insan ölürken çok daha fazlası mülteci
konumuna düşmüştür. Yine de kehanete göre, "kuzeyi doğuya, batıyı
güneye bağlayacak"tır, Ejder. (K.T.Blm. 34) Rand'ın de tüm
yapmak istediği Tarmon Gai'don patlak vermeden batıyı
birleştirebilmektir. (A.K.Blm. 24) Bildiğimiz gibi Karanlık Varlık
kurtulduğunda ilk mücadele Aryth Okyanusu ile Dünyanın Omurgası
arasında olacaktır. (K.L.Blm. 6)
Rand, Garion gibi
Karanlık Varlık ile yüzleşmeye giderken, ardında kolayca ve kuvvetli bağlar ile
birleşmiş bir batı bırakamamıştır. Giderken ardında bırakacağı, hassas ve kırılgan
bir birliktir. Aiellerin korkusu ve Seanchan işgalcilerin
iradesiyle bütün olmuşlardır.
Rand'ın Shayol Ghul'de
ölmesi halinde olacakları hayal etmek hiç de zor değildir. Siyasi ortam tam
anlamıyla patlamaya hazır bir bomba gibidir. Patlamayı engelleyen tek şey
Rand'ın varlığında kurulan hassas siyasi dengedir. Bu dengenin bozulması ciddi
sorunlara yol açacaktır.
Aieller için Yenidendoğan
Ejder'in bir önemi yoktur. Onlar Car'a'carn'ı takip eder. Şafakla
Gelen'e bir şey olması halinde Aieller de kendi yollarına gideceklerdir. Tear,
Illian, Cairhien, Andor ve Arad Doman'a yayılmış on
bir klan beraber hareket edebilecekleri gibi, daha önce de olduğu gibi birkaç
parçaya ayrılabilirler. (K.T.Blm. 3) Ayrıca onlardan hoşnutsuz olan
ıslaktopraklılar da onlarla savaş çıkarmaya hevesli olacaktır. Aiel Savaşı'nda
dört klanla savaşabilmek için pek çok ülkenin güçlerini birleştirdiği ve yine
de pek başarılı olamadıkları düşünülürse, bu kez on bir klanın kıtada
yaratacağı karmaşayı gözümüzün önüne getirebiliriz. Ayrıca Shaido ve Mera'dinler
Kıraç'a geri dönüş yolunda yine büyük savaşlar ve yıkım getirecektir.
Seanchanlar da Ejder'in "dokuz
ayı bağlayıp kendine hizmet etmesini sağlaması" (Y.E.Blm. 6) sayesinde
bu ittifakta yer alacaklardır. Ejder'in ölümü, Mat Kuzgunlar Prensi
olmasına rağmen onları tüm kıta ile savaşmaktan alıkoyamayacaktır.
Geçmişte büyük savaşların
önüne geçen çoğunlukla Beyaz Kule olmuştur. Birleşmiş Beyaz Kule'nin
Amyrlin Makamı Egwene gerek Bilge Kişiler, gerekse de Seanchan'ın
yönlendirebilen kadınlarıyla bağlantı kuracak olsa bile hem Aiellerin hem de
Seanchanların yönetiminde yönlendirebilen kadınlar değil başka güçler söz
sahibidir. Bu iki ana güç geleneksel olarak Beyaz Kule'ye itaat eden güçler
gibi değildir. Diğer uluslar ise hem birbirlerine karşı hem de içlerinde savaşa
tutuşacaklardır. Toparlanmak için zamana ihtiyaç duyacak olan Beyaz Kule, kısa
vadede bu savaşları engelleyemeyecektir. Denklemlerde Siyah Kule faktörü
de yerini alacaktır. Yeni M'hael olması beklenen Logain'in neler yapacağı
da belirsizdir. Ayrıca Graendal'ın gelecek için yatırım yaptığı Ayyadların
da kıtaya gelip denklemlere karışması mümkündür.
Tüm bunların cabası batı
kıtasındaki tüm bu savaş senaryolarından öte, doğudaki Shara kıtası ile
batıdaki Seanchan kıtası iç savaşların pençesindedir. Ayrıca Karanlık
Varlık'ın zindana hapsedilmesi ne gölgedöllerini, ne de karanlıkdostlarını
ortadan kaldıracaktır.
Garion, Torak ile
mücadelesinden sağ dönmüş, Frodo da Yüzük yok edildikten sonra hayatta
kalabilmiştir. Ejder'in Shayol Ghul'de öleceğine dair hiçbir açık ifade
de yoktur. Onun sağ kalabilmesi batı kıtasının selameti için hayati önemdedir.
Aynı zamanda barış içindeki bu adacık, dünyanın kalanına barış götürebilmek
için bir atlama taşı olarak kullanılabilecektir. Rand'ın ölmeyeceğine ilişkin
bunca gerekçeye rağmen Shayol Ghul'ün kayaları üzerindeki kanı
unutulamaz.
Frodo, Nazgul tarafından
göğsüne aldığı yarayı ölene dek taşımak zorunda kalmıştı. Rand Ba'alzamon'un
Gerçek Güç ile açtığı yarayı (B.A.Blm. 47) ve Padan Fain'in Shadar
Logoth hançeri ile açtığı yarayı (K.T.Blm. 36) iyileşmemecesine
kaburgalarında taşımaktadır.
Frodo'nun parmağı Gollum'un
ısırmasıyla kopmuştur. Luke Skywalker'ın eli babası tarafından kesilmişti. Rand
ise sol elini Semirhage'in ateştopu ile kaybetmiştir, (D.H.Blm. 21)
tıpkı Min'in görülerinde olduğu gibi. (D.G.Blm. 15) (B.A.Blm. 24) Fakat
bu yaralarını Shayol Ghul'den önce almıştır. Üstelik bunlar Karanlık
Varlık ile mücadelesine bir faydası olmayacak şeylerdir. Perrin kurtdüşünde
Rand'ın Shayol Ghul'ün kayaları üstündeki kanının açıklaması olabilecek
bir şey görmüştür. "Paçavralar ve kaba bir pelerin içindeydi ve gözleri
bir sargıyla kapanmıştı." (G.Y.Blm. 53) Min ise bir görüsünde Rand ile
ilgili bir dilenci asasından bahseder. (D.G.Blm. 15) Paçavralar ve kaba
bir pelerin dilencilere yaraşır giysilerdir. Gözleri sargıyla kapatılmış bir
adam gözlerinden yara almış, hatta kör bir adamı akla getirir. Körler ise
yollarını bulmak için asa kullanırlar. Ayrıca Rand'ın gözlerini kör edecek bir
yara alması, onun Paul Atreides ile benzerliğini pekiştirecektir. Bildiğimiz
gibi Paul Muad'dib bir suikast girişiminde gözlerini kaybetmiş, ama hayatta
kalmıştı. Elini kaybetmesine neden olan ateştopu gözlerini de etkilemiş gibi
görünmektedir. Ayrıca artık ilk yarası Şifa ile kapanmamaktadır.
Elini ve gözünü etkileyen saidar
ile yapılmış ateştopu, kaburgalarındaki yarayı etkilemese gerektir. Bu durumda
da başka bir açıklama olmalıdır. Fain’in hançer yarasını açmasından
birkaç gün sonra Rand saidini her kavradığında baş dönmesi hissetmeye
başlar. En sonunda saidin olmadığı anlarda da baş dönmesi gelmeye başlar. Ve
eski yarası açılır, Şifa’ya tepki vermez. Eskiden de tam olarak iyileşmese de
yaranın üstü kapanıyor idi. Artık kapanmadığına göre enfeksiyon dışarı atılıyor
demektir. Yani Fain’in hançer yarası eski yaraya baskın çıkıyordur.
Gerçek Güç ile Tek Güç’e dokunmak mümkün olmadığından ona Şifa vermek mümkün
değildir. Oysa Fain’in hançerinin yarasına Şifa mümkün olabilir. Mat’i
lekeleyen hançerin şerri zincir kurmuş on üç Aes Sedai ile Şifa bulmuştu.
Yeterince fazla Tek Güç bu yaranın iltihabını temizleyebilir.
On ikinci kitapta Rand’ın kör olması –yeni bir yara ile veya eskiden gözünü etkileyen şeyin kötüleşmesi halinde- ve kaburgalarındaki Gerçek Güç’ün atılması ile Fain’in yarasını dizginleyen şeyin ortadan kalkması neticesinde Shayol Ghul'de kanayacağı gözükmektedir. Perrin'in düşü de, Min'in görüsü de bu körlükten sonra Rand'ın hayatta kalacağına işaret etmektedir.
Paul'ün aksine Rand'ın kehanet
görüşü yoktur. Gözlerini kaybetmesine rağmen Muad'dib bir kör değildi. Oysa
Rand eksiksiz bir özürlü olacaktır. Sol elini kaybettiği için artık kılıç
kullanmaktaki ustalığı bir anlam ifade etmiyordu zaten. Gözlerini kaybetmek ise
saidin akışlarını görememek, dolayısıyla Tek Güç kullanamamak anlamına gelir.
Bu da ayrıca Rand'ın gözlerini Shayol Ghul'e gitmeden önce
kaybetmeyeceğini gösterir. Aksi halde yönlendiremeyen bir Ejder’in orada bir
şansı olmayacağı açıktır. Aslında yönlendirebilse de pek fazla şansı yoktur,
ama bu da ayrı bir konudur. Kaburgasındaki yara –veya yaralar-, kesik eli ve
kör gözleri ile harap olmuş bedeni içindeki Rand, üstelik Karanlık Varlık
ortadan kalkmışken hayatta kalsa bile etkisini tamamen kaybedecektir. Onu
sadece insanlığın umudu olduğu için kabullenenler, zindan onarıldıktan sonra,
Rand gücünü kaybetmişken ona sırt çevirecektir.
Öncelikle Siyah Kule,
yönlendiremeyen bir adamın hakimiyetini kabul etmeyecektir. Zindan onarıldığı
ve bilindiği kadarıyla kehanetlerin Yenidendoğan Ejder'e biçtiği rol
tamamlandığı için Beyaz Kule de onu terk edecek, bildiği yoldan gidecektir. Mat
Tuon'un kocası olsa da Seanchanlar da kendi yoluna gidecektir, çünkü
Seanchanları ittifaka zorlayan büyük olasılıkla Rand olacaktır. Ejder
Kehanetleri bu konuda açıktır. "Dokuz ayı bağlayıp kendisine hizmet
etmesini sağlayacak." (Y.E.Blm. 6) Zaten her koşulda Tuon, Mat ve
Seanchanlar iç savaşa tutuşmuş imparatorluğu kurtarmak için Aryth'in
batısına gitmek zorundadır. Bu da kıtanın batısını emniyete alan gücün ortadan
kalkması demektir. Aiellerin de Rand'ı bu kırık dökük haliyle ne kadar kabul
edebileceği şüphelidir. Zaptedilmiş tüm ülkelerin ise Rand'ın gücü olmadan
birbirine düşeceği kaçınılmazdır. Rand'ın bu sakatlığı neredeyse ölümü kadar
çok sorun yaratacaktır. Ayrıca şu unutulmamalıdır ki, Karanlık Varlık'ı zindana
hapsetmek karanlıkdostları ve gölgedöllerini yok etmeyecektir.
Üç yüz sene süren Trolloc
Savaşları boyunca insanlar her zaman kendilerinden çok daha kalabalık
trolloc ordularıyla savaşmıştır. Bu kadar uzun süre boyunca sürekli sayısal
üstünlüğe sahip olmaları bir ipucudur. Ba'alzamon'un elinde sınırsız trolloc
olduğu ve onları harcamaktan çekinmeyeceği kesindir. O halde Trolloc
Savaşları'nın bitiş nedeni, onun istediği amaca ulaşmış olmasıdır, elindeki
gücün tükenmesi değildir. Dolayısıyla aynı sınırsız trolloc gücü hala
vardır. Rand'ın Tarwin Geçidi'nde yok ettiği ordu bir anlam ifade etmez.
Ayrıca Terkedilmişler, Dehşetlordları, ve belki Aginor'un başka
yaratımları da olacaktır. Rand'ın bir araya getirdiği güçler yekvücut olarak
kalmaya devam etmezse Gölge'ye karşı ezilecekleri kaçınılmaz bir gerçektir. Bu
birliğin korunabilmesi için Rand'ın hayatta kalabilmesi ve gücünü koruyabilmesi
hayati bir gerekliliktir. O halde Rand'ın Şifa bulması gerekecektir. Rand'ın
yaraları Nynaeve, Flinn hatta Semirhage'in Şifa veremeyeceği kadar ciddidir.
İşte bu Şifa'yı sağlayabilecek yegane şey Dünyanın Gözü'dür. Aginor'un
yaşlılıktan çökmüş bedenine gençlik veren, Balthamel'in mahvolmuş yüzüne Şifa
bulmak için geldiği Dünyanın Gözü...
İşte tam burada Moiraine'in
sözlerini tekrar hatırlayalım: "Yalnızca bir gün ihtiyaç duyulacağını
ve o ihtiyacın çok büyük olacağını, dünyanın o zamana kadar karşı karşıya
kalacağı en büyük ihtiyaç olacağını biliyorum." Zindanı kapatmak için
Göz'e ihtiyaç yoktur. Oysa dünyanın savaşlarla harap olmaması için en büyük
ihtiyaç Rand'ın sağlığına kavuşmasıdır. Belki dünyanın o zamana kadar
karşılaştığı en büyük ihtiyaç...
Daha evvel vurguladığımız
gibi Moiraine'in Dünyanın Gözü'nün çalışma prensiplerini anlamış yegane kişi
olması mümkündür. Min'in görüsünde Moiraine olmadan Rand başarısız olacaktır. (K.T.Blm.
35) Rand'ın Shayol Ghul yolunda Moiraine'e bir ihtiyacı olduğuna
dair hiçbir işaret yoktur. Buna karşın Shayol Ghul'den sonra ihtiyaç
duyduğu kesindir. Nasıl Gandalf Frodo'yu Kıyamet Dağı'nın patlamasından
kurtardıysa, Moiraine'in Rand'ı Shayol Ghul'de işi bittikten sonra
kurtarması uygun olacaktır.
Moiraine ve Dünyanın Gözü
arasında bir bağlantı daha vardır. Moiraine'i kurtaracak üç kişiden biri
Mat'tir. Mat'in yanına ise Uzakgezgini Jain yerleşmiştir. Malkier'in
yıkılışı sırasında genç Jain Charin olarak bilinen (D.G.Blm. 47),
artık kendini Noal Charin olarak tanıtan adam Ba'alzamon'un Göz ile
ilgili planını duyup Shangtai Yurdu'na kaçmıştır. (D.G.Blm. 42, 51)
Uzakgezgini, hatırlaması önemli olan bazı şeyleri unutmuştur. Bunun Göz ile
ilgili olması mümkündür. Eğer hatırlayamadıkları gerçekten buysa Jain, Göz
hakkında Moiraine'e bazı başka bilgiler de verebilir. Neticede Moiraine Rand'ın
Göz'e gidişinde rol almalıdır. Jain'li veya Jain'siz... Yalnız bunu tek başına
yapmayacaktır.
Mat Mariadoc'un, Perrin
Pippin'in yansımasıdır. Yüzüklerin Efendisi'nin hobbitleri içerisinde yalnızca
Samwise yansıması yok diyebiliriz. Neredeyse. Aslında o da vardır, ama bu
yansıma daha üstü örtülü bir yansımadır. Rand'ın Samwise'ı Jahar Narishma'dır.
Frodo'nun Yüzük'ü taşıyamadığı anlarda Yüzük'ün kendisini taşımış ya da
Frodo'yu taşımıştır. Jahar da Rand'ın taşıyamadığı anlarda Callandor'u
taşımıştır. Bu konuda Rand’ın güvendiği tek Asha'man olmuştur. Ejder
Kehanetleri'nde, "... Onu çeken takip edecek, o korkunç kılıcı hangi el
kavrayabilir?" şeklinde geçen bir bölüm vardır. (G.Y.Blm. 21)
Kılıcı Taşın Yüreği'nden çeken ve "takip edecek" olan Jahar
Narishma'dır. Tıpkı Sam'in Frodo'yu takip etmesi gibi. Rand'ın yanında birden
çok Asha'man olmasına rağmen kehanet, takip etme hususunda özellikle bir
kişiye vurgu yapmaktadır. O halde kılıcı çekenin özel bir durumu olmalıdır.
Rand'ın elinde Choedan Kal'ın eril anahtarı olduğuna göre, Callandor'u
kullanmak gene Jahar Narishma'ya kalacaktır. Yüzük'ün yok edilişini
anımsarsak Shayol Ghul'de Rand yara aldıktan sonra ya da o sırada Jahar'ın
orada olması çok muhtemeldir.
Şimdi Egwene'in bir düşünü
anımsamanın tam sırasıdır. "Dar bir yatağın üzerinde bir adam uzanmış,
ölüyordu ve ölmemesi önemliydi, ama dışarıda cenazesi hazırlanmıştı bile,
sesler sevinç ve üzüntü şarkıları ile yükseliyordu. Siyah bir genç adamın
elinde tuttuğu bir nesne öyle parlıyordu ki Egwene ne olduğunu
göremiyordu." (K.T.Blm. 10) İlk bakışta çok belirsiz görünse de,
aslında çok açıktır. Ölmemesi önemli olan, ama -cenazesi hazırlandığına göre-
ölmesine kesin gözüyle bakılan, aynı zamanda ölümü hem üzüntü, hem sevinç
yaratabilecek tek adam Rand'dır. Egwene'in düşünde onu tanıyamamasının nedeni
paçavralar ve dilenci asası ile yaraları gibi onun tanınmasını güçleştiren
şeylerle de örtüşmektedir. Elinde görülemeyecek kadar parlayan bir nesne tutan
siyah genç bir adam ise siyah ceketli esmer bir genç adam olmalıdır. Elinde Callandor'u
tutan Jahar Narishma. Jahar Şifa konusunda yetenekli değildir. Daha
fazla Tek Güç de daha iyi bir Şifa anlamına gelmemektedir. O halde Callandor
ile Şifa verilmeye çalışılması Jahar için saçmadır.
Narishma, Callandor ile
çektiği saidini zahmetsizce Göz'e doldurabilir. Bir kuyu ter'angreali
doldurmak için onun aracılığı ile Gerçek Kaynak'a ulaşmak yeterlidir. Fakat Göz
için biraz daha değişik bir durum söz konusu olabilir. Göz'ün yaratımı
esnasında saidin lekeli olduğu için erkeklerin normal bir "kuyuda"
olduğu gibi saidini Göz aracılığı ile kavraması halinde Göz'e lekeli saidin
dolardı. Göz'ün yaratımı için Rand'ın saidini arıttığı gibi bir işlem
kullanıldıysa önce saidinin arıtılması, sonra arı saidinin Göz'e iletilmesi
gereklidir. Büyük olasılıkla Jahar Narishma Callandor ve Göz aracılığı
ile saidin kavramayacak, Callandor ile kavradığı saidini boş havuzun
ortasındaki kristal sütuna yönlendirecektir. Göz tamamen dolduğunda ise Rand
ona bağlanacak ve ihtiyacı "tüm" yaralarını –belki Gerçek Güç yarası
hariç- iyileştirecek, Lews Therin'den kurtulmasını sağlayacaktır.
Göz'e ulaşmak için yapılacak
Yolculuk için Yeşil Adam'ın dönüştüğü ağaç bir referans noktası olarak
kullanılabilir. Ayrıca eğer Afet'in yok edilmesi bir ihtiyaç ise, dünyada
yeniden Nymlerin dolaşması da Göz ile mümkün olabilir. Nym, Ogier
ve Tuat'haanlar Afet'i yok edebilir. Fakat buna dair hiçbir işaret
yoktur. Sadece küçücük bir olasılıktır.
"Küçük, önemsiz
meseleler çok önem kazanabilir." (Moridin, K.Y.Blm. 13)
* * *
Padan Fain Murandy ile
Andor'un doğusu arasında çalışan Lugardlı bir çerçidir. Neşeli,
sıcakkanlı tavırları ve cimriliğiyle tanınan, oldukça sıska, iri burnu ve
kulaklarıyla çirkin bir adamdır. Bu görünen yüzünün arkasında ise kırk seneyi
aşkın zamandır bir karanlıkdostudur. Sıradan bir karanlıkdostu; ta ki Shayol
Ghul'den çağrı alana kadar. Fain karanlıkdostları içinden çalıştığı yerler
sebebi ile seçilmişti. Onu Murandy'de bulan bir myrddraal tarafından
Ba'alzamon'un yanına, Afet'in göbeğine, Kıyamet Çukuru'na getirildi. (D.G.Blm.
47)(G.A.Blm. 19)
Fain ateş ile damıtılarak
değiştirilir. Ba'alzamon onu Yenidendoğan Ejder'i aramak üzere değiştirmiştir.
Öyle ki bu değişimden sonra aradığı genç adamın yerini kabaca bilebilmeye başlamıştır.
Fain bir av köpeği gibi Baerlon ve çevre köylerde iz sürer. Baharda geldiği
Emond Meydanı'nda aradığını bulur. En azından yaşadığı köyü. Shayol Ghul'e geri
getirilir ve algıladıkları yoğunlaşacak şekilde tekrar damıtılır. Aradığının
Rand, Mat veya Perrin olduğunu anlar. Emond Meydanı'na geldiği üçüncü baharda
yanında bir soluk ve trolloclar getirir. (D.G.Blm. 47)
Kışgecesinde Emond Meydanı
ve civar çiftliklere yapılan saldırılar başarısız olduktan sonra Moiraine Sedai
ve Lan Gaidin'in himayesinde kaçan üç delikanlıyı yarı-insanın zoruyla sefil
bir şekilde antik bir şehrin harabelerine; Shadar Logoth'a kadar takip
eder. Gözsüzlerin bile girmeye çekindiği, Gölge'ye düşman kadim bir şerrin
hüküm sürdüğü şehirde Mashadar'ın elinde ölmekten kurtulan Fain,
Mordeth'e yakalanır. Mordeth ile Padan Fain bir şekilde birleşirler. (B.A.Blm.
3, 49)(G.A. Öndeyiş)(K.L.Blm. 28)
Jeraal Mordeth, On Ulus Akdi
yıllarında Aridhol Krallığı'nın sonunu getiren adamdır. Mordeth zarif,
bir şekilde aşırı beslenmiş, düşük gözkapakları ile kısa boylu ve tamamen kel
bir adamdır. Kibirli ve kurnazdır. (D.G.Blm. 19) Mordeth Trolloc
Savaşları'ndan beri, neredeyse iki bin beş yüz seneden beri hayattadır. En
azından bir kısmı. (G.Y.Blm. 31) O, Aridhol Kralı Balwen Mayel'in
kulaklarına fısıldayarak Gölge'ye karşı gelmenin tek yolunun, Gölge'nin
kullandığı yöntemleri kullanmak olduğunu söylemiştir. Demirel Balwen, müttefiki
Manetheren'in prensi Caar'ı onun teşvikiyle bir karanlıkdostu olduğu ithamıyla
zindana atmıştır. (D.G.Blm. 19)
Zaman Çarkı'nın bu iki
karakteri de doğrudan doğruya Yüzüklerin Efendisi'nden yansımadır. Mordeth
Rohirrim Kralı'nın kulaklarına fısıldayarak Rohan-Gondor ittifakını bozan Grima
Solucandil'in yansımasıyken, Padan Fain ise Yüzük'ün imha edilmesini sağlayan Gollum'un
yansımasıdır. Zaman Çarkı'nda anlatılan olaylar Rand al'Thor ya da birkaç
kahramanın hikayesinden ziyade bir Kader Ağı'dır. Çark, kendi amaçları
doğrultusunda ta'verenlerin etrafındaki yaşam ipliklerini büker. Desen
ta'verenlerin çevresinde burgaçlanarak şekillenir. Bir ta'verenin çekişine
kapılan kişi artık Kader Ağı "ta'maral'ailen"in bir parçası
olur. Çark'ın kendi yaşam ipliğiyle işi bitene dek kurtulamaz.
Rand, Artur Paendrag'dan
daha kuvvetli, bilinen en güçlü ta'verendir ki Şahinkanadı neredeyse tüm
dünyayı kendi Kader Ağı içerisine çekmiştir. Rand'ın yakın arkadaşları Mat ve
Perrin'de ta'verendir ve onun etkisine kapılmışlardır. Zaman Çarkı en çok bu üç
ta'verenin etrafında örülen Kader Ağı'nın hikayesidir. Bu olaylar örgüsünde en
çok odaklanılan kişiler en önemli rollerde olmayabilir. Fain-Mordeth, ta'maral'ailene
kapılmış, hikayede çok az rol alan, ama neticeye etki eden en önemli
kişilerdendir.
Rand'ın
annesi Tigraine ile babası Janduin'in uygun koşullarda biraraya gelmesini
sağlayacak Desen, Çark'ın dört bin senelik ayarlamalarıyla mümkün olmuştur. (G.Y.Blm.
25, 26, 34)(K.L.Blm. 16) Padan Fain'i Mordeth ile birleştiren Desen ise
Trolloc Savaşları'na kadar -iki bin beş yüz seneye yakın- bir sürede oluşmuştur.
Mordeth'i yaratan süreç ise belki de Efsaneler Çağı'na kadar uzanmaktadır. Bu
da çerçinin Çark tarafından belli bir amaç dahilinde kullanıldığının bir
işareti olarak görülebilir. Fain, Gollum gibi en hayati anda, en umulmadık şeyi
yapacak kilit oyuncu olabilir ki işaretler bunu göstermektedir. Padan Fain'in
muhtemel rolünü öngörebilmek için onun güçlerini anlayabilmek şarttır.
Padan Fain'in garip güçleri
varlığının bir parçasını Mordeth ile paylaşmaya başladıktan hemen sonra ortaya
çıkmaz. Esas çıkış Fal Dara zindanında yakutlu Shadar Logoth hançerini
ele geçirdikten sonra başlar. Kendisini ve Valere Borusu'nu kuzeye -Afet'e-
götürmek isteyen myrddraale karşı hakimiyet kurmasını sağlar, hançer. (B.A.Blm.
11) En sonunda gözsüzü bir ahır kapısına, kazıkla çakar. Bu sadece bir
başlangıçtır. Fain muhtemelen Mordeth ile aynı gücü kullanmaktadır. Hançer Mashadar'ın
şerriyle lekelenmiş bir nesnedir. Mashadar ise Aridhol'ün
insanlarının nefretiyle oluşmuş ve Aridhol halkını yok etmiştir. Ya da
demeliyiz ki insanların inandığı hikaye budur. Aes Sedailerin irfanında
anlatılan hikaye budur, ne kadar gerçek olduğunu ise Robert Jordan bilir ancak.
Fakat bu hikayeyi inandırıcılıktan uzaklaştıran yönler vardır. Aridhol'ün
insanlarını kuşku ve nefrete iten tek bir insandır: Mordeth. Sadece kuşku ve
nefret tohumları ekerek bir şehri yok edecek Mashadar gibi bir şer
yaratmak normal şartlarda mümkün değildir. Bunun için –Tek Güç, Gerçek Güç, bir
ter’angreal ya da Karanlık Varlık’ın dokunuşu gibi- sıra dışı bir sebep
gerekmektedir. Ayrıca şehir halkı yok olurken Mordeth'in ölmediği gerçeği de
unutulmamalıdır. Mordeth normal bir insan olsa Mashadar tarafından
öldürülürdü. Bir şekilde Mashadar’a karşı koruması var demektir.
Padan Fain, Fal Dara
zindanında Shienarlı gardiyanları (B.A.Blm. 3),
Beyazpelerinleri (G.Y.Blm. 56) ve başkalarını
yozlaştırabilmiştir. İlk örnekte hançeri yokken Mordeth olan parçası bunu
başarabilmiştir. Yine hançeri yokken Elaida ve Pedron Niall gibi iki güçlü
kişiliği istediği gibi bükmeyi başarmıştı. (K.L.Blm. 26) Bu
şüphesiz Mordeth'in yozluğundan kaynaklanan bir beceriydi. İyi ama Mordeth'i
yozlaştıran neydi ki başta Balwen Mayel'i etkileyebildi? Aridhol'ü
yaratan, Fain-Mordeth'in bir parçası olan şerrin kaynağına inmek bu soruyu
yanıtlamamıza yardımcı olacaktır.
Aginor, Dünyanın Gözü'nde
Mat'e işaret ederek "bize o yol gösterdi. Eski bir şey, eski bir
dost ve eski bir düşman. Ama aradığımız o değil," der. Mat
Aginor'un bahsettiği eski şey olamaz. Onun kastettiği şey hançer olmalıdır ve
dolayısıyla onun şerri. Bu Shadar Logoth'u yaratan ya da yaratılan
şerrin Efsaneler Çağı'nda da bilindiğini gösterir. (D.G.Blm. 50)
Aynı şekilde Lanfear de hançerin şerrini tanır ve ondan kaçınır. (B.A.Blm.
19) Fain-Mordeth Aridhol'de bir kez daha kapana kısılmaktan
korktuğu için geri dönememektedir, ama hançer onu bütün kılmıştır. (G.A.Blm.
19) Hançer olmasa bu bütünlüğü sağlayamayacak, belki bu güçleri hiç
edinemeyecektir. Hançeri ele geçirmesini sağlayan olayların başlangıcı ise tabi
ki Mat'in onu Shadar Logoth'tan çıkarmasıdır. Aksi halde Mordeth ile
bütünleşen Fain hançeri almak için Aridhol'e giremezdi. Bu olay aynı
zamanda Mat'in Valere Borusu'nu üflemesini sağlayacak olaylar zincirini de
tetiklemiştir. Bu açıdan bakıldığı zaman Mat'in ta'veren olması Fain ile
hançerin birleşmesine ayrı bir önem katar. Sırf bu bile hançeri incelemek için
yeterli bir sebeptir.
Mordeth Shadar Logoth'ta
Rand, Mat ve Perrin'i bodrumdaki bir hazine odasına indirmiştir. Mordeth şöyle
demektedir: "İstediğiniz alın. Ama... Sadece..." Rand
tam bu sırada Mordeth'in gölgesi olmadığını fark eder. Mordeth bunun üzerine, "demek
kararlaştırıldı," der. "Mordeth bir balon gibi şişti,
şekli çarpıldı, başı tavana yaslandı, omuzları duvarlara dayandı, tüm odayı
doldurdu, kaçış yolunu tıkadı. Boş yanakları, dişleri alaycı bir sırıtma ile
ortaya çıkmıştı, bir adamın kafasını avuçlayabilecek kadar iri ellerini
uzattı." O anda tam saldırmak üzereyken, Mordeth acı bir haykırış
koparır, dizlerini göğsüne çekmiş, gidebileceği en uzak köşede büzülmüştür.
Daha sonra ise kaçar. Tam saldırmak üzereyken ne olmuştur da kaçmak zorunda
kalmıştır? Ya da kaçmak zorunda kalmasa ne yapacaktı?
Mordeth'in hazineler
içerisinde tek bir şeyin alınmasını istemediği bellidir. O da yığının
içerisinden Mat'in ta'veren şansı ile çekip aldığı hançer olmalıdır. Bu da
hançerin Mordeth üstünde bir çeşit gücü olduğunu gösterir. Yani yakut kabzalı
hançer Shadar Logoth'ta lekelenmiş alelade bir hançer değildir. Mat
hançeri taşıdığı müddetçe değişime uğrar, alelade kuşkuculuk ve nefret ile
açıklanamayacak değişimler... İnsanların iç yüzünü görmesini sağlayan bir
yetenek kazanmıştı, Mat. Perrin, Nynaeve ve Egwene'in akıllarını okurcasına bir
yetenek. ( D.G.Blm. 41) Hançer ile Mat arasında bir bağ oluşmuş,
hançeri ondan ayırmak, Aes Sedai Şifası olmasa ölmesine sebep olabilecek ağır
bir komaya girmesine sebep olmuştur. (B.A., Y.E.) Hançeri
taşıdığı müddetçe anıları silikleşmiştir. Aes Sedailerin hançer ile bağını
kopartması ise önceki yaşamı ile arasındaki duvarı yıkmıştır. (Y.E.Blm.
18, 19) Bu da şerrin, eski yaşamları birbirinden ayıran duvara
yerleştiğini gösterir. Hançerin yarattığı etkiler bunlardır.
"Bazıların zihni
çarpıtan, ruhu lekeleyen armağanlarla etkiledi, ruha işleyen, büyüyen bir leke
ta ki tek hükmeden o olana ya da... öldürene kadar. Eğer birini duvarlara,
Mashadar'ın gücünün sınırlarına kadar kendine eşlik etmeye ikna ederse, o
insanın ruhunu tüketebilir. Mordeth o zaman, öldürmekten beter ettiği kişinin
bedenini giyerek, yine dünyaya kötülük yaymak için buradan ayrılır." (D.G.Blm.
19) Mordeth'in
Padan Fain'i kendisiyle beraber Shadar Logoth'un dışına çıkmaya ikna
etmediği kesindir. Yine de Fain'in bir parçası Mordeth olmuştur.
İki bin beş yüz sene boyunca
Mashadar'a inanmayan, ya da inansa bile kazanç için riske girmekten korkmayan
hazine avcıları olmuş olmalıdır. Bunlardan bazıları Fain gibi Mordeth'e
yakalanmış olmalıdır, yine de Mordeth hala yerli yerinde durmaktadır. Fain ile
karşılaştıktan sonra da Mordeth Shadar Logoth'ta kalmış olmalıdır. Bunun
en açık göstergesi Shadar Logoth'ta kaybolan Mosaida Chareenlerinden
Liah'tır. Liah, Shadar Logoth'taki Yolkapısı'nı güvene almak için giden
Rand'ın korumalarından biridir. Kendisi gibi bir Far Dareis Mai olan
Jalani'nin arkasından sessizce ve iz bırakmadan kaybolmuştur. Güneş batana
kadar yapılan tüm aramalara rağmen bulunamamıştır. (K.L.Blm. 21) Liah daha
sonra Rand'ın Sammael ile çarpışması sırasında da görülür. "Bir
Aiel, bir kadın, kafasına shoufa sarmıştı, ama peçesi sarkıyordu. Mızrak yan
tarafına saplanınca kartal gagalı Trolloc çığlık attı." Liah
dünyaya karşı yüzü açık olarak öldürerek Aiellerin en önemli yasaklarından
birine karşı gelmektedir. Rand onu tanıyıp seslendiğinde ise daha da tuhaf
şeyler olur. "'Benim!' diye tısladı tehditkarca, dişlerinin arasından.
'Benim! Başka kimse gelemez buraya! Kimse!'" Rand ısrar ettiğinde ise;
"'Rand al'Thor?' dedi yavaşça. Gözleri irileşti, ölü Trolloclara takıldı
ve yüzünden bir dehşet ifadesi geçti. 'Rand al'Thor,' diye fısıldadı ve
mızraklı eli kara peçeyi yüzüne sardı. 'Car'a'carn!' diye feryat etti. Ve
kaçtı." (K.T.Blm. 41) Önce Rand'ı tanımayan ve ona
saldırmaya hazırlanan, yüzü açık öldüren Liah, sonra ise bir rüyadan uyanmış
gibi kendine gelen, ne yaptığını fark eden ve bu nedenle dehşete kapılan Liah!
Açıktır ki Liah kendinde değildir, ama sonradan kendine gelmiştir. Ayrıca
Fain'in daha sonra görülen Aridhol'e sahip çıkan düşünceleri ile Liah'ın
trollocları öldürürken şehre sahip çıkışı paraleldir. Nasıl ki Fain ile
Mordeth kimlikleri değişken olarak yüzeye çıkıyorsa, Liah da iki kimlik
arasında bölünmüştür. Bunlar Mordeth'in şehirde kalmaya devam ettiği ve Liah'ı
ele geçirdiğini gösterir. Bu da Moiraine'in Fain ile Mordeth'in birleşmesi
konusundaki teorisini (B.A.Blm. 49) kısmen çürütür. Fain
kimliğini Karanlık Varlık'ın bir yaratığı olduğu için değil, Mordeth tamamen
kimseyi istila edemediği için koruyabilmiştir. Bu da Mordeth'in neden binlerce
sene boyunca kaçamadığının açıklamasıdır.
Liah da Fain gibi Mordeth'in
şehir dışına beraber çıkmaya ikna edemeyeceği biridir. Hatırlarsak Mordeth
Rand, Mat ve Perrin'i önce ikna etmeye çabalamış, sonra da bunu yapamayacak
noktaya gelince de saldırmaya hazırlanmıştır. İşte bu noktada, ikna edemediği
kişilere saldırarak zorla istila ettiği, ama bunun ikinci tercihi olması
sebebiyle ilk tercihinin onun için kısmi bir istiladan daha kazançlı olduğu
sonucuna varırız. Mat şansı ile hançeri çekmemiş olsa üç ta'veren de Fain ve
Liah gibi olabilirdi.
Ta'verenlerin şansları bilinen bir
şeydir. Lews Therin gibi... (K.L. Giriş, Mesaana) Rand ve Perrin'de ta'veren
olsa da hiçbirinde Mat'inki gibi bir şans yoktur. Mat'in şansının açılması da
sonradan olmuştur. "Çocukluğundan beri her zaman kaybettiğinden çok
kazanırdı, ve Shienar'da Hurin'le oynarken artarda altı, sekiz kez zar atıp kazandığı
olmuştu. Bu gece, her atışında kazanıyordu." (Y.E.Blm. 30)
Şansı ondan sonra hep bu kadar iyi gidecektir. Bu anormal şans Beyaz Kule'den
çalınan şans arttırıcı ter'angreal zarlarınki gibi bir etkidir. Ama
özellikle hançer ile birleşmesinden sonra başlamıştır. Bağ kopsa da şans
kalmıştır. Neredeyse Karanlık Varlık'ın kendi şansı gibidir. Açık bir şey
olmasa da şansının hançer ile bir ilgisi olabilir. Genel olarak Fain'de oldukça
şanslı biridir.
Shadar Logoth'un şerri Karanlık Varlık'ın
kendisinden kaynaklanan Gerçek Güç'e (K.T.Blm. 20, 25) zıt bir
güçtür. Rand Falme'de Ba'alzamon ile savaşırken, onun Gerçek Güç ile dolu
değneğinden bir yara almıştır. Şifa ile bile iyileşmeyen bir yara. (B.A.Blm.
47, 49) Daha sonra tam bu yaranın üzerine yakut kabzalı hançer ile
Padan Fain bir yara açmıştır. (K.T.Blm. 36) Rand'ı derhal
ölmekten koruyan önceki yarası olmuştur. Yine de bu yaranın onu öldürmemesini
Nynaeve’in farkettiği şekilde Flinn'in iki habis yarayı saidin ile
birbirine bağlamasına borçludur, Rand. (K.T.Blm. 36)(K.Y.Blm. 11)
Rand bu gerçeği birkaç
aşamada ancak fark edebilmiştir. Sadece Gerçek Güç yarası varken Shadar
Logoth'a gittiğinde gerçeği anlayamaz: "Yönlendirdiği ilk
akıştan itibaren, leke içinde zonklar, bir titreşim yükselir gibi oldu. Shadar
Logoth'taki şerrin kendisi olmalıydı sebep; şerri yankılayan şer
olmalıydı." (K.L.Blm. 21) Shadar Logoth’a ikinci gidişinde
ise Fain açtığı yara sayesinde ilkinde fark edemediği bir şey fark eder. "Uzaktan
uzağa, yan tarafındaki yeni yaranın alevden bir yarık gibi zonkladığını, Shadar
Logoth'un tozlarına bile sinmiş olan şerri yankıladığını hissetti. Eski yarası
yumruk gibi kasılmıştı..." "... Karanlık Varlık'ın saidine bıraktığı
leke kaburgalarındaki hançer yarası ile eşzamanlı olarak zonkluyordu."
(K.T.Blm. 41) Bu farkındalığın neticesinde Karanlık Varlık'ın
zindanının Lews Therin tarafından mühürlenmesi kadar büyük bir olay olan, Rand
ve Nynaeve'in saidini temizlemesinin yolu açılır. "Gerçek Kaynak'ın
eril ve dişil yarıları hem benzer, hem farklıydı, çekiyor ve itiyordu, birlikte
çalışarak Zaman Çarkı'nı döndürürken bile birbirleri ile savaşıyorlardı. Eril
yaradaki lekenin de zıt ikizi vardı. Ishamael'in verdiği yara leke ile
eşzamanlı olarak zonklarken, Fain'in bıçağının açtığı kesik Aridhol'ü öldüren şer
ile birlikte, kendi temposuyla atıyordu." (K.Y.Blm. 35)
En basit haliyle hançerin bilinen özellikleri özetle şunlardır:
· · · · · · · · İnsanların iç yüzünü okuma.
· · · · · · · · Yozlaştırma.
· · · · · · · · Şans.
· · · · · · · · Önceki yaşamı ayıran duvara
yerleşme
· · · · · · · · Gerçek Güç’e ve Karanlık
Varlık’a zıt olma.
Öncelikle şunu belirtelim
ki, saidindeki leke Gerçek Güç'ün bir kalıntısıdır. Bu çok açık gerçeği
şimdilik es geçip Shadar Logoth'un şerrine odaklanalım. Rand açıkça onu
bir Güç olarak görmektedir. Fakat lekeyi Gerçek Güç olarak bilmediği için, Shadar
Logoth şerrini bir Güç olarak tanımlayamamıştır. Fakat onu leke ile
özdeşleştirmesi bu sonucu doğurmaktadır. Hatta saidin-saidar ilişkisi gibi
görmektedir. Fan sitelerinde genel olarak kabul gören adıyla Aridhol Gücü ile
Gerçek Güç saa arasındaki ilişki ise göründüğü kadarıyla daha farklıdır.
Aslında Gerçek Güç hakkında bildiklerimiz de çok fazla değildir. Yine de saa
ile Tek Güç arasında bazı benzerlik ve farkları biliriz.
"Gerçek Kaynak: Evrenin
itici gücü, Zaman Çarkı'nı çevirir. Birlikte ve aynı zamanda birbirlerine karşı
çalışan eril yarı (saidin) ve dişil yarıya (saidar) bölünmüştür. Saidini
yalnızca erkekler, saidarı yalnızca kadınlar kullanabilir." "Tek Güç:
Gerçek Kaynak'tan çekilen güçtür. İnsanların büyük çoğunluğu Tek Güç'ü
yönlendirme yeteneğinden tamamen yoksundurlar. Pek az kişiye yönlendirme
öğretilebilir ve daha da azında bu yetenek doğuştan vardır. Bu azınlığa
öğretilmesine gerek yoktur; isteseler de, istemeseler de, belki de ne yaptıklarını
fark etmeden Gerçek Kaynak'a dokunacak, Güç'ü yönlendireceklerdir. Kontrol
öğretilmezse ya da kendiliğinden öğrenilmezse -bu çok zordu ve başarı oranı
yalnızca dörtte birdir- ölüm kaçınılmazdır." "Tek Güç değişik
kısımlardan oluşur ve Tek Güç'ü yönlendirebilen her insan bazı kısımları
diğerlerinden daha iyi kullanır. Bu kısımlar onları kullanarak yapılabilenlere
göre adlandırılır. -Toprak, Hava, Ateş, Su ve Ruh- ve bunlara Beş Güç denir...
Tek Güç ile belli eylemleri yerine getirmek, Beş Güç'ün bir ya da daha
fazlasını gerektirir." (D.G. Sözlük, [Gerçek Kaynak, Tek Güç, Beş Güç])
Gerçek Kaynak'tan çekilen
Tek Güç sadece yetenek ile doğmuş kişilerce yönlendirilebilmektedir. Bunlara
karanlıkdostları da dahildir. Yaratıcı kendisine karşı olanlara bile karışmamakta,
Güç'ünden faydalanmalarına izin vermektedir. Yaratıcı Rand ile konuştuğunda "BEN
BU İŞTE YOKUM!" demişti. (D.G.Blm. 51) Bunu sadece o
an için söylemediğini hem bu gerçekten, hem de Efsaneler Çağı'ndan Lews
Therin'in bilgileriyle de doğruluyoruz. "Yaratıcı dünyayı yaratmıştı
ve insan ırkını onunla ne yapacaklarsa yapmak üzere yalnız bırakmıştı, dünyayı
cennete de çevirebilirlerdi, Kıyamet Çukuru'na da, onlara kalmıştı. Yaratıcı
pek çok dünya yaratmıştı, her birinin çiçeklenmesini ya da ölmesini izliyordu
ve ötede sonsuz dünyalar yaratmaya devam etmişti. Bir bahçıvan, dökülen her
çiçek için ağlamazdı." (A.K.Blm. 24)
Yaratıcı'nın
verdiği özgürlüğün yanında Karanlık Varlık yaratıklarının dizginlerini sıkı
tutmaktadır. "Doğrudan Yüce Efendi'den çekilen Gerçek Güç, onu
kullananlar dışında kimse tarafından görülemez, hissedilemezdi." (K.T.Blm.
20) "... Kutsanmasından... beri bu ayrıcalık yalnızca Moridin'e
aitti." (K.Y.Blm. 13) Bu ayrıcalığa sahip yirmi bir kişi olmuştur.
(K.T.Blm. 25) Karanlık Varlık kendi istemediği kimseye kendisinden
Gerçek Güç çekme izni vermemektedir.
- Ishamael, Dünyanın
Kırılışı yıllarında ya da daha öncesinde Gerçek Güç kullanmaya başlamıştır. (D.G.
Giriş) Eğer saidin örgüleri ile saa örgüleri arasında
büyük farklar olsaydı bu geçiş sırasında büyük güçlükler yaşardı. Saidin
ile nasıl yapıldığını bildiği pek çok örgüyü saa ile yeni baştan
keşfetmesi gerekirdi. O halde bile pek çok örgüyü bulamaz, ciddi bir dezavantaja
sahip olurdu. Aynı şekilde saa kullanabilen kadınlar içinde bu bir sorun
olurdu. (G.Y.Blm. 26)(K.T.Blm. 25) Peki saidin ile saidar
arasında bu kadar fark varken, hem kadınlar, hem de erkekler sorunsuz şekilde saaya
nasıl geçiş yapabilir?
- Ishamael Gerçek Güç ile
Lews Therin'e Şifa vermiştir. (D.G. Giriş) Ba'alzamon şerateş
kullanır. (Y.E.Blm. 55) Moridin Kapıyol kullanarak bir kofula
geçer ya da Süzülür. (K.T.Blm 20) Moridin şerateş kullanır. (K.T.Blm.
41) Moridin bir sıçanı yakarak yok eder. (K.Y.Blm. 13) Bu
bölümlerde yapılanlar açıkça aynılarının Tek Güç ile yapılabildiğini bildiğimiz
şeylerdir. Moridin'in ağ örme metodunu Gerçek Güç iplikçikleri ile yaptığını da
açıkça görürüz. (H.Y.Blm. 2)
- Zincir kurduklarında Rand
ve Flinn saidar, Elza ve Daigian saidin yönlendirmişti. (K.Y.Blm.
35) Bu akışları örmede o kadar da büyük farklılıklar olmadığını
gösteriyor olabilir. Dahası bir ihtimal olarak Gerçek Güç, hem kavramaya, hem
de kucaklamaya, saidin ve saidar tipi örgülerin ikisine de izin veriyor
olabilir.
- Tek Güç'ü haddinden fazla
çeken kişiler kaçınılmaz olarak ölür. (D.G. Öndeyiş, Blm. 9) Bu
sebeple Tek Güç yönlendirenler fazla çekmemek için dikkat etmelidir. Daha fazla
çekmenin cazibesine dayanmanın yolu da gereksiz yerlerde Tek Güç tutmamaktır. "Uzun
vadede, Gerçek Güç, Tek Güç'ten çok daha alışkanlık yaratıcıydı; güçlü bir
irade daha fazla saidar ya da saidin çekme arzusuna hakim olabilirdi, ama
Moghedien, Gerçek Güç'e direnecek kadar güçlü iradenin var olduğuna
inanmıyordu, saa gözlerinizde belirdikten sonra değil. Nihai bedel farklıydı,
ama daha az korkunç değil." (K.T.Blm. 25) "Bir bedel vardı, elbette,
her kullanımda daha da büyüyen bir bedel, ama gerektiği zaman bedelini ödemeye
hazırdı," cümlelerinden anladığımız gibi Moridin bu bedeli
ödemektedir. (K.T.Blm. 20) Tıpkı daha önce Ba'alzamon olarak
ödediği gibi... Ölüm olmayan bu bedelin ne olduğunu Moridin ve Ba'alzamon'u
izleyerek çıkarabiliriz.
- Bir zamanlar Elan Morin
Tedronai olan, sonra insanların Ishamael adını verdiği, en son da Ba'alzamon
adını alan adam; "... en baştan beri güç delisiydi ve özgür
kaldıklarından beri Yüce Efendi'nin kendisi olduğunu düşünüyor gibiydi."
(K.Y.Blm. 35) "Ishamael yarı deliden de öteydi ve yarı-insandan da
düşük." (G.A. Öndeyiş) Elbette saidindeki lekenin Gerçek Güç
olduğunu düşünürsek onu kullanmanın bir bedeli olacaktır. Ayrıca fiziksel bir
bedel de söz konusudur. Ba'alzamon'un ağzı ve gözleri "gerçekten"
yanmıştır. Tear Taşı'ndaki cesedinden bunu açıkça anlarız.
Bir sınırdan sonra Gerçek Güç kullanımı gözlerden geçen kayan
siyah benekler şeklinde kendini belli eder. En nihayetinde bu kayan benekler
alev haline gelmiş olabilirler.
-
Gerçek Güç kullananların görüş alanında kara benekler yüzer. Gerçek Güç ile
dolu olmak Karanlık Varlık'ın önünde Shayol Ghul'de diz çökmek gibidir. Acı
verici, ama ihtişamlı. (K.T.Blm. 20)(K.L. Öndeyiş) Tek Güç ise
duyuları kuvvetlendirerek daha canlı bir gerçeklik algısı yaratır.
- Tek Güç her yerde
aynıyken, Gerçek Güç Kıyamet Çukuru'nda çok yoğun ve daha güçlüdür. Tek Güç'ü
daha fazla yönlendirmek için angreal veya sa'angrealler
kullanılır. Örneğin erkek bir Terkedilmiş bir angreal veya sa'angreal
ile ancak idare edebileceği saidin kadar güçlü saayı yardımsız
yönlendirebilir, nihai bedeli ödemeye hazırsa. Hatırlarsak üçüncü kitapta
Ba'alzamon’un, Rand Callandor'u kullanmasına rağmen neredeyse üstünlük
sağlayacak olması bunun delilidir.
Aridhol
Gücü’nü Tek Güç le Gerçek Güç’ten farklı kılan bir özellik de iyileşmeyen yaralardır.
Rand’ın kaburgalarında Ba’alzamon’un açtığı yara vardır. Tıpkı Ba’alzamon’un
kaburgalarındaki Rand’ın açtığı saidin ile dolu iyileşmeyen bir yara
olduğu gibi...
“Dimdik oturuyor, bazen
elini, hareket etmek acı veriyormuş gibi göğsüne bastırıyordu.” (Y.E.Blm. 4)
“Karşılarındaki siyah saçlı,
siyah giysili adamın yakasında ve bileklerinde gümüş rengi danteller vardı.
Zaman zaman elini, canı acıyormuş gibi göğsüne götürüyordu.” (Y.E.Blm. 36)
Aylar
geçmesine rağmen –sonbahardan yaz başına kadar- Ba’alzamon’un yarası
iyileşmemiştir. Tıpkı Rand’ınki gibi...
Oysa hançerin verdiği
yaralar çok çabuk ve kesin bir ölüme götürüyordur. Rand’ı kesin bir ölümden
kurtaran tek şey daha önce aldığı Gerçek Güç yarasıdır. Bu bakımdan da Aridhol
Gücü Tek Güç ve Gerçek Güç’ten farklıdır.
Efsaneler
Çağı'nın sonlarında Aes Sedailer Gölge'yi yenebilmek için iki plan ve iki
kişinin çevresinde iki kutba toplanmıştı. Kadınlar, çok itibarlı bir Aes Sedai
olan Latra Poese'nin çevresinde bütün olmuşlardı. Onların isteği, yapımı
tamamlanmak üzere olan en güçlü eril ve dişil sa'angrealler olan Choedan
Kal'ı kullanarak Karanlık Varlık'ın zindanının olduğu bölgeyi dünyanın
kalanından yalıtmaktı. Bu planın risklerinden biri hiç denenmemiş bu devasa
güçte sa'angreallerin dünyayı bir yumurta gibi çatlatmasıydı. Lews
Therin önderliğindeki erkek Aes Sedailer’den Yüz Yoldaş buna karşı çıkıyordu.
Onların isteği deliğin yamanarak mühürlenmesi ve odak olarak cuendillar mühürlerin
kullanılmasıydı. Bu planın riski ise mühürleme işlemi sırasında tam olarak
doğru yerleştirilememe halinde zindanın tamamen yırtılarak açılmasıydı. Ve
kadınlar da bu plana karşı çıkıyordu. Lews Therin bu sebeple kendisine
Hizmetkarlar Salonu’nda destek veren Yüz Yoldaş ve on bin savaşçı ile planını
kadınlar olmaksızın uygulamak üzere Shayol Ghul'e bir baskın yaptı. (Z.Ç.D.
Efsaneler Çağı) Zindan mühürlendi, ama Gölge'nin karşı saldırısı Gerçek
Kaynak'ın eril yarısını lekeledi ve takip eden yıllarda saidine dokunan
erkekler delirerek Dünyanın Kırılışı'nı başlattı. (D.G. Öndeyiş)
Yüz Yoldaş'ın sadece
erkeklerden oluşmasının iki doğal sonucu vardır. İlki, aralarında kadın
olmadığı için saidar temiz kalırken, saidinin lekelenmesidir.
İkinci sonuç erkekler aralarında zincir kuramayacak olduğu için, mühürleyecek
kişinin -Lews Therin- gerektiği kadar Tek Güç için bir sa'angreal
kullanması gerekmiş olmasıdır.
Yoldaşlar çevre güvenliğini
sağlarken Lews Therin zindanı mühürlemiş olmalıdır. Yoldaşların başka bir
katkısı olduysa o da o sırada Shayol Ghul'de olan Terkedilmişler'i
oyalamak olmuştur. Tıpkı Shadar Logoth'ta Rand'ın korunması gibi... O
baskın neticesinde Terkedilmişlerden sadece Gerçek Güç kullanan Ishamael'in
kurtulmuş olması ve saidine Gerçek Güç'ten bir leke bulaşmış olması ilgi
çekici bir noktadır. Gerçek Güç'ün en yoğun olduğu yer Shayol Ghul'dür. "...
Öyle güçlüydü ki onu yönlendirmeye çalışmak onu kavurur, küle döndürürdü. Başka
herhangi bir yerde gereken bedeli ödemeye razı olduğundan değil."
(Moghedien, K.T.Blm. 25) Moghedien her ne kadar kavrulmak, kömüre
dönmekten bahsetse de aynı bölüm içinde nihai bedelin Tek Güç'ten farklı
olduğunu da söyler.
Lews Therin Choedan Kal'ın
eril yarısını kullanıyor olsaydı bile Yaratıcı'nın kötü eşdeğeri Karanlık
Varlık'a denk olabileceğini düşünmek zordur. Karşı saldırıyı yapan bizzat
Karanlık Varlık olsaydı, kuvvetle muhtemeldir ki, saidin lekelenmekle kalmaz,
saldırı püskürtülür, böylece zindandaki delik mühürlenmezdi. Zaten Choedan
Kal'dan daha zayıf bir sa'angreal kullanılmıştır. Belki de Callandor. Bu karşı
saldırıyı yapanın Ishamael olması ihtimali göz ardı edilmemelidir. Hem
Ishamael'in kurtulmasının, hem de Lews Therin'in başarılı olmasının bir
açıklaması bu olabilir. Gerçek Güç'ün yapısı Ishamael'e sa'angreal
olmaksızın Lews Therin'e karşı çıkma şansı vermektedir. Bu aşırı kullanımda
Ishamael'in neden aniden Gerçek Güç bağımlısı olduğunu açıklayabilir. Diğer
Terkedilmişler'den Ishamael'in onlar zindana hapsedilmeden önce bu derece
çılgın olmadığını anlatan ve bundan dolayı o zamanlar Gerçek Güç değil Tek Güç
kullandığını düşündüren bölümlerin açıklaması da budur.
Leke suyun yüzeyini kaplayan
kirli bir yağ tabakası gibi saidini kaplamıştır. Saidini bir
okyanus olarak düşünürsek lekenin de tüm okyanusu kaplayacak kadar engin
olduğunu görürüz. Rand bu sebeple saidinin tamamını arındırmak için
yapılan en güçlü sa'angreallerle yönlendirmiştir. Lekenin boyutlarını
ise tam olarak ölçmek mümkündür. Saidini kaplayan lekenin boyutları ile Shadar
Logoth'u kaplayan Aridhol Gücü birbirine denktir. Bu da bize Aridhol
Gücü'nün enginliğini gösterir. Fain-Mordeth'in gücünün kaynağı Aridhol
ise leke kadar engin, fakat saidin veya saa kadar engin değildir.
- "Ona dokunur
dokunmaz içini çekti, zevkle gerindi. Yeniden bütün olmuştu, çok uzun zaman
önce onu bağlayan şeyle bir, ona çok gerçek bir şekilde yaşam veren şeyle
bir." (G.A.Blm. 19) Fain, Beyaz Kule'de hançeri tekrar ele
geçirdiğinde saidin veya saidar tutanların ki gibi bir histen bahseder. Fakat
bunu ancak hançeri eline geçirdiği zaman hisseder. Mordeth ile birleşmesi bunu
sağlamadığı için Mordeth’in kendisinde bu güç yok demektir.
- Caemlyn'de saklandığı
karanlıkdostunun evinde ise başka bir ipucunu alırız. "Onca öfke,
patlamadan bir yere gitmeliydi. Kayıtsızca elini oğlanın yüzüne sürttü. Oğlanın
gözleri irileşti; öyle fena titremeye başladı ki dişleri takırdıyordu."
Nynaeve'in kendini bloke etmesi ile bir benzerlik görülebilir, öfke yüzünden.
Fakat öfke sadece Nynaeve'in kendini engellemesini ortadan kaldırıyordu. Fain
ise öfkelendiğinde içini bir güç doldurmaktadır ve onu dışarı salmak zorunda
hissetmektedir kendisini.
- "Fain yaptığı
numaraları anlamıyordu aslında. Belki biraz Karanlık Varlık'tan, birazı
Aridhol'den gelmişti. Aridhol'den sonra Padan Fain'den ibaret olmayı bıraktığı
zaman, yavaş yavaş ortaya çıkmaya başlamıştı. Tek bildiği, artık bazı şeyleri
yapabildiği idi, üzerinde çalıştığı şeye dokunabildiği sürece
yapabiliyordu." (K.L.Blm. 28) Fain ne yaptığını bilmiyordur ve bu
şekilde iki seneye yakın süre geçmiştir. Aridhol Gücü kullanan çerçi, -eğer
olsaydı- akışları kontrol edemediği halde saidin ve saidara
dokunan erkek ve kadınlara olduğu gibi bir hastalık yaşamamaktadır.
Gerçek Güç, Karanlık
Varlık'ın izni olmaksızın yönlendirilemeyeceği ve bu hak daha önce yalnızca
eski Aes Sedailere verildiği için, saa akışlarının kontrol
edilememesi halinde ne olacağı belirsizdir.
- Mashadar, Aridhol
Gücü'nün bir yaratığıdır. İki binden fazla senedir Shadar Logoth'un
derinliklerinde hayatta kalmayı başarmıştır. Akılsız olsa da canlı bir varlık
gibidir. Avlanma ve kendini koruma güdüsü vardır. Bir çeşit sise benzeyen bu
varlık, gündüzleri kendisine zarar verebilecek güneş ışığından saklanır,
geceleri ortaya çıkarak Shadar Logoth'a giren her canlıyı avlar. (D.G.Blm.
19,20) Bir tür yapay zeka diyebileceğimiz bazı başka yaratıklar da
vardır. Bunların içinde Gölge tarafından kullanılan, Shayol Ghul dışında var
olamayan, myrddraal kılıçlarını yapan demirciler vardır. (K.L.
Öndeyiş) Fakat onların Gerçek Güç ile bir ilgisi olduğuna dair bir
işaret yoktur.
Yollar ve Yolkapıları canlı
varlıklar olarak kabul edilir ve saidin ile yapıldıkları
"varsayılmaktadır." (D.G.Blm. 43) Bu varsayım doğru
olabilir de olmayabilir de. Machin Shin’i yarattığı düşünülen saidindeki
lekenin bilinen tek özelliği erkekleri delirtmesidir. Yollar’da hüküm süren Machin
Shin'in deliliği ile Yollar’ı yaratmayı sağlayan Yetiştirme Tılsımı'nın ogierlere
erkek Aes Sedailerce verilmesi gibi zayıf bir bağ bulunmaktadır. Saidin
ile yapıldığı için zamanla bozulduğu ve Machin Shin'in oluştuğu
düşünülmektedir, lakin ilk bozulma belirtilerinin Dünyanın Kırılışı'nın
başlangıcı -yani Yollar'ın yaratımından- iki bin beş yüz ila üç bin sene sonra;
Yüzyıl Savaşları sırasında görülmüş olması da dikkat çekicidir. Ki o zaman bile
sadece Yollar içinde bir loşluk olarak görülmüştür bu yıllarda. (D.G.Blm.
43) Tamamen bozulması ise Yüzyıl Savaşları'ndan altı yedi yüzyıl sonra
olmuştur. İlk belirtilerin üç bin sene sonra görülmesi, bu zayıf bağlantıya
rağmen suçun saidine atılmasının Aes Sedai cehaleti ve Kızıl Ajah
yobazlığının, her suçu erkek Aes Sedailere yükleme çabasının bir ürünü
olduğunu düşündürmektedir.
Yollar'a giren trolloc
ve myrddraaller ayrım yapılmaksızın katledilmektedir. Yollar'ın içine
giren, yakalayabildiği her canlıyı avlayan Machin Shin'de Mashadar
benzeri bir yaratıktır. Kara Rüzgar güneş ışığına hassas gözükmektedir. Mafal
Dadaranel ile Tsofu Yurdu Yolkapıları'nda dışarı çıkmaya çalıştığı
görülmezken, Cairhien'deki Yolkapısı'nda belki de gece olması ve güneşin
olmaması sebebiyle dışarı çıkmaya çalışabilmiştir. Avlanan ve kendini
-muhtemelen güneşten- koruyan canlı bir rüzgardır. Herhangi bir güç ile alakası
varsa bu Aridhol Gücü'dür. Machin Shin Yollar'da yolculuk eden Fain-Mordeth'e
dokunmamış, hatta onu benzeri olarak selamlamıştır. (D.G.Blm. 47) Daha sonra
ise onun buyruklarına uymuştur. (B.A.Blm. 33, 36) Bu sebeplerle Machin
Shin'in saidindeki lekenin -yani Gerçek Güç'ün- değil, Aridhol
Gücü'nün bir yaratığı olması daha kuvvetli bir ihtimaldir. Dahası Tek Güç ve
Gerçek Güç ile benzer yaratıklar yaratılabildiğine dair bir işaret yoktur.
- Güç ile bir alakası olmasa
da cansız şeylerin bir tür can kazandığı bir durum vardır: şer kabarcıkları.
Tear Taşı'nda ilk kez şer kabarcıkları ile karşılaşırız. Perrin bir çeşit hayat
bulan ve kendisini ve Faile’i öldürmek isteyen baltasıyla savaşır. Mat, oyun
kartlarından çıkan insan boyutlarında iki boyutlu resimlerle savaşır. Rand ise
aynalardan çıkan yansımalarıyla savaşır. (G.Y.Blm. 2) Rand ile
Mat Rhuidean'dan çıkarken insan şeklinde, keskin pençeli toz bulutları ile
savaşırlar. (G.Y.Blm. 26) Salidar'daki Aes Sedailerin ve
askerlerin kampında eşyalar bir çeşit hayat bulur ve insanları öldürmeye
çalışır. (K.L.Blm. 14) Göründüğü üzere şer kabarcıklarının ortak
özelliği (oyun kartları, aynalardaki yansımalar gibi) cansız şeyleri değişime
uğratmaları ve aynı zamanda saldırgan özellikte bir çeşit akıl vermesidir. Bir
tesadüf olabilir fakat şer kabarcıklarının görüldüğü Taş ve Salidar'da şer
kabarcıkları göründüğünde gece vakti iken, Rhuidean Tek Güç ile yapılmış bir
sis ile güneş ışıklarından korunmaktadır. Bizim şahit olduğumuz şer
kabarcıkları hep güneşin yokluğunda gelmiştir.
Şer kabarcıkları fikrini Moiraine
dile getirmiştir. "Karanlık Varlık'ın zindanının tutan mühürler
zayıflarken, o hala tutsakken bile bir... ufunet... kaçması kaçınılmaz
olabilir. Bir göletin dibinde çürüyen şeylerden yükselen kabarcıklar gibi. Ama
bu kabarcıklar Desen boyunca süzülecek, bir ipliğe yapışıp patlayacaktır."
"Başlangıçta yalnızca birkaç kabarcık olacağını, Karanlık Varlık'ın
uzanmasını sağlayan çatlaklardan kaçacaklarını düşünüyorum." (G.Y.Blm. 3)
Zindanı
Karanlık Varlık'ı Desen'den soyutlayan bir duvar olarak kabul edebiliriz.
Zindanı yaratılış anında Yaratıcı yaratmıştır. Bu sayede Karanlık Varlık
Desen'e dokunamamaktadır. Efsaneler Çağı'nda zindan delinince, şu anda Shayol
Ghul olan yerden Desen'e kısmen de olsa dokunabilmesi sağlanmıştır. Zindanın
mühürlenmesi ise bunu kısıtlamıştır. Moiraine'in ifade tarzındaki gibi
"çatlaklar" değil tek bir mühürlü delik vardır. Karanlık Varlık
tarafından uzanma girişimi neticesinde şer kabarcıkları oluşuyorsa, bunlar
Desen'in dışından geliyor olmalıdır. Bu kabarcıklar Desen'e Shayol Ghul'den
giriyorsa, o zaman Desen'in yapısı itibariyle mümkün olan bir özellik
olmalıdır. Yani Desen'in -gerçekliğin- yapısı dışarıdan yapılan böyle bir
etkiye açık olmalıdır. Çünkü Karanlık Varlık'ın Desen'e uzanabilmesini sağlayan
tek bir delik vardır, oda mühürlüdür. Güç dışında meydana gelen, fizik yasaları
dışında bir olaydır şer kabarcıkları.
Padan Fain ile şer
kabarcıklarının dikkat edilmesi gereken bir bağıntısı vardır. Rand Cairhien'in
güneyindeki asilerin kampına gittiğinde Jeraal Mordeth adını kullanan Padan
Fain ile karşılaşır. Fain, etkisine aldığı Toram Riatin Rand ile konuşmaya
giderken ortadan kaybolur. Toram ile Rand tahta kılıçlarla dövüşürken, ortaya
çıkan canlı bir sis, katliam yapmaya başlar. (K.T.Blm. 36)
Binlerce asker, orduların diğer personeli ve hizmetkarlar ile oldukça büyük
olan kampı içine alabilecek kadar geniş bir sistir bu... Katılaşan dokunaçları,
pençeleri ve keskin dişli ağızlarla parçalayan, öldüren canlı bir sistir. Ayrım
yapmaksızın kıyan sisin içerisinde rahatça pusu kuran Padan Fain...
Saldırdıktan sonra Toram Riatin ile oradan çıkabilen Padan Fain... Sis ortaya
çıkmadan hemen önce Rand'ı gören ve ortadan kaybolan Padan Fain...
Mashadar gündüzleri güneş ışığından
saklanıp şehrin derinliklerinde saklanır, sadece geceleri ortaya çıkar
demiştik. Asi kampını yok eden sis ise güneş ışığı altında yavaş yavaş
erimektedir. Sisten dokunaçları ile avlarını yakalayan ve parçalayan Mashadar
ve sisten dokunaçlarla yakalayan, sisten dokunaçları olan, pençe ve dişlerle
öldüren asi kampını dağıtan bir şehre yakın büyüklükte bir sis. Toplamda ortak
noktaların sayısı tesadüf olamayacak kadar çoktur. Kampı yok eden sis Padan
Fain'in eseridir ve Mashadar'a ikizi gibi benzemektedir. Mashadar'ın
öldürmediği tek kişi Mordeth'tir ve Fain'de sisin içinde dokunulmazca hareket
etmiştir.
Asi kampında Riatin Evi ve
Damodred Evi askerleri ile Daved Hanlon'un getirdiği Beyaz Aslanlar vardır.
Robert Jordan'a göre Beyaz Aslanlar bir "şer kabarcığı"
tarafından yok edilmiştir. (K.T. Sözlük [Hanlon, Daved]) Yazarın
şer kabarcığını tırnak içine alması önemli bir noktadır.
Aridhol Gücü ne Gerçek Güç'e
ne de Tek Güç'e benzemezken, Fain'in başının altından çıkmış bir işi Jordan'ın
şer kabarcığı olarak tanımlaması, üstelik Mashadar'ın bu sise ikizi gibi
benzemesine ek olarak, şimdiye dek görülen "tüm" şer
kabarcıkları ile aynı ortak noktaları olması önemlidir.
Fain'in
yaratımı olan yanılsamada bile bir canlılık özelliği vardır. Torval ve
Gedwyn'in yanılsamaları konuşur, hatta sadece kendi bilebilecekleri şeylerden
bahsederler: "'Ben diyorum ki, diğerlerinin nereden olduğunu bilene
kadar ona yaklaşmıyorum,' diye hırladı Gedwyn. 'M'hael bizi öldürür...'"
(K.Y.Blm. 33)
Cesetlerin
durumu, Fain'in Rand'a kaçakların yerini bildiren mektubu sabahtan göndermesi,
sokakta görülen, kapıları açan Torval ve Gedwyn'in de yanılsama olabileceğini
düşündürür.
Far Madding'de yönlendirmeyi
engelleyen bir - daha doğrusu üç- ter'angreal vardır. (K.Y.Blm.
23, 24) Bu ter'angreallerin özelliklerinden biri, bir ogier
yurdu gibi, Gerçek Kaynak'ı uzak tutmaktır. Erkeklerin saidini
kaybettiği menzil, kadınların saidarı kaybettiği menzilden daha
fazladır. (K.Y.Blm. 23) Far Madding Konsey Salonu'nda tamamen aynı
görünümlü üç ter'angreal oluşu, (K.Y.Blm. 24) ter'angreallerden
birinin saidini, diğerinin saidarı perdelediğini düşündürür.
Üçüncüsü ise Gerçek Güç için olabilir. Aksi halde Moridin Choedan Kal'ı
ele geçirmek için Rand'ın en savunmasız olduğu yere gelebilirdi. Gelmemesi
üçüncünün Gerçek Güç için olduğunu bir anlamda teyit eder. Gerçek Güç’ü
bilenlerin Aridhol Gücü’nü neden bilmedikleri düşünülebilir, ya da Aridhol
Gücü’nün bir ter’angreal ile engellenebilecek bir Güç olmadığı
düşünülebilir.
"Bir yurdun içinde
yönlendiremezsin. Gerçek Kaynak'ı hissedemezsin bile. Dışarıda yapılmış hiçbir
örgü içeride olanları etkileyemez. Bu önemli olduğundan değil. Aslında, burada
iç içe geçmiş iki yurt var. Büyük olanı erkekleri etkiliyor, ama biz köprüden
geçmeden küçük olanına girmiş olacağız." (K.Y.Blm. 23) Sarene Sedai iki konuda
yanılmaktadır. Birincisi örülüp bağlanmış ağlar ter'angrealin menziline
girildiği halde çözülmemektedir. Rand'in göğsündeki iki yarayı birbirine
bağlayan saidin ağı içeride çözülse Rand ölümün eşiğine gelirdi.
İkincisi ise Far Madding yurtların bir başka özelliğini de taşımamaktadır.
Yurtların tel'aran'rhiod yansıması yoktur, ya da içine girmek mümkün
değildir. Bu nedenle ondan bir yurt olarak bahsetmek hatalıdır. Oysa Isam-Luc
Düşler Dünyası'ndan Far Madding'e girmiştir. (K.Y.Blm. 22) Aynı
zamanda anlaşılan odur ki bu ter'angrealler Fain'in numaralarını
engelleyememektedir.
Fain ilk başlarda
dokunamadığı kişileri etkileyemezken artık yetenekleri artmıştır. Yanılsamalar
yaratabilmekte, Mashadar benzeri yaratıklar yaratabilmektedir. Fain'in
artan yetenekleri Güç'ten ziyade şer kabarcıklarına benziyor demiştik. Fakat
şer kabarcıkları nedir? Şer kabarcıkları Desen'in bir noktasında patladığında
onu değiştirmektedir. Aynı zamanda Desen'in dışından gelmektedir. Zaman
Çarkı'nın içinde şer kabarcığının açıklaması olabilecek bir şey vardır. Koful. "Nasıl
yapacağınızı biliyorsanız kofullara girebilirdiniz ve dünyanın geri kalanını
kullandığınız gibi kullanabilirdiniz onu, ama onlar aslında Desen'in dışındaydılar
ve bazen yaklaşıyorlar, patlıyorlar, uzaklara sürükleniyorlardı."
(K.T.Blm. 25) Şer kabarcıklarının Desen'e girip patlayan kofullar
olduğunu söylemek için yeterli kanıt olmayabilir, ancak kofulların Desen'e
karışıp patladığını söylemek mümkündür ve bu yeterli bir bağlantıdır. Padan
Fain'in bir şekilde kofulları Desen'e karıştırarak istediği sonuçları elde
ettiğini düşünebiliriz. Normal şer kabarcıkları ise -Taş, Rhuidean ve
Salidar'da görülenler- Fain ile alakasız ya da alakalı olabilir.
Ebou Dar'ın varoşu Rahad'da
bize aşina olan bir sis görürüz. Kızılkollardan Harnan'dan bunu öğrendiğinde,
Mat işkillenir. "'Ne demek sis?' Bu sıcakta, lapa kadar yoğun bir
sis bir yürek atımı kadar bile dayanmazdı." "Alay önderi huzursuzca
omuzlarını silkti ve kupasının içine baktı. 'Sis. İçinde... bazı şeyler...
olduğunu duydum. Ve bazıları bulunduğunda, kısmen yenmiş oldukları
görülmüş.'" (K.T.Blm. 17) Harnan'ın raporu Cairhien'deki kampı yok
eden sisle -ve dolayısıyla Mashadar ile- büyük benzerlik göstermektedir.
Sadece mevsimin imkansız kıldığı halde sis görülmesiyle değil, aynı zamanda sis
dağıldıktan sonra bulunan kısmen yenmiş cesetler ile de... "...
Zaman zaman sis tarafından yeterince gizlenmemiş beden parçalarının yanından
geçtiler. Bir bacak. Bir kol. Belden aşağısı olmayan bir adam."
"Diğer kolu yoktu ve yüzünün yarısının olması gereken yerde ıslak, beyaz
kemik parlıyordu." (K.T.Blm. 36) Mat de Rahad'daki sisi şer
kabarcığı olarak yorumlar. Sisin o sıcakta imkansız olduğu halde, lapa gibi
yoğun olması, güneş ışığı ile yavaş yavaş yok olması ve içindekileri öldürmesi Mashadar
ve Cairhien'deki sis ile tamı tamına örtüşmektedir.
Sisin oluştuğu gün çok
ilginçtir. Fain'in yarattığı Cairhien'deki sis ile Rahad'da oluşan sis aynı
güne denk gelmiştir. Bölüm olarak baktığımız zaman Rahad'daki olay tam olarak
Cairhien'deki olaydan on dokuz bölüm öncedir. Hançer Yolu ile Kılıçtan
Taç incelendiğinde ise ancak pek çok bölüm titizlikle okunduktan sonra aynı
güne denk geldiği ortaya çıkar. Akıllarda kalmaması için hangi gün olduğunu
anlayabilmek için sırayla gidelim.
Mat
Gümüş Çayır'da at yarışı için bulunurken Thom ve Juilin Deniz Halkı ile
görüşmeye giden Nynaeve, Elayne, Aviendha ve Birgitte'yi izlemiştir. Mat bu
raporu aldıktan sonra, daha önce karşılaştığını fark ettiği karanlıkdostu bir
kadını -Leydi Shiane- Jaichim Carridin'in sarayına kadar takip eder. (K.T.Blm.
14) Mat aynı gün içerisinde Tarasin Sarayı'na giderek kızlar için bir
not bırakır. (K.T.Blm. 16) Gezgin Kadın'a döndüğünde ise önceki
gün Rahad'da sis olduğunu öğrenir. O sırada handa Swovan Gecesi için hazırlık
vardır. (K.T.Blm. 17)
Swovan Gecesi'nde Birgitte Mat ile konuşur. (K.T.Blm. 21)
Sabah Elayne ile Nynaeve hana gelerek Mat'ten özür dilerler. Sonrasında Setalle
Anan ile karşılaşırlar. (K.T.Blm. 22) Mat Elayne ve Nynaeve
ayrıldıktan sonra Tarasin Sarayı'na taşınır. Elayne ve Nynaeve Örgü Heyeti ile
olan ilk karşılaşmalarından döndüklerinde Mat'i Reanne Corly'nin evini
gözetlemeye gönderirler. Böylece Mat saraya taşındığı gün ilk kez evi gözler. (K.T.Blm.
28) Mat, Kuşlar Festivali'nin olduğu günde Kandaş Solain'i izleyerek
ter'angreal deposunun yerini bulur. (K.T.Blm. 28, 31) Bu sırada
Tarasin Sarayı'nda üç gece geçirmiş, üç sabah sarayda uyanmıştır. Bir başka
deyişle Tarasin Sarayı'ndaki dördüncü gününde depoyu bulmuştur. Çanağı depodan
almak, hava karardığı için ertesi güne bırakılır. (K.T.Blm. 31)
Ertesi gün sabah yola çıkılıp Rüzgarlar Çanağı depodan alınır. (K.T.Blm.
37, 38, 39) Aynı gün içerisinde Çanak kullanılır ve Ebou Dar düşer. (H.Y.Blm.
1-6) Bu da Rahad'daki sisin Ebou Dar Seanchanların eline geçmeden beş
gün önce görüldüğünü gösterir. Ebou Dar Rand'ın Illian'ı fethinden üç
gün önce düşmüştür. (H.Y.Blm. 10) Rand'ın Fain'in hançer
darbesinden sonra iki gün koma halinde yatması (K.T.Blm. 41)
hesaba katılırsa, o günün de Ebou Dar'ın düşüşünden beş gün öncesine denk
geldiği görülür.
Tüm bu zaman bilgileri
toplam on dokuz bölümün içerisine gömülmüştür. Üzerinde kafa yormadan
fark etmek pek mümkün değildir. Ve büyük bir tesadüf eseri çok benzer iki olay,
aynı kitabın içinde, aynı günde birbirlerinden binlerce kilometre uzakta
meydana gelmiştir. Üstelik Mat ile Harnan arasındaki Ebou Dar'daki arayışla
tamamen ilgisiz, görünürde hiçbir amaca hizmet etmeyen, önemsiz bir konuşmada
ortaya çıkmakta ve bir daha hiç üzerinde durulmamaktadır. Burada tesadüfleri
aşan bir örtüşme söz konusudur.
Fain Yollar'da Rand'ı takip
ederek Mafal Dadaranel Yolkapısı'na kadar gelmiştir. (D.G.Blm. 45, 47)
Daha sonra ise sadece takip etmekle kalmadığını; Yollar içerisinde kendi başına
da istediği yeri bulabildiğini göstererek, Falme'ye gitmiştir. (B.A.Blm.
33, 34) Soluklar ve trolloclar yönlerini bulabilmek için kılavuz
taşlarına kendi rünlerini kazımıştır. (D.G.Blm. 45) Fakat her
kılavuz taşına bu rünler kazınmamıştır. Yani Yollar'da her Yolkapısı'na çıkan
istikametler keşfedilmemiştir. Bu da Fain'in gitmek istediği herhangi bir yerde
Yolkapısı olsa bile onu bulamayabileceğini gösterir. Eğer Machin Shin
ona yolu göstermiyorsa... "... Yollar kapıyol kullanmak ya da
Yolculuk etmek, hatta Süzülmek kadar hızlı olmasa da, yine de bir günde
yüzlerce kilometre aşmalarını sağlıyordu." (K.L.Blm. 3) Fain'in
Yollar ile aynı gün içinde hem Cairhien'de, hem de Ebou Dar'da olması mümkün
değildir. Yollar, o mesafe için en aşağı bir ya da iki gün gerektirir. O da
doğru yolu bulabilirse. (Ebou Dar'da ve Cairhien'de Yolkapısı vardır.)
Rand karanlıkdostu
Asha'manları Far Madding'de tuzağa düşürmek için pek çok Yolculuk yapmıştır.
Beş ayrı şehir ve bir düzine kasabada görüldüğü Terkedilmişlere raporlanmıştır.
Daha rapor edilmemişler de cabası. (K.Y.Blm. 13) Bıraktığı
ipuçlarına rağmen, Rand'e göre Asha'manlar beklediğinden erken gelmişlerdir.
Rand Rochaid'i şehre gelişinden iki gün sonrasında öldürür. Kisman ise aynı gün
içerisinde Padan Fain tarafından öldürülür. (K.Y.Blm. 22)
Anlaşılan odur ki çerçi, hem Kisman'ın niyetini biliyordur, hem de şehirde
olduğunu, dahası onun yerini de tespit etmiştir. Bu da şehre o günden evvel
geldiğini gösterir. Ve Asha'manların kimliğini ve niyetlerini bir şekilde
öğrendiğini...
Asha'manlar Yolculuk yaparak
karanlıkdostlarının haber verdiği yerlere gitmek, ipuçlarını takip etmek
zorundadır. Oysa Padan Fain doğrudan Rand'in bulunduğu yönü tayin edebilmektedir.
Yani ipuçlarını takip etmesine gerek yoktur. Ya da kısmen gerek yoktur. Yön
tayin edebilmek demek, kesin bir koordinat bilmek demek değildir. Sürekli
Yolculuk eden Rand'i, Padan Fain'in sürekli Yollar ile izlemesi mümkün
değildir. Rand'in gittiği her yerde Yolkapısı olmayacaktır. Olsa bile Fain
Rand'in hangi şehirde olduğunu hissedemeyecektir. Sadece yönünü
hissedebilecektir. Yollar'ın içine girebildiği zaman da Desen'in dışına çıktığı
için aynı daha önce Geçit Taşları'nda olduğu gibi Rand'i, dolayısıyla hangi
Yolkapısı'ndan çıkarsa Rand'e daha yakın olacağını hissedemeyecektir. O da
kılavuz taşlarını okumadan Yollar içinde yön bulabiliyorsa... Üstüne üstlük
Rand Yolculuk ile süratle yer değiştirirken, Fain'in bu sürate Yollar ile ayak
uydurması mümkün değildir. Bu durum Rahad ve Cairhien'deki sislerin aynı gün
içerisinde görülmesi ile birleştirilince Fain'in bir tür Yolculuk yapabildiği
sonucu ortaya çıkar.
Egwene'in düşler ile ilgili
birkaç bölümünde belirtildiği gibi düş gören insanların yıldızlar gibi sonsuz
karanlıkta parladığı yerden belirli birini Düşler Dünyası'na çekmek ve ona
istediğini yaptırabilmek mümkündür. O sonsuz düşlerin içerisinde aradığınız
düşün sahibini önceden bir kere bulmuş olmak işinizi çok kolaylaştırmaktadır.
Ba'alzamon daha evvel Fain'i
Düşler Dünyası'na çekmiştir. (D.G.Blm. 47) Yani onu tekrar bulmak
zor olmayacaktır. Fain şöyle demektedir; "Gölge beni bulmak için
insanların zihinlerine girebilir, düşüncelerine ve düşlerine girebilir."
(G.Y.Blm. 31) Ama onun kendi düşlerine girememekte gibidir.
Moridin Isam'ı -diğer
sıçanı- Fain'i bulup öldürmesi için görevlendirmiştir. (K.Y.Blm. 13)
Onun ölmesini isteyen Moridin, daha önce yaptığı gibi onu tel'aran'rhiod'a
çekip orada kolayca öldürebilirdi halbuki. Oysa bunu yapmıyor. Neden? Yapmıyor;
çünkü yapamıyor!
Elayne, Nynaeve ve Egwene
Caemlyn'deki Kraliyet Sarayı'nın tel'aran'rhiod yansımasında
görüşürlerken Taht Odası'nın giriş kapısında Luc'u görürler. O sırada Siyah
Ajahlardan Temaile sütunların arkasından onları izliyordur. Onun da göremediği
bir üçüncü kişi ise kürsünün arkasındaki giyinme odasındandır. (K.Y.Blm.
10) Luc'un üzerinde bir Shienar ceketi vardır. Luc'un o sırada
Moridin'in verdiği iş üzerinde olduğunu düşünürsek, rüyalarını koruyabilen
Padan Fain odadaki üçüncü kişi olabilir. Rand'ın peşindeki Fain ve onun
peşindeki Isam... Yolculuk benzeri bir yeteneği olan Fain ve iki dünya arasında
geçiş yapabilen ve bu sayede hızla yolculuk edebilen Isam... Fain peşine düşen
Isam'dan kaçmak için tel'aran'rhioda mı girdi diye düşündürür.
Shienar'dan Rand'ın peşinden, veya Andor'a giren Sınırboylular arasından. Kesin
bir yargıda bulunmasak da ihtimali göz önünde bulundurmak gerekir.
Onun güçleri hakkında bu
kadar varsayım yapmak afaki gelebilir, ancak o kadar çok bölümde onun güçlerine
ve bunların tam olarak belli değil belirsiz olmasına göndermeler var ki bu
konuya kafa yormamak güçtür. Üstelik Fain-Mordeth, Yüzüklerin Efendisi ile bu
kadar paralel olan Zaman Çarkı serisinin Gollum-Grima karakterleriyle örtüşürken.
Yazar Robert Jordan onun güçleri hakkında şunları söylemektedir: "...
Daha çok Fain olan bir birleşim oldu ve Fain'in başta sahip olmadığı yetenekler
edindi, ama Fain henüz bu yetenekleri tam olarak bilmiyor." (K.L, K.T.
Sözlük [Padan Fain]) Sözlüğünde bu açıklamaların olduğu altı ve yedinci
kitaplara kadar Fain insanları yozlaştırma, Pedron Niall ve Elaida'yı gibi
güçlü karakterleri istediği gibi bükme (K.L.Blm. 26), myrddraalleri
bir şekilde kontrol etme ve hem onlar hem de insanlara karşı kullandığı bir tür
etki (K.L.Blm. 28), Machin Shin'i kontrol etme,
karanlıkdostlarını direk tanıyabilme gibi yetenekler göstermiştir. Jordan hem
altı, hem de yedinci kitap sözlüklerinde onun yeteneklerini tam olarak
bilmediğinden bahsetmektedir. Oysa yukarıdaki örnekler altıncı kitaba kadar
ortaya çıkmış, Fain'in de bildiği yeteneklerdir. Yolculuk ve Düşler Dünyası'na
girebilme, Mashadar yaratabilme, illüzyon gibi güçler sonradan ortaya
çıkacak, Jordan'ın kastettiği henüz bilmediği yetenekler olabilir. Bunlar da yedinci
kitaptan sonra ortaya çıkmıştır.
"Fain yaptığı
numaraları anlamıyordu aslında." (K.L.Blm. 28) Yaptığı numaraları
anlamamak ile yeteneklerini tam olarak bilmemek sözleri tamamen farklıdır.
Altıncı kitaptan sonra Fain'in geçtiği bölümlerde açık olarak yeni yetenekler
gösterilmemiştir. Oysa sözlükteki anlatım Fain'in başka yetenekleri de olduğunu
açık olarak ispatlamaktadır. Yeni yetenek olarak en açık aday iki farklı
bölümünde katil sis vurgusu olan Kılıçtan Taç kitabındadır. Üstelik sekizinci
kitapta sözlükten "tam olarak bilinmeyen yetenekler" kısmı
çıkartılmıştır. Cairhien'deki sis ile Mashadar'ın benzerliği, bu sis
için sözlükte şer kabarcığının tırnak içinde söylenmesi, Fain'in ortaya
çıkmamış yetenekleri ile birleştirilince bir şey kesinleşmektedir. O sis
çerçinin başının altından çıkmıştır. Bu da aynı gün içinde iki şehirde
görülmesi sebebiyle bir tür Yolculuk yeteneğini neredeyse kesinleştirmektedir.
Yolculuk ile tel'aran'rhiod'a giriş mümkün olduğuna göre taht odasındaki
üçüncü kişinin Padan Fain olma ihtimali de çok kuvvetlenir. Zaten üçüncü kişi
için başka bir aday da gözükmemektedir.
Fain sisi kontrol
edebilirken Mordeth Mashadar tarafından esir alınmıştır adeta.
Mordeth'in Mashadar ile münasebeti ile Fain'in sis ile münasebeti arasında
bariz bir fark vardır. Mordeth'in alınmasını istemediği tek nesne olan hançer
Fain'in ellerindeyken, Shadar Logoth'ta hançer Mordeth'in elinde değil
yerdedir. Bunun sonucunda Mordeth Aridhol’de mahsur kalır, oysa Fain
sislere hükmeder, esiri olmaz.
Fain Beyaz Kule'den bir
sebeple nefret etmektedir. "O anda, al'Thor'un ölümünden, ya da
Beyaz Kule'nin yıkımından, hatta kadim düşmanından intikam almaktan daha keskin
bir arzu sürüklüyordu onu." (G.A.Blm. 19) Rand'a olan düşmanlığını
ve Gölge'ye düşmanlığını anlamak mümkündür, oysa görünürde Beyaz Kule'ye neden
düşman olduğunu anlamak zordur. "... İlk önce al'Thor, sonra ondan
aldıkları karşılığında Kule." (G.Y.Blm. 31) Burada Mat'in
Şifa'sından sonra alıkonulan hançer kastediliyor olsaydı, "aldıkları"
yerine "aldığı" denirdi. Üstelik hançeri Falme'de ve öncesinde ondan
alan Beyaz Kule değil, Rand ve Mat'ti.
Jeraal Mordeth Aridhol'ün
hem kralını hem de halkını etkisi altına almışken neden her şeyi yok etsin?
Madem yok etmeye karar verdi, neden içerisinde kısılı kalsın? Fain'in
Cairhien'de yaptığı gibi oradan gidebilirdi. Aridhol'de kısılı kalması
sonucunu doğuran, beklenmeyen bir etki olmalıdır.
İkinci Akit'te Aridhol'ün
yarattığı çatlağı Tar Valon göz ardı edemezdi. Trolloc Savaşları'ndan önce
Beyaz Kule gücünün zirvesindeydi. Hiçbir hükümdar Kule'nin onayı olmaksızın
tahta oturamazdı. Aes Sedailerin Mordeth'in şerrini görmesi ve Aridhol'ü
Akit’e döndürmek için müdahale etmesi kaçınılmazdır. Özellikle onları Akit'ten
uzaklaştıran Mordeth'e... Mashadar salındıktan sonra bir Aes Sedai'nin
müdahalesi Mordeth'in hançeri düşürmesine, bu nedenle kendi saldığı dehşetin
tutsağı olmasına neden olmuş olabilir. Fain'in Kule'ye olan nefretinin ve
"ondan aldıkları" sözünün açıklaması mümkün olan tek ihtimalde bu
gözükmektedir.
Mordeth Mashadar'ı
yarattıysa, onu ne yarattı? Shadar Logoth'u yaratan şerrin bir kaynağı
olmalıdır. Bu konuda baş şüpheli hançerdir. Aginor hançerin şerrini tanımıştır.
Şer, Efsaneler Çağı'nda bilindiğine göre, Mordeth ise Aridhol'e gelip
bir anda ortaya çıktıysa bu gücü ona sağlayan hançer Efsaneler Çağı'ndan kalma
bir nesne olabilir. Shadar Logoth'u yaratan şerrin gücü saidini
lekeleyen Gerçek Güç miktarına denk demiştik. Fain Cairhien'de neredeyse Mashadar'a
denk bir gücü serbest bırakmıştı. Hançer bu gücü serbest bırakabiliyorsa içinde
daha da engin bir kaynak var demektir. Yani gücün kaynağı Aridhol değil
hançerin kendisidir. Ya da o güce ulaşılmayı sağlayan noktadır. Padan Fain
yeteneklerinin tam potansiyeline ulaştığında alacağı rol, hançerin gücü ile
doğru orantılı olacaktır.
Fain'in
önemi hakkında pek çok atıf vardır. Bu alıntıları okurken onun yeteneklerinin
Karanlık Varlık'tan kaynaklanan güce zıt bir güç olduğunu bir an için bile
unutmamak önemlidir. "Karanlığın Dostları beni takip ediyor, çünkü
Gölge'nin nasıl alt edilebileceğini öğrendim." (D.G.Blm. 46)
Mordeth'in ön plana çıktığı bu anda kullanılan "karanlığın dostları"
tabiri Mordeth'in de eski bir karanlıkdostu olduğunu gösterir, aynı zamanda.
Çünkü, sadece karanlıkdostları birbirlerine karanlığın dostları demektedir.
Fal Dara'da Padan Fain'i
kurtarmak için -ya da öldürmek için- riske girerek zindanlara kadar ilerlerler.
(B.A.Blm. 7) Soluk hakimiyeti ele geçirdiği anlarda Fain'i Afet'e
götürmek ister. Sıradan bir karanlıkdostu için neden bu kadar risk alınmıştır?
Belki de Fain doğruyu söylüyordur.
"Artık pek çok şey
biliyordu, eski efendilerinin hiçbirinin şüphelenemeyeceği kadar çok."
(B.A.Blm. 11)
Taren Salı'nda iki gri adam
Padan Fain'e saldırır. Çerçi Dain Bornhald'e şunları söyler: "Gölge'nin
beni durdurmak için gereken her şeyi yapacağından kuşku mu duyuyorsun?"
"Beni durdurmayı Gölge'nin kendisi istiyor." (G.Y.Blm. 31)
Padan Fain İki Nehir'e
olanların yayılmasını, bu sayede Rand'ı çekmeyi amaçlamaktaydı. Oysa İki
Nehir'e gölgedölllerini getiren Isam bunu önlemeye çalışmaktadır. (G.Y.Blm.
56) Fain kendine bağladığı soluk ile Taren Salı'na saldırmıştır.
Isam'ın haberi olmaksızın... Aynı zamanda Fain ile Isam'ın birbirlerini
tanıdıkları anlaşılmaktadır. (G.Y.Blm. 56, 45)
Tam al'Thor'un çiftliği ile
Con Aybara'nın çiftliği ile Abell Cauthon'un evini yakanlar Beyazpelerinlerdir.
(G.Y.Blm. 29, 31) "Pedron Niall o emirleri yazarken
Trollocların geleceğini biliyor muydu?" (G.Y.Blm. 31) sözlerinden trollocların
İki Nehir'e Beyazpelerinlerden sonra geldiğini anlarız. Gene aynı bölümden trollocların
Beyazpelerin devriyelerine saldırdığını da öğreniriz.
Fain Beyazpelerinleri Rand'ı
çekmek için kullanırken, Isam trollocları Beyazpelerinlere saldırtmakta,
saldırı haberlerinin yayılmasını engellemeye çalışmaktadır. Anlaşılan odur ki
Isam eski karanlıkdostunun peşine daha o zamanlardan düşmüştür.
"... Daha sonra
Aridhol'de, yeniden doğmuştu. Eski ve yeni düşmanları dümdüz etmek üzere."
" O anda al'Thor'un ölümünden, ya da Beyaz Kule'nin yıkımından, hatta
kadim düşmanından intikam almaktan daha keskin bir arzu sürüklüyordu onu."
(G.A.Blm. 19) "Eskiden karanlıkdostuydu, ama artık bunu aşmıştı. Onun
ötesinde, üzerindeydi. Bambaşka bir şeydi. Daha fazla bir şey." (G.A.Blm.
19) "Kadın onu karanlıkdostu sanıyordu, konseylerde yüksek bir
karanlıkdostu. Fain bunu çok aşmıştı." (K.L.Blm. 8) Fain ya Ba'alzamon'u, ya da
Karanlık Varlık'ı kendine kadim düşman olarak görmektedir.
"Çoğu insan bir
Myrddraalin bakışları karşısında korku duyar; Fain'in bakışları karşısında
Myrddraaller korku duyar." (K.L., K.T. Sözlük [Padan Fain]) "Eski
karanlıkdostu, artık bir karanlıkdostundan daha fazla ve daha kötüsü. Tutkuyla
nefret ettiği Rand al'Thor kadar Terkedilmişlerin de düşmanı." (H.Y., A.K.
Sözlük [Padan Fain]) Robert Jordan'ın sözlükte verdiği bu bilgiler hem Fain'in düşünceleri
ile, hem de bizim Fain ve hançerin gücü hakkındaki düşüncelerimizle
uyuşmaktadır. Fain Terkedilmişler için bile bir düşman haline gelmiştir.
- Sauron tüm yüzüklere
hükmetmek için Tek Yüzük'e tüm gücünü aktarmıştı. Bu nedenle Yüzük'ün kendi
iradesi vardı. Ayrıca Yüzük'ün ondan kopartılması bir ruh olarak Orta Dünya'da
güçsüz bir şekilde dolaşmasına neden olmuştu. Sauron'u yenmenin tek yolu
Yüzük'ü yok etmekti. Tek çıkar yol Yüzük'ü dövüldüğü ateşlerde, Kıyamet
Dağı'nda yok etmekti. Bu sebeple olayların gelişimi Yüzük'ü ve dolayısıyla
Gollum'u Kıyamet Dağı'na sürüklemişti. Eğer o anda orada olmasa Sauron Savaşı
kazanacaktı. Yine de onun tek istediği şey saplantılı bir şekilde istediği
Yüzük'ü ele geçirmekti. Yoksa iyilik yapmak değil. Mordeth ise gücünü hançerden
alıyordu. Hançerin gücü kendi iradesi olan yaratıklar yaratmaktadır ve hançerin
Mordeth’den ayrılması onun binlerce sene bir hayalet gibi kalmasını
sağlamıştır.
- Sauron Arda'yı yaratan
ölümsüz güçlerin daha zayıf türü olan Maiarların en güçlüsüydü. Saruman'da bir
Maiar'dı. Ak Saruman Palantir Taşı ile Mordor'u gözlerken kötülüğe kapıldı.
Uruk Haileri yarattı ve kendi hesabına Yüzük'ü ele geçirmeye çalıştı. Sauron
gibi kötü, ama ona karşıydı. Grima Solucandil Saruman'ın maşasıydı. Rohan'ın
Gondor ile ilişkilerini bozmuş, Kral Théoden'i Saruman'ın gücüyle etkisi
altına almıştı. Grima en sonunda Shire'ı ele geçiren Saruman ile birlikteydi.
Kovulduktan sonra ise Saruman'ı öldürdü.
- Gollum Minas Morgul'da
işkence görürken Shire ve Baggins isimlerini verip, huzurlu, ücra hobbit köyüne
yüzüktayflarının Yüzük arayışı ile gelmesine neden oldu. Padan Fain Kıyamet
Çukuru'nda büyük acılar çekerek damıtılmıştır. Yenidendoğan Ejder arayışı için myrddraali
ve trollocları huzurlu, ücra İki Nehir köyüne getiren odur.
- Shirelı hobbitler Yüzük'ü
bir ara durak olan Bree kasabasına kadar getirirken yüzüktayfları peşlerini bırakmamıştır.
Yüzükkardeşliği'nin kurulduğu Ayrıkvadi'ye gelene dek tayflar tarafından
kovalanmışlardır. Gollum'da sefil bir şekilde takip etmiştir. Kardeşlik Amon
Hen harabelerinde dağıldığında o, Yüzük'ün ve dolayısıyla Frodo'nun peşinden
devam etmiştir. Padan Fain bir ara durak olan Baerlon kasabasına kadar Soluklar
ile gelmiştir. Yüzükkardeşliği'nin dağıldığı gibi antik harabeler olan Shadar
Logoth'a kadar... Fain ise dağılan gruptan, Rand'ın peşinde sefil
yolculuğuna devam etmiştir. Mordor'un yakınında Emyn Muil'de Gollum ile Frodo
karşılaşmıştır. Afet sınırındaki Fal Dara'da Rand Fain'in bir karanlıkdostu
olduğunu öğrenir.
- Yüzüklerin Efendisi'nde
Gollum ve Smeagol çift kişilik
sergilerken, Zaman Çarkı'nda Fain, Mordeth ve Ordeith olarak üçlü bir kişilik
bölünmesi görülür.
- Gollum'un Yüzük'ün gücüyle
yüzlerce yıl boyunca münzevi hayatı yaşaması gibi, Mordeth hançerin içinde
olduğu olaylar neticesinde iki bin seneden fazla zaman Shadar Logoth'ta
tek başına var olmuştur.
- Grima'nın Sauron'unkine
benzer, ama ona düşman bir kötü gücün -Saruman'ın- temsilcisi olması gibi,
Fain'de Karanlık Varlık'a zıt ve düşman bir kötü gücün uzantısıdır.
- Grima'nın Shire'a gelmesi
ve dehşet yarattığı gibi Ordeith'te İki Nehir'de Beyazpelerinleri getirerek
dehşet yaratmıştır.
- Miğferdibi'nde Rohanlı
yaşlılar, kadınlar ve çocukları yok etmek için saldıran kötü güç Saruman'ındı.
Onlar yenilmek üzereyken beklenmeyen bir güç gelerek onları kurtarmıştı. İki
Nehir'de Fain'in güçleri varken başlarda savunmasız görülen köylüleri
sıkıştıran Isam olmuştu. Yine beklenmeyen bir güç arkadan saldırarak kötü
güçleri bertaraf etti.
- Yüzük'ün kendisini taşıyanı
yozlaştırması ve etkisine alması gibi, hançer de onu taşıyanları
yozlaştırmakta, etkisi altına almaktadır.
- Yüzük'ü taşıyan Gollum,
Frodo ve Bilbo onu sahiplenmekte ve kıskanmaktadır. Mat'de hançeri Fain ve
Mordeth gibi sahiplenmiştir. Bağı kopartmak isteyen Aes Sedailere Mat
direnmeye çalışmıştır.
- Yüzük'ü yok etmenin tek
çaresi dövüldüğü Kıyamet Dağı'nın ateşlerine atmaktı. Bunun dışında Yüzük yok
edilemezdi. Hançeri Mat'ten koparan Aes Sedailer onu yok etmemiş -ya da
yok edememiştir.-
- Yüzük kendisini takanlara
bir takım güçler vermektedir. Hançer de onu taşıyanlara bir takım güçler
vermektedir.
- Mordor'a gidiş yoluna
rehberlik eden Gollum'dur. Çünkü oraya daha önce gitmiştir. Fain'de daha önce
Afet'e, Kıyamet Çukuru'na kadar gitmiştir.
- Yüzüklerin Efendisi'nde Gandalf Gollum'un ileride
önemli bir rol oynayabileceğini görmüş, hayatını bağışlamıştır. Neticede Gollum
Yüzük'ün yok edilmesini sağlamıştır, hiç hesapta yokken... Önemsiz bir karakter
gibi görünen Padan Fain küçük küçük bölümlerde kah görünüp, kah görünmeden son
kitaba dek ulaşmıştır. Onun yaptıkları saidinin temizlenmesi için
gerekli ipucunu Rand'a vermiştir. Fain Rand'ı kendisinin öldürmesi konusunda
takıntılıdır. Rand Ejder Kehaneti'nin öngördüğü şekilde Shayol Ghul'e
gidecekse, her yerde onu takip eden Fain'de onu Kıyamet Çukuru'na kadar takip
edecektir.
Yenidendoğan Ejder'i Kıyamet
Çukuru'na çeken Kader Ağı'nda onu çaresiz bırakabilecek iki husus vardır.
Bunlardan birincisi Karanlık Varlık'ın zindanını onarma ihtiyacıdır. Daha önce
de belirttiğimiz gibi Sabahın Efendisi Lews Therin Telamon zindanı mühürlerken
kendi çağının sonunu getirmiş, dünyayı yıkıma götürmüştür. Deliliği içinde tüm
sevdiklerini kendisi öldürmüş, Kardeşkatili ismiyle nesiller boyu
lanetlenmiştir.
Efsaneler Çağı'nın bilgisi
ile iki farklı plan geliştirilmiş, Lews Therin kendi planı doğrultusunda
zindanı kadınların yardımı olmaksızın -muhtemelen bir sa'angreal ile-
mühürlemiştir. Bunu yaparken zindanın tamamen yırtılıp açılması riskini göze
almıştır. Ejder'in yine aynı yolu denemesi halinde zindanın bu kez tamamen
açılması riski vardır. Bir kez olmadı diye tekrar olmayacağının hiçbir
garantisi yoktur. Tekrar başarsa bile bu çözüm geçicidir ve Karanlık Varlık
kısmen dünyaya temas edebilmektedir. Aynı zamanda Gölge'nin karşı saldırısı saidini
tekrar lekeleyebilir ki, yüzlerce belki bine yakın Asha'man delirerek ikinci
bir Dünyanın Kırılışı başlatır. Dahası Kehanetler bunun Son Savaş olacağını
bildiriyordur. Yeniden mühürlemek Son Savaş olmasını sağlamaz. Yeniden
mühürleme seçeneği bir açmazdır.
Efsaneler Çağı'nda yapılan
ikinci plana göre, yapımı süren, o güne dek yapılmış en güçlü eril ve dişil sa'angrealler
olan Choedan Kal kadın ve erkeklerce kullanılarak Delik’in çevresi dünyanın
kalanından soyutlanacaktır ki bu da geçici bir çözümdür. Choedan Kal’ın
kullanılmasını sağlayabilecek yegane şey olan erişim anahtarları ulaşılmaz bir
noktada Gölge’nin ele geçirdiği topraklarda gizli kaldığından, Lews Therin Shayol
Ghul'e baskın yapmıştır. Bu planın riski ise test edilmemiş, aşırı güçlü sa'angreallerin
dünyayı bir yumurta gibi çatlatma riskidir. Rand ile Nynaeve Choedan Kal'ı
kullanmış ve dünyanın bu sa'angreallerin kullanımı ile yok olmayacağını
ispatlamıştır. Fakat bu sırada dişil anahtar kırılmıştır. (K.Y.Blm. 35)
Yine de bu plan da en nihayetinde geçici bir çözümdür. Üstelik anahtarlardan
dişi olanı olmadan mümkün değildir.
"Tarih kitabı dışında
herhangi bir şey okusaydın onları yok etmenin neredeyse imkansız olduğunu
bilirdin," der Osan'gar. (K.Y.Blm. 13) Fakat dişil anahtar
kullanılırken kırılmıştır. Hem de eril anahtar çok daha fazla Tek Güç
yönlendirmiş olduğu halde. "Saidardan çok daha fazla saidin
kullanılmış olmalı. Çok daha fazla. Bir tepeye karşılık Ejderdağı gibi,"
der; kalıntıları okuma becerisi yüksek olan Akarrin Sedai. (A.K.Blm. 19)
Dişil anahtarlardan kırık olan bir diğerinin de Tanchico'da sergilenmesi bir
tesadüf müdür? (G.Y.Blm. 11) Kırılması neredeyse imkansız olan
iki -dişil- anahtarda kırılmıştır. Eril olanı çok daha fazla Tek Güç
kullanmasına rağmen -saidinin tamamı- hem de... Dişil anahtarlarda bir tür
kusur ya da doğal dayanıksızlık vardır. Üstelik şu anda elde kalan tek anahtar
eril olandır.
İkisi birlikte kullanıldığı
takdirde dahi zindanın kusursuz bir şekilde onarılabileceği -bu dünyayı
parçalamak demek değildir- hatta sa'angrealler ile zindanı onarmanın
mümkün olup olmadığı bile belli değilken, elde bu iş için öngörülen gücün
önemli bir kısmı -dişil anahtar kalmadığından- yok olmuştur. Ter'angreal yapımı
konusunda en yetenekli kişi olan Elayne bile henüz karmaşık ter'angrealler
yapamamaktadır. Üstelik hamileliği yönlendirmesini büyük ölçüde
kısıtlamaktadır. Bu da Shayol Ghul için elde sadece eril anahtarın
olacağını kesinleştirir. Bu ikinci plan da açmazdır. Rand'i çaresiz bırakacak
ilk husus işte zindanı kapatmak için düşünülmüş iki planın da açmazda oluşudur.
Onu Shayol Ghul'de
çaresiz bırakacak ikinci unsur Shaidar Haran'dır. Shai'tan'ın
neredeyse tüm Seçilmişlerinin önüne koyduğu Shaidar Haran ile Ejder'in
baş etmesi imkansız gözükmektedir.
"... Ama Shaidar Haran oyun
tahtasında yeni bir taştı, gücü ve amacı bilinmeyen bir taş." (Semirhage,
K.L.Blm. 6)
Hiç görülmemiş ölçüde sert
bir kışın; aç kalan vahşi kurtları ve ayıları insan, koyun, at ya da sığır
ayırt etmeksizin saldırmaya zorlayan kışın son gününde, geleneksel Bel Tine
şenliklerinden bir gün evvel, Andor'un unutulmuş, yalnız bırakılmış İki Nehir
bölgesinde, Taşocağı Yolu denen yolda hiç dinmemiş ayaz rüzgar esmeye devam
ediyordu. Tam al'Thor ile oğlu Rand kendi yaptıkları brendi ve şaraplarla yüklü
arabalarıyla Emond Meydanı'na tedirgin bir şekilde ilerliyorlardı. Rand
huzursuzlandığı, tüylerinin diken diken olduğu bir anda omzunun üstünden
arkasına bakar ve yirmi adım yakınlarında siyahlı bir süvari görür. Bir an için
tökezleyip gözlerini üzerinden çektiği anda süvari kaybolur. Henüz orada
olduğunu bile bilmezken tüylerini ürperten, yüzü başlığının altında saklı iken
bile bakışlarındaki nefreti hissettiren süvarinin pelerininin bir kıvrımının
bile keskin rüzgarda kıpırdamadığını ise sonradan fark eder. Siyah atlı, siyah
pelerinli yabancı yok olduktan sonra... (D.G.Blm. 1)
İşte gölgedöllerinin en
korkutucu figürlerinden myrddraallerin ilki bu şekilde hikayeye dahil
olur. Kurtların hiçdoğmamış dediği, çeşitli ülkelerde sinsi, soluk, yarı-insan,
gözsüz, gölge-adam, gecekoşucusu gibi isimlerle anılan myrddraalin
anlamı geceatlısıdır. (G.Y.Blm. 26) "Terkedilmişler tutsak
edildiğinden bu yana, savaşan Trolloc yumruklarının beyni onlar oldular."
(D.G.Blm. 8)
Shaidar Haran sıradışı bir myrddraaldir.
Pek çok açıdan... Bedeni, mizacı ve güçleri ile farklı ve çok daha
korkutucudur. Karanlık Varlık'ın Seçilmişlerinden üstün tuttuğu bir
yaratığıdır. Yine de Terkedilmişlerin liderliğini ona verilmemiştir. Karanlığın
Yüce Efendisi'nin yeryüzündeki naibi olarak, Nae'blis olarak seçilen
Moridin olmuştur. Trolloc dilinde adı “Karanlığın Yüreği” olan,
pek çok kişinin Shai'tan zannettiği Ba'alzamon'un ölümden döndürülmüş ve
"Ölüm" adı verilmiş Moridin... Shaidar Haran ise "Karanlığın
Eli"dir.
Rand gördüğü, ama
tanımlayamadığı siyahlı süvariyi anlattığında Lan Gaidin ona ve bize myrddraaller
hakkında ilk bilgileri verir. "Soluklar Trolloc dölüdür."
"Yarı-insanların bir tür gücü vardır, Karanlık Varlık'tan kaynaklanan bir
tür güç." (D.G.Blm. 8) Trollocları ve diğer gölgedöllerini
yaratan Efsaneler Çağı'nda Aginor'du. (Z.Ç.D., Aginor)(K.L.Blm. 23)
Tüm gölgedölleri, myrddraaller hariç tutulursa tümü...
Aginor'un gücü Lews Therin
ve Elan Morin ile denkti. (D.G.Blm. 52) Osan'gar bedeniyle de
Rand'ın tutabileceği kadar saidin çekmişti. (K.T.Blm. 41) Buna
rağmen "özel becerileri olmasa, asla Seçilmiş olamazdı."
(K.Y.Blm. 13) O, Gölge'ye dönmeden evvel ün yapmış bir biyologdu. Yeni
bitki türleri yaratmıştı, fakat insanlar ve hayvanlar üstünde çalışmasına izin
verilmiyordu. Bu sebeple Gölge saflarına katıldı. (Z.Ç.D., Aginor)
Kendini bir deha olarak tanımlasa da ne asker olarak ne de bir general olarak
başarılıdır. (K.Y.Blm. 35) Moridin'den (K.Y.Blm. 35)
ve Demandred'den (K.Y.Blm. 13) korkmaktadır. Tüm dehasına rağmen Aginor
geceatlıları konusunda fazla bir şey öğrenememiştir.
"Gölgenin kıyılarında,
ışığın karanlığa dönüştüğü yerde, bir Myrddraal aniden başka bir yere, çok
uzaklardaki bir başka gölgeye gidebilirdi. Uzun zaman önce Aginor bu
yaratıkların yüzlercesini sınayarak bu işi nasıl yaptıklarını öğrenmeye
çalışmıştı. Boşa çaba harcamıştı. Myrddraallerin kendileri de bilmiyordu;
Semirhage kanıtlamıştı bunu." (K.L.Blm. 6) "Aginor bu yaratıkların
başka her şeyin bu dünyada olduğu gibi burada olmadığını düşünüyordu; 'zaman ve
gerçeklikte hafif bir faz farklılığı var,' demişti bu olguya, o da her ne
demekse." (H.Y.Blm. 12)
"... Zaman zaman ortaya
çıkan bu ürünler, en iyi zamanlarda, huzursuz ediyordu onu." (K.L.
Öndeyiş)
Aginor gerek biyoloji, gerekse de Tek Güç konusundaki dehasını kullanarak
yaptığı incelemelerde anlaşıldığı kadarıyla myrddraallerin
yeteneklerinin "nasıl"ını bulmuş fakat "neden"ini
bulamamıştır. "Semirhage Myrddraallerin bunu nasıl yaptığını bilmeyi
diledi. Tek Güç'le bir ilgisi yoktu." (K.L.Blm. 6)
Trolloclar çok uzun boylu ve iri
yaratıklardır. İnsan-hayvan melezidirler. Bir keçi burnu ve suratı, kartal
gagası, koç boynuzu, ayaklar yerine toynaklar, çift tırnaklı keçi ayakları,
pençelere sahip olabilirler. Myrddraaller ise trolloc dölü
olmalarına rağmen insanlara neredeyse tamamen benzerler. En büyük ayırt edici
özellikleri gözsüz yüzleridir. Sonrasında da hamur beyazı sogun tenleri... Uzun
boylu bir insan görünümündedirler ve yılansı bir zarafetle, süratle hareket
edebilirler. Bütün yarı-insanlar birbirinin aynısıdırlar. "Myrddraaller
uzun boylu bir insan boyunda olurdu, bir insanın kıvrak taklidi gibi, aynı
kalıptan çıkmış gibi..." (K.L. Öndeyiş, Demandred) "Sinsiler iki
yağmur damlası kadar benzerlerdi birbirlerine, uzun boylu, ince ve tıpatıp
aynıydılar..." (A.K.Blm. 21, Alviarin)
Soluklar kısırdır ve
dişileri yoktur. (Y.B.Blm. 15) Yine de kadın iştahlarıyla
bilinirler. "Yarı-insanlarda Karanlık Varlık şansı vardır."
(D.G.Blm. 8) Bir dizi doğaüstü yetenek sergilerler.
- "... Savaşan
Trolloc yumruklarının beyni onlar oldular," demiştik. (D.G.Blm.
8) Bu sadece basit komutanlık değildir. "... Bir şekilde
onları kendilerine bağlarlardı; anlaşılan bu Trollocların sadakatini sağlama
alıyordu, ama bir Myrddraale bağlananlar o öldükten sonra uzun süre hayatta
kalamıyordu." (G.Y.Blm. 10)
- Gölgelerin içinde yolculuk
edebilirler: "Koridorun sonundaki gölgeler uzandı, yaratığı sardı ve
Soluk yok oldu." (D.G.Blm. 17) "... Işığın karanlığa dönüştüğü yerde,
bir Myrddraal aniden başka bir yere, çok uzaklardaki bir başka gölgeye
gidebilirdi." (K.L.Blm. 6) "Bir zamanlar Solukların gölgelere at gibi
bindiklerini ve yan döndüklerinde gözden kaybolduklarını düşünürdü. O eski
inanç çok da yanlış değildi." (G.Y.Blm. 10)
- Myrddraallerin
bakışlarına gözlerini kilitleyen biri korkuya kapılır, hareketleri etkilenir. "Gözsüz'ün
bakışı korkudur." (G.Y.Blm. 10)(G.A.Blm. 22) "... Bakışları ile felç
etmek, gölge olan herhangi bir yerde yok olmak bunların arasında sayılabilir."
(D.G. Sözlük [Myrddraal])
- Pelerinleri rüzgardan
etkilenip hareket etmez, kıpırtısız kalır. (D.G.Blm 1 ve pekçok bölüm)
- Sıçanlar ve kuzgunlar gibi
Karanlık Varlık'ın casusları soluklara bildiklerini aktarır. "Rapor vermek
zorunda, genellikle Yarı-insanlara." (Y.E.Blm. 1)
- Yönlendirmeyi hissederler. "Tek
Güç'ten o kadar çekmem bile Yarı-insanları boru sesi gibi çağırır."
(D.G.Blm. 20) "Kaşınıyorum insan, uyuduklarından emin misin?"
(Y.E.Blm. 39) "... Kokusuna bakarak saidarı saidinden ayırabiliyordu"
"Bu farkın kokusunu başka hiçbir Myrddraal alamazdı..." "Bir
akışı diğerinden ayıramıyordu ama..." (K.T.Blm. 40) Bu bölüm
Shaidar Haran'ı ilgilendirse de diğer myrddraallerin farkı ayırt edemese
de yönlendirmeyi hissettiğini belli eder.
- On üç myrddraal
aracılığı ile yönlendiren on üç dehşetlordu, yönlendirebilen bir kişiyi
istemese de Gölge'ye döndürebilir. (Y.E.Blm. 22)
- Soluklar aynada görüntü
vermez. "Önündeki duvarda duran aynada her şey net bir biçimde
görülebiliyordu. Yarı-insan dışında her şey. Myrddraal belirsiz bir
lekeydi." (Y.E. Öndeyiş) "Aynada bir bulanıklık oldu ve adam yavaşça
döndü. Kim olduğunu hatırlamalı, başkalarının da hatırlamasını sağlamalıydı.
Hala kapı yoktu, ama bir Myrddraal odayı onlarla paylaşıyordu." (K.L.
Öndeyiş)
- Solukların atlarının
toynakları istedikleri anda hiç ses çıkartmaz. (D.G.Blm. 6)
- Solukların bedenleri
öldüklerini kabul etmek istemez. (D.G.Blm. 18 ve pek çok bölüm)
- "Myrddraaller
karanlıkta ve aydınlıkta kartal gibi görür, ama gözleri yoktur." (D.G.Blm.
8) "Aydınlıkta ve karanlıkta kartal gibi görebilirler. (D.G. Sözlük
[Myrddraal])
- "Bir Yarı-insan
belinden daha yüksek hiçbir suda yüzmez, özellikle de durgun olmayan
suda." (Lan, D.G.Blm. 19) "Sahip oldukları bilinen pek az zayıflıktan
biri, akan suyu aşma konusundaki gönülsüzlükleridir. (D.G. Sözlük [Myrddraal])
- Soluklar kofullara
girebilmektedir. Moghedien bir kofula Shaidar Haran tarafından
getirilmiş ve çıkarılmıştır. Kapısız, penceresiz diğer bir kofulda ise Osan'gar
ile Aran'gar henüz onun farklı bir myrddraal olduğunu bilmezken Shaidar
Haran ile karşılaşır. "Hala kapı yoktu, ama bir Myrddraal odayı
onlarla paylaşıyordu. Bu mekanda bu iki gerçek de tuhaf değildi." (K.L.
Öndeyiş, Aginor) En yetkin ağızdan herhangi bir myrddraalin de
kofullara girebildiğinin teyididir, bu...
- "Myrddraal derin
gölgelerin içinden çıktı ve görünür oldu." (Shaidar Haran, K.T.Blm. 40) Shaidar
Haran burada gölgelerin içinde yolculuk etmemiş, gölgenin içinde görünmez
olarak saklanmıştır. Fakat sözlükte solukların bir yetenekleri de "gölge
olan herhangi bir yerde yok olmak" şeklinde geçtiğinden, bu sadece
Shaidar Haran'ın değil tüm solukların bir yeteneğidir.
Shaidar Haran'ın iki ayırt
edici özelliği vardır. Boyu tüm myrddraallerden bir baş ve omuz boyu
uzundur. (K.L. Öndeyiş [Demandred, Osan'gar, Mesaana])(K.L.Blm. 6
[Semirhage])(H.Y.Blm. 12 [Graendal])(A.K.Blm. 21, [Alviarin]) Diğer
farklı özelliği ise zaman zaman görülen, ilk bakışta fark edilebilecek bir şey
değildir.
"... İmkansız olduğunu
bilmese, Myrddraalin kansız dudaklarının bir gülümseme ile seğirdiğini
düşünecekti. Trollocların bile, kötücül ve vahşi olsa da bir mizah anlayışı
vardı, ama Myrddraallerde mizah anlayışı kesinlikle bulunmazdı." (K.L. Öndeyiş,
[Osan'gar]) "Myrddraal ona baktı ve gülümsedi. Sinsiler asla gülümsemezdi.
Asla." (A.K.Blm. 21, [Alviarin])
Aşırı uzun boylu, gülebilen
tek myrddraalin Shaidar Haran olduğunu ve özel olduğunu ilk kez
altıncı kitapta öğreniriz. Oysa Shaidar Haran ilk kitaptan beri
hikayenin içindedir. Rand Baerlon'da Geyik ve Aslan hanında bir myrddraal
ile karşılaşır. "İnce, kansız dudakları, gözlerin olması gereken
yerdeki pürüzsüz deri ile daha da alaycı görünen, zalim bir gülümseme ile
kıvrıldı." "İnce dudaklar alaycı bir sırıtma ile gerildi."
(D.G.Blm. 17)
Ba'alzamon
karanlıkdostlarına üç ta'veren hakkında görevler vermeden evvel, bir myrddraal
onun gelişini ilan eder. "... İnce, kansız dudaklar neredeyse bir
gülümseme olabilecek bir hareketle büküldü." (B.A. Öndeyiş)
Fal Dara'ya yapılan baskın
sırasında Rand, yedi Shienar askerini öldüren bir myrddraal ile
karşılaşır. "Acele etmeden, kansız bir gülümsemeyle Rand'a
yaklaşmaya başladı." (B.A.Blm. 6)
Jaichim Carridin Işığın
Kalesi'nde bir myrddraal ile karşılaşır. "Bir adam
biçimindeydi, çoğundan da iri değildi..." "Yarı-insanın dudakları bir
gülümsemeyle kıvrıldı." "Myrddraal kahkaha attı." (Y.E. Öndeyiş)
Aiel Kıraçları'nın Imre
Dayanağı'nda gölgedöllerinin saldırısında Mat ve Aieller bir myrddraal
öldürür. "Kısa kılıcını bir Myrddraalin göğsüne sapladı. Yaratık
ölmediği, kansız dudaklarıyla sırıttığı, gözsüz bakışları kemiklerine korku
saldığı zaman, öleceğini anladı. Bir an sonra, Aiel okları onu iğne yastığına
çevirirken Yarı-insan silkindi, irkildi ve Mat yaratık onu, herhangi bir şeyi
doğramaya çalışarak düşerken..." (G.Y.Blm. 37)
Solukların mizah anlayışı
olmadığı ve gülemedikleri ilk kez altıncı kitapta öğreniriz. Çok hızlı bir
şekilde yazılan ilk beş sene içerisinde çıkan altıncı kitapta... İlk dört kitapta
gülebilen solukların veya tek bir soluğun olması gözden kaçmış olamaz. Bunun
bir anlamı olmalıdır. Terkedilmişlerin üstünde tutulan bu acayip myrddraal
daha ilk kitaptan Kader Ağı'na Robert Jordan tarafından yerleştirilmiştir.
Üstelik daha o zamandan özel olduğu bellidir.
- Imre Dayanağı'nda ölmüş
olması gerekirken hala hayattadır.
- Sonradan kendini Karanlığın
Eli "Shaidar Haran" ismi ile tanıtırken görülmemiş bir
boydadır. Oysa Carridin için Işığın Kalesi'ne geldiğinde normal bir soluk
boyunda olduğu özellikle vurgulanmıştır. Terkedilmişler yeni vücutlara
konularak yaşama döndürülmüştür. Shaidar Haran bu şekilde yaşama
döndürülmüş "olsa bile" -ki bu konuda bir ipucu bile yoktur,- o zaman
diğer "kardeşlerinden" birinin vücuduna konurdu ki bu da normal boyda
bir soluk olmasını gerektirirdi.
Beyaz Kule'de Mesaana'nın
yanında -yanılsama veya gerçek olsa da- boyunu değiştirdiğini görmüştük.
Terkedilmişlere özel olduğunu göstermenin bir yolu olarak boyunun uzunluğu bir
yol olabilir.
- Shaidar Haran daha o
zamandan yarı-insanlar için söylenmeyen insanüstü bir fiziksel güce sahiptir. "Myrddraal
elini masanın üzerinde gezdiriyordu ve tırnaklarının ucundan ahşap şeritleri
kıvrılarak çıkıyordu" "... Yarı-insanın diğer eli çenesini yakalamış,
ağzının açılmasını engellemişti. Topukları yerden kalktı ve sonra parmak uçları
havalandı." "Myrddraal hırlayarak onu odanın karşı tarafına
fırlattı." (Y.E. Öndeyiş) Tıpkı sonradan kofulun içinde Osan'gar
ve Arangar ile karşılaşmasında olduğu gibi güçlüdür.
- Ba'alzamon Bors ve diğer
karanlıkdostlarını toplamıştır. Kendilerine söylenene kadar nerede olduklarını
bilmiyorlardır. Shayol Ghul'ün gölgesinde denildiğinde hepsi şaşırır. Afet'in
içine kadar normal şekilde getirilseler bunun farkında olmaları gerekirdi.
Üstelik Shayol Ghul'de olması gerektiği gibi buz gibi bir soğuk da yoktur. (K.L.
Öndeyiş) Şöminelerdeki ateşler ise ısı vermemektedir. Ba'alzamon Güç
ile yapamayacağı şekilde havada süzülür. Trolloclar, myrddraal ve
hizmetkarlar bir görünüp bir kaybolmaktadır. Önceden kapı olan yerde sonradan
kapı kaybolur. Karanlıkdostları kıtanın dört bir yanından gelmiştir. Ba'alzamon
her birine emirlerini Güç ile yapamayacağı bir şekilde verir. Tüm bunlar
mekanın tel'aran'rhiod olduğunu gösterir. Oysa; "rüyalar
yalnızca Gri Adamlardan ve Myrddraallerden esirgenmiştir." (Y.E.Blm. 36)
Shaidar Haran Düşler Dünyası'na da daha o zamanlardan girebilen özel bir
soluktur.
- Rand'ın Geyik ve Aslan'da
konuştuğu soluk, Shaidar Haran'dı. (D.G.Blm. 17) Rand
kaldıkları hanın ismini Fain'e söylemişti. (D.G.Blm. 15) Emond
Meydanı'na Fain'in getirdiği tek soluk, ondan Taren Nehri'ni geçerken ayrılmış,
bir başkası onu Baerlon'dan önce bulmuştur. (D.G.Blm. 47) İşte o
soluk Shaidar Haran'dır. Onun mizah anlayışı olduğunu biliyoruz. Handa Rand'a
neden gülümsedi diye düşünürsek bir ipucu yakalayabiliriz. Soluk Rand'ı tehdit
etmiş, ama kaçırmak veya öldürme şansı varken bunu yapmamıştır. Diğerlerinin
handa olduğunu bildiği halde yerini sormuştur. Bir Aes Sedai ve Muhafız'ın
olduğunu bile bile gelmiştir. Onu hissedeceklerini ve engelleyeceklerini bile
bile... Sonra da kaçmıştır. Eyleminin sonucu onları Baerlon'dan kaçırıp yola
düşürmektir. Bir aldatmaca yapmış ve buna gülümsemektedir.
Dikkatli olunduğu zaman
Emond Meydanı ve civar çiftliklere yapılan saldırının da ta'verenleri ve
muhtemel Yenidendoğan Ejder'i yakalamak için yapılmadığı barizdir. Yenidendoğan
Ejder'i yakalamak için Yollar veya Ba'alzamon'un açacağı kapıyollar ile bir
yumruk yerine on veya yüz yumruk trolloc gönderilebilirdi. On gün
içerisinde Baerlon dışına on yumruk trolloc gönderilmişti. Lan bunu fark
etti, ama sadece Sınırboyları için bir tehdit olarak düşündü. (D.G.Blm.
21) Esas nokta ise Ba’alzamon’un Yenidendoğan Ejder’i özellikle o an
yakalamak istemediğidir. Myrddraalin de bunu bilmesi ve onların
aldanmasını komik bulmasıdır.
Gözsüzler gece ya da gündüz
"kartal" gibi görürler. (D.G.Blm. 8, Sözlük) Bu sadece
karanlıkta görebildiklerini değil, gündüz ışığında insanların gördüğünden kat
be kat -gece veya gündüz- iyi görebildikleri anlamına gelir. "At,
Rand'ın tam karşısında yine durdu, başlığın gölgeli açıklığı, babasının yanında
diz çöktüğü yere döndü." (D.G.Blm. 6) Rand'ın onu görebildiği
yerde, soluk onu çok daha iyi görmüştür. Rand bakışlarındaki korkuyu
hissetmesine rağmen, soluk onu Taşocağı Yolu'nda babası ile rahat bırakır.
Hatta Rand Tam ile köye şarap ve brendi götürürken gördüğü soluk onlardan
sadece yirmi adım arkadadır. (D.G.Blm. 1) İstese Rand'ı
zahmetsizce yakalayabilecek durumdadır.
"...
Yalnızca en zayıf Aes Sedailer bir Soluk'a rakip olamaz." "Dün gece
burada olanı hem Moiraine Sedai, hem de ben öldürmeye çalıştık, ama her
seferinde başarısızlığa uğradık." (D.G.Blm. 8, [Lan])
Lan bu gerçeği yarı-insanın şansına bağlamaktadır. Oysa Moiraine oldukça güçlü
bir Aes Sedaidir, üstelik yanında kuvvetli bir angreal taşımaktadır. Lan,
sıradışı yetenekleri olan bir soluk olabileceğini aklına bile getirmez.
Saldırıların gençleri ele geçirmek için yapılmadığı da aklına gelmez. Oysa ki
sonradan gördüğümüz gibi kısa zamanda, bir Aes Sedai ve bir Muhafız'ın baş
edemeyeceği kadar çok güç getirilebilirdi. Bu iki gerçek de Emond Meydanı'na
gelen, Padan Fain'i Taren Salı'nda bırakan, sonra gene bulanın Shaidar Haran
olduğunu gösterebilir. Rand'ın çiftlik evinde konuştuğu trolloc da myrddraalin
onunla konuşmak istediğini söylemiştir. Oysa ki trolloclar kurnazlık
yapabilecek, ya da öldürmek yerine konuşmayı seçecek canlılar değildir. Bu trolloc
gözsüzün korkusundan Rand ile konuşmuş olmalıdır. Bu da o soluğun gerçekten
Rand ile konuşmak istediğini gösterir.
- Shaidar Haran'ın
Carridin ile diyaloğuna da dikkat etmek gerekir: "Gözümü bana hizmet
edenlerden ayırmamayı tercih ederim," diyen myrddraale; "Ben
yalnızca Karanlığın Yüce Efendisi'ne itaat ederim. Tıpkı senin gibi. İkimiz de
hizmet ediyoruz," diye cevap verir, Engizisyoncu. Shaidar Haran
ise, "madem öyle görmek istiyorsun," der ve kahkaha
atar. Sadece aynı soluk olduğunu değil, aynı zamanda daha o zamanlardan
Karanlığın Eli olarak hizmet ettiğini de bu bölüm ispatlar. Jaichim Carridin'in
onu sıradan bir soluk olarak görmesi onu güldürmüştür.
- Shaidar Haran üçüncü
kitapta tel'aran'rhiod'da nasıl ki Ba'alzamon'un üstünde tutulmuyorsa,
Moridin Nae'blis olduğunda da onun üstünde tutulmamıştır. Karanlığın Eli
ile Karanlık Varlık'ın Naibi arasında bir ast üst ilişkisi gözükmemektedir. Bu
da ikisinin farklı görevleri olduğunu gösterir. Aynı zamanda Shaidar Haran'ın
Moridin'in üstünde olmadığını.
"Yarı-insanların
isimleri hep Trollocların dil burkan lisanlarında olurdu, 'Shaidar Haran',
insanların artık Kadim Lisan dedikleri dildeydi. 'Karanlığın Eli' anlamına
geliyordu." (K.L. Öndeyiş) Bu andan itibaren Shaidar Haran güçleriyle
de farklı olduğunu hissettirir. Ve diğer özellikleriyle de...
"Aniden Demandred bir
şeyi fark etti. Kendisi ne zaman bu yolculuğu yapsa, o dişler kafasının
tepesine sürtünürdü. Şimdi, Myrddraalin kafasının iki el üzerinde kalmışlardı.
Bu onu şaşırttı. Tünelin yüksekliğinin değişmesi değil -burada tuhaf olan
olağandı- onu şaşırtan Yarı-insan'a verilen fazladan boşluktu, Yüce Efendi
gücünü insanlara olduğu kadar Myrddraallere de hatırlatmaktan hoşlanırdı."
(K.L. Öndeyiş) Kıyamet Çukuru'na giden tüneldeki sarkıtların yüksekliği değişirken,
ona fazladan bir boşluk verilerek bir ayrıcalık işareti verilmiştir. Oysa
Moghedien Aran'gar tarafından kurtarıldıktan sonra sarkıtlar gitgide alçalarak
onu süründürmek zorunda bırakmıştır. (K.T.Blm. 25)
Shaidar Haran bu ayrıcalığını kullanarak
Terkedilmişlere emirler vermiştir. Soluk Demandred ile karşılaşmasında
tüneldeki durum hariç hiçbir işaret göstermez. Onun üstünde bir amir durumunda
değildir. (K.L. Öndeyiş) Mesaana iki kez Shayol Ghul'e
gidip Shaidar Haran ile karşılaşır, ama boyu dışında bir tuhaflıkla
karşılaşmaz. Shaidar Haran onun üstü olarak gösterilmez. (K.L.
Öndeyiş) Osan'gar ile Aran'gar onun gücünü hisseder ve kimsenin
bilmeyeceği emirler alırlar ondan. (K.L. Öndeyiş) Bu da Rand ve
Egwene'in yakınında olmaktır. (K.Y.Blm. 13) Semirhage onun
istediği şeyi yapar ve Cabriana Mecandes ve Muhafız'ını sorgular. Onun farklı
olduğunu hissetse de onun yine de bir soluk olduğunu düşünmektedir. "Shaidar
Haran gördüğü diğer Myrddraallerden farklı olabilirdi, ama yine de bir
Myrddraaldi işte." (K.L.Blm. 6) Bu bilgiler sayesinde Aran'gar
Salidar'da kendine bir yer bulacaktır.
Shaidar Haran Semirhage'e Karanlık
Varlık'tan emir almış olduğunu söylemiş olmalıdır. Çünkü şu şekilde düşünür: "...
Görünüşe göre Myrddraal'e Aes Sedaiyi yakalaması söylenmişti ve bir sebepten,
Yarı-insanlar için Aes Sedailer ve Muhafızlar ayrılmaz varlıklardı."
(K.L.Blm. 6) "Yakalaması söylenmişti," kısmı bunu kesinlikle
ifade eder. Semirhage diğer Terkedilmişlerden emir almaz. Sadece Karanlık
Varlık'tan gelen emirlere uyar. Burada da Shaidar Haran bir
Terkedilmişin üstü değildir.
Beyaz Kule'de Mesaana ve Shaidar
Haran ile karşılaşmasında, Alviarin onun myrddraal derisine bürünmüş
Karanlık Varlık olduğuna emin olur. "'Gölgenin Eli yalnızca bir isim
mi sence?' Myrddraalin sesi artık gürlemiyordu. Boştu, hayal edilemez
mesafelerdeki mağaralardan gürler gibiydi." (A.K.Blm. 21) Orada
yaptıkları onu emin kılar, fakat Alviarin'in emin olması bunun gerçek olduğunu
kesin bir şekilde göstermez. Sadece myrddraalin sergilediği güçler ile
bir "Seçilmiş"i çaresiz bırakıp cezalandırdığını gösterir.
"Seçilmişlerden birinin
neden cezalandırılması gerektiğini bilmek ister misin?" der soluk,
"Seçilmişlerim" demez! "Gölgenin Eli" ismini vurgular,
Gölge'nin kendisi değil "eli"...
Shaidar Haran; "Yüce Efendi'ye
hizmet ederim. Başkasına değil," der, Osan'gar'a. Aynı zamanda der
ki; "O zaman yerinizi bir başkası alır ve siz de... kardeşlerime
verilirsiniz. Bloke edilmiş halinizle." (K.L. Öndeyiş) Duraksamaya
rağmen diğer myrddraallere kardeşlerim der ve kendisinin de Karanlık
Varlık'a hizmet ettiğini söylemiştir.
Onun, diğerlerine benzemese
de bir myrddraal olduğunu gösteren bir bölüm daha vardır. "Bu
farkın kokusunu başka hiçbir Myrddraal alamazdı. Shaidar Haran başka
Myrddraallere benzemezdi." (K.T.Blm. 40)
Bizce Shaidar Haran
"Karanlığın Eli"dir, kendisi değil. Tüm bu bölümler de bunun
ispatıdır. "Ben konuştuğumda, Karanlığın Yüce Efendisi'nin sesini
duymuş sayabilirsin kendini. Ben onun bu dünyadaki eliyim." (H.Y.Blm. 12)
- Shaidar Haran diğer soluklarda
görülmemiş şekilde insanüstü fiziksel güce sahiptir. (Y.E. Öndeyiş)(K.L.
Öndeyiş)
- Shaidar Haran diğer
soluklar gibi gölgelerin içinde saklanabilmekte ya da gölgelerde yolculuk
edebilmektedir. (D.G.Blm. 17)(K.L.Blm. 6)(K.T.Blm. 40)(H.Y.Blm. 12)(A.K.Blm.
21)
- Tüm myrddraaller
yönlendirmeyi hissedebilmektedir. (Y.E.Blm. 39) Shaidar Haran
ise buna ek olarak saidin ile saidarı birbirinden ayırt
edebilmektedir. Kapıyolların izini görebilmektedir, ama diğer solukların bunu yapıp
yapamadığı belli değildir.
- Shaidar Haran tüm
soluklar gibi kofulların içine girebilmektedir. (K.L. Öndeyiş)(K.T.Blm.
25)
- Shaidar Haran boyunu
değiştirebilmektedir. (A.K.Blm. 21)
- Soluklar öldüklerini kabul
etmek istemez, Shaidar Haran ölmüştür ama yaşamaktadır.
- Yarı-insanlar sadece en
zayıf Aes Sedaileri yenebilir. Shaidar Haran ise yönlendirebilen tüm
insanlara üstünlük kurabilir. Myrddraaller kalkan koyamaz. (K.L.
Öndeyiş) (K.T.Blm. 25) Shaidar Haran da aslında kalkan
koyamamaktadır.
Beş Güç'ten sadece ruh ile
örülen kalkan hedeflenen insanın üstüne yerleştirilir. Kalkan koyulan kişi
Gerçek Kaynak'ı hissetmeye devam eder. Shaidar Haran'ın bloke etmek dediği şeyde ise kişi Gerçek Kaynak'ı
hissedemez, kendini koparılmış gibi hisseder. (K.L. Öndeyiş)(K.T.Blm.
25)(H.Y.Blm. 12)
Shaidar Haran'ın Güç kullandığına dair
hiçbir işaret yoktur. Yaptıkları sadece diğer solukların yetenekleri
paralelinde, ama daha güçlüdür. Bir kalkanı tutabilmek için kalkan koyulan
kişiye yakın güçte ya da daha üstün olmak gerekir. Ayrıca akışları bölmek işi
güçleştirir. Shaidar Haran bir erkeğin olabileceği azami güce sahip olan
Osan'gar ile Aran'gar'ı aynı anda bloke edebilmiştir. (K.L. Öndeyiş)
Angreal ile çekebildiği kadar çekmiş olan Graendal'ı da bloke edebilmiştir. (H.Y.Blm.
12)
- Shaidar Haran siyah
alevlere hükmedebilmektedir. (A.K.Blm. 21)
Shaidar Haran'ın güçlerinin kaynağı
belirsizdir. Tıpkı kardeşleri gibi... Tek Güç ya da Gerçek Güç değil gibi
durmaktadır. Onları inceleyen Aginor bu sonuca varmıştır. (H.Y.Blm 12)
Aslında Aginor trollocların yaratımına sadece yardım etmiştir. "İnsan
ve hayvan sürülerini melezleyerek Trollocların yapılmasına yardım
etmişti." (K.L. Öndeyiş) Fakat kime yardım etmişti? "Eski
bir dost, eski bir düşman," Aginor Shadar Logoth hançerine
böyle demişti. Karanlık Varlık'a zıt bir güç olarak "eski bir
düşman" kısmı anlaşılabilir. "Eski bir dost"
ise gölgedöllerini yaratmak için yardım ettiği güç olabilir. Gerçekliğin
dokusunu değiştirebilen, yozlaştıran bir güç.
“Myrddraal: Karanlık Varlık’ın yaratıkları, Trollocların kumandanları. İnsanlar kullanılarak üretilen Trolloclarda, insan özelliklerinin yüzeye çıktığı çarpık ürünlerdir, ama Trollocları yapan kötülük tarafından kirletilmiştir.” (D.G. Sözlük [Myrddraal]) İşte bu sözler bazı taşları yerine oturtur. Trollocları yapan kötülük tarafından kirletilmişlerse, bu kirliliğin bir takım sonuçları olmalıdır. Güç ile ilgisi olmayan, trolloclarda görülmeyen yetenekler gibi... Shaidar Haran’ın yetenekleri Güç değilken ve kardeşlerinden biraz daha gelişmişken onun da aynı kaynaktan yeteneklerini edindiğini düşünebiliriz. Fain gibi, bir şekilde Desen’in dokusuna müdahale ediyorlar diyebiliriz. Güçleri ölçüsünde...
Bloke edilmenin hissi bir yurdun veya Far Madding’in içinde olma hissiyle aynıdır. O mekan içinde Gerçek Kaynak bir şekilde perdelenmiştir. Bir alan içinde Kaynak’ı perdeleyebilirseniz, içerideki kişinin ne kadar güçlü olduğu bir anlam ifade etmez. Yapılabilecek en güçlü kalkandan daha etkili olur. Shaidar Haran’ın yaptığı da Desen’in dokusunu değiştirerek böyle bir alan yaratmak olmalıdır.
Siyah alevleri de Shaidar Haran’dan başka üç ayrı yerde görürüz. Be’lal’in siyah kılıcında (Y.E.Blm. 55), Mierin ile Beidomon Karanlık Varlık’ın zindanına delik açarken (G.Y.Blm. 26), saidin temizlenirken Shadar Logoth’ta kabaran kara kabarcık patladığında... (K.Y.Blm. 35)
Yurtların özelliği gereği dışarıda yapılan örgüler içeriye etki etmez, Far Madding gibi.... Yani dışarıdan içeriye şerateş de yollasanız, yurt sınırında örgü çözüleceğinden, içerideki bir kişiye etki etmez. Bu etkiyi yaratan ter’angrealler de vardır. Mat’in tilkibaşı madalyonu kendisine dokunan örgüleri çözer. Far Madding’i koruyan ter’angrealler hem kaynağı perdeler, hem dışarıdan içeri yapılan örgüleri çözer, hem de yönlendirilen yerin konumunu gösterir. Nynaeve’in ter’angreali yönlendirmeyi tespit eder ve üzerine yönlendirilen örgüleri çözer. (K.Y.Blm. 32, 35) Cadsuane’in ter’angreali yönlendirmeyi tespit etmekte ve yönünü göstermektedir ve ağları da çözmektedir, ki onun ünü bu ter’angrealin sağladığı olanaklardan kaynaklanmıştır.
Bu durumda Shaidar Haran kendi çevresinde bir bölgede yurt ile benzer özellikte bir alan yaratabiliyorsa, o bölgenin dışından şerateş de örseniz, ona ulaşmadan ağ çözülür. Ejder’in Tek Güç ile ona karşı hiçbir şansı olamaz. Tek elini kaybetmişken kılıç da kullanamaz ki Shaidar Haran ona karşı siyah alevlerini ve üstün fiziksel güçlerini kullanabilecektir. Ejder’i Shayol Ghul’de çaresiz bırakacak ikinci husus da işte bu şekilde açıklanır.
Rand aelfinnler –yılanlara- saidindeki lekeyi nasıl temizleyebileceğini sormuştur. Yanıt olarak yılanlar ona bir bilmece vermiştir. Rand ise bu bilmeceyi bir tarihçi ve filozof olan Herid Fel’e sormuştur. Fel “bilmecenin ‘hem yüksek felsefe, hem doğal felsefe alanında tutarlı ilkeler’ sunduğunu söylemişti, ama onu eldeki soruna uygulamanın yolunu bulamamıştı. Fel bilmeceyi çözebileceği için mi öldürülmüştü? Rand yanıta dair bir ipucu bulmuştu, ya da bulabileceğini düşünüyordu, felaket ölçüsünde yanlış olabilecek bir tahmin.” (H.Y.Blm. 14) Nitekim Rand saidini nasıl temizleyeceğini bulmuştur. “Eril yarıdaki lekenin zıt ikizini” bularak, ki bu Shadar Logoth’un şerri idi. (K.Y.Blm. 35) Yani doğal felsefe ve yüksek felsefe alanında tutarlı ilkeler sunan bilmece lekenin zıt ikizi ile ilgilidir.
Bilmecenin tamamını bilmesek de Rand ile Herid Fel’in ne üzerine konuştuğunu biliyoruz. “Ya son gelişimde sorduğum soru? Herid? Herid?” “Ah. Evet. Ah, soru. Son ziyaret. Tarmon Gai’don,” der Herid. İlerleyen satırlarda söyledikleri çok önemlidir. “Son Savaş olamaz. Yenidendoğan Ejder Karanlık Varlık’ın zindanını, Yaratıcı’nın yaptığı kadar iyi mühürlese bile. Ki bunu yapabileceğini sanmıyorum. O Yaratıcı değil, biliyorsun...” “Yine de, biri tarafından mühürlenmesi gerek. Çark anlıyor musun?” der ve devamında Üçüncü Çağ yine geldiğinde zindanın delinebilmesi için sağlam olması gerektiğini anlatır ve sağlam kılacak olanın Çark olması gerektiğini ima eder. (K.L.Blm. 18)
Herid Fel Rand’e “Karanlık Varlık’ın mühürleri ve Son Savaş meselelerini” çözdüğüne dair bir not gönderir. (K.L.Blm. 50) İşte bu sebeple öldürülür. Bir gholam ancak bu sebeple Fel gibi önemsiz bir adamı öldürmeye gönderilmiş olabilir. (K.L. Sondeyiş) Bunu yaptıran da kendisi gibi bir filozof ve teolog olan Moridin olmalıdır. Diğer Terkedilmişler onun önemini kavrayamazdı.
Zindanı tamamen sağlam kılacak bir mühür ve Son Savaş ile saidini temizlemenin bir bilmece olarak bir arada sunulduğu bellidir. Aelfinnler sadece saidini temizlemenin yolunu değil, zindanı mühürlemenin ipucunu da vermiştir. İşte bu kadar tehlikeli olduğu için Herid Fel ortadan kaldırılmıştır. İşte bu sebeple erkenden anlaşılmasın diye Rand’ın aelfinnler ile görüşmesini Robert Jordan anlatmamıştır. Erkenden bazı şeyleri açık etmemek için. Saidini temizlemeye yardım eden güç, Delik’i tekrar kapatmaya da yardım edecektir. Bu Çark tarafından ayarlanmıştır.
Shadar Logoth yok olmuştur, ama onu yaratan
daha engin güç olan hançer Fain’dedir. Tek başına Mashadar bile leke
kadar enginken hançerin gücü zindanı kapatmaya yetecektir. Karanlık Varlık’tan
kaynaklanan Gerçek Güç’ün üzerinde etki etmeyeceği bir güç... Fain’in zindanı
mühürleyecek kişi olmasının ilk sebebi budur.
İkinci sebep Ejder’in
elindeki olanakların zindanı sağlam kılmaya yetmeyeceği gerçeğidir. Bu sebeple
muhakkak başka bir etmen bunu başarmalıdır, ki bu çağın Son Savaş’ı olabilsin.
Üçüncü sebep aelfinnlerin
bu bilmeceyi sunması ve çözümü bulan Herid Fel’in öldürülmesidir. Gölge belli
ki bundan korkmaktadır.
Dördüncü sebep Moridin’in
Fain’i öldürmeleri için Gri Adamlar ve Isam’ı görevlendirmesidir. Onun ölümünü
çok gerekli bulmaktadır.
Beşinci sebep Shaidar
Haran ile tek baş edebilecek kişinin Padan Fain ve güçleri olmasıdır. O alt
edilmeden Ejder kesinlikle yenilgiye uğrayacaktır.
Altıncı sebep Çark’ın en
azından binlerce senedir Fain-Mordeth’in ipliğini bükmesidir. Fel’de zindanı
sağlam kılacak olanın Çark olduğunu ima eder.
Yedinci sebep Padan Fain’in
pek çok kez Gölge’yi yenebilecek şeyleri bildiğinden bahsetmesidir.
·
“Artık pek
çok şeyi biliyordu, eski efendilerinin hiçbirinin şüphelenemeyeceği kadar çok.”
(B.A.Blm. 11)
·
“Beni
durdurmayı Gölge’nin kendisi istiyor.” (G.Y.Blm. 31)
·
“Gölge’nin
beni durdurmak için gereken herşeyi yapacağından kuşku mu duyuyorsun?” (G.Y.Blm.
31)
· “Artık yüce bir varlıktı.
Kendi başına bir güç ve tüm diğer güçlerin ötesinde.” (G.A. Öndeyiş)
·
“... Aridhol’de, yeniden doğmuştu. Eski ve
yeni düşmanları dümdüz etmek üzere.” (G.A.Blm.
19)
·
“... Ben size yeryüzünü Gölge’den nasıl
temizleyeceğinizi gösterebilirim, Büyük Lord.” (D.G.Blm. 46)
·
“Karanlığın Dostları beni takip ediyor, çünkü
Gölge’nin nasıl alt edilebileceğini öğrendim.” (D.G.Blm. 46)
Sekizinci sebep hançer-Yüzük, Mordeth-Grima-Saruman, Gollum-Fain ile olan benzerliklerin son halkasının hançer ile Fain-Mordeth’in zindanı mühürlemek için yok olacaklarını göstermesidir. Hatta bu sırada Ejder’in kanının Shayol Ghul kayaları üzerine akacağını bildiğimizden bunu yapacak olanın da Fain-Mordeth olmasını bekleyebiliriz. Bu da Ejder Kehanet’nin zorlu bir parçasının çözümüdür.
·
“Siyah üzerine kızıl,
Ejder’in kanı boyar Shayol Ghul’ün kayasını. Kıyamet Kuyusu’nda kanı insanları
kurtaracak Gölge’nin esaretinden.” (B.A.Blm. 26)
·
“Yenidendoğan Ejder’in
Shayol Ghul’ün kayalarının üzerindeki kanı insanoğlunu Gölge’den kurtaracak.”
(Y.E.Blm. 5)
·
“Shayol Ghul’ün kayaları
üzerindeki kanı Gölge’yi yıkayıp temizleyecek. İnsanın kurtuluşu için feda
edilecek.” (G.Y.Blm. 3)
Daha evvel Rand’ın Shayol
Ghul’de neden ölemeyeceğini ve ne yara alacağını açıklamıştık. Ejder’in
kanı insanları kurtaracaksa ve Fain ile hançer zindanı onaracaksa, Ejder’i
yaralayacak olan şeyin Fain olabileceği ve onun feda edileceği, muhtemelen hançer
ile Kıyamet Çukuru’na düşeceğini düşünebiliriz. Tıpkı Yüzüklerin Efendisi’nin
sonunun Yüzük ile Gollum’un Kıyamet Dağı’nın ateşlerine düşmeden Frodo’yu
yaralaması gibi... Kehanetin bu kısmı da bu şekilde gerçekleşmiş olacaktır.
Yine de bu şafağın neden iki kez sökeceğini ve yasın kimin için tutulduğunu
açıklamaz. Onun açıklaması da başka şeylerle alakalıdır ki bunları da ele
alacağız.
Son Savaş derken neyin kast edildiği aslında tam olarak belli değildir. Tek bir büyük savaş mı yoksa Gölge ile yapılacak bir dizi savaş mı olduğu tartışmalı bir konudur. Yine de genel olarak on ikinci kitabın konusunun Son Savaş'ın çerçevesini oluşturacağını söyleyebiliriz.
Rand'ın Aelfinnlere sorduğu sorulardan biri "Son Savaş'ı nasıl kazanabilirim"dir. (D.H. Blm. 18 sy.482) Aldığı cevabın bir parçası ise: "Kuzey ve doğu bir olmalı, Batı ve güney bir olmalı. İkisi bir olmalı," olmuştur. Rand bu konuda şöyle düşünmüştür: "Başta, her yeri fethetmem gerektiği anlamına geldiğini düşündüm, ama söyledikleri bu değildi. Ya bu, Seanchanların batıyı ve güneyi ellerinde tutması gerektiği anlamına geliyorsa? Bunu zaten yaptıkları söylenebilir. Ya Son Savaş'ı vermek için bir ittifak gerekiyorsa ve bu ittifaka herkesle birlikte Seanchanların da katılması gerekiyorsa?" (D.H. Blm. 18 sy.482)
Fakat ittifak fikrine rağmen Seanchanların bunu reddetmesi ihtimaline karşılık hamlelerini yapmaktadır. Logain'i bu önlemlerin bir parçası olarak görevlendirmiştir. Görevini tamamlayan Logain Rand'a rapor verir: "Kara Kule'nin yarısından fazlası Arad Doman ve Illian'da. Emrettiğin gibi, buradakiler hariç, Aes Sedailerle bağ kurmuş olan bütün adamları yolladım." (D.H. Blm. 18 sy.477) Ayrıca Bael ve onun Goshien klanını Andor'dan çıkarıp Seanchanlara karşı kullanabileceği bir yere taşımıştır. (D.H. Blm. 15 sy.419) Rhuarc ve Taardad klanını da Arad Doman'a gitmiştir. Arad Doman'da kaybolan düzeni sağlamak için Aieller, gerekli diplomasi için ise Dobraine gönderilmiştir. (D.H. Blm. 18 sy.477-478)
Seanchanlara göre Aryth Okyanusu ile Dünyanın Omurgası arasındaki tüm topraklar Artur Şahinkanadı'na aittir, ve dolayısıyla Seanchan İmparatorluğuna. Şimdiye dek diğer uluslara verdikleri tek barış Seanchan hükümdarlığını kabul etmektir. Ayrıca Seanchanların Ejder Kehanetlerinden şöyle der: "Tarmon Gai'don'dan önce Kristal Taht'ın önünde diz çökmeli, yoksa her şey kaybedilir." (K.Y. Blm. 14 sy.353) Bu nedenle Seanchanların Ejder Kristal Taht önünde diz çökmeden ve uluslar Seanchan boyunduruğu altına girmeden bir ittifaka yanaşması pek mümkün gözükmemektedir. O halde Rand'ın kuvvetlerinin Seanchanlar ile yıpratıcı bir savaşa girmesi kaçınılmaz görünmektedir.
Seanchanlar da bu arada boş durmamaktadır. Dünyanın en iyi generallerinden biri olan Domanlı Rodel Ituralde Domanlı ve Tarabonlu birleşik güçleri ile Tarabondaki Seanchanlara bir dizi baskın yaparak onları saldırmaya kışkırtmıştır. (A.K. Giriş) Suroth'un isteği ile Rodel Ituralde'yi yakalamak için Seanchan kuvvetleri Arad Doman'a gönderilir. (D.H. Giriş sy.45-46) General Turan'ın emrindeki büyük bir ordu Ituralde'nin güçlerinin arasında sayıca azınlıkta kalmıştır. Buna rağmen damaneleri ve rakenleri vardır. (D.H. Sonsöz sy.922)
Seanchanların Son Savaş'taki önemi Ejder Kehanetleri'nde geçmektedir. "Dokuz ayı bağlayıp kendisine hizmet etmesini sağlayacak." (Y.E. Blm.6 sy.89) Bu kehanet açıkça Dokuz Ayın Kızı'nı Seanchanları kendi istediği şekilde kullanmak için zorlayabileceği bir konuma gelineceğini gösteriyor. "Kuzeyi doğuya, batıyı güneye bağlayacak." (K.T. Blm. 34 sy.704) Bu kehanet ise Aelfinnlerin Rand'a verdiği cevaba daha değişik bir açıdan bakmayı sağlayabilir. Rand Aiel klanları ve Asha'manları Illian ve Arad Doman'a toplamıştır. Seanchanlar da Illian ve Arad Doman'a saldırmıştır.
Ejder Kehanetleri ile Mat'i birbirine bağlayan halkalar vardır. "Talih yüksekteki güneş gibi gidiyor, kuzgunları uçuran tilki ile birlikte. Ruhu şans, gözü şimşek. Gökyüzünden ayları topluyor." (A.K. Blm. 28 sy.694) Aynı konuda Tuon'un damanesi Lidya da bir kehanette bulunmuştur. "Kuzgunları uçuran tilkiye dikkat et, çünkü seninle evlenecek ve seni alıp götürecek. Şahinkanadı'nın yüzünü hatırlayan adama dikkat et, çünkü seninle evlenecek ve seni özgür bırakacak. Kırmızı elli adama dikkat et, çünkü onunla evleneceksin, başkasıyla değil." (D.H. Blm. 36 sy.902)(K.Y. Blm. 14 sy.348)
Bu kehanetler açık bir şekilde Mat'in Her Daim Muzaffer Ordu'yu yöneteceğini gösterir. Oysa ki Mat Tuon ile evlendikten hemen sonra Seanchanların düşmanı olduğunu söylemiştir. Tuon ona İmparatorlukta şerefli bir yeri olduğunu söylediğinde bunu reddeder, Mat. "Leilwin ya da Domon'u, Aes Sedaileri ya da Birlik'i bekleyen şerefli yerler yoktu." Bu sebeplerle Mat Seanchanlar ile savaşmaya hazırdır.
Rand Dokuz Ayın Kızı ile ayarlanan görüşme sırasında Semirhage tarafından tuzak kurulmasına rağmen yakalanan sul'dam ve damaneleri Ebou Dar'a geri gönderir, zira hala Dokuz Ayın Kızı ile bir anlaşma yapmayı ummaktadır. (D.H. Blm. 27 sy.728) Tuon ise artık Ebou Dar'a döndüğü için Yenidendoğan Ejder ile bir görüşme ayarlanması mümkün görünmektedir. Yenidendoğan Ejder barış isteyecekken Dokuz Ayın Kızı'nın Rand'in Kristal Taht –ailesinden geriye tek kendisi kaldığından kendisi– önünde diz çökmesini isteyecektir. Rand'in ise kimse önünde diz çökmeyeceği açık bir gerçektir. Burada önemli olan ne zaman bir görüşme ayarlanacağıdır.
Talmanes'in getirdiği Birlik askerleri ile Mat'in planladığı savaşın amacı Seanchanların Altara-Murandy sınırına koydukları orduyu sınırdan çıkabilmek için hareket ettirmekti. (D.H. Blm. 27 sy.736) Bu amacına ulaşan Mat, Tuon'u öldürmek için gelen Elbar komutasındaki toplama Seanchan ordusunu da son adamına dek öldürerek sınırla arasındaki tüm engelleri kaldırır. (D.H. Blm. 37) Bundan sonra tek yapacağı sınırdan geçerek Murandy'ye girmek ve Kızıl El Birliği'nin ana gücünü bulmaktır. Talmanes Murandy'de ayrılmadan evvel onlara Andor'a gitmelerini emretmiştir. (D.H. Blm. 25 sy.673)
Seanchanların Murandy sınırına koydukları ordu Illian'a saldırdıkları sırada Andor ya da Murandy'den gelebilecek saldırılara karşı önlem olarak yerleştirilmiştir. (D.H. Blm. 27 sy.736) Bu nedenle bu sınırın aynı zamanda Andor'a da fazla uzak olmadığı düşünülebilir. Mat'in Birlik'i bulması için çok fazla yol gitmemesi beklenebilir.
Şimdiye dek Mat çeşitli görevler yüzünden oradan oraya gönderilmişti. Rand tarafından önce Sammael'e karşı yapılacak aldatmaca için Tear'a gönderilmişti. Tear yolundayken Elayne'i Caemlyn'e geri getirmek için, Rand tarafından Salidar yakınlarına gönderilmişti. Salidar'da Egwene'in ayarlamasıyla Elayne ve Nynaeve'i korumak için Ebou Dar'a gitmişti. Ebou Dar'da Seanchan istilası sırasında bacağını kırdığı için zorunlu olarak iyileşene ve Tylin onu bırakana dek burada kalmıştı. Elayne kaçmış, Seanchan topraklarından çıkmış ve Tuon ile evlenip, onu sağ salim Ebou Dar'a göndermek için ayarlamalar yaptıktan sonra artık önünde bir görev ya da zorunluluk kalmamıştır.
Şu anda önündeki işlerden Birlik'i bulmaktan hemen sonraki iş Aludra'nın yapmaya söz verdiği ejderler ile yumurtalarını yaptırmak olacaktır. Bu sayede Kızıl El Birliği damane ya da Asha'manlara aratmayacak dehşetli bir güce sahip olabilecektir. (D.H. Blm. 8 sy.253-254)
Egwene'in gelecekten haber veren düşleri pek çok defa Mat'in ejderlere sahip olacağını haber vermiştir:
"Çevresinde zarlar dönen Mat –bunun nereden
geldiğini bildiğini hissediyordu- orada olmayan bir adam tarafından takip
edilen Mat –bunu hala anlamıyordu; takip eden, belki birden fazla adam, ama bir
şekilde orada kimse yoktu– uzakta, ulaşması gereken bir şeye doğru çılgınca at
süren Mat ve çevreye havaifişekler atmakta olan bir kadınla Mat. Kadının bir
Havaifişekçi olduğunu tahmin ediyordu Egwene, ama bu da diğer tahminlerden daha
akla yakın gelmiyordu." (Y.E. Blm. 37 sy.419)
Her ne kadar konuyla esas konu ile alakalı olmasa da bu kehanetteki orada olmayan bir –belki birden fazla– adam için en kuvvetli iki olasılık gholam ve Eelfinnler olabilir. Gholam Ebou Dar'dan ayrıldığından beri peşindeyken, Eelfinlerin onun gözünden dünyayı gördüklerini Mat sonradan anlamıştır. (D.H. Blm. 8 sy.272) (D.H. Blm. 10 sy.314)
"Mat geceye bürünmüş bir tepede oturmuş,
muhteşem bir havaifişekçi gösterisi izliyordu. Aniden elini uzatıp o patlayan
ışıklardan birini gökyüzünden aldı. Yumruğundan ateşten oklar fışkırdı, ve
Egwene'in içini bir dehşet duygusu doldurdu. Bu yüzden insanlar ölecekti. Dünya
değişecekti." (K.T. Blm. 10 sy.269)
"Mat köy çayırında durmuş, bovling
oynuyordu. Saz damlı evler, düşlerde hep olduğu gibi, belirsizdi –bazen damlar
arduvaz oluyordu; bazen evler taş, bazen ahşap gibi görünüyordu- ama Mat açık
seçik görülebiliyordu. Salidar'a girerken üzerinde olan güzel, yeşil ceketi
giymiş, o geniş siperlikli şapkayı takmıştı. Görünürde insan yoktu. Mat topu
elleri arasında ovalayarak kısaca koştu ve kayıtsızca pürüzsüz çimenlerin üzerinde
yuvarladı. Dokuz kuka devrildi, tekmelenmiş gibi dağıldı. Mat döndü ve yeni bir
top aldı, kukalar yine dik oldu. Hayır yeni bir kuka takımı vardı. Eskileri
hala devrildikleri yerde yatıyorlardı. Mat topu yine, aylakça el altından
yuvarladı. Ve Egwene çığlık atmak istedi. Kukalar tahta parçalarından
yapılmamıştı. Orada durmuş topun kendilerine doğru yuvarlanmasını izleyen
adamlardı. Top onları havaya fırlatana kadar hiçbiri yerinden kıpırdamadı. Mat
yeni bir top almak için döndü ve daha fazla kuka, daha fazla adam belirdi,
ölmüş gibi yerde yatan adamların arasında düzenli sıralar halinde beklediler.
Hayır, yerdekiler gerçekten ölmüştü. Mat aldırışsızca topu yuvarladı."
(A.K. Blm. 20 sy.555-556)
Bu düşlerin de gösterdiği gibi Mat Kızıl El Birliği için bu ejderleri yaptırıp kullanacaktır. Birlik'in başındaki olası bir sorun ise Roedran'dır. Murandy kralı Roedran Kızıl El Birliği'ni kullanarak şimdiye kadar gevşek bir birlik halinde duran Murandyli asilleri kendi hakimiyeti altında toplamak için bir tehdit unsuru olarak göstermiştir. (H.Y. Blm. 18 sy.419-420) (D.H. Blm. 25 sy.673) Birleşen bu asilleri elinde tutabilmek için sonradan bu tehdit unsuruna saldırması da muhtemel görünmektedir. (H.Y. Blm. 18 sy.420) Birlik Andor'a geçemeden bir saldırıya uğramış olabilir, ya da Andor'da bile Murandy'nin bir tehlike olması muhtemel olabilir.
Murandy güçlü bir ulus değildir, zira Murandy'yi oluşturan halklar kendilerini Murandyli olarak değil Lugardlı, Mindealı ya da Inishlinnli olarak görürler. Buna rağmen şimdiye dek hem Rand'den hem de Seanchanlardan uzak kalmayı başarabilmiştir. Aslında bu iki kuvvetin de öncelikli olarak başka hedeflere yönelmesinden kaynaklanmıştır. Bu durum ise sonsuza dek sürmeyecektir. Roedran Murandy Kralı olarak tüm ülke çapında gerçek bir hakimiyet peşinde olduğundan ona bu gücü kazandırabilecek bir olasılık Rand'in tarafına geçmektir. Yenidendoğan Ejder'in tarafını tutarak amacına ulaşabilir. Mat eğer Murandy'den geçmek zorunda kalacaksa Murandy kuvvetleri ile boşu boşuna savaşmak yerine böyle bir anlaşma yapması muhtemeldir.
Ejderler ile kuvvetlenmiş Birlik, Seanchanlarla savaşmak için birkaç cephe seçeneğine sahiptir. İlk seçenek daha önce şişedeki tıkaç olarak gördükleri büyük Seanchan ordusu –belki yüz bin kişi– ile dar bir geçitte –Altara-Murandy sınırında– savaşmak olacaktır. Elinde kapıyol açacak kimse olmadığından ve başka bir geçit de olmadığından bu cephe seçeneği pek iyi bir alternatif değildir.
Kendi bu cepheden girse de girmese de Roedran ile anlaşırsa sınırdaki bu orduyu bulunduğu yerde çakılı tutabilmek, Altara'nın başka yerlerinde savaşırken destek kuvvet olarak geri dönebilmelerini engelleyeceğinden, Murandy ordusunu bu sınıra göndermesi akıllıca olur. Kızıl El Birliği ile Altara'da Ebou Dar'ı almak üzere daha serbestçe savaşabilir ve böylece Tuon'u hem teslim olmaya zorlayabilir, hem de yanında güvenceye alabilir.
Galad Damodred'i yeni Lord Kumandan Yüzbaşıları seçen Işığın Çocukları Amadicia ya da Altara'da kuzeye doğru gitmektedirler. (D.H. Blm. 26 sy.705) Yedi bin Çocuk'u emri altında toplayan Galad, (D.H. Giriş sy.46) Seanchanlarla savaşmak için, ya da Son Savaş'ta savaşmak için müttefikler –buna Aes Sedai ve Asha'manlar dahil– aramaktadır. (D.H. Giriş sy.23-24)
Amadicia ve Altara yakınlarında Seanchanlarla savaşmak için iki olası müttefikleri vardır. Birisi Murandy'deki Mat ve Kızıl El Birliği, diğeri ise Altara'da Shaidoları yendikten sonra Ghealdan'a çekilecek olan ya da aynı savaşta kaybolan Masema'yı bulmak için Altara'da kalabilecek olan Perrin'in kuvvetleridir.
Perrin'in Rand tarafından gizlice Ghealdan'a gönderilme nedeni ona destek vaad eden Kraliçe Alliandre'ye destek vermek, Masema'yı alıp yanına getirmesini sağlamaktı. Perrin Alliandre'yi Shaido esaretinden kurtardığında Masema'yı kaybetti.
Onun bir gölgedölü olduğuna ikna ederek Aram'ı Perrin'e saldırtan Masema Shaidolarla savaşırken takipçilerinin çoğunu kaybetmiştir. Yüz kadar takipçisiyle meydandan uzaklaşan Masema, kapıyollar da olmadığı için Altara içlerinde kalacaktır. Önce Ghealdan'da ardından Amadicia'da takipçiler –Ejderyeminliler– edinerek kısa zamanda bela olmayı başarmıştır. Masema'nın bir kez daha –fakat bu sefer Altara'da– kendine Ejderyeminliler bulması o kadar da şaşılacak bir sonuç olmayabilir.
Mat'in Altara'da yaptığı savaşlarda çok sayıda Seanchan askerini öldürmüş olması, Seanchanların Illian ve Arad Doman'a savaş açması ve büyük bir ordusunu da Murandy sınırında bağlaması neticesinde bir güvenlik sorunu yaşaması çok muhtemeldir. Bu durumun da etkisiyle Masema'nın Ejderyeminli toplaması ve terör estirmesi için uygun bir ortam olduğu söylenebilir.
Perrin Rand'in emri gereği Masema'yı bulmak için tekrar Altara içlerine kuvvetleriyle girmesi gerekecektir.
Bu bölgedeki pek çok gücün Altara ile bir şekilde ilişkisi olduğu görülüyor. Mat, Perrin ve Galad'ın güçlerinin bir şekilde Altara'da Seanchanlara karşı birleşerek savaşacağı anlaşılıyor.
Perrin'in yanındaki kişilerden birinin Morgase olması ve Galad'ın üvey annesi için Eamon Valda'yı öldürdüğü düşünülürse bu kritik bir buluşma olacaktır. Morgase'in kendi daha uzun süre Maighdin olarak gizlemesi mümkün değildir. Morgase'i daha önce gördüğü açıkça bilinen üç kişi –Galad, Thom ve Mat– o bölgededir. Ayrıca Tam al'Thor'un da daha öncesinde Morgase'i görmüş olması muhtemeldir.
Rand sahte Ejder Logain'i görmek isterken Caemlyn'deki Kraliyet Sarayı bahçesine düştükten sonra askerler tarafından yakalanarak Morgase'in huzuruna çıkarılmıştı. Bu sırada kent Kraliçe yandaşları ve Beyazpelerin yandaşları arasında bir mücadele ile çalkalanmaktaydı. Bunun baş sebebi ise Tar Valon'a eğitim için gidecek olan Kız-Veliaht Elayne ve Gawyn'in gitmesine olan direnişti. Saray'ın bahçesinde olmaması gereken yerde kılıçlı bir adam, üstelik Elayne ve Gawyn'in yanında şüphe uyandırmıştı.
Galad, "... bu adamın silahı var ve hiç de saygın görünmüyor. Bugünlerde ne kadar ihtiyatlı olsak kardır. Eğer Kraliçe'nin sadık bir kulu ise, burada, ait olmadığı bir yerde ne işi var? Bir kılıcın sargılarını değiştirmek kolay iştir," diyerek şüphelerini açıklamıştı, o zaman. (D.G. Blm. 40 sy.618)
Elayne'in Rand'i savunmasına rağmen Kraliçe Morgase'in en değer verdiği iki kişi, danışmanı Elaida ile, sevgilisi ve aynı zamanda ordusunun kumandanı Gareth Bryne'ın tavsiyeleri, Rand'in lehine değildi.
Üstelik Elaida Rand hakkında Kehanet'te bulunmuştu: "Bugünden itibaren, Andor acı ve bölünmüşlüğe yürüyecek. Gölge kararacak, simsiyah kesilecek ve sonra Işık'ın geleceğini görmüyorum. Dünyanın şimdiye dek döktüğü tek gözyaşına karşılık, binlercesi dökülecek..." "...Tüm dünyaya acı ve bölünmüşlük gelecek ve bu adam onun ortasında duracak." (D.G. Blm. 40 sy.631)
Gareth Bryne ise tavsiyesini isteyen Morgase'e şunları söylemişti: "Ben oğlanın tesadüfen burada olduğunu düşünüyorum, ama onun için kötü bir tesadüf. Güvende olmak için, Kraliçem, Leydi Elayne ve Lord Gawyn yola çıkana kadar bir hücreye kapatalım, sonra salıverelim." (D.G. Blm. 40 sy.631)
Çocukları için bir tehdit olabileceği şüphesi bile bir anne olan –üstelik de bir kraliçe olan– Morgase'i daha ihtiyatlı olmaya itmesi, en azından Gareth Bryne'ın teklifini kabul etmesi beklenebilecekken, Morgase tam tersini yapmış ve Rand'i serbest bırakmıştı.
"Elaida ve Gareth'ın aksine, gençken İki Nehir aksanını duyma fırsatım olduğu için..." dediği bölüm özellikle ilginçtir. (D.G. Blm. 40 sy.633) Zira İki Nehir'den tek ayrılan bizim bildiğimiz kadarıyla Tam al'Thor'dur. Onun dışında İki Nehir halkı tamamen dışa kapalı insanlarda oluşmuştur.
Gençken İki Nehir'den ayrılan Tam al'Thor Illian ordusuna katılmış, Yoldaşlar'ın İkinci Yüzbaşısı –yani rütbece iki numaralı adamı– olmuştur. Yoldaşlar ile Aiel Savaşı'na katılmıştır. Aiel Savaşı bitmeden önceki gün Tam, Ejderdağı eteklerinde Rand'i bulur. Morgase'in İki Nehir aksanı duyması en muhtemel kişi Tam al'Thor'dur. Bu sayede kendisini İki Nehirli bir çoban olarak tanıtan ve buna rağmen balıkçıl damgalı kılıcın babasına ait olduğunu iddia eden yabancı bir şüpheliyi affetmesi daha mümkün olmuş olmalıdır. Tam ile karşılaşmışsa, onun ismini hatırlamasa bile İki Nehirli bir kılıçustasını hatırlaması imkan dahilindedir.
İşte Perrin için savaşmaya getirdiği İki Nehirliler yüzünden yakınlaşan Tam'in Morgase'i teşhis etmesi beklenebilir. Tam onunla karşılaşmayabilir, Morgase'in duyduğu İki Nehir aksanı Tam'inki olmayabilir, ya da Tam gençliğinde onu görmüş olsa bile kim olduğunu hatırlamayabilir. Yine de Morgase'i Galad'dan önce Mat ya da Thom'un görme ve teşhis etme şansı daha fazladır. Zira Galad'ın annesini hizmetçilik yaparken görmesi ilişkileri baştan kötü etkileyecektir.
Maighdin'in kimliğinin açığa çıkması, Galad'ın Lord Kumandan Yüzbaşı olduğunu öğrenen Perrin için Beyazpelerinler ile yakınlaşma şansı verebilir. Bu durumda aracılığı yapacak kişi Beyazpelerinler ile ilgilenen eski Beyazpelerin Sebban Balwer olacaktır. Fakat Perrin'in İki Nehir'de olanlar yüzünden Beyazpelerinler ile ittifak içine girmesi sorunlu olabilir.
Mat Shadar Logoth hançeri ile olan bağını koparmak ve Şifa bulmak için gittiği yerde Galad ile tanışmıştı. Bu nedenle Perrin'den önce Beyazpelerinler ile karşılaşması halinde onlarla ittifak kuracak kadar güvenmesi daha mümkündür. Üstelik Kızıl El Birliği'nin elindeki kuvvetler Perrin'in elinde olanlardan daha kalabalık ve güçlü olduğundan Beyazpelerinlerin ihanetinden korkma ihtimalleri daha azdır.
Olası ittifakın gerçekleşebilmesi açısından, önce Mat ve Galad'ın karşılaşma ihtimali, önce Perrin ile Galad'ın karşılaşma ihtimalinden daha yüksek görünüyor. Mat ve Galad'ın kuvvetleri daha sonra Altara içlerinde Masema'yı arayan Perrin ile karşılaşabilir. Bu sayede Tam önceden teşhis edememiş olsa dahi Mat ya da Thom Maighdin'in Morgase olduğunu anlayabilir ve Galad ile karşılaşmadan eski kraliçeye hak ettiği saygıyı gösterebilirler. Bu sayede Galad'ın Mat ve Perrin'e verdiği destek güçlenmiş olur.
Beyazpelerinler Perrin ile karşılaştığında Dain Bornhald ve Jared Byar'ın Perrin'i karanlıkdostu olmak ile suçlaması veya Galad'ı bu yönde ikna etmeye çalışmaları muhtemeldir. Buna karşılık Perrin İki Nehir'de yaptıklarını bildikleri ve yapmadıkları yüzünden Galad ile karşı karşıya gelebilir. Beyazpelerinler içinden birinin –Farran olabilir– Aybara ailesini katledenin Fain ve onun emrindeki Beyazpelerinler olduğunu itiraf etmesi durumunda olaylar Bornhald ve Byar'ın ölümü ile neticelenebilir.
Min'in bir seferinde Berelain için bir görüsü vardır. "Yalnızca beyazlı bir adamın onu tepetaklak edeceğini gördüm." (K.L. Blm. 50 sy.1051) Bu kişinin Galad olması en büyük ihtimaldir. Karşılaşacakları yer ise, Altara.
Masema ile ilgili en ilgi çekici şey kuşkusuz onun çekmecesinde bulunan Yüksek Leydi Suroth imzalı yetki belgesidir. Seanchanlar ile gizli gizli anlaşmalar yapan Masema'nın niyeti ne olursa olsun, ona yetki mektubunu veren Suroth'tur. Tuon'u öldürtmek istediği ortaya çıkarak yakalanan ve da'covale yapılan ve ismini de kaybeden –pratik olması için Suroth olarak anmaya devam edeceğiz– kadının Seanchan istihbarat elamanları olan Gerçeğin Arayıcıları tarafından sorgulanacağını beklemek gerekir. Sorgulanması halinde işkence görmesi kaçınılmaz olan Suroth, İmparatorluk Ailesini öldürenin Semirhage olduğunu ve kendisinin bir karanlıkdostu olduğunu itiraf etse de, etmese de Masema ile ilgili bazı şeyler itiraf etmesi olasıdır.
Suroth ile gizli bir işbirliği yapan Masema'nın Seanchanlar tarafından avlanması mümkündür. Kuzgunlar Prensi olarak bunu haber alması halinde, Masema'nın Suroth ile bağının Tuon için tehdit olduğunu düşünürse Mat de onu avlamak isteyecektir. Nihayetinde Masema'nın uzun ömürlü olması zor gözükmektedir.
Mat gibi bir askeri dehanın elinde Kızıl El Birliği ve ejderlere ek olarak, Işığın Çocukları'nın yedi bin eğitimli süvarisi, İki Nehir okçuları gibi kuvvetlerin yanı sıra en büyük kazanç Fager Neald ve Jur Grady gibi kapıyol açabilen iki Asha'man olması olacaktır. Bu sayede Mat savaş alanını Seanchanların hiç ummadığı yerlere taşıyabilecektir. Ghealdan ordusu Alliandre için biraraya gelmemiş olsa bile mevcut kuvvetleri ile Mat Ebou Dar'a kadar ulaşmanın bir yolunu bulup Tuon'u yenecektir. Her ne kadar bu galibiyeti karısı ona başka türlü ödetse bile.
Bu şekilde Rand'in Dokuz Ayın Kızı'na gönderdiği elçiler Ebou Dar'a vardıklarında ya da görüşme için Ebou Dar'a geldiklerinde şehirde Işık Sancakları dalgalandığını görebilir.
Mat'in arkadaşı Beslan'ın Altara Kralı, yanındaki Amathera'nın Tarabon eski Panarch'ı olması Seanchanların yenilgisi halinde bu ikisinin o ulusların başına geçebileceği ihtimalini doğurur. Mat'in olası Roedran anlaşması da Murandy'yi Rand'e bağlamış olur. Amadicia'da ise doğru dürüst bir soylu sınıfı kalmamışken ve halk Seanchanlılara karşı Manetheren'e sahip çıkmaya başlamışken, eski Manetheren toprakları üzerinde kurulu Ghealdan ile Amadicia'yı Manetheren çatısı altında birleştirmek mümkün olacaktır. Bu durumda ya Manetheren Kraliçesi Alliandre olacaktır, ya da Kral Perrin olabilir.
Görüşme ayarlamak için gelen elçilerle karşılaşması halinde ya Mat Rand ile görüşmek için onlarla gidecektir, ya da Rand Ebou Dar'a gelecektir. Seanchanlar yenilmiş olsa da askerleri ve damanelerini Son Savaş'ta Gölge'ye karşı kullanmak için müstakbel Seanchan İmparatoriçesi Tuon ile görüşmesi gerekecektir. Mat Rand'e onun karısı olduğunu ve daha nazik davranmasını söylemek için önceden Rand'in yanına gitmek isteyebilir. Rand ile karşılaştığında ona Dokuz Ayın Kızı ya da o anda tahta çıkmış ise Seanchan İmparatoriçesi ile evli olduğunu söylerken aynı zamanda Morgase'in Rahvin'den kurtulduğunu ve hayatta olduğunu söyleyecektir. Moiraine'in de hayatta olup, Aelfinnler ve Eelfinnler tarafından tutsak alındığını, lakin onu kurtaracağını söyleyecektir. Rand'in yanında olması muhakkak olan Min de Moiraine hakkındaki görüsünü açıklayacaktır.
Bu arada Mat, Setalle Anan'dan Cadsuane'nin de Tek Güç engelleyen bir ter'angreal sahibi olduğunu duyduğundan Rand'in yanında onu gördüğünde bunu söylemesi beklenebilir. Cadsuane'yi Rand ve diğer Asha'manlar yanında bu kadar sakin tutabilen şey o ter'angrealdir. Cadsuane Mat'e, Rand'e ve Asha'manlara davrandığı gibi davranmaya çalışırsa savunmasız durumda olan bu sefer Cadsuane olacaktır.
Ebou Dar'da Rand'i bekleyen büyük bir tehlike vardır. Mat'in peşinde, muhtemelen Graendal'ın ve belki Sammael'in emrinde olan gholam Rand'i gördüğünde onu öldürmek isteyecektir. Bu durumda ise Rand'i ve dünyayı kurtarabilecek tek kişi Mat olabilir. Nynaeve ve Cadsuane'de olan ter'angrealler de gholam karşısında aynı etkiyi gösterebilir, fakat onları Mat gibi kullanabilecekleri düşünülemez. Eğer o etkiden başka türlü faydalanmayı sağlamıyor ise o ter'angrealler...
Min'in görüsü Moiraine olmadan Rand'in kesinlikle başarısız olacağını göstermektedir. "Ölmüş gitmiş bir kadın olmadan, kesinlikle başarısız olacağını söylemenin ne faydası vardı." (K.T. Blm. 35 sy.716) "Yanlış çıkan tek görüsü Moiraine ile ilgili olandı." (K.T. Blm. 35 sy.720) Moiraine'i kurtaracak kilit kişi Mat olduğu için, onun dünyayı kurtarmak demek olabilir, fakat diğer yandan Rand'i kurtarmak da dünyayı kurtarmak demek olabilir.
Egwene'in Mat ile ilgili birtakım düşleri ve Aelfinnlerin Mat'e verdiği cevapları hatırlayalım: "Kendi sol gözünü terazinin kefesine koyan Mat. Boynundan bir ağaç dalına asılmış Mat. Mat ve Seanchanlar hakkında da bir rüya görmüştü, ama bunu bir kabus kabul edip aklından çıkarmaya hazırdı. Yalnızca bir kabus olmalıydı. Tıpkı Mat'in Kadim Lisan'ı konuşması hakkında olan gibi. O, Mat'in Şifa görmesi sırasında işittiklerinden kaynaklanmış olmalıydı." (Y.E. Blm. 25 sy.287)
"Mat, yüzünden kanlar akarken zar atıyor,
şapkasının siperi o kadar öne çekilmiş ki Egwene yarasını göremiyor."
(G.A. Blm. 15 sy.313)
"Dünyayı kurtarmak için dünyanın ışığının
yarısından vazgeçmek!" (G.Y. Blm. 15 sy.264)
Min'in bir görüsünde ise: "Ve diğer delikanlı –bir kızıl kartal, terazide bir göz, yakutlu bir hançer, bir boru ve kahkaha atan bir yüz." (D.G. Blm. 15 sy.229)
Açıkça görülüyor ki Mat son kitapta dünyayı kurtarmak anlamına gelebilecek bir şeyler yaparken sol gözünü kaybedecektir. Böylece artık Mat'in aksesuarlarından biri de bir göz bandı olacaktır. Gözünü çıkartacak olan bir Aelfinn ya da Eelfinn de olabilir, fakat gholam olması da mümkündür. Gholam uzun zamandır ortada görünmüyordur. Mat'in Ebor Dar'a dönmesi halinde Mat'e yöneleceği, Rand'i görmesi halinde ise daha iyi bir hedef olduğu için ona yöneleceği kesindir. Şerateş bile bir gholamı öldüremez muhtemelen, zira şerateş yaratan akımlar ona dokunmadan dağılacaktır. Bu nedenle Rand'i bu saldırıdan koruyabilecek tek kişi Mat olarak gözükmektedir. Şimdiye kadar gholam ile karşılaşmalarında olduğu şekilde Mat'in yaralanmadan madalyon ile onu öldürebilmesi imkansızdır. Bu yüzden sol gözünü Rand'e saldıran gholamı durdurmak için kaybedeceğini düşünebiliriz.
Sonuçta Rand Ebou Dar'da Tuon ile görüşecek, kısmen galip olmanın etkisi, kısmen de ta'veren olması sebebiyle istediğini alacaktır.
Son Savaş başlamadan, Trolloc sürüleri ülkelere akmaya başlamadan evvel Rand'in yapmayı planladığı işlerden biri Yolkapılarını mühürleyerek ya da tuzaklar kurarak beklenmedik yerlerde çıkmalarını engellemektir. İhtiyar Haman bu konuda Rand'e yardım etmeyi kabul etmiştir.
Rand bu iş için bir Asha'man vererek bu işi halledebilir. Fakat zaten en son Trolloc saldırısı sebebiyle sık sık yer değiştirme gerekliliği ve istediklerinin yapıldığını görmek isteyebileceği gibi sebepler ile bu iş ile bizzat ilgilenmesi muhtemeldir.
Tüm Yolkapılarının mühürlendiği ya da tuzak örgüler konulduğundan emin olduğunda, Trolloclar kapıyollardan da geçemediği için –Seanchanları da kendine bağladıktan sonra– tüm güçlerini –bir miktar gücü her ülkede bırakarak– Afet sınırına yığması gerekecektir.
Fakat Sınırboylu büyük bir ordu Afet'ten ayrıldığı için, ve henüz Rand Sınırboylu hükümdarlar ile iletişime geçmediğinden artık Andor'da bulunan dört hükümdar ile karşılaşmak elzem olacaktır. Onlarla anlaştıktan sonra ise onları olmaları gereken yere, Sınırboylarına gönderecektir.
Dört sınırboylu hükümdar Saldaea Kraliçesi Tenobia, Arafel Kralı Paitar Nachiman, Kandor Kraliçesi Ethenielle ve Shienar Kralı Easar yanlarında ellişer bin kişilik ordularla –başta gizlice– bir arada güneye inerek Yenidendoğan Ejder'i aramaya başlamışlardır. (H.Y. Giriş)
Tenobia sahte Ejder Mazrim Taim'e sahip çıktığı için ve Davram Bashere'i kendisinden izin almadan yanına aldığı için Rand'e öfkelidir. "...Al'Thor Saldaea'yı kimin yönettiğini iyice öğrenmeden benim geri dönmeye niyetim yok," demiştir. (H.Y. Giriş sy.18) Kral Easar'ın shatayanı Alesune ondan, "al'Thor denen adam," şeklinde bahsetmektedir. (H.Y. Giriş sy.17) Çok da saygıyla bahsetmedikleri gözden kaçmıyor.
Ethenielle ise "Yenidendoğan Ejder denen bu adamı" ve "belki de Yenidendoğan Ejder'di gerçekten" diye düşünerek buna o kadar da inanmadığını göstermiştir. (H.Y. Giriş sy.12)
"Çok fazla yer, bir Trolloc ordusu geçmiş gibi yıkılmış, dümdüz edilmişti. Her kimse, bu al'Thor denen adam çok şeyin hesabını verecekti. Çok şeyin," diye düşünerek pek de hayra alamet göstermemektedir. (H.Y. Giriş sy.14)
Ayrıca amaçladıkları şeyi nasıl yapacaklarını ve hayatta kalacaklarını düşünmektedir, Ethenielle. (H.Y. Giriş sy.15) Bunun sebebi ise sonradan biraz anlaşılabiliyor. Alesune, "Afet'ten korumasız ayrıldık ve başarısız olursak, hatta belki başarılı olsak bile, içimizden bazıları kellelerini kargılara geçirilmiş bulabilir. Belki hepimiz birden. Bu al'Thor denen adam yapmasa bile Beyaz Kule yapabilir." (H.Y. Giriş sy.17) Afet'i tutması gereken güçleri azaltarak güneye inmelerinin sonucunda Rand'in onları bu ihmallerinden ötürü cezalandıracağından korkuyor olabilirler, ya da aynı sebeple Beyaz Kule'nin. Ya da düşmanı olmaları halinde korunmasız haldelerken Rand'in elindeki güçlerin onların hakkından geleceğinden veya Elaida'nın Yenidendoğan Ejder'e yaklaştıkları için onları cezalandıracağından korkuyor olabilirler.
Paitar Nachiman yanında danışmanı Coladara Sedai ve onu ziyarete gelen yedi Aes Sedai ile toplam sekizini getirmiştir.
Tenobia ise beş Aes Sedai ile gelmiştir. "Tam Saldaea'dan ayrılırken buldular beni. Tesadüf eseri, eminim; benim kadar şaşırmış görünüyorlardı. Benim ne yaptığımı öğrendiklerinde –bunu nasıl yaptıklarını hala bilmiyorum, ama öğrenmişler– bir kez öğrenince, koşa koşa gidip Memara'yı bulacaklarından emin oldum. Halbuki, Illeisien ve diğerlerinin gizliliğe benden de çok önem verdiklerini gördüm." (H.Y. Giriş sy.20-21)
Kanlarını birleştirerek tüm Sınırboyları hükümdarları arasında Dünyanın Kırılışı'ndan bu yana yalnızca yedi kere yapılan bir törenle yemin ederler. "Biz biriz, ölüme dek," diyerek yemin ederler. Ondan sonra ise geriye kalan bir görevleri vardır. "...Rand al'Thor'u bulmaları gerekiyordu. Ve yapılması gerekei yapmaları. Bedeli ne olursa olsun." (H.Y. Giriş sy.22)
Sınırboylular Gölge ile olan binlerce yıllık savaşlarında Beyaz Kule ile müttefik olmuştur. Elaida'nın Kule'de Amyrlin Makamı olması sebebiyle onların niyetinden kuşku duyulmaktadır. Elayne Braem Ormanı'nda Sınırboylu hükümdarlar ile görüşmesinde bunu düşünmüştür. Sadece ulaklar veya elçiler ile Yenidendoğan Ejder'e ulaşmak yerine çok büyük bir ordu toplayarak güneye inmişlerdir. (K.Y. Blm. 27 sy.551) Aynı zamanda yanlarındaki Aes Sedailerin varlığını da gizlemektedirler. (K.Y. Blm. 27 sy.555-556) Bunlar Rand açısından olumsuz işaretlerdir.
Olumlu olarak ise Easar şöyle konuşmuştur: "Gölge'ye karşı savaş Afet boyunca veriliyor. Son Savaş, Shayol Ghul'de olmasa bile Afet'te verilecek. Ve o Sınırboyları'nı görmezden gelip Trolloc Savaşları'ndan beri Myrddraal görmemiş topraklarla uğraşıyor."
Buna cevaben Aviendha, "Nerede mızrak dansı edeceğine Car'a'carn karar verir, ıslaktopraklı. Onu takip ediyorsanız, o zaman o nerede derse orada savaşırsınız," der. Burada hiçbir hükümdar onu takip etmediklerini söyleyerek Aviendha'nın sözlerini yalanlamaz. Bu olumlu bir işaret de olabilir, olumsuz da.
Sınırboyluların Rand'i Yenidendoğan Ejder olarak bilmelerini sağlayan Shienarlı Koklayıcı Hurin'dir. Hükümdarlar Falme'de Yenidendoğan Ejder ile olanlardan birinin Elayne olduğunu bilmesinin tek yolu Hurin'in onlara bunu söylemesi olmalıdır. Koklayıcı Tar Valon'a kadar Verin ve yanındaki Elayne ile diğerlerine eşlik ettikten sonra Kral Easar ve Lord Agelmar'a Falme'de gerçekte neler olduğunu anlatmak üzere ayrılmıştır. (Y.E. Blm. 11 sy.147)
Robert Jordan Zaman Çarkı resmi sitesinin "Haftanın Sorusu" bölümünde bir soru üzerine Hurin'in son kitapta olacağı ve üzerine düşen rolü oynayacağını söylemiştir.
Sınırboylu hükümdarlar ile gelen lordlar içerisinde Rand ile öncesinden karşılaşan tek kişi Lord Agelmar'dır. Dünyanın Gözü kullanıldıktan sonra Moiraine ile birlikte Rand Fal Dara'ya döndüğünde olan diyaloglara tekrar bakmak gerekli olabilir.
"Yarı-insanlar ve Trolloclar sonunda yok
edildiler, ama biz neredeyse hiç savaşmadık. Adamlarım buna mucize diyor.
Toprak onları yuttu; dağlar gömdü. Yalnızca birkaç Draghkar kaldı, ama onlar da
ellerinden geldiğince hızla kuzeye uçmaktan başka bir şey yapamadılar."
"Bir mucize, ama... Moiraine Sedai, adamlar
Geçit'te olan bitenler hakkında çok şey söylüyor. Işık ete kemiğe bürünüp bizim
için savaşmış. Yaratıcı Geçit'te görünmüş ve Gölge'ye darbe indirmiş. Ama ben
bir adam gördüm, Moiraine Sedai. Ben bir adam gördüm ve onun yaptıkları olamaz,
olmamalı."
Moiraine ise şu şekilde cevap vermiştir: "Çark dilediği gibi dokur, Fal Dara Lordu." (D.G. Blm. 53 sy.796)
Geçit'te kazanmalarını sağlayanın yönlendirebilen bir adam olduğu Agelmar'ın gözünden kaçmamıştır. Yönlendirebilen bir adamın olmasına bir Aes Sedainin de bu kadar tepkisiz kalması bazı kuşkular uyandırmış olabilir.
Moiraine Lord Agelmar'a Dünyanın Gözü'nün yok olduğunu ve buna rağmen kazandıklarını, yeryüzünün kıştan kurtulmasının da buna kanıt olduğunu söyler. Ona buldukları arasında Valere Borusu'nu gösterir. (D.G. Blm. 53 sy.796-797) Valere Borusu'nun Son Savaş'tan hemen önce bulunacağını bilen birilerinin olması en muhtemel yer Beyaz Kule ise, hemen ardından Sınırboyları ve Sınırboylu bir savaş lordudur. Dünyanın Gözü yok oluşu ile yeryüzünün kıştan kurtulmasının ilişkilendirilmesi, Dünyanın Gözü'nün kullanıldığını ve Moiraine'in bu işte bir parmağı olduğunu düşündürmüş olmalı. Bunu da ancak bir erkek tarafından yapılabilecek olduğunu Lord Agelmar biliyorsa, Moiraine'in yanında götürdüğü ve ta'veren olarak tanıttığı üç köylü çocuktan birinin bu işi yapmış olabileceği düşünülmesi garip olmazdı.
Agelmar Moiraine Dünyanın Gözü'ne yola çıkmadan önce Rand, Mat ve Perrin'in yerlerine Afet'te deneyimli üç asker vermek ister. Moiraine ise "Dünyanın Gözü'nde savaşı onlar verecek," der. Agelmar ise onların üçünü de yönlendirebilen erkekler olarak düşünür. "Onlar... Sen Kızıl Ajah değilsin, Moiraine Sedai, ama kuşkusuz sen bile..." diye tepki gösterir Sınırboylu savaş lordu. Daha sonra ise onların ta'veren olduğunu öğrenir. Fakat şüphe insanın içine bir kez düştü mü, atlatmak zordur.
Tüm bunların üzerine Hurin Falme'den Rand al'Thor'un Yenidendoğan Ejder olduğu ve semada Karanlık Varlık ile savaştığı haberiyle döndüğünde Shienar'ı tamamen yok edecek, kendilerinden en az on kat kalabalık (D.G. Blm. 46 sy.715) Trolloc ordusunu yok edenin de Rand olduğu bağlantısını kurması o kadar da şaşırtıcı olmayacaktır. Shienar'ı yok edecek dev gücün sıra ile Sınırboyları üzerine yürüyeceği, belki de hepsini dümdüz edeceği beklenmedik bir sonuç olmazdı.
Bu nedenle Sınırboylarının Rand'e büyük bir minnet borçları vardır ve Agelmar ile Hurin sayesinde bundan haberdar olduklarını düşünmeliyiz.
Yönlendirebilen bir erkek için on üç Aes Sedai uğursuz bir sayıdır. Özellikle Rand için on üç Aes Sedai bir kutuya kapatılarak büyük acılar çektiği anıları hatırlatması bakımından daha da uğursuzdur. Toplamda iki yüz bin kişilik –niyeti belli olmayan– bir orduya eşlik etmeleri de cabasıdır.
Bu Aes Sedailer ile ilgili sadece iki şey bilmekteyiz. Tenobia ile gelen beş Aes Sedai onun danışmanı Memara'dan kaçınmıştır. Paitar Nachiman'ın danışmanı Coladara ve onu ziyarete gelen yedi başka Aes Sedai vardır.
Kızıl Ajah'tan Memara, Alviarin'in seçimiyle Tenobia'ya danışman olarak gönderilmiştir. Alviarin'in bir Beyaz olarak Kızıl Ajah'tan birini seçmesi onun bir Siyah Ajah olduğunu gösterebilir de, göstermeyebilir de. Memara Siyah olsa bile, ondan kaçınan beş Aes Sedai de Siyah Ajah değilse bunu bilemezler. Bu Aes Sedailer Beyaz Kule'den gönderilmediği gibi, bilindiği kadarıyla asiler tarafından da gönderilmemiştir.
Coladara'nın Ajah'ı ve danışman olarak ne zaman ve hangi Amyrlin Makamı tarafından gönderildiği bilinmiyor.
Sınırboylu orduların niyetini Egwene bilmediğine göre içlerinde Elaida'ya isyan eden Aes Sedai yok demektir. Aynı zamanda Elaida da Sınırboyluların ne yapmaya çalıştığını bilmediğine göre bu on üç Aes Sedai içinde bazılarının ya da hepsinin Siyah Ajah olma ihtimali gözardı edilemeyecek kadar fazladır.
Rand eninde sonunda Sınırboylulara yaklaşmak zorunda kalacağından, esas mesele yaklaşıp yaklaşmama meselesi değil, ne şekilde yaklaşacağı meselesidir. On üç Aes Sedai göz ardı edilse bile iki yüz bin kişi oldukça büyük bir ordudur. Üstelik hepsi de Sınırboylu tecrübeli savaşçılardır. En makulu daha önce Dokuz Ayın Kızı ile ayarlandığı şekilde yanlarında askerler olmadan küçük heyetler halinde buluşmak olacaktır. Bu heyette Sınırboylu hükümdarlar ile yanlarındaki Aes Sedailerin gelmesi bekleneceğinden Rand de yanında Asha'manlar Logain, Narishma, Flinn ve diğerleri ile kendine yemin etmiş Aes Sedailerin yanı sıra Cadsuane, Nynaeve ve Alivia'yı götürecektir. Paitar Nachiman'ın kızkardeşi Kiruna da bu Aes Sedailerden biri olması muhtemeldir. Bu sayede Paitar Nachiman üzerinde bir etkisi olacaktır.
Yanında Davram Bashere'i götürmesi de Sınırboyluların güvenini kazanmak için iyi bir seçim olabilir. Yeğeni Kraliçe Tenobia'yı yatıştırabilen yegane insan olması da önemli olacaktır.
Eğer heyetler halinde bir görüşmeyi kabul ettiremezse, Rand, o zaman Sınırboylular ile görüşmek için yanında ordular götürmek zorunda kalacaktır. Sadakatinden emin olabilirse Davram Bashere, Illian ve Arad Doman'a gitmedilerse Ejder Lejyonu ve yine bu iki ülkeye gitmeyen varsa Aielleri yanında götürebilir. Sınırboyları ile bir savaş çıkmaması açısından ideal olabilecek bir ordu ise Lan'in toplamaya başladığı Malkier ordusudur. Eğer bu amaçla Lan'e ihtiyacı olduğunu söylerse, o zaman Nynaeve Lan'i bulup, topladığı Malkierlileri Rand'in yanına getirebilir. Ya da Rand kendi güçleriyle Malkierlilerin yanına gidebilir.
Bir ordu olmasa bile Lan Malkier'in taç giymiş kralı olarak Sınırboylu bir hükümdardır. Bu yüzden heyet halinde bir görüşmede Rand'in yanında olması faydalı olacaktır. Sınırboylu hükümdar soyları içerisinde evlilikler, bağları kuvvetlendiren değişmez bir politika olduğundan, (H.Y. Giriş sy. 19) Lan'in de diğer hükümdarlar ile akrabalık bağı olması kesindir.
Min Rand'e Baerlon'daki Geyik ve Aslan hanında bazı görülerinden bahseder. "İri, kıvırcık saçlı delikanlı ile ilgili en güçlü şeyler bir kurt, kırık bir taç ve çevresinde çiçeklenen ağaçlar." (D.G. Blm. 15 sy.229)
Kırık Taç Saldaea'nın tacıdır. Tenobia ise evlilik çağı çoktan gelmiş olmasına rağmen evli değildir ve evlenecek gibi görünmemektedir. Bu nedenle ölümü halinde yerine geçecek olası kişilerden ilki Davram Bashere veya diğer varislerden biridir. (H.Y. Giriş sy. 19-20) Olasılıkla da Faile...
Davram Bashere Perrin'e bundan bahseden ilk kişi olmuştur. "Herhalde Zarine sen onunla... evlenmeden önce mülklerimden bahsetmiştir sana. Kırık Taç meselesini de." (K.L. Blm. 46 sy. 957)
Perrin Kırık Taç'ın ne olduğunu sorduğunda ise Faile'in duyguları altüst olmuş gibi kokar, ve soruyu geçiştirir. (K.L. Blm. 46 sy. 974)
Min'in bu görüsü Faile'in Saldaea Kraliçesi olacağı anlamına geliyorsa Tenobia'nın genç yaşta ölümü bir suikaste işaret ediyor olabilir. Bu denli büyük bir orduya rağmen bir arada Gölge'ye karşı duran bu dört ülkenin hükümdarını bir anda ortadan kaldırmak Trolloc orduları akmaya başlamadan evvel iyi bir hamle olabilir. Gri adamlar ya da içlerinde olması muhtemel Siyah Ajahlar Tenobia, Paitar, Ethenielle ve Easar'a suikast girişiminde bulunabilir.
Egwene'i Amyrlin Makamı olarak seçen asi Aes Sedailer Gareth Bryne komutasında büyük bir ordu topladıktan sonra bir Yolculuk ile Tar Valon kapılarına dayanmış ve şehri kuşatmıştır. Egwene'in kuzey ve güney limanlarını kapatan zincirleri cuendillar yapma planını uygulamaya koyması sırasında ele verilerek yakalanması neticesinde asiler başsız kalmışlardır. Her ne kadar Egwene Düşler Dünyası'ndan Siuan ile görüşerek onları yönetmeye devam etse de, Amyrlin Makamı olma hırsları ile Kule Salonu'nu iki parçaya ayıran Romanda ve Lelain kontrolü ele geçirme derdindedir, yine. En başından beri Aes Sedailerin birbirleriyle savaşma konusunda gönülsüzlükleri de cabasıdır.
Jahar Narishma elçi olarak gönderilerek Logain ve Siyah Kule'ye bağlı Adanmışların bağ kurdukları Aes Sedailerle sayıyı eşitleyene kadar Muhafız bağı kurulmasını önermiştir. Aes Sedailerce istenen bu teklif kabul edilmiştir. Konuşmayı dinlemeye çalışan Aran'gar deşifre olup kaçmak zorunda kalmıştır.
Parlak Duvarlar'ın içerisinde; Beyaz Kule'de ise, Elaida Alviarin'in iplerini üzerinden atmayı başarmıştır. Lakin Mesaana'nın isteğiyle Alviarin'in ona zorla çıkarttığı kararlar Ajahları birbirine düşürmüştür. Elaida'nın Alviarin'in üzerine salmayı planladığı Beyaz Temsilci Seaine Herimon Siyah Ajah avı başlatmıştır. Yanında Pevara, Doesine, Saerin, Yukiri ve sayılı Aes Sedai Yemin Çubuğu'nu kullanarak Karanlık Varlık'a bağlanmış Aes Sedaileri bulmaya çalışmaktadır. Elaida şüpheliler arasına girmiştir.
Kızıl Ajah içerisinde yönlendirebilen erkekler ile bağ kurma düşüncesi öne çıkmış ve Elaida tarafından kabul edilmiştir. Beonin'den öğrendiği kapıyol ile Pevara ve Kızıl Ajah'tan Aes Sedailer Siyah Kule'ye gitmiştir. Burada Mazrim Taim ile görüşüp Muhafız bağı kurma konusunda anlaşmışlardır.
Mesaana Kule'nin iki parçası ile de ilgilenmektedir. Maksadı Beyaz Kule'nin gücünü olabildiğince bölmektir. Shadar Logoth'ta Choedan Kal kullanılırken diğer Terkedilmişlere katılmadığı için Shaidar Haran tarafından cezalandırılmıştır. Yüzü de Alviarin tarafından görülmüştür.
Pevara, Seaine, Doesine, Saerin, Yukiri, Meidani, Bernaile avcılardır. Zerah asiler tarafından gönderilmiş bir ajandır.
Egwene kapıyollar ile kendisini kurtarmaya gelmelerini engellemiştir. Kule'yi içerden fethederek, içerideki Aes Sedaileri Elaida aleyhine döndürmek için çalışmaya başlamış ve kısmi başarılar kazanmaya başlamıştır şimdiden. Fakat bu çabalarının bir yerde başarısız olacağı kesindir. Egwene'in kendi rüyaları bunu göstermiştir, kendisi görmeyi reddettiği halde.
"Yüksek bir uçurumun yüzündeki dar, kayalık yolda zahmetle tırmanıyordu. Çevresini bulutlar almıştı, aşağıdaki yeri ve yukarıdaki zirveyi gözlerden gizliyordu, ama Egwene ikisinin de çok uzaklarda olduğunu biliyordu. Adımlarını çok dikkatli atması gerekiyordu. Patika, bir omzunu uçurum duvarına bastırarak ayakta durmasına ancak yetecek genişlikte, çatlak bir çıkıntıydı, yanlış atılmış bir adım sonucunda onu kenardan aşağı fırlatabilecek, yumruk büyüklüğünde taşlar saçılmış bir çıkıntı. Değirmentaşları yuvarlama ve araba çekme düşlerine çok benziyormuş gibi görünüyordu, ama Egwene bunun gerçek bir düş olduğunu biliyordu.
Aniden, çıkıntı ufalanan taşların sesi eşliğinde ayaklarının altında çöktü ve Egwene çılgınca uçurum yamacını yakalamaya çalıştı, parmakları tutunacak yer bulmak için çılgınca tırmaladı. Parmak uçları minik bir çatlak buldu ve düşüşü kollarını zorlayan bir sarsıntı ile durdu. Ayakları bulutların arasına sarkarak düşen taşların uçuruma çarpmasını dinledi, ta ki taşlar düşmeden ses solup gidene kadar. Belli belirsiz, sol tarafındaki kırık çıkıntının farkındaydı. Üç metre uzaktaydı ve oraya ulaşabilmesi şansı açısından birbuçuk kilometre uzakta da olabilirdi. Diğer yönde, sisler patikadan kalanları gizliyordu, ama Egwene o taraftakinin daha da uzakta olduğunu düşünüyordu. Kollarında güç kalmamıştı. Kendini yukarı çekemiyordu, düşene kadar orada asılı kalacaktı. Çatlağın kenarı parmaklarının altında bıçak kadar keskindi.
Aniden bir kadın belirdi, yamacın dik yanından, bulutların arasından indi, merdivende yürürcesine beceriyle hareket ediyordu. Sırtına kayışla bağlanmış bir kılıç vardı. Yüzü değişiyordu, asla belirgin olmuyordu, ama kılıç kadar sağlam görünüyordu. Kadın Egwene'in hizasına geldi ve bir elini uzattı. 'Tepeye birlikte ulaşabiliriz,' dedi tanıdık, peltek bir aksanla." (A.K. Blm. 20 sy.557)
Bu düşü oldukça açık olarak yorumlanabilir. Beyaz Kule'de tutsak olduğu şu anda zafer ve kurtuluşa doğru tırmanırken, etrafı güçlükler ve tehlikeler ile doludur. Elaida'yı indirme yolunda hayatının risk altında olduğu kesindir. Bir yanı uçurum olan dar bir yolda, kaygan taşlarla dolu bir yolda ilerliyordur. Çevresini bulutlar almıştır, yani çok yukarıdadır. Düşüş kesin ölüm demektir. Fakat onu düşme noktasına getiren attığı yanlış bir adım değil, zeminin çökmesidir. Kendi elinde olmayan bir sebeple ölüme yaklaşacaktır. Bu sebeple aniden, hiç beklenmeyen bir anda, belki sebepsiz yere Egwene Beyaz Kule'de idam ile yüzyüze gelecektir. Ve ona yardım eden peltek aksanlı kadın da daha başka pek çok rüyada gördüğü bir Seanchan kadındır, tabi ki.
"Bulutlarla sarılmış bir başka uçurumdaki patikayı tırmanıyordu, ama bu pürüzsüz beyaz taş döşeli geniş bir çıkıntıydı ve ayak altında taşlar yoktu. Uçurumun kendisi tebeşir beyazıydı ve cilalanmış gibi pürüzsüzdü. Bulutlara rağmen, beyaz taşlar neredeyse parlıyordu. Egwene çabucak tırmandı ve biraz sonra çıkıntının sarmallar çizerek tırmandığını fark etti. Uçurum aslında bir kuleydi. Bu düşünce aklına gelir gelmez onun tepesinde buldu kendini, sislere boğulmuş düz, cilalı bir diskin üzerindeydi. Ama tam olarak düz değildi. O çemberin ortasında küçük, beyaz bir kaide vardı ve üzerinde berrak camdan bir yağ lambası duruyordu. O lambanın alevi parlak ve düzgündü, titremiyordu. Aynı zamanda beyazdı.
Aniden sisten iki kuş, gece karası iki kuzgun fırladı. Kulenin tepesinde süzülerek lambaya çarptılar ve hiç durmadan uçup gittiler. Lamba döndü, sallandı, kaidenin üzerinde dans etti, yağ damlaları saçtı. O damlaların bazıları daha havadayken alev aldı ve kayboldu. Diğerleri kısa kaidenin çevresine düştü, her biri minik, titrek, beyaz bir alevle yanmaya başladı. Ve lamba düşmenin sınırında sallanmaya devam etti." (A.K. Blm. 20 sy.558)
Bu düşü ise yorumlamak daha zordur. Bu sefer uçurum kenarındaki yolun genişliği ve pürüzsüz, taş döşeli zemini ve uçurumun kendisinin tebeşir beyazı oluşu, uçurumun bir kule oluşu onun Beyaz Kule olduğuna ve tepesine ulaşmanın kolay olacağına işaret ediyor. Ve tepedeki beyaz alevli lamba, Tar Valon'un ve Aes Sedailerin simgesi Beyaz Alev, ve kuzgunların lambaya çarpması bir saldırının işareti. Kuzgun Seanchanların işaretidir. Aynı zamanda Gölge'nin. Lambadan sıçrayan ve kimisi havada alev alıp kaybolan ve kimisi kendi başına minik titrek alevler halinde yananlar da Aes Sedaileri simgeliyor olmalı. Kimi ölecek, kimi ise Kule'den kopacak.
İlk düşteki uçurum tehlikeliyken ve Egwene'i ölüme yaklaştırırken onu bir Seanchan kurtarıyordur. İkinci düşte ise riski az, kolayca tepeye ulaşılabilen bir uçurum, belki Kule'nin kendisi bu sefer olası olarak Seanchanların ya da Gölge'nin saldırısına uğruyordur. Egwene'in hayatı riske girmiyor, bir Seanchan kadın ona yardım etmiyordur.
"Altın bir şahin kanadını uzattı ve ona dokundu, ve Egwene ile şahin bir şekilde birbirlerine bağlandılar. Tek bildiği şahinin dişi olduğu idi." (K.T. Blm. 10 sy.269) Bu düşte yine Seanchan kadın vardır. "Bir şekilde birbirlerine bağlanmaları" ise dikkat çekicidir.
Egwene'in Beyaz Kule'de Elaida tarafından yakalandığını şimdiye dek Rand öğrenmedi. Fakat eninde sonunda Rand bu haberi alacaktır. Hatta bu haberi aldığı sırada Egwene için bir idam fermanı çıkmış bile olabilir. Rand'in bu haberi alması demek Ebou Dar'da karşılaştıktan sonra kısa zamanda Mat ile Perrin'in de bundan haberdar olması demektir. Özellikle Mat'in İki Nehirlilere sadakatini düşünelim. Egwene ve Nynaeve'in –ve Elayne'in– Tear'da Lord Gaebril'in adamı tarafından tehdit edildiğini öğrendiğinde hiç düşünmeden Tear yollarına düşüp kendi hayatını riske atmıştı. Aes Sedailerin Egwene ve Nynaeve'i hırpaladıkları ve Tear Taşı'na götürdüklerini öğrendiğinde hiç düşünmeden Taş'a girme planları yapmıştı. Şimdiye dek hiç düşmemiş –üstelik tehlikeli Aes Sedailerin olduğu– kadim bir kaleye girmek konusunda tereddüt etmemişti.
Mat Egwene'in bir düşünde, "'Geliyorum!' diye bağırıp duruyordu ve neden Egwene rüyasında onun kendisine bağırdığını düşünüyordu?" (Y.E. Blm. 48 sy.547) Bu düşü gördüğü sırada Egwene Tear yolundaydı. Neticede Tear Taşı'nda esir düşecek ve Mat tarafından gelip kurtarılacaktı. Fakat Mat oraya yalnızca Egwene'i değil aynı zamanda Nynaeve ve Elayne'i de kurtarmak için gidiyordu. Egwene onun kendisine bağırdığını düşündüğüne göre bu Tear Taşı'ndaki esareti için değil Beyaz Kule'deki esareti için olmalı.
Bir başka düşte ise; "Dev bir terazide iki Aes Sedai'yi tartan Mat ve kararına dayalı... Egwene ne olduğunu bilemiyordu; büyük bir şey; belki de dünya." (H.Y. Blm. 15 sy.351) Mat'in Moiraine'i kurtarmak için kilit adam olduğunu biliyoruz. Onu kurtarmak için Thom'a söz verdi. Fakat önünde öncelikle Seanchanlar ile savaş var. Ebou Dar'a girdikten sonra niyeti Ghenjei Kulesi'ne girerek Moiraine'i kurtarmak olmalıdır. Moiraine'in hayatı Rand'in başarısının sigortası olduğuna göre, Mat'in kararının dünyanın kaderini etkileyeceğini anlamak kolaydır. Fakat neyin kararını verecek? Eğer Rand Egwene'in Beyaz Kule'de Elaida'ya esir düştüğü ve belki idam fermanının çıktığı haberi ile Ebou Dar'a gelirse... Mat bu durumda iki Aes Sedai arasında –Egwene ve Moiraine– tercihini öncelikle Egwene'den yana kullanacaktır. Moiraine'in Rand'in başarısında bir rolü olacağını bilmediği gibi, bilse dahi uzun zamandır Moiraine esir olduğu halde hayatı acil bir tehdit altında değildir. Oysa Egwene'in hayatı tehlikededir. Egwene'e yardım ettikten sonra Moiraine'e yardım etmek için hala fırsatı olacaktır.
Anlaşılan odur ki Seanchan kadından sonra Egwene'e yardımda gelecekler içinde bir diğer kişi Mat'tir. Mat'in yanında karısı Tuon'u ve Kızıl El Birliği ile Seanchan ordularının bir kısmını, sul'dam ve damaneleri getirmesi de beklenmelidir. Bu da Egwene'in düşlerinin diğer kısımlarını tamamlayacaktır.
"Sert yüzlü bir Seanchan kadın ona, bir
zincirle birbirine bağlanmış gümüş bir bilezik ve kolye vermişti: bir
a'dam." (K.L. Blm. 15 sy.437)
"Seanchanları da görmüştü, göğüslerine
şimşekler işlenmiş elbiseler içindeki kadınların Büyük Yılan yüzüklü uzun bir
sıra dolusu kadına tasma takmalarını, onları Beyaz Kule'ye karşı şimşekler
çağırmaya zorlamalarını." (Y.E. Blm. 25 sy.286)
Egwene'e a'dam veren sert yüzlü Seanchan kadın, a'dam ile Egwene'e yardım eder gözüküyor. Eğer ona karşı olsaydı tasmayı Egwene'in boynuna takıyor olmalıydı. Arkasından ise tasma takılmış Aes Sedailerin sul'damlar tarafından Beyaz Kule'ye saldırmaya zorlanmaları ilginçtir. Beyaz Kule tüm Aes Sedailerin evi ve simgesi olsa da şu anda Elaida'nın elindedir ve ona karşı olan Aes Sedailer tarafından kuşatılmıştır. Tasmalanmış Aes Sedailerin Beyaz Kule'ye saldırmaları Egwene'in tarafında olduklarını gösterir.
Mylen eski bir Aes Sedaidir. Falme'de yakalanmış ve sonunda Tuon'un damanesi olmuştur. Fakat a'damın zorlamasına rağmen üç yeminle bağlı olduğundan Tek Güç'ü silah olarak kullanamamaktadır. (D.H. Blm. 36 sy.892) Tasmalanmış Aes Sedailerin Beyaz Kule'ye saldırabilmesi onların üç yemin ile bağlı olmadığını, yani Siyah Ajah olduklarını gösterir. Yemin Çubuğu yemin bağlarını çözmek için kullanılsa da bu düşle alakası olması ihtimali çok zayıftır. Bilinen iki Yemin Çubuğu'ndan biri Kule'de Siyah Ajah avcılarının elindeyken, diğeri Shaido Bilge Kişilerinden Therava'nın elinde Altara'dadır. Therava ve Shaidolar bir şekilde Mat ve Perrin tarafından ya da Seanchanlara tarafından yakalansa bu olasılık doğabilir. Fakat tüm Aes Sedailerin tasmalanması Egwene için kabul edilemez. Oysa Seanchan kadın ile, ve Beyaz Kule'ye saldıran sul'damlar ile Egwene arasında bir yakınlaşma olacak gibi görünüyor. Therava'nın elindeki Galina'nın Aes Sedailerin eline geçmesi tüm Siyah Ajahların kimliklerinin öğrenilebilmesi için bir fırsattır yine de. Diğer yandan ise Beyaz Kule içerisinde avcılar Alviarin'i yakalarlarsa aynı fırsatı elde ederler.
Egwene'in Beyaz Kule içerisindeki on köstebek Aes Sedaisine gizli talimatlar vermeye başlaması, onların varlığını tespit eden avcılar ile yolunu kesiştirebilir. Avcılara yardım etmesi durumunda ise Siyah Ajah'ı açığa çıkartma olasılığı yüzünden bir anda onu öldürmek isteyebilirler. Düşlerindeki ölüm tehlikesi ya budur, ya da Elaida'nın bir şekilde onu idam ettirmeye karar vermesidir.
"Beline ve omuzlarına dolanan kayışlar onu
sıkı sıkı bloğa bağlamıştı. Celladın baltası iniyordu, ama Egwene bir yerlerde
birilerinin koştuğunu biliyordu. Eğer yeterince hızlı koşarlarsa, balta
duracaktı. Aksi halde... Zihninin köşesinde bir ürperti hissetti." (K.T.
Blm. 10 sy.269)
Yardıma koşacaklar arasında bir diğer olasılık ise Gawyn'dir. Olasılıktır, zira Gawyn onu kurtaracağı yerde öldürmeye de karar verebilir. Egwene bu konuda pek çok düş görmüştür. Bizim bildiklerimiz ise şunlardır.
"Gawyn yalınayak, kırık camlarla dolu yerde
yürüyordu. Ağır ağır attığı her adımda camlar kırılıyordu. Solgun ışıkta bile,
kesilen ayaklarının bıraktığı kanlı izler görülebiliyordu. Egwene elini uzattı,
durmasını bağırmaya çalıştı, ona koşmaya çalıştı, ama o anda kendini başka bir
yerde buldu." (K.T. Blm. 10 sy.268)
"Düşlerde olduğu gibi, otlarla kaplı bir
ovada uzanan uzun, düz bir yolun üzerinde süzülüyor, siyah bir aygıra binmiş
adama bakıyordu. Gawyn. Sonra Egwene Gawyn'in önünde, yolda duruyordu. Gawyn
dizginleri çekti. Bu sefer onu gördüğünden değil. Daha önce düz olan yol,
Egwene'in durduğu yerde ikiye ayrılıyor, arkasını kimsenin göremeyeceği kadar
yüksek tepelerin üzerinde uzanıyordu. Yollardan birinin sonunda korkunç bir
ölüm bekliyordu onu, diğerinde ise uzun bir yaşam sürecek, kendi yatağında
ölecekti. Bir yolda Egwene ile evlenecek, diğerinde evlenmeyecekti. Egwene
ileride ne olduğunu görebiliyordu, ama hangi yolun hangisine gittiğini
göremiyordu. Aniden Gawyn onu gördü, ya da görmüş gibi göründü, gülümsedi ve
atını yollardan birine çevirdi..." (K.T. Blm. 10 sy.268)
"Gawyn'in önünde diz çökmesi ve Egwene'in
onun başını ellerinin arasına alması. Hiç mantıklı gelmiyordu. İki kez art
arda, onun omuzlarını yakaladığını ve isteği dışında başını diğer yöne
çevirdiğini düşlemişti. Bir kez ellerini kabaca itmişti; bir başka seferinde
bir şekilde Gawyn'den daha güçlüydü. İkisi puslu bir şekilde birbirine
karışıyordu. Bir başkasında Gawyn onun üzerine bir kapı kapatmaya çalışmıştı ve
Egwene o dar ışık çizgisi kaybolduğunda öleceğini biliyordu." (K.L. Blm.
15 sy.436)
Min'in bir görüsü ise şöyledir: "Egwene'in ayaklarının dibinde diz çökmüş, başını eğmiş Gawyn ve Egwene'in boynunu kıran Gawyn, bir biri, bir öteki, gelecek ikisi de olabilirmiş gibi." (G.Y. Blm. 47 sy.816)
Bu yüzden Gawyn ya Egwene'in Muhafız'ı olup onu kurtaracaktır, ya da onu kendi elleriyle öldürmese dahi ölüme terk edecektir. Peki Gawyn'i bu iki seçime ne zorlayabilir. Onun Egwene'i sevdiğini biliyoruz. Gawyn'in en büyük nefreti Rand'e karşıdır. Onun annesini öldürdüğünü düşündüğü için onu öldürmek istemektedir. Egwene ise bunun aksini ispatlayana kadar onun Rand'e zarar verecek bir şey yapmamasını istemiş, buna söz verdirmiştir. Gawyn ayrıca büyük olasılıkla Egwene Rand'in eski nişanlısı olduğu için ona karşı kıskanç hisler besliyor da olabilir, ve Egwene'in bu sözü verdirmesinin ardında Rand'e olan hislerinin etkisi olduğunu düşünebilir. Eğer Egwene'in Rand'e destek vermek için onu aldattığını düşünecek olursa, –ki onu bu düşünceye Elaida'nın Aes Sedaileri itebilir– o zaman Egwene'in ölümüne müdahale etmeyecektir.
Fakat Mat Tar Valon'a gelirse daha önce tanıştığı Gawyn ile konuşma fırsatı ve annesinin hayatta ve güvende olduğunu anlatma fırsatı bulacaktır. Hatta Morgase Elayne'in yanına gitmektense, Elayne için faydalı bir şeyler yapabileceği Tar Valon kuşatmasına gidebilir ve Gawyn'i burada görebilir. O zaman Gawyn ve Delikanlıları Egwene'i kurtarmak için savaşacaktır. Mat'in Tar Valon'a gelmesi gerekmektedir. Valere Borusu'nu Son Savaş'ta kullanmak istiyorsa buna mecburdur. Boru'nun yerini bilen sadece Siuan ile Verin'dir. (Y.E. Blm. 12 sy.157)
Ebou Dar'da olanlar arasında Perrin ve Galad da vardır. Daha önce Yüzüklerin Efendisi ve Zaman Çarkı arasındaki benzerlikleri sayarken Rand-Frodo benzerliği ve köylüleri olan yoldaşlarında Mary-Pippin ile Mat-Perrin benzerliklerinden bahsetmiştik. Aynı zamanda Gondor ile Tar Valon arasında da bir benzerlik vardı. Gondor önünde orklarla yapılan savaşta Pippin içeride, Mary dışarıda idi. Ebou Dar'da iken Altara, Murandy, Ghealdan, Amadicia, Tarabon ve Arad Doman tahtları ile ilgili kararlar verileceğinden Perrin'e o bölgede iş kalmamış olacak. O da Egwene'e yardım etmek isteyecektir. Dahası Son Savaş öncesinde Sınırboyları hariç en önemli problem olarak Beyaz Kule kaldığından Rand de bu sorunu çözmek için elindeki iki ta'vereni de kullanmak isteyebilir. Perrin'in ve hatta Mat'in orada bulunması için bazı başka sebepler daha da vardır.
Egwene Falme'de tasmalandığı sırada Min ona moral vermek için bir görüsünden bahseder: "...Seni Rand'la, Perrin'le, Mat'le ve –evet, hatta Işık aptallığına yardım etsin, Galad'la dahi bağlayan şeyler görüyorum." (B.A. Blm. 42 sy.659) Falme'den sonra Egwene Galad'ı hiçbir şekilde görmediğine ve hiçbir alakaları olmadığına göre sonunda karşılaşacakları yer Tar Valon olabilir. Galad Egwene'i sevdiği için alıp gelmese dahi, Beyazpelerinler Beyaz Kule'nin parçalanacağı, bazı Aes Sedailerin öleceği bir olası savaşta yer almak için gelmek isteyeceklerdir. Bu nedenle Galad'ın da Egwene'i kurtarmak için geleceklerden biri olması muhtemeldir.
Tar Valon içinde mevcutları arttırılmış Kule Askerleri, dışarıda Gareth Bryne komutasında büyük bir ordu zaten varken, Kızıl El Birliği, Seanchanlar, Işığın Çocukları, Perrin'in İki Nehirlileri ve iki taraftaki Aes Sedailere ek olarak sul'dam ve damaneler varken Parlak Duvarlar patlamaya hazır bir volkan gibidir.
Nicola'nın Kehaneti şöyleydi: "Aslan Kılıç, adanmış mızrak, öteyi gören. Üçü bir teknede ve ölen ama yaşayan adam. Büyük savaş bitti, ama dünyanın savaşla işi bitmedi. Geri dönüşle ülkeler bölündü ve koruyucular hizmetkarlara denk. Gelecek kılıcın ucunda kararsız." (K.L. Blm. 14 sy.430)
Kehanetlerde neredeyse her zaman için belirsiz ya da çok genel tanımlamalar olduğundan ne olduğunu kestirmek pek mümkün olmaz. Bu Kehanet'in yapıldığı kitap –Kaos Lordu'nda– bir başka düş vardır ki, Aviendha bunu Rand'e aktarır: "Melain ve Bair seni bir teknede düşlemişler. Yüzlerini göremedikleri üç kadın ve bir bir yana, bir diğer yana tartan bir terazi." (K.L. Blm. 19 sy.527)
Bu düşten de hareketle Aslan Tahtı'nın varisi ve taç giyecek olması sebebiyle Elayne, bir Aiel –yani adanmış– ve eski bir Mızrağın Kızı olarak Aviendha ve öteyi gören olarak da insanların geleceği ya da geçmişi ile ilgili görüleri olan Min'i bir teknede düşünüyorlar. Melaine ve Bair'in düşündeki üç kadının Elayne, Aviendha ve Min olduğu kesin. O sırada Rand'in üçü arasında bocaladığını da biliyoruz. Bu da terazinin bir bir yana, bir diğer yana tartması da bu anlama gelir. Dördünün aynı teknede olması ise bir kader birliğine yani Muhafız bağı ve ileride belki evliliğe işaret ediyor.
Rand'in Aelfinnlerden aldığı cevaplardan biri "yaşamak için ölmelisin"dir. Lews Therin de ölen, ama yaşayan bir adamdır. Bu sebeplerle Nicola'nın Kehaneti'ndeki ölen, ama yaşayan adamın Rand olması da mümkündür. Aslan Kılıç, adanmış mızrak ve öteyi görenin Elayne, Aviendha ve Min olabilmesi ihtimaliyle birleştirildiğinde Melaine ve Bair'in düşü ile ilgili olduğu düşüncesinin ortaya çıkması doğaldır.
Fakat başka bir açıdan bakıldığında Kehanet'teki bu dört kişi olabilecek başka kişiler vardır. Hatta daha olası adaylar olarak düşünebiliriz.
Elayne Andor tahtına çıktığında Gawyn de Kılıcın İlk Prensi olacaktır, Aslan Taht'ın. Oysa Elayne'in kılıçlar ile bir ilgisi yoktur. Bu nedenle Aslan Kılıç'ın Gawyn olması neredeyse kesindir. O yüzden daha baştan Melaine ve Bair'in düşü ile bağlantısı kopmuş olur. Gawyn ile Aviendha, Min ve Rand'in ne ilgisi olabileceği de başka bir noktadır.
Aiel kelimesi Kadim Lisan'da adanmış anlamına gelir. Aieller kılıç yerine mızrakla savaştığı için, mızrakla özdeşleşmişlerdir, fakat Aiellerin adandığı şey, onlara isimlerini veren şey, mızrağa adanmışlık değil, Yaprağın Yolu'na adanmışlıktır. Kaldı ki Aviendha eskiden bir Mızrağın Kızı olmasına rağmen, Bilge Kişilere çömez olduktan sonra bir daha mızrağa dokunması kesin olarak yasaklanmıştır. Bu nedenle Aviendha ile adanmış mızrağın aynı kişi olması da pek mümkün değildir. Tüm seride Aviendha'dan başka hayati önem taşıyan bir Aiel karakter de olmadığından, Melaine ile Bair'in düşünden bir bağlantı daha kopmuştur.
Öteyi gören için Min uygun biri. Min'in insanların üzerinde gördüğü hareler geleceklerinden ya da geçmişlerinden gelen görülerdir. Yine de öteyi gören olabilecek başka bir kişi daha var. Egwene düşlerinde gelecekten parçalar görmekle kalmıyor, Düşler Dünyası'nı, yani gerçek dünyadan başka bir dünyayı, öteyi görüyor tam anlamıyla. Gawyn'in –aslan kılıcın– Min ile bir bağlantısı görünmezken, Egwene ile kesin bir bağlantısı vardır. Egwene ile bağlantısı olan olası bir adanmış mızrağı hemen görürüz.
Mat Aelfinnlere kaderini sorduğunda aldığı cevaplardan biri şuydu: "Dünyayı kurtarmak için dünyanın ışığının yarısından vazgeçmek!" (G.Y. Blm. 15 sy.264) Bu cümle açıkça tek gözünü dünyanın kurtuluşu için "adayacağını" gösteriyor. Egwene'i kurtarmaya gideceğini de düşünürsek Gawyn ile de bu şekilde bağlantı kurularak üçlü kurulmuş oluyor.
Mat'in Rand'i ya da Moiraine'i kurtarmasının dünyayı kurtarmak anlamına gelebileceğini söylemiştik. Moiraine'i bırakıp Egwene'e önce gitmesinin bir takım sonuçları olacaktır. Önce Moiraine'e gitmesi veya önce Egwene'e sonra Moiraine'e gitmesi yanında götüreceği üçüncü kişinin kimliğini değiştirebilir.
Ölen ama yaşayan adam tanımına uyanlardan biri Rand'dir. Bu tanıma uyan iki –ya da bakış açısına göre üç kişi– daha vardır. Bunlardan biri yine Mat'tir. Aelfinnlerin kaderi hakkında söylediklerinden biri de şuydu: "Ölmek ve yeniden yaşamak." Eelfinnler onu Rhuidean'da Avendesora dalına astıklarında Mat'in kalbi durmuştu. Rand suni teneffüs ve kalp masajı ile onu hayata döndürdü. (G.Y. Blm. 26 sy.457) Rand'in Caemlyn'e yaptığı baskında Rahvin'in şimşekleri Mat'i öldürür. (G.A. Blm. 54 sy.970) Rand Rahvin'i çok güçlü bir şerateş ile vurduğundan Mat hiç ölmemiş gibi olur. (G.A. Blm. 55 sy.1008) Rahvin onu öldürmeden önce Desen'den silindiği için Mat ölmemiş sayılabilir. Buna rağmen Mat Rhuidean'da ölmüş ve tekrar yaşamıştır.
Ölen ama yaşayan adam için üçüncü olasılık Katil'dir. Fal Dara zindanına yazılan Gölge Kehaneti'ni anımsayalım: "Luc, Hüküm Dağları'na geldi. Isam yüksek geçitlerde bekledi. Av başladı artık. Gölgenin zağarları şimdi sürgün avında ve can alıyor. Biri yaşadı ve öldü diğeri, ama ikisi de var. Değişimin Zamanı geldi..." (B.A. Blm. 7 sy.134)
Isam'ın babası Lain Mandragoran Malkier'in büyük bir gücünü Afet'in içine götürerek –burada bu güçleri heba ederek– ülkesinin düşüşünü başlatmıştır. Onu buna iten ise karısı Breyan'dır. Lain öldükten sonra Breyan –Jain Uzakgezgini tarafından yakalanarak sonradan karanlıkdostu olduğu ortaya çıkacak olan– bir kahraman olan Adilyürek Cowin Gemallen ile birlikte çevirdiği entrikalar ile Malkier'in sonunu tamamlamıştır. Breyan ile küçük oğlu Isam güneye at sürerken Trolloclar tarafından yakalanmıştır. (D.G. Blm. 47 sy.727) Trollocların eline düşen Isam'ın –annesi de hatırlandığında– daha çocukluğundan itibaren bir karanlıkdostu olarak yetiştirildiği şüphesizdir. Sonradan ise Katil'in bir parçası olacaktır.
Luc'u Isam ile karşılaşmaya götüren olaylar ise bambaşkadır. Rand'in Andorlu Leydi Dyelin'den öğrendiği söylentilere göre yirmi altı sene önce o zamanki Andor Kraliçesi Mordrellen'in danışmanı olan Gitara Moroso, Luc'u Afet'e göndermiştir. "Luc kuzeye at sürdükten ve bir daha geri dönmedikten sonra, Gitara'nın onu, Afet'te ünün ya da ölümün onu beklediğine ikna ettiği fısıltıları doğdu. Başkaları, onun orada Yenidendoğan Ejder'i bulacağını, ya da Son Savaş'ın onun gidişine bağlı olduğunu söylüyordu." (K.L. Blm. 16 sy.470)
Bunlar söylentilerden ibaret de olabilir, gerçeğin ta kendisi de olabilir. Gitara Moroso yaptığı Kehanetler ile Rand'in dünyaya gelmesini sağlamış, ve onu ihtiyaç duyduğu anda koruyacak Aes Sedailerin olmasını sağlamıştır. Gitara Moroso bir Kehanet'i neticesinde Andor'un Kız-Veliahtı Tigraine'i Aiel Kıraçlarına göndermiştir. Eylemlerinin neticesinde Aiel Savaşı başlamış, Aiellerin içinde bir Mızrağın Kızı –Shaiel– olan Tigraine Ejderdağı yamaçlarında Rand'i doğururken ölmüştür. (G.Y. Blm. 34 sy.587) (K.L. Blm. 16 sy.469-470) Rand'in doğduğu anı Kehanet eden Gitara Moroso bu sırada ölmüş ve bu Kehanet'i işiten –o sırada Kabuledilmiş olan– Moiraine ile Siuan Yenidendoğan Ejder'i aramaya başlamıştır. (B.A. Blm. 8 sy.158) (Y.B. Blm. 2) Bu arayışın sonunda Moiraine tam Trolloclar Emond Meydanı'na geldiği sırada Rand'i bularak onu kurtarmış olur. Gitara'nın bildiğimiz iki Kehanet'i de Yenidendoğan Ejder'in yararına olmuştur. Luc'u Afet'e gönderen Gitara Moroso ise, bunun da Rand lehine bir sonucu olabileceğini beklemek mantıklı olur.
Luc ile Isam birleşip Katil olduktan sonra Shaiel'in ölümünden kendisini suçlu gören Rand'in gerçek babası Janduin'i öldürür. (G.Y. Blm. 34 sy.589) Katil bir erkek Terkedilmiş tarafından Rand'i öldürmekle görevlendirdiğinde ilk kez olayları onun gözünden görürüz. "O adam Isam'dı, Luc değil, ama anılar yine de değerliydi. İkisi de Aes Sedai öldürme fırsatını sık bulmuyordu." (K.Y. Blm. 22 sy.474) Görüldüğü kadarıyla Luc ile Isam birbirlerinden farklı olsalar da birbirlerine bağlıdırlar. Anılarını paylaşmaktadırlar. Luc Rand'in yeğeni olduğunu bilmektedir. Isam o yüzden bu işi ona bırakmıştır. Isam ise kurt öldürmeyi daha fazla sevmektedir. İkisi bir olduğu halde aradaki bazı kişilik farklılıkları korunmaktadır.
Katil'in güçlerini anlamak için bazı bölümlere dikkat etmek yeter. "Yatağın yanında durdu, iki zehirli hançeri dikkatle kınından çıkardı ve Görünmez Dünya'dan uyanık dünyaya adım attı. Bunu yaparken Luc oldu. Uygun geliyordu." Bu bölümde Tel'aran'rhiod'da Rand'in kaldığı handaki odaya gidip suikast için uygun pozisyonu aldıktan sonra gerçek dünyaya Luc olarak geçmiştir. Katil Tear Taşı'nda yakalanan iki Siyah Ajah Joiya ve Amico'yu öldürmüştür. "Hiç yoktan belirdiği zaman yüzlerinde beliren inanmazlık..." (K.Y. Blm. 22 sy.474)
Perrin Taren Salı'nın Tel'aran'rhiod yansımasında Isam'ı bir okla vurduktan sonra Emond Meydanı'nda uyandığında Luc'un göğsünde bir okla kaçtığını öğrenir. (G.Y. Blm. 53 sy.920-921) Bu katilin bir kimliği ile Düşler Dünyası'nda iken diğer kimliği ile gerçek dünyada olduğunu gösteren bir işaret gibidir. Düşler Dünyası'nda bir noktadan diğer noktaya gitmek çok kolaydır. Sadece düşünerek bunu başarabilirsiniz. Katil de bunu yapıyor görünmektedir. Gerçek dünyada ulaşmak istediği yere Düşler Dünyası'ndan ulaşarak yer değiştirerek gerçek dünyada istediği yere kolayca ulaşmakta gibidir.
Gölge Kehaneti'ni anımsarsak orada "biri yaşadı ve öldü diğeri, ama ikisi de var," denmekteydi. Katil'i oluşturan iki benlikten biri gerçek dünyada iken "yaşıyor," Görünmez Dünya'da iken "yaşamıyor," yani ölüdür. İki kişiden birini vücudu ile Tel'aran'rhiod'a alıp aralarında bir tür bağ kurmak böyle bir güç ve etki sağlamış olmalı. Bu sayede "ikisi de var"dır.
Katil'in hakkında daha fazlasını da biliyoruz aslında. Perrin'in kurtkardeşlere özgü koku alma becerisi bize bir veri daha sağlar. "O soğuk koku. Kokuları aynı değildi, ama ikisinde de buz gibi, insana benzemeyen bir koku vardı." (G.Y. Blm. 53 sy.921) İki farklı koku, iki farklı bedene işaret ediyor. İkisi de insani olmayan bir özellikle değiştirilmiş.
Perrin İki Nehir'de Kum Tepeleri'nden başlayarak Batıormanı, Gözlem Tepesi, Taren Irmağı boyunca Isam'ı kovalayıp Ghenjei Kulesi'ne kadar gelir. Tam Kule'ye girecekken ölü kurt Çekirge onu engeller. Burada Katil hakkında başka şeyler de öğreniriz. "Burada bedeniyle bulunuyor..." (G.Y. Blm. 28 sy.482) O sırada Birgitte Perrin'i uyarmak için gelir ve Katil hakkında başka hayati bilgiler verir. "Katil yaşlıdır, okçu, ama kötülüğü kadimdir." (G.Y. Blm. 28 sy.483) Katil'in kötülüğünün kendisinden daha kadim olduğunu söylerken ne demek istemiş olabilir. Katil'i yaratabilecek tek kişi Ba'alzamon'dur. Binlerce yıl boyunca serbest olan Ishamael Katil gibi faydalı bir araç yaratmak için neden bu kadar beklemiş olsun? Ya da Katil'den bir tane yaratacağına, neden pek çoğunu yaratmasın? Isam Lan'den daha yaşlıdır. 953'te Malkier yıkılırken Lan yeni doğmuş bir bebekken, Isam bir çocuktur ve artık 1000 senesi yaşanırken Isam'ın en az elli yaşında olduğu bellidir. Luc ise yirmi altı-yirmi yedi sene önce kaybolmuştur. O sırada yirmi yaşında olsa şu anda Lan'in yaşında olması gerekir. Katil'i oluşturan iki vücut da yaşlanmaktadır. Birisi veya ikisi birden kuvvetten düşecek kadar yaşlandığında ne olacaktır? Bağda Isam veya Luc yerine başka bir vücut geçiriliyor olamaz mı? Bu sayede Katil benliği her zaman yaşarken, onu oluşturan kişilerin vücutları değişecektir. Bu sayede Katil "kadim" olacaktır. Birgitte'nin anlatmak istediği bu olmalıdır. Gölge Kehaneti'nde Luc ve Isam'ın geçtiği bölümdeki "Değişim Zamanı" Katil'in parçalarını oluşturan yaşlı vücutların gençleriyle değiştirilmesini anlatıyor da olabilir.
Gitara Moroso; Rand'e bu kadar yardımcı olan Kehanetleri yapan Aes Sedai Luc'u Gölge'ye mükemmel bir suikastçinin bir parçası olsun diye mi gönderdi acaba? Öyle bir şeyler yapsın ki, "Son Savaş'ın onun gidişine bağlı" olabilmesi mümkün olsun.
Katil'in bir şey yaptığı gözlerden kaçmasın. Perrin'den kaçarken, o Ghenjei Kulesi'ne girmiştir. Birgitte'nin deyişiyle; "Ghenjei Kulesi'ne bir kez girdikten sonra, insan dünyasında olsan bile çıkmak güçtür. Burada ise imkansız." (G.Y. Blm. 28 sy.483) Oysa Katil Ghenhei Kulesi'ne Tel'aran'rhiod'da girmiş, daha sonra gördüğümüz üzere çıkabilmeyi başarmıştır. Bunu sağlayan bir neden Düşler Dünyası'nda bedeniyle bulunuyor olması olmalıdır. Yine de Ghenjei Kulesi'ne girdikten sonra çıkabilmek bir takım beceri ya da tecrübe istiyor olabilir.
Moiraine Thom'a bıraktığı mektupta Eelfinnlerin elinden onu kurtarmak için üç kişi gerekeceğini söylemişti. Mat, Thom ve tanımadığı bir adam. (D.H. Blm. 10 sy.313) Noal ya da Jain Charin üçüncü kişi olmayı ister. (D.H. Blm. 10 sy.317) Fakat onun buna gönüllü olması, kesin olarak bunun olacağını göstermez. Eğer Ghenjei Kulesi'ne girecek üçüncü kişi Luc olursa, –daha önce oraya girip çıkması önemli bir tecrübedir– o zaman Moiraine'in kurtulma ihtimali artar. Böylece Gitara Moroso'nun Kehaneti'nde olduğu gibi Luc Son Savaş'ın kazanılmasında önemli bir rol oynamış olur, –yirmi altı sene önce Afet'e giderek Katil'in bir parçası olması sayesinde.
Bir başka Kehanet daha Luc'un önemli olabileceğini gösterir. "Elaida'nın henüz Kabuledilmişken öngördüğü ilk şeylerden biri (o zaman bile bunu kendine saklayacak kadar bilgisi vardı), Son Savaş'ta Karanlık Varlık'ı altetmenin anahtarının Andor'un Kraliyet ailesi olduğuydu." (G.Y. Blm.1 sy.34) "Uzun zaman önce, Son Savaş'ı kazanmanın anahtarının Andor'un Kraliyet Evi'nin elinde olduğunu Kehanet etmişti. Yirmi beş sene önce, Morgase Trakand'ın tahta çıkacağı belli olur olmaz, Elaida kıza çengel atmıştı. Elayne'in ne açıdan önemli olduğunu bilmiyordu. Elaida, ama Kehanet asla yalan söylemezdi." (K.T. Giriş sy.20)
Elaida Kehanet'ini yaptığında Kabuledilmiştir. Bu da Aiel Savaşı öncesidir. Trakand Evi'nin henüz Aslan Taht'ı almadığı sıralarda. Aes Sedai olduktan sonra hareket özgürlüğü edindiğinden Trakand Evi'nin Son Savaş'ı kazanmanın anahtarı olduğunu düşünmüştür. Oysa biliyoruz ki Yenidendoğan Ejder Andor Kraliyet soyundandır, ama Trakand Evi'nden değil, Mantear Evi'nden gelmektedir. Tigraine Mantear'ın –Gitara'nın müdahalesiyle– eylemleri Rand'in doğumunu ve Aiel Kehanetleri'ndeki gibi Manetheren Kanı tarafından yetiştirilmesini sağlamıştır. Elayne önemli bir karakter olsa da aslında Son Savaş'ı kazanmak konusunda Rand ya da dolayısıyla Tigraine kadar önemli bir rol oynamamıştır, fakat yine de oynamayacağını düşünmemek gerekir. Gawyn ya da Galad da çok hayati roller oynamamaktadır. Andor Kraliyet soyunun hayatta olan bir üyesi daha vardır ki bu da Luc'tur.
Luc şu anda Katil'in bir parçası olarak cani bir ruha sahip görünmektedir. Onu Katil olarak Moiraine'i kurtarmaya ikna etmek söz konusu bile olamaz. Bunun için onu Katil'den ayırıp sadece Luc haline geri döndürmek gerekir. Bunu mümkün kılacak şartlardan en önemli ikisi Luc'un buna değer olduğuna karar vermek ve bunu başarabilecek birini bulmaktır.
Katil biri gerçek dünya, diğeri Düşler Dünyası'nda yaşayan iki vücudun bir araya getirilmesi ise, bunu başarmak için Luc Düşler Dünyası'nda iken onu yakalamak ve kaçmasını engellemek, ardından Moghedien'in Birgitte'ye yaptığı gibi onu Düşler Dünyası'ndan gerçek dünyaya atmak gerekir. Luc Düşler Dünyası'nda iken Isam gerçek dünyada olacağından, istemleri dışında ikisi birden gerçek dünyada olmaları halinde bağ kopacak, Katil yerine Luc ve Isam olacaktır. Bunu başarabilecek tek kişi Egwene'dir.
Egwene Birgitte'nin kim olduğunu bilmektedir. Onun Düşler Dünyası'nda olduğunu ve sonra gerçek dünyada olduğunu da bilmektedir. Moghedien'i de a'dam ile tutsak almış, ondan pek çok şey öğrenmiştir. Tek Güç hakkında olduğu kadar, Tel'aran'rhiod konusunda da birşeyler öğrenmiş olabilir. Tel'aran'rhiod konusunda Aiel Düşgezginlerinden ders alan Egwene Moghedien'in Birgitte'ye yaptığını Luc'a yapabilecek tek kişidir.
Mat Moiraine'e gitmeden evvel Egwene'e gideceğinden Luc'u burada bulması, Moiraine'i kurtarma şansını yükseltecektir. Böylelikle dünyayı kurtarma şansını da... Egwene'in düşünde gördüğü iki Aes Sedai arasında yapacağı tercih dünyayı etkileyecekti. Moiraine Rand'in başarısı için gerekli olduğunu göre, Mat'in önce Egwene'e gitmesi dünyanın kaybetmesine yol açacak bir tercih olabilirdi. Eğer önce Egwene'e gitmesi Moiraine'in kaderi açısından ne olumlu, ne de olumsuz bir etki yapmayacak olsaydı, Egwene'in rüyası anlamsızlaşırdı. Mat'in Egwene'e gelmesinin dünyanın kurtuluşu için bir anlamı olmasını sağlayacak tek şey Luc'un varlığı gibi gözükmektedir.
Nicola'nın Kehaneti'ndeki kişilerin aslan kılıç-Gawyn, adanmış mızrak-Mat, öteyi gören-Egwene ve üçünden daha ayrı tutulan ölen ama yaşayan adam-Luc olması da bu sayede anlam kazanmış olur. Nicola'nın Kehaneti'nin yanı sıra Gitara'nın Kehaneti ve Elaida'nın Kehaneti ile Egwene'in düşleri de bu sayede anlam kazanır.
Burada büyük bir mesele şudur. Katil'in varlığı ya bilinmemekte, ya da bilinenlerce de kötü olduğu –doğru olarak– bilinmektedir. Katil'in içinde hapsolmuş Luc ise muhtemelen kötü değildir. Aksi halde Gitara'nın sözü ile kendisinden bu kadar büyük bir fedakarlık yapmazdı.
Luc ve Isam hakkında bilgi sahibi olanları tekrar hatırlayalım. Perrin Luc ve Isam'ı görmüş, onları Katil olarak bilmektedir. Düşler Dünyası'nda –kendi bildiği şekilde Kurtdüşü'nde– bedeniyle bulunduğunu, Ghenjei Kulesi'ne girdiğini ve kötülüğünün kendisinden daha kadim olduğunu bilmektedir. Kötülüğünden en ufak bir kuşkusu bile yoktur. Mümkün olursa onu öldürecektir. Verin Fal Dara zindanına yazılan Gölge Kehaneti'ni tercüme eden kişidir. Luc'un Tigraine'in erkek kardeşi olduğunu biliyordu. Isam'ın kim olduğunu ise Moiraine ona söyler. (B.A. Blm. 7 sy.135) İki Nehir'de Luc'u pek çok kere görmüş, ardından son Trolloc saldırısı gelmeden hemen önce onların Isam diye bağırdığını duymuştur. (G.Y. Blm. 56 sy.967) Bu sayede aralarında bir bağlantı olduğunu daha net bir şekilde kendi gözleriyle görmüştür. Verin'in tercümesinden ve Fal Dara zindanına yazılanlardan haberi olan diğer iki kişi Moiraine ve Siuan'dır. Moiraine Aelfinn ve Eelfinnlerin dünyasında tutsaktır, bu yüzden bunu bilen diğer kişi olarak sadece Siuan sayılabilir.
Egwene, Elayne ve Nynaeve Caemlyn'de Kraliyet Sarayı'nda toplantı yaparken Luc salonda bir an kendini göstermiş, sonra kaçmıştır. Egwene onun Rand'e amcası olabilecek kadar benzediğini düşünür. (K.Y. Blm. 10 sy.257-258)
Rand ise Luc adında bir dayısı olduğunu ve Gitara Moroso tarafından bir Kehanet yüzünden Afet'e yollandığını biliyordur. Aynı zamanda Luc'un, babası Janduin'i öldürdüğünü de tahmin ediyor olabilir.
Toparlarsak Perrin'in bilgisi Isam ve Luc'un Düşler Dünyası aracılığı ile birbirlerine bağlı oldukları ve Katil ile ilgili bazı şeylerdir. Siuan ve Verin'in bilgisi Isam'ın muhtemelen bir karanlıkdostu olarak yetiştiğidir. Rand'in bilgisi ise Luc'un bir Kehanet yüzünden Afet'e yollandığı ve bunu Kehanet eden Aes Sedaidir. Ancak bu bilgiler bir araya getirilirse Luc'un yakalandıktan sonra –yakalanabilirse– hayatta kalmasını sağlayabilir. Perrin olmadan iki kişi arasında bu tür bir bağ olduğu bilinmeyecektir. Rand olmadan ise Gitara Moroso'nun muhtemelen bir Kehanet yaptığı bilinmeyecektir. Siuan –veya Verin– olmadan Isam'ın kim olduğu ve Trollocların elinde büyüdüğü, Isam ve Luc'un nasıl karşılaştığı bilinmeyecektir. Egwene olmadan ise bu bilgilerin bir değeri olmayacaktır.
Egwene tutsak düştüğünden beri Düşler Dünyası'nda Siuan ile görüşmektedir. Perrin Tar Valon'a geldiğinde savaşmak durumunda kalmaları ihtimali yüzünden Tar Valon'a, belki Beyaz Kule'ye kadar girmek isteyecektir. Rand Tar Valon'a ya da Beyaz Kule'ye gitmeden önce yönlendirebilmeye cesaret edebilirse bedeniyle Tel'aran'rhiod'a girebilir. Son olarak Katil işini görmek için Düşler Dünyası'ndan yararlanmaktadır. Bu beş kişinin buluşabileceği, Egwene'in Luc'u Isam'dan ayırabileceği tek yer Tel'aran'rhiod'dur.
Luc Moghedien'in Birgitte'ye yaptığı gibi bir örgü ya da Tel'aran'rhiod numarasıyla gerçek dünyaya atılırsa, bulunacağı olası yerlerden biri Egwene'in yanıdır.
Mat'in Kule'ye serbestçe girebilmesini sağlayacak
kişi yanındadır. Kızıl Ajah'tan bir Aes Sedai, Teslyn. Mat Tarasin Sarayı'nda
onu uyaran notun Joline'den değil Teslyn'den geldiğini anladığında, damane
bölümlerine giderek onu kurtaracağını söylediğinde, Kızıl Aes Sedai'nin verdiği
tepkiyi hatırlayalım: "'Kaçmama yardım edersen, istediğin her şeyi
yaparım. Beyaz Kule'ye ihanet dışında.' Ağzını sıkı sıkı kapattı ve sırtını
dikleştirerek gözlerini uzaklara dikti. Aniden kendi kendine başını salladı.
'Kaçmama yardım edersen her şeyi yaparım,' dedi." (K.Y. Blm. 19
sy.427)
Teslyn kaçmasına yardım ettiği takdirde Beyaz Kule'ye ihanet etmeyi bile kabul etmiş durumda. Rand'e yemin eden Kızıl Ajahlar ve Asha'manların bağ kurduğu Kızıl Ajahlar Beyaz Kule tarafından şüpheyle karşılanacağından, Mat'i gizlice Kule'ye sokabilecek tek Kızıl, Teslyn'dir. Ta'verenler daha ihtiyaç duymadan, Çark ihtiyaçlarını onlara sağlar. Gawyn de Mat ile birlikte Kule'ye Egwene'i kurtarmaya gidecektir. Bu sayede aslan kılıç, adanmış mızrak, öteyi gören ve ölen ama yaşayan adam bir araya gelecektir. Böylece de Mat'in Moiraine'i kurtarmasının yolu açılacaktır.
Nicola'nın Kehaneti'nin devamı da vardır. "Büyük savaş bitti, ama dünyanın savaşla işi bitmedi. Geri dönüşle ülkeler bölündü ve koruyucular hizmetkarlara denk. Gelecek kılıcın ucunda kararsız."
Tar Valon'da bu kadar ordular toplanmışken ve Egwene'in düşleri de tasmalanmış Aes Sedailer ile Seanchanların Beyaz Kule'ye saldırdığını görmüşken oldukça büyük bir savaşın burada çıkması kaçınılmazdır. Zaten Yüzüklerin Efendisi ile Zaman Çarkı'nın paralelliğinin bir sonucu da budur. Elaida'ya sadık olanlar veya belki Siyah Ajahlardan içeride olanlar olayları bir savaşa sürükleyebilir. Tar Valon'daki Yolkapısı mühürlenmediyse de buradan ya da başka bir yerden trollocların gelerek savaşması mümkün gözüküyor. Gölge son üç veya dört bin senedir kendisine sorun olmuş Beyaz Kule'yi yok etmeye çalışabilir, Tarmon Gai'don gelmeden evvel. Burada Mat'in Tar Valon'a geliş nedenlerinden birini oluşturacak Valere Borusu'nun, öttürülmesi ve trolloclara karşı kullanılması da muhtemeldir. Zira Gondor'daki savaşta da sonucu belirleyen en önemli şey hayalet savaşçılar olmuştur.
Fakat Tar Valon'da yapılacak savaş bittiğinde dahi dünyanın daha Afet'te yapılacak bir savaşı olacaktır. Aynı Yüzüklerin Efendisi'nde Gondor ve Rohan ordularının Gondor önündeki savaştan sonra, Mordor kapılarına dayanması gibi. Aes Sedailer ve Asha'manlar birbirlerine denk bir güç durumuna gelmişlerdir. Ayrıca Asha'manları Muhafız olarak alan Aes Sedailer ile Aes Sedaileri bağlayan Asha'manların sayıları birbirine denk tutulmaya çalışılmaktadır. Her ne kadar Elaida'nın son hamlesi ile Taim'in adamları dengeyi bozacak olsa bile... Gelecekte ne olacağı, Son Savaş'ın kazanılıp kazanılamayacağı belirsiz olacak ve bu şekilde Nicola'nın Kehaneti'nin son kısımları da açığa kavuşmuş olacaktır.
Tar Valon'daki savaştan sonra Beyaz Kule tekrar birlik olacaktır. Beyaz Kule'nin tekrar bütün olması konusundaki Kehanet, Elaida'dan gelmiştir: "Beyaz Kule bir kez daha bütün olacak, yalnızca kovulanlar ve horgörülenler dışarıda kalacak, Kule her zamankinden daha bütün, daha güçlü olacak. Rand al'Thor Amyrlin Makamı ile yüzleşecek ve onun öfkesini bilecek. Kara Kule kan ve ateş içinde paramparça olacak, ve Aes Sedaileri onun üzerinde yürüyecek." (K.T. Giriş sy.29)
Elaida bu sözleri asileri dize getireceği ve Rand'in önünde diz çökeceği olarak yorumlamıştır. Elaida Andor Kraliyet soyu Kehanet'inde yanıldığı gibi yine peşin hükümlere vararak yanılmaktadır. Beyaz Kule kendi zaferi ile bütün olabileceği gibi, asilerin zaferiyle bütün olacaktır. Rand'in Amyrlin Makamı ile yüzleşmesi ve onun öfkesini hissetmesi ise, onun Amyrlin Makamı'na diz çökmesinden çok farklı şeylerdir. Bu hükme vardığı sırada Galina'dan gelen Rand'i yakaladıkları haberi de bu düşünceye kapılmasını güçlendiren bir etken olmuştur.
Asiler savaşı kazandığında Egwene tüm Aes Sedailerin Amyrlin Makamı olacaktır. Elaida'nın yakalayamayacağı kadar güçlü olan ve asla onun ayağına gitmeyecek olan Rand'in Egwene tüm Aes Sedailerin lideri olduğunda onu görmeye gideceği ve Son Savaş öncesinde son adımı da tamamlayacağı kesindir. Bu sayede tüm uluslar ve Siyah Kule ile Beyaz Kule Gölge'ye karşı savaşmak için birleşmiş olacaktır.
Fakat Aes Sedai vakarı konusunda son derece hassas olan Egwene'in de Asha'manların bağ kurması ve pek çok başka konuda Rand'e öfkeleneceği kesindir. Zaten Egwene eskiden beri her şeyden Rand'i suçlu bulmaya eğilimlidir.
Rand ile Egwene'in münakaşasından daha önce Beyaz Kule'nin "her zamankinden daha bütün, daha güçlü" olması ve "kovulanlar ve horgörülenlerin" dışarıda kalması vardır. Siyah Ajah'tan arındırılmış bir Beyaz Kule sayısal olarak eskisine nazaran daha az olsa da her zamankinden daha bütün ve daha güçlü olarak düşünülebilir. Kovulanlar ve horgörülenlerin ise Kandaşlar olduğu bellidir. Kandaşlar, Kule'de eğitim görüp yönlendirebilen, ama Aes Sedai olabilecek standartta görülmeyen, bu sebeple kovulanlar ile kendi kendine yönlendirmeyi öğrenen yabanilerden –yani horgörülenlerden– oluşmaktadır. Egwene Kandaşları ve yönlendirebilen her kadını Kule'nin bir parçası yapmayı tasarlamaktadır. Dahası bin yedi yüzün üzerinde Kandaş vardır. (K.T. Blm. 31 sy.660) Son Savaş'ta kullanılabilecek büyük bir güç. Fakat Kehanet ilginç bir şekilde bu kadınların dışarıda bırakılacağını söylüyor. Bu da Kandaşların kendi başlarına bir güç olabileceğini gösteriyor olabilir.
Egwene'in bu tasarısı aynı zamanda Aiel Bilge Kişileri ve Atha'an Miere Rüzgarbulanlarını da kapsamaktadır. Gerek Bilge Kişiler, gerekse de Rüzgarbulanlar artık Aes Sedailere saygı duymamaktadır. Egwene'in bu tasarısının başarıya ulaşması imkansız gibidir. Zaten Aieller ve Deniz Halkı bunu kabul etse dahi Kandaşları bile Beyaz Kule'nin bir parçası olarak göremeyen Aes Sedailer onlarla bağ kurmayı hiç kabullenemez.
Bunlara ek olarak bir de Seanchan sorunu olacaktır. Damanelerin kıvılcımla doğan kadınlar, sul'damların ise yönlendirme öğretilebilen kadınlar olduğu bilgisi artık iyice yayılmıştır. Tuon'un yenilmesi ve Mat'in Seanchanlar arasında yüksek bir konuma gelmesiyle Son Savaş'ta olmasa da, eninde sonunda Seanchanlardaki yönlendirebilen kadınlar artık tasmalanmayacaktır.
Burada tekrar Egwene'in düşlerindeki Seanchan kadına dönüyoruz. "Egwene'e ve yanındaki kadınlara meydan okuyan Rand, ki o kadınlardan biri bir Seanchan'dı." (Y.E. Blm. 48 sy.547)
Bu Seanchan kadının kim olduğuna dair iki olasılık var. Biri Tuon, diğeri Alivia'dır. Tuon Mat ile birlikte Tar Valon'a gelecektir. Fakat kendisinin de istese yönlendirebilecek biri olduğunu bilmesine rağmen Aes Sedailer ile bir yakınlığı yoktur. Tar Valon'a gittiğinde tüm Aes Sedaileri tasmalamayı düşünmektedir: "Son Aes Sedai'ye de tasma takılana kadar, Beyaz Kule ihtiyatla yaklaşılması gereken bir şeydi." (D.H. Blm. 26 sy.681)
Tuon ile ilgili bir önemli olabilecek ayrıntı Altara'da bir kasabada –Maderin'de– gerçekleşmiştir. Tuon'u öldürmek için saldıran adamların bir kısmını Mat öldürür. Onun arkasında ise başka bir grup –yarım düzineden fazla adam– Tuon, Selucia ve Selucia'ya saldırmıştır. Orada Thom'un söylediği sözler ilgi çekicidir: "Ben yaşlı bir adamım ve bazen olamayacak şeyler gördüğümü hayal ediyorum, ama neyse ki onları hep unutuyorum." (D.H. Blm. 11 sy.348) Thom, Tuon'un dövüş yeteneklerinden bahsediyor da olabilir. Fakat Thom oldukça görmüş geçirmiş bir adamdır. Daha önce Mızrağın Kızlarını ve Mayene'de Berelain'in öğrendiği silahsız dövüş tekniğini görmüş olabileceğinden Tuon'un dövüş tekniğini "olamayacak bir şey" olarak görmesi mümkün değildir.
Tuon bir aynı zamanda bir sul'damdır. Bir sul'dam olan Bethamin Edesina tarafından hava akışları ile sarıldığında tepki olarak çok miktarda saidara kucak açmıştı. (D.H. Blm. 7 sy.243) Rand'in Seanchanlarla olan savaşında ele geçirip Caemlyn'e yolladığı sul'damlar hakkında Kandaş Alise'nin söylediği şeyler şunlardı: "Sanırım gerçekte yapamıyorlar, ama bir şey... hissediyorum. Tam olarak o yetenekle doğmuş bir kadındaki kıvılcım değil, ama ona çok yakın bir şey. Sanki yönlendirmenin eşiğindeymiş, eşiği aşmak için ayağını kaldırmış gibi." (K.Y. Blm. 8 sy.218)
Thom'un bahsettiği şey Tuon'un yönlendirmiş olması olabilir. Bu yüzden Tuon'un Aes Sedailere bakış açısı değişebilir, yine de değişmeyebilir. Zira değişim çağı geldi. Eski geleneklerin birçoğu yıkıldı. Egwene'e yardım etmesi için pek bir sebep görünmüyor. Aes Sedailerin Rand'e karşı onunla birlik olması için de...
Egwene'e yardım edecek Seanchan kadın için ikinci alternatif Alivia'dır. Alivia hepimizin bildiği gibi eski bir damanedir. Onunla ilgili en önemli şey Min'in görüsüdür. Min, onun Rand'in ölmesine yardım edeceğini görmüştür. (K.Y. Blm. 25 sy.509)
Alivia ile ilgili bilinen özelliklerden biri Nynaeve'den çok daha güçlü olduğu, diğeri ise on üç on dört yaşlarında tasmalanıp dört yüz yıl damanelik yaptığıdır. (K.Y. Blm. 8 sy. 221) On üç on dört yaşlarında tasmalandığını doğrular şekilde erkekler konusunda hiçbir şey bilmediği ve çocuk oyunlarından hoşlandığı söylenmektedir.
Aes Sedailerin Yemin Çubuğu yüzünden ömürlerinin kısaldığını, Tek Güç yüzünden ömürlerinin uzadığını biliyoruz. Kandaşlardan Reanne dört yüz on bir yaşındaydı. Güç olaraksa ortalama sayılabilecek bir Aes Sedai gücündeydi. Fiziksel olarak ise Alivia ile benzer bir yaşlılık seviyesinde görünüyor. Güçteki seviyenin yaşam süresiyle doğru orantılı olup olmadığını tam olarak bilemiyoruz. Mesaana Delik'e kapatılmadan önce üç yüz yaşından büyükken orta yaşlarda kabul ediliyordu. (K.L. Giriş sy.90) Potansiyeline daha tam ulaşmamış Nynaeve'in Moghedien'e denk olduğunu, Moghedien'le karşılaştıktan sonra gücü daha da artmış olan Nynaeve'in Alivia'dan daha güçsüz olduğunu biliyoruz. Alivia da en az Mesaana kadar –belki daha– güçlü olabilir. Fakat güç ile ömür konusunda kesin bir bağıntı kuracak kadarını bilmediğimizden Alivia'nın dört yüz on üç yaşından daha büyük olup olmadığını bilemiyoruz.
Artur Şahinkanadı oğlu Luthair'i Gecenin Ordularını yenmek için Seanchan'a göndermişti.
"Şahinkanadı'nın oğlu Luthair Paendrag
Mondwin Gecenin Orduları'yla ilk karşılaştığında, aralarında kendilerine Aes
Sedai diyen pek çok kişi buldu. Bunlar kendi aralarında iktidar için mücadele
ediyorlar ve savaş meydanında Tek Güç'ü kullanıyorlardı. Bunlardan biri,
ordularında hiç Aes Sedai olmadığından, İmparator'a –o zaman İmparator değildi,
elbette– hizmet etmesinin daha iyi olacağını düşünen, Deain adlı bir kadın
yaptığı bir aletle, kız kardeşlerinden birinin boynuna bağlanmış ilk a'dam ile
ona geldi." "Sonradan kendisine de yular takıldığında Deain'in
çığlıklarının Geceyarısı Kuleleri'ni sarstığı söylenir." (B.A. Blm. 40
sy.630)
Yönlendirebilen kadınları tasmalayan Luthair'in orduları ve müttefikleri Aes Sedailerin hükmettikleri ülkeleri yenmeye ve ele geçirdiklerini tasmalamaya başladılar. Bu Birleştirme yüzyıllar sürdü.
Bu gerçeği Furyk Karede'nin bölümlerinden anlıyoruz: "...Atalarından biri, bir asil, Artur Şahinkanadı'nın emri üzerine Luthair Paendrag'ı takip ederek Seanchan'a gelmişti, ama iki yüz yıl sonra, güvene alınması gereken yalnızca kuzey kalmışken..." (H.Y. Blm. 23 sy.508) İki yüz yıl sonra Luthair Paendrag'ın soyundan gelenler kuzey hariç her yeri fethetmiş olsa da kuzeyi fethetmek o kadar kolay olmamıştır. Bir bölümde bunun kanıtını görürüz. Seanchanlı bir asker, "Birleşme'nin son savaşlarını iki yüz seneyle kaçırmıştı, ama o isyanlardan bazıları küçük değildi," diye düşünür. (H.Y. Blm. 22 sy.498) Şahinkanadı'nın takipçilerinin kurduğu Seanchan İmparatorluğu'nun en büyük gücü savaş meydanlarında kullandığı damanelerdir. Damanelere direnebilmenin tek yolu Seanchanlı Aes Sedailerin savaş meydanlarında onlara karşı koymasıdır.
Şahinkanadı'nın ölümünden sonra onun topraklarının hakimiyeti için başlayan Yüzyıl Savaşları aslında yüz yirmi üç yıl sürmüştü. Savaşın bitiminden itibaren başlayan yeni takvimde de bin sene geçmişti. Bundan yola çıkarak Seanchanlı Aes Sedailerin bazılarının dokuz yüz seneden fazla süre boyunca damanelerle savaştığı sonucuna ulaşırız. Kaybeden Aes Sedailer kuşkusuz tasmalanıp damane yapılacaktır.
Alivia Seanchanlı bir Aes Sedai olabilecek kadar yaşlıdır.
Teslyn, Edesina, Shemerin ve Deniz Halkı Rüzgarbulanlarında gördüğümüz kadarıyla daha önce uzun yıllar güç ve yetki sahibi olmuş kadınlar bile damane eğitiminden sonra kendine zor gelebilmektedir. Buna karşın Seanchan kadınları daha çocukken tasmalandıklarından, tam anlamıyla beyinleri yıkanmış ve uysallaştırılmış hale gelmektedirler. Tasmalarının çıkarılması teşebbüsleri içinde korku içine düşmektedirler. Oysa Alivia neredeyse tasma çıkarılır çıkarılmaz haşin ve gururlu bir tavır sergilemeye başlamıştır. Bu, hiç de on üç on dört yaşında tasmalanıp dört yüz sene damane olarak kalmış bir kadına uyuşan bir görüntü değildir.
Damaneler ile sul'damlar arasında bir tür sevgi geliştiği halde Alivia sul'dam öldürmeye hevesli görünmektedir.
Alivia'nın görünürde kadınlar ile erkeklerin ne yaptığını bilmez görünmesi ve çocuk oyunlarından hoşlanır görünmesi gibi olaylar Alivia'nın bir Aes Sedai olamayacağını gösteren kanıtlar gibi görünse bile bu konuda kurnaz bir Aes Sedai rol yapabilir.
Alivia'nın bu tavırlarına açıklama olabilecek bir başka olasılık ise onun Seanchan Kan'ından hatta belki direk Artur Şahinkanadı soyundan gelen bir kadın olduğu ve çocukluğunda buna yönelik bir eğitim aldığı olabilir. İmparatorluk ailesinde bile doğmuş olsa yönlendirebilen kadınlar damane olmaktadır. Tuon'un Ebou Dar'a gelirken ilgili bölümünde görüldüğü gibi: "Bir kız, bir erkek kardeşi da'covale yapılmış, isimleri kayıtlardan yönlendirme yetenekleri öğrenilmiş gibi kararlı bir biçimde çıkarılmıştı." (K.Y. Blm. 14 sy.347)
Düşlerden biri şöyleydi: "Egwene'e ve yanındaki kadınlara meydan okuyan Rand, ki o kadınlardan biri bir Seanchan'dı." (Y.E. Blm. 48 sy.547) Egwene ve yanındaki kadınların Aes Sedai olduğu, aralarındaki bir anlaşmazlık nedeniyle Rand'in onlara meydan okuduğu bellidir. Fakat yanındaki kadınlardan birinin Seanchan olması ilginç ve şüphe uyandırıcıdır. Hangi sebeple Egwene ve Aes Sedailer Rand'e karşı bir Seanchan kadınla işbirliği yapabilir.
Aes Sedailerle işbirliği yapmak bir yana dursun, Tuon'un Rand karşısında yenik düşmesi halinde ona karşı durabileceği son derece şüphelidir. Zaten Kehanetler bile Yenidendoğan Ejder'in Dokuz Ay'ı bağlayacağını söylüyor. Kehanet'e sıra gelmediğinde bile Seanchanlar ile Aes Sedailer –özellikle Tuon ile Egwene'in– bir araya gelebilmesi çok düşük bir olasılık.
Tuon'un yönlendirmeyi öğrenebilecek bir kadın olması, onun Aes Sedailer hakkındaki düşüncelerini o kadar da değiştirmiş görünmüyor: "Ben bu kadınlar gibi değilim, Oyuncak. Hem de hiç değilim. Belki öğrenebilirdim, ama öğrenmemeyi seçtim, tıpkı hırsızlık yapmamayı ya da cinayet işlememeyi seçmek gibi. Bu çok fark ediyor." (D.H. Blm. 9 sy.292) Tuon'un Joline'i tasmaladığı bu bölümde görüldüğü gibi yönlendirebileceğini öğrenmek; Aes Sedailer ile arasında bir yakınlık oluşturmamış.
Egwene ise tasmalandığı için Seanchanlardan –özellikle sul'damlardan– nefret ediyor desek, abartmış olmayız. Alivia ise eski bir damane olarak Egwene'in sempati besleyebileceği bir kişidir. Ayrıca onun eski bir Aes Sedai ya da Seanchanlı bir asil çıkması, onun tüm yönlendirebilen kadınlar arasında bir bağ kurma planlarıyla örtüşür.
Alivia eski Aes Sedai olmasa dahi, damaneler arasında eski Aes Sedai olabilecek pek çok kadın olması muhtemeldir. En az altı yüz seneye kadar yaşayabilen kadınlardan, Birleştirme'nin son savaşlarının yapıldığı iki yüz senesinden öncesinde Aes Sedai olabilecek kadınlar bulunabilir. Beyaz Kule'ye bağlı olmasa dahi, Aes Sedai sıfatını taşıyan kadınların, Aiel Bilge Kişileri ya da Deniz Halkı Rüzgarbulanlarının aksine yabani olarak karşılanmaması daha olasıdır. Ayrıca Beyaz Kule'nin onların tasmalarının çıkmasına yardım etmesi halinde bu eski Aes Sedailer Beyaz Kule'ye bağlı olabilirler.
"Altın bir şahin kanadını uzattı ve ona dokundu, ve Egwene ile şahin bir şekilde birbirlerine bağlandılar. Tek bildiği şahinin dişi olduğu idi." (K.T. Blm. 10 sy.269) Egwene ile Seanchan kadının bir şekilde birbirlerine bağlanmaları kişisel olamaz. Amyrlin Makamı ile bir Seanchan kadın nasıl birbirlerine bağlanabilirler? Tuon'un yönlendirmeyi öğrenmesi halinde bile kendisini Seanchan İmparatoriçesi olarak değil de Seanchan'ın yönlendirebilen kadınlarının bir temsilcisi olarak düşünmesi mümkün müdür? Ki böylece aralarında bir bağ oluşsun?
Sul'damların damaneleri kontrol edebilmesi İmparatorluğun gücünü oluştururken ve yönlendirebilen kadınların tasmalanma nedenleri onlara duyulan eski korku ve nefret iken, tasmaları yönetenlerin de tasmalanması gereken kişilerden olduğunun ortaya çıkmasının neleri değiştireceğini düşünmeliyiz.
Semirhage'in İmparatorluk Soyu'ndan gelen –Tuon hariç– herkesi öldürmesi ile Tuon Seanchan'ın İmparatoriçesi olacaktır. Ve tek varis aynı zamanda bir sul'damdır. Sul'damların yönlendirebildiğinin açığa çıkması, onların bu tek varislerini dışlamasını sağlayabilir. Varis kalmayan Seanchan anakarasında Kan'dan olanların Kristal Taht için mücadele etmesi, Suroth'un da Tuon'u safdışı etmek istemesi, tahtı kendi adına ele geçirmek isteyecek başkaları da olabileceğinin bir delilidir. Tuon'un bir sul'dam olması da, onu aradan çıkartmak için bir gerekçe olarak kullanılmaya çalışılabilir. Fakat sorun sadece Tuon'un da sul'dam olması değildir.
"İmparatorluk sul'damlara dayanıyordu; gücü onların üzerine inşa edilmişti. Sul'damların yönlendirmeyi öğrenebilecek kadınlar olduğu haberi İmparatorluk'u en derinden sarsardı." (K.Y. Blm. 21 sy.453) Suroth bile sul'damların yönlendirebilen kadınlar olduğunu anlamış ve bunu örtbas etmişti. "Anlaşıldığı kadarıyla Alwhin iki tasmalı sul'damı bulmuş, Suroth'a raporlamıştı. Ve Suroth ne kadar tehlikeli bir seçim olursa olsun Renna ve Seta'yı koruyarak İmparatorluk'a siper olmuştu." (K.Y. Blm. 20 sy.436)
Tuon'u sul'dam olması sebebiyle aşağı devirmek isteyenlerin diğer sul'damları da gözden çıkarması gerekir. Bunu yapmak ise damaneleri kontrol edememek ve nihayetinde tüm sistemin mahvolması demektir. Tuon'u aradan çıkarmaları halinde ise Şahinkanadı'nın soyundan tek bir kişi kalıyordur. O da Seanchan değildir.
Berelain'in Şahinkanadı soyundan gelmesine –ya da geldiğini iddia etmesine– rağmen, Seanchanlar onu kabul etmeyecektir. Zira savını destekleyecek, kendi iddialarından başka kanıt yoktur. Berelain'i Şahinkanadı'nın soyundan olarak tanıma hakkı yine bu soydan gelen İmparatoriçe'nin hakkıdır. Zaten Kehanetler de Tuon'un Seanchanların başında kalacağını destekler niteliktedir. Bu Ejder Kehaneti Tuon'un kocası Mat ile ilgilidir: "Talih yüksekteki güneş gibi gidiyor kuzgunları uçuran tilki ile birlikte. Ruhu şans, gözü şimşek. Gökyüzünden ayları topluyor." (A.K. Blm. 28 sy.694) Damane Lidya'nın Kehaneti de Mat'in kuzgunları uçuracağını gösterir. Tuon konumunu korumadan Mat'in Seanchan ordusunu yönetmesi mümkün değildir.
Tuon Mat'e yenilip Rand ile ittifaka zorlandığında damanelerin bir anda serbest kalacağını ummak doğru olmaz. Son Savaş'a bu kadar kısa süre kalmışken damaneleri tasmasız, ürkek bir halde bırakmak savaşta iyi bir sonuç vermeyebilir. Fakat aşama aşama bu gerçekleşebilir. Eski sul'damlar Bethamin ve Seta'nın Aes Sedailer tarafından eğitilmeye başlamaları bunun ilk adımıdır. A'dam tasma takan ile bilezik takan arasında bir tür zincir oluşturmaktadır. Fakat sul'damlar yönlendirmeye başlamadığı için güç bakımından bir faydası olmayan bir zincirdir. Sul'damların yönlendirmeye başlamaları haline bu kadar kısa sürede işe yarayacak kadar örgülerde başarı sağlayabilecekleri şüphelidir. Damanelerin örgülerini görebilmeleri sayesinde çok kısa sürede beceriyle yönlendirme aşamasına da gelebilirler. Bu aşamaya gelememeleri halinde a'dam bağını ikili zincir şeklinde, damanenin daha çok saidin yönlendirebileceği şekilde de kullanabilirler.
Yine de kısa vadede ne Tuon sul'damlıktan vazgeçeceğe, ne de Aes Sedailer başta Egwene olmak üzere Seanchanlar ile Rand'e karşı birleştirebilecek bir sebep görünmüyor.
Gerek Tuon, gerekse de Alivia'nın Rand ile ilişkilerini etkileyecek bir unsur –genellikle Alivia açısından– gözden kaçırılıyor. Artur Paendrag Beyaz Kule Aes Sedaileri kendisini kullanmak istediği için onları sevmezdi. Oğlu Luthair de görünüşte bu sevgisizliği alıp daha da ileri götürmüş ve Seanchan Aes Sedailerine uygulamıştır. Ejder Kehanetleri Aes Sedai kaynaklı olduğundan bunları da çarpıtmaktan geri durmamıştır.
"Ejder Kehanetleri Seanchan'da, daha Luthair
Paendrag Birleşme'yi başlatmadan önce biliniyordu. Yozlaşmış haliyle bilindiği söyleniyordu,
Luthair Paendrag'ın getirdiği saf versiyonundan çok farklıydı. Miraj bu
topraklarda basılan Karaethon Döngüsü'nün pek çok cildini görmüştü ve
onlar da yozdu –teki bile Yenidendoğan Ejder'in Kristal Taht'a hizmet
edeceğinden bahsetmiyordu!–" (H.Y. Blm. 24 sy.530)
Tuon bu kehanete tamamen inandığını, "Tarmon Gai'don'dan önce Kristal Taht'ın önünde diz çökmeli, yoksa her şey kaybedilir," diyerek göstermiştir. (K.Y. Blm. 14 sy.353) Bu neden aynı zamanda kaos ve taht kavgasına düşen Seanchan'a dönmemesini sağlayacak bir sebeptir.
Tuon'un Soe'feia'sı, Gerçeği Söyleyen'i Anath olarak bildiğimiz Semirhage ile olan bir konuşmasında da Tuon'un bunu başarmak için Rand'e eril a'dam takmayı planladığını görüyoruz: "Kaçmasına izin vermeyecek kadar geç olana dek onun için ne kadar tehlikeli olduğunu öğrenmesine izin vermemelisin." (K.Y. Blm. 14 sy.353)
Bu Kehanet'e inanan Tuon'un Rand ile karşılaştığında buna kalkışması olağan bir sonuç olacaktır. Yalnız bu Kehanet'e diğer Seanchanlar da inanmaktadır. Örneğin Alivia eski bir Seanchan Aes Sedaisi değil de, İmparatorluk'ta çocukluğundan itibaren damane olarak yetiştirilmiş bir kadınsa, Seanchanların tahrif ettiği bu Kehanet'e inanıyor olması gerekir. Bu yüzden örneğin Tuon ile karşılaştığında, o Rand'e tasma takmaya çalışırsa, yardım etmeye çalışması muhtemeldir.
Suroth'a göre sul'damlar arasında çok az karanlıkdostu vardır. Damaneler arasında ise hiç karanlıkdostu olmaması gerekir. Zira damane kendi gücü üzerinde hiç tasarruf sahibi değildir. Damaneler mal olarak kullanılan da'covalelerden bile aşağıdadır. Bir karanlıkdostu olarak onlardan faydalanacak hiçbir şey olmadığı gibi, onlara bunun için teklif edilecek hiçbir şey de yoktur. O yüzden Alivia'nın Rand'e karşı Tuon'a yardım etmesinin tek ihtimali bu Seanchan Kehaneti'dir. Fakat şimdilik bu pek mümkün görünmüyor.
Tamamen kısıtlı bir hayat yaşayan damanelerden Rand'in yanına yerleşmek için bu tür bir kurnazlık girişimi beklemek pek doğru olmaz. Dört yüz sene damane olarak kalmış birinin de bu Ejder Kehaneti'ni bilmiyor olmasını düşünmek zor olduğundan Alivia Rand'e yardım ederek ya bu Kehanet'i göz ardı ediyordur, ya da gerçekten bir Aes Sedai olması ihtimali vardır.
Fakat eski Seanchan Aes Sedaileri hakkında bildiklerimize bakarsak, bu, o kadar da iştah açıcı bir ihtimal değildir. Seanchan Aes Sedailerinin kötü bir ünü vardır. Luthair Paendrag'ın Aryth Okyanusu'nun ardına gönderilme sebebi Gecenin Orduları'nı yenmektir. "Seanchan'da hiç Trolloc yoktu. Ama Gecenin Orduları'nın başka müttefikleri vardı. Başka şeyler. Hep bir grolm'ün bir Trolloc'u öldürüp öldüremeyeceğini merak etmişimdir." (B.A. Blm. 34 sy.547)
Gecenin Orduları'nın kullandığı yaratıklardan birinin grolm olması sebebiyle, diğerleri de torm, raken, to'raken, corlm ve lopar gibi değişik yaratıkların da Gecenin Orduları'nın emrinde olduğunu düşünmek kolaydır. Bu yaratıklar gölgedölleri gibi doğal yaratıklar olmadığından aralarında bir benzerlik söz konusudur. Ayrıca gölge ve karanlık sözcükleri gibi, gece sözcüğü de Karanlık Varlık ile ilişkilendirilebilecek bir kelimedir.
Bethamin'in bir bölümünde Seanchan Aes Sedaileri hakkında şöyle cümleler geçer: "Kendine Aes Sedai diyen bütün damanelere kuşkuyla yaklaşıyordu. Tarih onu büyülüyordu, Birleştirme'den önce var olmuş değişik dillerdeki tarihçelerin tercümelerini bile okumuştu. O eski hükümdarlar cani, kaprisli iktidarlarının keyfini çıkarmış, nasıl iktidara geldiklerini, komşu devletleri nasıl ezdiklerini, diğer hükümdarları nasıl altettiklerini yazmaktan zevk almışlardı. Çoğu suikast sonucu, genellikle kendi varislerinin ya da takipçilerinin ellerinde can vermişti." (K.Y. Blm. 20 sy.433)
Furyk Karede'nin bir bölümünde ise; "O... kadınların başıboş dolaşmalarına izin verildiğine gerçekten inanmamıştı," şeklinde bir ifade vardır. (H.Y. Blm. 22 sy.497)
Seanchanların nefreti onların isimlerini ağızlarına almayı bile yasaklamıştır. Kaptan Egeanin Bayle Domon'a, "Bu ad asla zikredilmez. Yalnızca damaneler, yani Yularlılar vardır ve artık sadece ismen değil, gerçek anlamda da hizmet ediyorlar," demiştir. (B.A. Blm. 29 sy.466)
Luthair ve ordusu, Şahinkanadı tarafından okyanus ötesine gönderildiğinde, Seanchan tümüyle Aes Sedai yönetiminde, sürekli değişen çeşitli büyüklükte uluslardan oluşmuştu. Sınırların sık sık vuku bulan savaşlar nedeniyle değişmesi, ülkelerin yutulması veya parçalanması ve bazen ulusların kendi içlerinden büyüyen kısmi isyanlarla bölünmesi veya tamamen tüketilmesi nedeniyle, Seanchan tarihininin değişen sınırlarının haritasını yapma teşebbüsü bir kartografı deliliğe sürükleyebilirdi.
Aes Sedailer birbirleriyle ittifak kurarak tahtları ele geçirme mücadelesi yapıyordu. Fakat baştanbaşa tüm Seanchan böyleydi. Sadakat aptallık olarak düşünülürdü. Aes Sedailer birbirlerine karşı suikast düzenliyordu. Seanchan Kırılış'tan beri aralıksız savaş ve entrikalar içerisindeydi. Birlikler her zaman geçiciydi. Hiçbir ulus diğerine güvenmiyordu.
Luthair Paendrag ve torunları bu ortamdan yararlanarak başarılı oldular. Bazı uluslar ona karşı birlik oldular, ama hiçbiri kalıcı olmadı. Seanchanların Çekiç adını verdiği Luthair ve askerleri ne de onların torunları yerlilerin hiçbirine güvenmedi. Luthair babasının Aes Sedailere olan güvensizliğini miras almıştı. Seanchandaki Aes Sedailerin doğası yüzünden bu nefreti daha da arttı.
Seanchan yaratıkları ise Kırılış'tan sonraki ilk bin yıl içerisinde Geçit Taşları aracılığı ile gölgedölleri ile savaşmak için bulunmuştu. Gölgedölleri yok olduktan sonra ise ordularında savaşmaya başladılar. Luthair de bu yaratıkları kendi ordularında kullansa da onları Gölgedölleri olarak düşündü. (Z.Ç.D. Blm. 17)
Görüldüğü gibi Seanchan Aes Sedaileri karanlıkdostu olmasa da şartların zorlamasıyla zorba yönetimler kurmuşlardır. Ayrıca Seanchan'ın yönlendiremeyen halkı da bu ortam nedeniyle zalim ve güvenilmez olmuşlardır. Seanchanların torunları ise kendi atalarının suçlarını unutup sadece Aes Sedaileri suçlamıştır. Güncel Seanchan simgesi olan kuzgun, aynı zamanda Gölge'nin simgesidir. Fakat Seanchan İmparatorluğu Gölge'nin bir uzantısı değildir. Aynı şekilde Gerçeğin Arayıcıları'nın evi Kuzgunlar Kulesi iken nasıl Gölge'nin işini yapmıyorlarsa, Geceyarısı Kuleleri de Gölge'nin olmayabilir.
Yine de kuzeydeki Aes Sedailerin son iki yüz seneye kadar Seanchan İmparatorluğuna dayanmaları bir tür güvenilir birlik oluşturdukları anlamına gelebilir. Bu da son kalan Aes Sedailerin tasmalanmamak için kişisel hırslarını kısmen de olsa bir yana bıraktıkları anlamına geliyor olmalı. Bu nedenle eğer gerçekten Aes Sedai ise, Alivia'nın Seanchan anılarına kazınan zalim Aes Sedailerden daha güvenilir olması beklenebilir.
Rand'in ölümüne yardım edecek kimsenin Alivia olması sebebiyle Egwene'in yanında olacak Seanchan kadının da Alivia olabilecek olması değişik bir ihtimalin önünü açar. Dünyanın Gözü ile ilgili gariplikleri anlatırken, Ejder'in ölmeyeceğinden bahsetmiştik. Fakat Ejder'in ölmeyecek olması ile Rand'in ölmeyecek olması arasında çok ciddi bir fark vardır.
Rand'in Son Savaşı kazanıp nasıl hayatta kalacağı sorusuna Aelfinnlerin verdiği yanıt; "yaşamak için ölmelisin," olmuştu. Aynı zamanda Ejder Kehanetleri de Rand'in Shayol Ghul'deki kanının insanlığın kurtuluşu olacağını haber veriyordur. Bunun da Padan Fain ile ilgili olduğunu anlatmıştık. Kan akması Rand'in orada öleceğine ve bunun da dünyanın kurtuluşu olduğuna inanıldığı için, onu öldüren kişiyi şerateşle öldürmek dünyanın kurtuluşunun da Desen'den silinmesi anlamına gelirdi. Bir şekilde zamanı geri alıp onu kurtarmanın başka bir yolu da aynı sonuca sebep olurdu.
O halde "yaşamak için ölmelisin"in çok daha değişik bir anlamı olmalıydı. Aslında bu anlamı bulmak o kadar da zor görünmüyor.
Rand saidin yönlendirmeye başladıktan bir süre sonra Lews Therin'in sesini duymaya başlamıştı. İçindeki Lews Therin ilk başta yüzeye çıkan bazı bilgilerle kendini gösterirken, sonradan bir sese dönüştü ve gitgide güçlendi. Rand kavrarken, Lews Therin de saidine uzanmaya başladı. En sonunda ise saidinin hakimiyetini tamamen ele aldı. Fakat bunu yaptığı sırada Rand'in bedenini kontrol edemiyor, sadece saidini kontrol edebiliyordu.
Bunun bir sonraki aşaması bedenin hakimiyetini de Lews Therin'in ele geçirmesidir. Lews Therin, Rand'in bedeni içerisinde bir ölünün sesidir. Hem saidini, hem de bedeni ele geçirmeyi başarırsa bu sefer Rand onun kafasında bir sesten ibaret olacaktır. Ölü olan eskiden Lews Therin iken, artık Rand olacaktır.
Min'in bir görüsü şöyleydi: "Seni ve başka bir adamı gördüm. İki yüzü de çıkartamadım, ama birinin sen olduğunu anladım. Birbirinize dokunuyordunuz, ve birbirinize karışır gibiydiniz, ve... Bunun ne anlama geldiğini bilmiyorum, Rand, yalnız biriniz ölecek ve diğeriniz ölmeyecek." (K.T. Blm. 33 sy.695)
Rand bunu Lews Therin ve kendisinin karıştığı ve birinin öleceği şeklinde yorumladı, ki bu tamamen doğru da olabilir. Zira Rand ve Lews Therin açıkça birbirlerine karışıyorlar. Fakat Moridin ile şerateşlerinin dokunması nedeniyle de bir bağ oluştu. Min'in görüsünde gördüğü diğer adam Moridin de olabilir. Böyle olsa dahi Moridin ile birbirine karışır gibi olan adam bu sefer Rand değil de Lews Therin olabilir. Lews Therin hakimiyeti tamamen ele geçirdiğinde dahi Moridin ile olan bağı devam edecektir. Karanlık Varlık'ın şampiyonu ile Işık'ın şampiyonunun bir yerde karşılaşacağı ve birinin hayatta kalacağı da kesindir. Min'in iki yüzü de çıkartamamasına rağmen birinin Rand olduğunu bilmesi bu anlama da gelebilir. Lews Therin hakimiyeti ele geçirse dahi Rand orada bir ses olarak var olacak, Lews Therin'den hakimiyeti geri almaya çalışacaktır. Bu yüzden Lews Therin, Moridin ile karşılaştığında ölürse Rand de ölecektir.
Lews Therin'in hakimiyeti ele geçireceğine dair en büyük kanıt da son kitabın adıdır. Robert Jordan her bölümü bir kişinin bakış açısından yazdığından, eski anıları görmek için eskiden yaşamış birinin gözlerinden olayları değerlendirmek gerekecektir. Işık'ın Anısı olacak kitap ismi bunu garantiliyor. Bu anıları pek çok farklı kişiden görebileceğimiz gibi en önemli olayların anıları Lews Therin'de gizlidir. Bunların açığa çıkması için, onun da bir manada hayat bulması kaçınılmaz görünüyor.
Genel kanının aksine Lews Therin'in gerekliliği bilgi ve becerilerinden kaynaklanmıyor. Ejder kuşkusuz Efsaneler Çağı'nın bilgisi ile, ve bir komutan olarak becerileri ile çok faydalı olabilir. Fakat Rand'in bu anılardan faydalandığı düşünülürse, onun hakimiyeti ele geçirmesi o kadar da hayati değildir. Lews Therin'in gerekliliğini ve Rand'in neden yaşamak için ölmesi gerektiğini açıklayabilecek belirtileri en sona, Son Savaş'ta açığa çıkacaktır. Son Savaş'a kadar daha gelişecek olaylar vardır.
Rand'in ölümü Lews Therin'in bedeni tamamen ele geçirmesi demekse, Alivia'nın rolü de ölmesine yardım etmek olduğundan, yapılmasına yardım edeceği şey onu bedenen öldürecek bir kişiye yardım etmek değil, Lews Therin'i Rand'i tamamen ele geçirmeye itecek bir noktaya taşıyacak ruh haline getiren birine bu konuda yardım etmek olacaktır.
Bu noktada baş şüpheli Egwene'dir. Bu konuda Elaida'nın Kehaneti'nin bir kısmını hatırlayalım: "Rand al'Thor Amyrlin Makamı ile yüzleşecek ve onun öfkesini bilecek." (K.T. Giriş sy.29) Şimdiye dek hep Rand'e inat tavırlar sergileyen Egwene Amyrlin Makamı olarak Rand ile bu tartışmalarını daha da uç noktaya taşıyacaktır. Aes Sedailer her zaman her şeyin en iyisini kendilerinin bildiğini düşünür. Egwene de tipik bir Aes Sedai olmuştur, hatta Amyrlin Makamı olarak bu konuda daha da ileridir.
"Egwene ile arasında bir duvar ören Rand, duvarın diğer yanında Egwene ile birlikte Elayne ve seçemediği başkaları da vardı. 'Yapılmalı,' diyordu taşları yığarken. 'Beni şimdi durdurmana izin vermeyeceğim.'" (G.Y. Blm. 11 sy.215) Bu düşte de görüldüğü gibi Egwene bir konuda Rand'i durdurmak istemektedir. Rand ise buna karşı aralarında bir engel oluşturmaktadır.
Bir başka düşte daha bir engel vardır. Fakat bu engel oluşturulmuş ve yıkılamamaktadır. "Dev bir duvarın önünde duruyor, duvarı tırmalıyor, çıplak elleri ile yıkmaya çalışıyordu. Duvar tuğla ya da taştan değil, binlerce diskten yapılmıştı. Disklerin her birinin yarısı beyaz, yarısı siyahtı; kadim Aes Sedai simgesi, tıpkı bir zamanlar Karanlık Varlık'ın zindanını kapalı tutanlar gibi..." "...Ama Egwene nasıl yumruklarsa yumruklasın duvar sapasağlam kalıyordu. Onu yıkamıyordu. Belki önemli bir şeyin simgesiydi bu. Belki yıkmaya çalıştığı Aes Sedailerdi, Beyaz Kule'ydi. Belki..." (K.T. Blm. 10 sy.268-269)
Duvarı oluşturan kadim Aes Sedai simgesinin bir yarısı Tar Valon Alevi olarak bilinmekte ve Beyaz Kule Aes Sedailerinin kullandığı simgedir. Diğer yarı ise saidini kirleten erkekler yüzünden Ejder Dişi olarak anılmakta ve karanlıkdostlarını işaret etmek için kullanılmaktadır. Oysa artık yönlendirebilen erkekler organize olmuş ve kendilerine Siyah Kule demektedirler. Kadim simgeyi ise Rand, Işık Sancağı olarak kullanmıştır. Bu nedenlerle bu simgelerin olduğu duvar Aes Sedailer ile Asha'manlar arasında bir duvarı simgeliyor olmalıdır. Eskiden bir olan yönlendirebilen kadınlar ve erkeklerin simgesiyken, artık ayrı olan kadın ve erkeklerin simgesidir.
Bu ayrılığın ve Rand ile Egwene'in karşı karşıya gelmesinin iki ayrı nedeni olması muhtemeldir. Birincisi Rand'e yemin etmeye zorlanan Aes Sedailerdir. Dumai Kuyuları'nda Asha'manların Aes Sedaileri Rand'e yemin etmeye zorlamaları Egwene'in bu konuda olumsuz düşünmesine yol açmıştır. Hatta Rand'in onlara karşı içtepi kullandığını düşünecek kadar ileri gitmişti.
Elayne'e bu konudan bahseden Egwene, "Onu sevdiğini biliyorum. Ben de seviyorum. Ama ben Beyaz Kule'ye sırf o Aes Sedaileri damane gibi zincirlesin diye Şifa vermeye çalışmıyorum," demişti. (K.Y. Blm. 26 sy.526)
İkinci potansiyel tartışma sebebi de Aes Sedailer ile bağ kuran Asha'manlardır. Kuşkusuz Aes Sedai vakarı konusunda taviz vermek istemeyecek Egwene Rand'i bu konuda da sıkıştırmak isteyecektir.
Her ne olursa olsun Alivia'nın Egwene'in yanında yer alacak Seanchan kadın olabilme ihtimali büyüktür. Rand'in ölümünün Lews Therin'in yaşamı demek olması neredeyse kesindir. Egwene ile Rand'in çok ciddi anlaşmazlıklar içerisinde olması ve Rand'in öfkelendiği anlarda Lews Therin'in hakimiyeti ele geçirme olasılığını arttırır. Bu nedenle Rand'in öldürecek kişi Egwene, ona yardım edecek kişi de Alivia gibi görünmektedir.
Rand'in ölümünün Lews Therin'in yaşaması demek olduğunu söylerken saidindeki lekenin etkileri üzerinde durmakta fayda var. Rand'in kaburgalarındaki Ba'alzamon'un Gerçek Güç ile açtığı yara ile Padan Fain'in Shadar Logoth hançeri ile verdiği yaranın birbirlerine gösterdiği tepki ile leke ile Aridhol şerrinin birbirine olan tepkileri aynı olduğundan lekenin saidin içerisindeki Gerçek Güç kalıntısı olduğu sonucuna varmıştık.
Ne olmaktadır ki, Rand gerçekten Lews Therin'in sesini duymakta ve anılarına ulaşabilmektedir. Aynı zamanda Lews Therin daha sonra şimdilik saidini ele geçirebilecek kadar varlık bulabilmiştir? Aslında tüm bunların cevapları kitaplar içerisinde gizli olarak vardır.
Daha önce Zaman Çarkı ile Dune arasındaki benzerliklerden bazılarına işaret etmiştik. Bunlardan en belirgin olanı Rand al'Thor ile Paul Atreides benzerliği ile Fremen-Aiel benzerliği idi. Oysa bundan daha temel başka benzerlikler vardır. En önemlisi de deliliktir. Dune'da Bene Gesserit'ler kalıtsal hafızalarına ulaşmak için melanj özü içeren bir işlem yapmaktadırlar. Fakat bunu belli bir olgunluğa erdikten sonra yapmaktadırlar. Aynı işlemi Dune'lu bazı rahibeler de yapmaktadır. Sonuç olarak istedikleri anda yararlanabildikleri bilgi ve tecrübeye ulaşmaktadırlar.
Bu işlemin zihinsel olgunluğa tam erişmemiş birinde yapılması durumunda ortaya melanet denen bir durum çıkmaktadır. Melanetler korkutucudur. Zira içlerindeki benlikler yeniden yaşama hevesiyle bedeni istila etmeye çalışmakta, güçlü olan bir tanesi bunu başarmaktadır. Zayıf kişi ise buna yenik düşmektedir. Kişi içerisinde duyduğu o benliğin ruhu ve zekasıyla direk konuşmaktadır. Alia Atreides, içindeki Baron Vladimir Harkonnen tarafından istila edilmişti.
Zaman Çarkı'nda ise delilik benzer fakat biraz daha değişik bir şekilde gelişmektedir. Rand'in örneğinde olduğu şekilde en sonunda tek başına diğerlerini bastırıp istila etmeye çalışan tek bir ses yerine, sadece tek bir ses –bir önceki yaşamındaki– lekeli saidin yönlendiren erkeğin kafasında duyulmaktadır. Dune'daki sesler aynı ruhun yeniden doğumlarındaki zihinleri değil, genler ile geçen kalıtsal hafızadan gelen bilgilerdir. Sonradan melanetin istilasıyla tamamen benzer bir şekilde Lews Therin bir şekilde yaşayan bedeni kendi zihniyle istila etmektedir. İstila ile delilik arasında bir fark vardır. Graendal'ın bilgilerini aktaran Semirhage ise deliliğe düşmenin ani olduğunu söylemektedir. Graendal delilik konusunda uzmanlaşmış bir psikiyatrist olsa dahi, deliliğin yaşandığı yılların tamamında mühürlü ve kapalı kaldığından böyle bir erkeği birebir inceleme şansı olmamıştır. Bu nedenle deliliğe düşmek istilanın ardından gelen bir etki olabilir. İki farklı zihin arasında gidip gelen beynin travmayı kaldıramayarak bozulması olarak düşünebiliriz.
Deliliğe yol açan bu ikinci seslerin diğer erkeklerde görüldüğünü Graendal'dan öğrenemesek de, bilgi Cadsuane'den gelmiştir. O bunu deliliğin bir göstergesi olarak değerlendirirken, "bazı erkeklerde" görüldüğünü söyler. (K.T. Blm 18 sy. 439) Cadsuane tipik bir Aes Sedai olarak tam olarak bilmediği konularda kesin yargılara varmaktadır. Bu yüzden bu sesleri deliliğin bir ürünü olarak görmektedir. Lews Therin'i istisna olarak düşünemeyiz. Ejder'in yeniden doğacağı kehanetlerle haber verilmiş olsa da Zaman Çarkı dünyasında herkes yeniden doğmaktadır. Örneğin Mat'in en son yeniden doğumu Manetherenli bir lorddur. Lews Therin'i bir istisna olarak düşünürsek lekenin işlevini açıklayamayız.
Lews Therin bir seferinde "Ben inşa
edebileceğimi sanıyordum. Yanılmışım. Biz inşa eden cinsten değiliz, ne sen, ne
ben, ne de diğeri. Biz yok edicileriz. Yok edici," demiştir.
(K.Y. Giriş sy.83) Lews Therin Moridin'in kim olduğunu bile bilmezken, onun
hakkında "diğeri" olarak bu şekilde bir yorum yapamaz. Onun yorum
yaptığı "diğeri," lekenin etkisiyle Lews Therin'in kafasında duymaya
başladığı ses; önceki yaşamıdır.
Cadsuane onlarca yönlendirebilen erkeğin yakalanmasında rol oynamış, onlarla yakından ilgilenmiştir. Bu seslerden bahsettiğinde Asha'manların suratında beliren ifadeler hepsinin bu sesleri duyduğunu göstermektedir. Lekenin etkisini çözebilmek için bir de Gerçek Güç'ün etkisine bakmalıyız. Onu sürekli kullandığını bildiğimiz tek kişi Ishamael'dir. Diğer Terkedilmişler onu deli olarak nitelemektedirler. Fakat bu delilik dedikleri şey, asla lekeden etkilenen erkeklerinkine benzer bir delilik olmamıştır.
İnsanlar anlamadıkları şeyleri de delilik olarak algılayabilir. Gerçek Güç'ün tehlikeli olduğunu biliyoruz. Tehlikenin bir nedeninin onu daha fazla çekme cazibesine direnememek olduğunu biliyoruz. Daha fazla çekildiğinde ise nihai bedel saidin ya da saidarda olduğu gibi ölüm değildi.
Ba'alzamon'un Rand ile olan konuşmalarına dikkat etmek gerekir:
"Seni tanıyorum, kanını ve var olan ilk
yaşam kıvılcımına, İlk An'a kadar tüm soyunu tanıyorum." (B.A. Blm. 15
sy.277)
"Zaman bizi bin urganla bağladı birbirimize.
İkimizin sürdürdüğü savaş –bunu hiç hatırlıyor musun? Daha önce yaptığımız
savaşları, Zaman'ın başlangıcına kadar dayanan, sayısız savaşı bir nebze olsun
hatırlıyor musun? Ben senin bilmediğin o kadar çok şeyi biliyorum ki!"
(B.A. Blm. 15 sy.279)
"Seni iyi tanıyorum. Seninle bin kez karşı
karşıya geldim." (B.A. Blm. 41 sy.646)
Rand Ba'alzamon'u Karanlık Varlık zannederek ona Yalanların Babası olarak seslense de, sonradan onun Ishamael olduğu ortaya çıkar. Bir Terkedilmiş olarak, şüphesiz ki gerektiği zamanlarda yalan söylemekten çekinmeyecektir. Fakat lekenin etkilerini göz önünde tutarsak bu sözlerinde gerçek payı olması çok muhtemeldir. Ishamael'in deliliği içinde kendisini Karanlık Varlık ile bir görerek böyle sözler sarf ettiğini düşünenler için ise bir başka Terkedilmiş'ten cevap niteliğinde bilgiler gelir.
Sammael'e göre; "Ishamael hem filozof hem teologdu ve bu gerçeğin arkasındaki gizli sırları anladığını iddia ederdi. Ishamael delirerek ölmüştü, bu doğruydu, ama aklı başındaykeni Lews Therin Telamon'u alt edeceklerinden emin oldukları zamanlarda bile, bu mücadelenin Yaratım'dan bu yana sürdüğünü, Yüce Efendi ile Yaratıcı'nın insanlar üzerinden verdikleri sonsuz bir savaş olduğunu iddia ederdi. Dahası, Yüce Efendi'nin Lews Therin'i Gölge'ye çevirmesinin serbest kalması kadar zor olacağını itiraf ederdi. Belki Ishamael o sırada da biraz deliydi, ama Lews Therin'i döndürmek için çaba sarf gösterilmişti gerçekten. Ve Ishamael bunun geçmişte olduğunu, Yaratıcı'nın müdafisinin Gölge'nin bir yaratığı haline geldiğini ve Gölge'nin müdafisi olarak dirildiğini söylemişti." (K.L. Blm. 6 sy.220)
Ishamael her ne kadar bir filozof ya da teolog olsa da Yaratıcı ile Karanlık Varlık'ın savaşlarında Lews Therin'in rolünü felsefe ya da din ile bilebilmesi mümkün değildir. Bilgi Karanlık Varlık'ın kendisinden gelseydi, diğer Terkedilmişler de bundan haberdar olurdu. Ishamael'in bunları bilebilmesinin tek yolu, bilginin kendi hafızasından gelmesidir.
Karanlık Varlık'ın esas mücadelesi Lews Therin ve Rand ile değil, Yaratıcı iledir. Şu anda Yaratıcı'nın müdafisi Rand ise onun rakibi olacak kişi de Karanlık Varlık'ın kendisi değil, onun bir müdafisi olmalıdır. Zaman Çarkı ve Belgariad arasında Rand ile Garion arasındaki benzerlikten bahsetmiştik. Garion kötü bir tanrı ile yüzleşmek kaderiyle karşı karşıya idi. Rand de Garion da bir nevi büyücüdür ve büyülü bir kılıç ile gerçekliklerini ispat ediyorlardır. İkisi de batının ordularını birleştirip kötülerle savaşacaktır. Ordular onlar adına toplansa da, kendi gerçek savaşlarını ordularından ayrı bir yerde, küçük bir grupla ve kötü bir tanrıya karşı verecekleri kehanet edilmiştir. Ordusu ve lordları olmayan bir ülkede ücra bir çiftlikte büyümüşlerdir. İkisi de yetim ve öksüzdür. Kaçmalarına yardım edenler arasında kadın bir büyücü de vardır. Rand de ilk başlarda Garion'un sürekli yaptığı gibi içinde bulunduğu durumu kabullenemez bir ruh hali içindedir. Soylu kandan bir köylü kralların üstünde yetki sahibi oluyordur.
Belgariad'ın sonunda Torak ile karşılaşan Garion da onun güç bakımından gerisinde kalmamıştı. Fakat Garion da Torak da kendilerinden daha büyük, iki evrensel gücün şampiyonlarıydı. David Eddings'in evrenin farkındalığı ve iki kader arasında birinin kazanması için yapılan mücadele olarak anlattığı hikayenin aslında daha önce sayısız kez tekrar edildiği Malloreon'da ortaya çıkmıştı. Zaman Çarkı'nda da tüm evreni kapsayan iki büyük gücün savaşı söz konusudur. Bu savaş sürekli tekrar edilmektedir.
Gerek Belgariad ile paralelliğin devam etmesi açısından, hem de Zaman Çarkı'nda şimdiye dek verilen ipuçlarından Ishamael'in de Karanlık Varlık'ın şampiyonu olduğu sonucuna varabiliriz. Lews Therin ve Rand'in ruhu tekrar tekrar doğarken Ishamael'in ruhunun da tekrar tekrar Gölge'nin ya da Işık'ın müdafisi olarak doğması denge açısından doğru olacaktır.
Ba'alzamon Rand'in elinde can verdikten sonra Karanlık Varlık tarafından yeni bir bedende Moridin olarak can bulur. Kadim Lisan'da Ölüm anlamına geliyordur bu isim. Moridin kendisi hakkında, "Ölüm gibi bir ismi kullanma hakkına kimse ondan daha fazla sahip olamazdı," diye düşünmüştür. (H.Y. Giriş sy.43) Fakat bildiğimiz kadarıyla diğer Terkedilmişlerin hepsi son derece canice işler yapmışlardır. Ishamael'in onlardan daha beter biri olduğuna dair bir şey görmedik şimdiye dek. Diğer Terkedilmişler de en nihayetinde yeniden doğmuş başka ruhlardır. Fakat bir önceki yaşamlarında Karanlık Varlık'ın Seçilmiş'i olduklarına ya da olacaklarına dair bir kanıt yoktur. Onlar kadar güçlü yönlendirme yeteneğine sahip sayısız ruh vardır. Oysa Lews Therin'in her yeniden doğumunda bir tarafın şampiyonu olması gibi Ishamael de bir tarafın şampiyonu ise, bu daha ziyade Gölge'nin şampiyonu olduğunu gösterir. Zira Lews Therin'in ruhu çoğunlukla Işık'ın tarafında olmuştur.
"Benden asla gizlenemezsin. Asla! Biz
ikimiz, birbirimize bir paranın iki yüzü gibi bağlıyız. Sıradan insanlar
Desen'in kıvrımında gizlenebilir, ama ta'verenler tepedeki fener ateşleri
gibi göze çarpar ve sen, sen ise gökteki bin ışıldayan ok varmış da seni
gösteriyormuş gibi göze çarparsın!" (B.A. Blm. 15 sy.277)
Ba'alzamon bu bölümde bir yandan Rand ile birbirlerine bağlı olduklarını söylerken, diğer yandan kendisinin de bir ta'veren olduğunu ima etmektedir. Onun da bir ta'veren oluşu tekrar tekrar Desen'e dokunurken önemli bir görev üstlenmesini açıklayabilir.
Bilinen en büyük ta'verenler arasında olan, neredeyse Rand kadar etkili olan, yaşamında Aryth Okyanusu ile Dünyanın Omurgası arasında her yeri krallığı altında birleştiren; Aiel Kıraçlarına, Seanchan'a ve Shara'ya ordular gönderen, Tar Valon'u kuşatıp Aes Sedaileri şehirlerine hapseden Artur Şahinkanadı'nın sonunu, yanına Jalwin Moerad ismiyle yerleşen Ba'alzamon getirmiştir. (Z.Ç.D. Blm. 12) Şimdiye dek bir ta'verenin sonunu kaba kuvvetle getirmenin mümkün olmadığına dair kanıtlar gördük. Zira Çark onu istediği şekilde dokurken onu koruyacak araçları ve ihtiyaçlarını da sağlayacaktır. Daha büyük ta'verenler ise diğer ta'verenler üzerinde bir etki sahibidir. Artur Şahinkanadı'nın sonunu getiren kişi olması, Ba'alzamon'un ima ettiği şekilde bir ta'veren olduğunun bir işareti olabilir.
Çoğunlukla –ya da sürekli olarak– Gölge'nin müdafisi olarak doğması ise Ölüm ismini kullanmaya en çok hakkı olan kişi yapar onu.
Trolloc Savaşları'ndan öncesinden, Kırılış'tan sonraki ilk yıllardan kalma bir metin Ishamael ile Ba'alzamon arasındaki bağdan bahsederken isimlere vurgu yapar. "Karanlığın Yüreği. Ba'alzamon. İsmin esrarının ardındaki ismin içinde gizli isim. Sırla perdelenmiş sırrın içinde gömülü sır. Umuda İhanet Eden. Ishamael tüm umuda ihanet ediyor. Gerçek yakıyor ve dağlıyor. Umut gerçeğin önünde güçten düşüyor. Kalkanımız bir yalan. Karanlığın Yüreği'ne kim karşı durabilir? Umuda İhanet Eden'in karşısına kim çıkabilir? O gölge ruhu, Gölge'nin Ruhu–" (Y.E. Blm. 21 sy. 234)
Tüm Terkedilmişlerin mühürlü olduğu zannedilirken birinin farklı bir isim altında yeryüzünde dolaşmaya devam ettiğini, bunun insanlar tarafından bilinmemesine atıf yapıldığını biliyoruz. Aynı nedenle kalkanlarının bir yalan olması da Karanlık Varlık ile Terkedilmişler'i tutan mühürlere bir atıftır. Fakat Gölge'nin Ruhu denilmesi, Karanlık Varlık'ın şampiyonu olduğunu akla getirir. Ba'alzamon ise özellikle ilginç bir isimdir. Efsaneler Çağı'nda bir filozof ve teolog olarak Aes Sedai olarak hizmet eden Elan Morin Tedronai daha sonradan Umuda İhanet Eden anlamına gelen Ishamael olarak adlandırılmıştır. Tüm Terkedilmişler gibi onlara küçümsenerek verilen bu ismi benimsemiştir. Oysa sonradan bir sebepten kendine Ba'alzamon demeye başlamıştır. Bunun özellikle Gerçek Güç kullanımından sonra başladığı düşünülebilir. Terkedilmişlerin kalanları mühürden kurtulup tekrar yeryüzünde serbest kaldıklarında Ba'alzamon'dan çekinmiş ve Moridin'in Gerçek Güç'ü bu derece çok kullanmasından şaşırmış görünmektedirler. Ishamael de Lews Therin'in deliliğine Şifa verirken "artık" yeni bir gücü takip ettiğini söyleyerek mühürleme işleminden sonra daha sık şekilde Gerçek Güç kullandığını gösterir.
Gerçek Güç'ün karşıtının Aridhol şerri olduğunu göstermiştik. Shadar Logoth hançerini bir süre üzerinde taşıyan Mat üzerindeki bazı etkileri olmuştu. Hançer'in üzerinde bıraktığı etkiyi ve onunla bağını kırmak için Aes Sedailer ona Şifa verdikten sonra bunlar anlaşılmıştı. Hançer ile bağı olduğu zamanlardaki olayların bazıları hafızasından silinmişti. Aynı zamanda Mat'in bir önceki yaşamından anıları ile olan duvarda da delikler oluşmuştur. Eski Kan'ın güçlü aktığı bazı insanlar eski sözcüklerden bazılarını anlamını bilmeden kullanabilir. Oysa Mat, Tar Valon'da Şifa gördükten sonra odasında uyandığında Manetherenli bir komutan olarak Trolloclar ile yaptığı bir savaşı çok net bir şekilde hatırlayabilmiştir. Diğer anılar ise daha sonradan Eelfinnler tarafından verilmiştir ve aslında ona ait anılar değildir.
Çark Desen'i dokurken tekrar tekrar doğan insanlar her seferinde önceki anılarını hatırlamaksızın doğarlar. Oysa ruh aynı ruhtur. Ruh aynı olmasına rağmen, geçmiş anılar hatırlanmadığı için her seferinde farklı bir kişilik ve benlik gelişir. Bu Işık'ın yöntemidir. Karanlık Varlık ise takipçilerine yeni bedenler verdiğinde eski kişiliklerini ve anılarını korumalarını sağlar. Onlara vaadi ise sonsuz yaşamdır. Nitekim Ba'alzamon hiç yaşlanmadan binlerce sene boyunca yaşamıştır. Oysa aynı ruhun tekrar tekrar doğması da ruhun bir çeşit ölümsüzlüğüdür. Bu iki büyük güç arasındaki yol farkını gösterir.
Mat'in durumunda eski anıları hatırlamak onda Lews Therin'in yarattığı gibi bir bedende iki benlik sorunu yaratmamıştır. Gerçek Güç'ün her bir yeniden doğumda ruhun yaşamlarını ayıran anı duvarlarını yıktığını düşünürseniz ne olur? Gerçek Güç kullanan Ishamael eski yaşamlarının anı ve tecrübelerini kendisinden soyutlayan duvarları yıkıp, her seferinde –ya da çoğu seferinde– Karanlık Varlık'ın şampiyonu olduğunu görecektir. Bir manada Karanlığın Yüreği olacaktır. Ölüm ismini hak edecek, Karanlık Varlık'ın yöntemlerini diğer Terkedilmişlerden çok daha iyi anlayacaktır.
Gerçek Güç'ün leke olarak Tek Güç ile birlikte bir insanın üzerinde yapacağı etki ise Işık'ın yöntemi ile, daha düşük dozda olsa da Karanlık Varlık'ın yöntemlerinin bir bileşkesi olacaktır. Tek Güç aynı ruh için farklı benlikler yaratmak isterken, Gerçek Güç benlikler arasındaki duvarları yıkmak isteyecektir. Leke düşük dozda olduğundan sadece bir önceki yaşamı ile arasındaki duvarı yıkacak, Tek Güç eski anıları bir benlik halinde yaşatacaktır. Sonuç, bir bedenden iki benlik ve ileride delilik olacaktır.
Elan Morin'e Ishamael ismi verilmesinde bir giz olduğunu ima eden metnin parçasını Verin sayesinde görmüştük. Sammael'in Umut Yıkan, Demandred'in Kıskanç, Moghedien'in Örümcek olması ve diğerleri hep anlamlı isimlerdir. Elan Morin'in umuda ihanet edebilmesi için iki ihtimal vardır. Birincisi bir filozof ve teolog olarak varlığından bihaber olunan bir zamanda Karanlık Varlık'ı ilk bulan kişi olması ihtimali, ikincisi ise Lews Therin'in Delik'i mühürlemesi sırasında saidin içine karışan Gerçek Güç'ten sorumlu olan kişi olmasıdır. Bu sayede diğer Terkedilmişler mühürlenirken, kendisinin nasıl kurtulduğu da bir açıklama bulmuş olur. Ba'alzamon eskiden Ishamael olsa da yoğun Gerçek Güç kullanımı, kendisini Ishamael'den daha öte bir şeye dönüşmüştür. Bu bakımdan bir anlamda Ishamael bir parçası olsa da kapsayıcı olan Ba'alzamon'dur. Moridin'in sürekli Gerçek Güç kullanımı da onu bu duruma geri götürmektedir.
Dune ile Zaman Çarkı arasındaki benzerlikte Ba'alzamon'u karşılayan bir karakter vardır. II. Leto Atreides. Leto'nun özellikleri şunlardır: Kehanet, öteki anılar, binlerce yıllık bir yaşam, tanrısal güç, filozof ve teolog olmak. Mentatlık gibi başka özellikleri de vardır. Yaptıkları eylemler ve politikaları diğerleri tarafından anlaşılamayacak amaçlar taşıdığından delilik gibi görünür. Ba'alzamon bir filozof ve teolog olarak başladığı yaşamında Karanlık Varlık tarafından binlerce yıllık bir yaşam ile ödüllendirilmiştir. Tek Güç ve Gerçek Güç ile normal bir insandan ötedir. Bilinen en güçlü erkek yönlendiricilerden biridir. Gerçek Güç'ün etkisi ile bütün önceki yaşamlarının anılarına sahip olması muhtemeldir. Bir düşgezgini olarak gelecekle ilgili düşler görmektedir. Planlarını diğer Terkedilmişler anlayamamakta ve onu deli olarak görmektedirler. Ba'alzamon adıyla Karanlık Varlık ile karıştırılmasına göz yummuş, kendini tanrısallaştırmıştır.
Lews Therin'in Rand'i ele geçirmesinden sonra Rand'den istediği fakat bir türlü yapamadığı bazı şeyleri yapmasını beklemek gerekir. Lews Therin'in istediği ilk şey ölmektir. Ilyena ve tüm akrabaları ile sevdiklerini kendi elleri ile öldüren Ejder, vicdan azabı nedeniyle ölmek istemektedir. Rand'den saidinin kontrolünü aldıktan sonra ilk seferinde öldüğü gibi fazla miktarda saidin çekerek ölmeyi düşünmüş, sonradan Son Savaş'ta ölmeyi kabul etmişti. (D.H. Blm. 19 sy.506)
Tarmon Gai'don'da öleceğini düşündüğüne göre ölmeden evvel yapmak isteyeceği ilk şey intikam almak olacaktır. İntikam alacağı kişiler kendi zamanından kalma tek kişiler olan Terkedilmişler olacaktır. Onların nerede olduğunu bilmeden ya da onlar kendisine saldırmadan Terkedilmişlere saldırması ise mümkün değildir.
Asmodean Rand'e Graendal'ın Arad Doman'da bir yerlerde olduğunu söylemişti. Bir Terkedilmiş'in hangi ülkede olduğunu bilmek, onun nerede ve kim olduğunun cevabını vermez. Rand, açık açık nerede olduklarını bilirken Sammael ve Rahvin'e saldırabilmişti.
Bir Terkedilmiş'e saldırmaktan başka yapması muhtemel bir diğer şey, son mühürleri kırmak olabilir. Mazrim Taim Rand'e Karanlık Varlık'ı tutan mühürlerden birini getirdiğinde Lews Therin çılgınca onu kırmaya çalışmıştı. (K.L. Blm. 2 sy. 129)
Karanlık Varlık'ın etkisiyle Tear Taşı'nda, Beyaz Kule'de, Caemlyn'deki Kraliyet Sarayı'nda ve dünyanın her yerinde odaların, koridorların yeri değişmektedir. "Desen gerçekten gevşiyordu. Bu, Karanlık Varlık'ın dünyaya Gölge Savaşı'nda yaptığından daha fazla dokunduğu anlamına geliyordu. Tarmon Gai'don'dan önce çok fazla gevşerse, Çağların Danteli çözülebilirdi. Zaman, gerçeklik ve yaratım sona ererdi. Bir şekilde, Rand bu olmadan Son Savaş'ı başlatmalıydı." (D.H. Blm. 21 sy.553)
Mühürler ne kadar zayıf olsa da kendi kendine kırılmıyordur. Rand'in onları bir yerde açtığı gizli bir oyukta kırılmayacak şekilde, içe katlanmış saidin örgüleri arasında saklaması –aynı Choedan Kal erişim anahtarlarını sakladığı gibi– halinde hiçbir karanlıkdostunun onları bulabilmesi mümkün olamaz. Karanlık Varlık uşaklarına mühürleri aratsa da onu kıracak olan kişi Lews Therin olabilir. Efsaneler Çağı'nda mühürleme girişiminin Karanlık Varlık'ın tam olarak yerine oturmaması halinde Zindan'ı tamamen yıkabileceğini söyleyen Latra Posae Decume önderliğinde Aes Sedailer Lews Therin'e muhalefet ediyordu. (Z.Ç.D. Blm. 4) Gölge Savaşı sırasında bile Desen'in bu şekilde çözülmemiş olmasının bir açıklaması mühürler olabilir. Karanlık Varlık gittikçe güçlü bir şekilde mühürleri kırmaya çalıştıkça, ve bunlardan dördü kırılmışken bu gerilim Desen'i zorlayıp zayıflatıyor olabilir. Aksi halde Delik mühürlü değilken Karanlık Varlık'ın bunu yapamamasının başka bir nedeni olamaz. Mühürler Desen çözülmeden kırılmalı ve Karanlık Varlık ile mühürlü değilken savaşmanın bir yolu bulunmalıdır.
Lews Therin'in mühürleri kırmak istemesinin bir nedeni de bu gerçek olabilir. İlk kitaptan beri amaç mühürleri kırmakken, bu kadar zaman sonra mühürlerin hepsinin kırılmadan kalmaması garip olacaktır. Karanlıkdostları da içe alınmış bir örgü içinde onları bulamayacağından mühürleri kırabilecek tek kişi Rand ya da onu ele geçiren Lews Therin olacaktır.
Egwene'in bir düşü de bunu destekleyen şeyler gösterir bize: "Yanan bir dağa doğru yürüyen Rand. Ve çizmelerinin altında ezilen bir şeyler. Egwene inleyerek kıpırdandı; ezilen şeyler Karanlık Varlık'ın zindanının mühürleriydi ve her adımında parçalanıyorlardı." (K.L. Blm. 15 sy.436-437)
Terkedilmişlerden Be'lal ve Rahvin şerateş ile öldürüldüğünden Karanlık Varlık tarafından tekrar yaşama döndürülememişti. Asmodean ise ihanet ettiği için geri döndürülmemişti. Rand tarafından Callandor ile öldürülen Ishamael, Aelfinn ve Eelfinnlerin elinde ölen Lanfear, Dünyanın Gözü'nde ölen Aginor ve Balthamel'e ise yeni vücutlar verilmişti. Aginor'un yeni bedeni Osan'gar da bir Siyah Ajah tarafından Shadar Logoth'ta öldürüldü. Sammael'in ise Shadar Logoth'ta Mashadar'a kurban gittiği düşünülüyor.
Hayatta olan Terkedilmişler Moridin, Demandred, Aran'gar, Cyndane, Graendal, Semirhage, Mesaana ve Moghedien'dir. Semirhage ise yakalanmıştır. Lews Therin bu düşmanlarından yeniden doğan Moridin, Aran'gar ve Cyndane'i tanımamakta, kalanlardan ise sadece Graendal'ın yerinin Arad Doman'da bir yerlerde olduğunu bilmektedir. Ya da öyle görünmektedir.
Demandred Terkedilmişler içerisinde Moridin'den sonra en tehlikeli olandır. Terkedilmişler içerisinde Be'lal ve Sammael ile birlikte en iyi üç generalden biridir. Sadece bir general değil, aynı zamanda büyük bir yönetici olarak anılmaktadır. Zamanının en parlak iki isminden biridir. Diğer ise Lews Therin'dir. Gölge'ye karşı savaşta liderliğin Lews Therin'e değil Barid Bel Medar'a, sonradan Demandred adını alacak Aes Sedaiye verilmesi ihtimali vardı.
Barid Bel Medar, Lews Therin Telamon kadar parlak bir isim olmasına rağmen hiçbir zaman onun ününe ulaşamadığı için onu kıskandı. Bu kıskançlığı ise onu Gölge'ye götürdü. Bu kadar başarılı olması onun ne kadar tehlikeli bir düşman olduğunu gösterir. İlginç bir şekilde on üç Terkedilmiş arasında sadece Demandred'in yaptıkları okurlardan gizlendi. Ishamael sürekli göz önündeydi ve hiçbir ülkede güç elde etme peşinde değildi. Lanfear baştan beri Rand'in peşindeydi. Onu diğerlerinden korumak için Beyaz Kule'de ve başka yerlerde entrikalar çevirdi. Asmodean da Lanfear tarafından Rand'e sunuldu. Be'lal Tear'ın Yüksek Lordlarını etkisi altına almıştı. Sammael Illian'ı, Rahvin Andor'u ele geçirirken, Graendal Arad Doman'da kargaşa yaratıyordu. Osan'gar Siyah Kule'de bir Asha'man olarak Rand'i izlerken, Aran'gar asi Aes Sedailer arasında Egwene'i izliyordu. Semirhage'in Seanchanlar arasında kendisine bir yer bulduğunu en sonunda öğrenirken, Mesaana'nın Beyaz Kule'de yuvalandığını biliyorduk. En gizli saklı çalışan Terkedilmiş olarak tanınan Moghedien'in planlarını bile biliyorduk. Oysa Demandred'in nerede olduğuna dair hiçbir açık belirti görünmüyordu.
Zaman Çarkı teorileri içerisinde üzerinde en çok tartışma yapılanı Taimandred teorisidir. Mazrim Taim'in Demandred olduğunu söyleyen kişilere karşı çıkanların en büyük gerekçesi Robert Jordan'ın bunu inkar etmesidir. Fan sitelerinde "Robert Jordan'ı gördüm, bana Mazrim Taim'in Demandred olmadığını söyledi," şeklinde pek çok yazı görmek mümkündür. Bu kişilere tam olarak güvenmek doğru olmaz. Zira tam olarak Robert Jordan'ın sözleri kullanılmazsa anlamda bazı değişiklikler olabilir. Zaman Çarkı resmi sitesinde (www.tor.com/jordan) "Haftanın Sorusu" bölümünde bir soru üzerine Robert Jordan bu konuya açıklık getirmiştir! Ya da daha doğrusu açıklık getirmemiştir demek gerekir. "Mazrim Taim asla Demandred kılığına girmedi. Tamam, basit ve açıksözlü bir cevabın şokuyla yere düşenler zeminden kalkabilir. Herhangi bir Aes Sedai öğrencisinin söyleyebileceği gibi, bazen basitlik ve açıksözlülük tümüyle dolambaçlı olabilir. <Gölgelerden manyakça bir gülüş gelir!>"
Bir Aes Sedai Üç Yemin'i bozamayacağından birilerini aldatmak istediğinde yalan söyleyemeyeceği için anlamları büker. Olayların çevresinden dolaşır, ya da olayla ilgisi olmayan doğruları söylerken, kişilerin bunları yanlış anlamasını sağlar. Robert Jordan Aes Sedailerin yaratıcısıdır. Aes Sedai gibi konuşmayı en iyi becerecek kişidir. Son cümlesi de bunu gösterir zaten. Cevabın son iki cümlesi ise bunu ortaya koymak için yazılmıştır. Soruya verilen cevap ise aslında tek bir basit cümleden ibarettir. "Mazrim Taim asla Demandred kılığına girmedi."
İlk bakışta anladığımız şekliyle bizim Mazrim Taim olarak bildiğimiz adam Demandred olmayabilir. Olabilirliği ise iki şekilde mümkündür. İlki en basit haliyle Mazrim Taim'in asla var olmadığını, Demandred tarafından yaratılmış bir kimlik olduğunu gösterebilir. Sammael Dokuzlar Konseyi'ne Lord Brend kılığına girerek mi girdi? Lord Brend diye biri hiç varolmuş muydu? Be'lal Yüksek Lord Samon kılığına mı girdi? Rahvin Lord Gaebril kılığına mı girdi? Daha önce hiç var olmamış bir insanın kılığına girilebilir mi? Mazrim Taim en başından beri Demandred'in kendisi ise buna kılığa girmek denebilir mi?
İkinci ihtimal ise Mazrim Taim diye birinin gerçekten varolduğunu, ama bunun bizim bildiğimiz Mazrim Taim olmadığına işaret ediyor olabilir. Yine bir Aes Sedainin ağzından çıkabilecek aldatmacalı gerçeklere dönelim. "Mazrim Taim Demandred değildir," denildiğinde gerçeğin çevresinden dolanabilecek aldatmacalı tek bir yanıt olabilir. Mazrim Taim'in aslında Saldaealı şişman kısa boylu bir çiftçi olduğunu düşünelim. Hatta Karanlık Varlık'ın mührünün koruyucusu aileden geldiğini düşünelim. Demandred bu çiftçinin adını kullansa onun kılığına girmiş olmaz. Mazrim Taim de kesinlikle Demandred değildir bu durumda. Bu örnek bize Robert Jordan'ın söylediği şeylerde bazı açıklar olabileceğini gösterir.
Mazrim Taim Saldaea'da Yenidendoğan Ejder olduğu iddiası ile ayaklanan, çevresine bir ordu toplayan yönlendirebilen bir adamdı. Kendisinin varlığını ilk olarak Büyük Av sırasında öğreniyoruz. (B.A. Blm. 4 sy.75) Irinjavar'da Taim'in ordusu Davram Bashere'in ordusunu yenerken aynı esnada Rand, Falme'de Ba'alzamon ile savaşmaktadır. (K.L. Blm. 2 sy.)(Y.E. Blm. 12 sy.155) Falme semalarında görülen aynı imgeleri Saldaea'da gören atı Taim'i sırtından atar. Yere düşen Taim bilincini yitirir ve orada bulunan Aes Sedailer tarafından yakalanır.
Tear Taşı'nda Be'lal'in kurduğu tuzağa yardım eden iki Siyah Ajah Joiya ve Amico planlarının ne olduğunu öğrenmek için sorguya çekilmişti. Gücü kavrulan Amico Tanchico'da Rand için tehlikeli bir şeyler olduğunu ve ortakları olan diğer Siyah Ajahlardan Temaile ve Liandrin'in bunun peşinde olduğunu söylemişti. (G.Y. Blm. 5 sy.177) Nitekim bunun gerçek olduğu kitabın ilerleyen bölümlerinde ortaya çıktı. Oysa daha deneyimli biri olan Moiraine Joiya'nın iddiasını daha çok ciddiye almıştı.
Joiya Mazrim Taim'in Tar Valon'a ehlileştirilmeye gönderilirken Liandrin tarafından kurtarılacağını ve Yenidendoğan Ejder ilan edileceğini söylemişti. Mazrim Taim'in yaratacağı yıkımın sonucunda ulusların –Rand de dahil– sahte ejderlere karşı birleşeceğini anlatmıştı.
"Joiya'nın hikayesini ilk duyduğumda güvercinle Amyrlin'e bir uyarı gönderdim. Aslında, Kule'ye ulaşacağından emin olmak için üç güvercin yolladım," der Moiraine. (G.Y. Blm. 6 sy.138) Oysa bu mesajların hiçbiri Siuan'a ulaşmaz. Bunu da Min'in Siuan'a olan sözlerinden açığa vurur. "Neden haber almadık? Söylentiler buraya iki gün önce ulaştı. İki gün! Neden masanızda o kağıt parçalarından biri ondan mesaj taşımıyor? Neden güvercin göndermedi?" (G.Y. Blm. 17 sy.301) Bu sırada ise Mazrim Taim'in Kara Tepeler'in doğusunda Maradon Yolu'ndaki Denhuir köyünde iki Aes Sedai öldürülerek kaçırıldığı haberini alır Siuan. (G.Y. Blm. 17 sy.302) Aynı esnada Moiraine'in Rand'in Callandor'u ele geçirdiği haberi de gelir. Moiraine Taş düşer düşmez Siuan'a haber gönderecektir. Oysa güvercin söylentilerden daha sonra ulaşır. Atlı bir habercinin bile Tar Valon'a ulaşabileceği zamanda ancak ulaşır. Moiraine'in diğer mesajı söylentiler Amyrlin'e ulaşana kadar bekletilmiş gözükmektedir. Mazrim Taim mesajı ise yok edilmiş... Kule'de birilerinin bu mesajın Amyrlin'e ulaşmasını engellemesi, Mazrim Taim'in gerçekten kurtarılmak istendiğini gösterir.
Aes Sedailerden kurtulan Taim'i ilk kez Kaos Lord'unda görürüz. Rand'in af ilanı üzerine Caemlyn'e gelir. Peşinde de Davram Bashere'in ordusunu getirmiştir. Kaos Lordu'nun bir özelliği başında ve sonunda Demandred'in Kıyamet Çukuru'nda Karanlık Varlık'tan aldığı talimatlar ve ona verdiği rapordur. Demandred'in rol oynadığı bu bölümlerden ayrıca Mazrim Taim ile fiziki bir benzerliği söz konusudur.
Demandred ve Taim'in görünüşleri hakkında ipucu veren bölümleri sıralarsak, Demandred için:
"Şahin burunlu profili yeterince yakışıklıydı, ama her kadının kalbini daha hızlı attıracak cinsten bir yakışıklılık değildi. Bir açıdan 'neredeyse' ve 'tam olarak değil' sözleri Demandred'in hayatını hikaye edebilirdi." (K.L. Giriş sy.89) "Ağzının kenarları seğirdi. Mesaana'nın adamın yüzünde gördüğü, gülümsemeye en yakın ifade buydu. Sonra kalanları anlattı." (K.L. Giriş sy. 92-93)
"Ayaklarını ayırarak durmuştu ve odaya hakim olduğunun farkındaydı. Her zaman farkında olurdu." (K.Y. Blm. 13 sy. 336) " Farkında olmadan diğer adama uymak için daha dik durmaya çalıştı." (K.Y. Blm. 13 sy. 340) Diğer adam Moridin'dir ve Rand kadar uzun, belki biraz daha uzundur. Demandred'in onu görünce dikleşmesi, neredeyse onun kadar uzun olsa da onun kadar uzun olmadığını gösterir.
Taim'i tarif eden bölümler ise şunlardır:
"...Siyah saçlı, epey uzun boylu, esmer
yüzü, çekik gözleri, çengel burnu ve çıkık elmacık yanakları ile, Saldaealı
olduğunu belli eden bir adam girdi avluya." (K.L. Blm 2 sy.120)
"Taim ve eşlikçileri avluyu geçerken Rand
adamı yakından inceledi. Ondan en az on beş yaş büyüktü; otuz beş yaşında,
belki birkaç yaş daha büyük." (K.L. Blm. 2 sy.121)
"Taim duraksamadan tek dizi üzerine çöktü.
'Yenidendoğan Ejder'e boyun eğiyorum. İtaat ve hizmet edeceğim.' Doğrulurken
ağzının kenarları, aynı gülümsemeye yakın ifade ile seğirdi yine."
(K.L.Blm. 2 sy. 125)
"Taim irkilmedi, kaşlarını çatmadı; yalnızca
izledi ve bekledi, bir an ağzının köşeleri, aynı gülümseme benzeri ifade ile
seğirdi." (K.L.Blm. 2 sy. 134)
"...Kara çekik gözleri sakindi."
(K.L.Blm. 3 sy. 147)
"Ölü Gri Adam'a bakarken o tuhaf,
gülümsemeye yakın ifade dudaklarını bükmüştü." (K.L.Blm. 28 sy. 679-680)
"Neredeyse
Rand'ın boyuna gelen Mazrim Taim, kollarına mavi-altın Ejderler tırmanan siyah
ceketi ile oradaydı." (K.T.Blm. 2 sy. 89)
"Taim Rand'in peşinden ayrılmıyordu,
elbette. Esmerdi, hafifçe kemerli bir burnu vardı. Çoğu kadının adamı yakışıklı
sayacağını tahmin ediyordu Perrin." (K.T.Blm. 2 sy. 98)
"Taim'in ağzı çarpık bir gülümseme
müsveddesi ile kıvrıldı..." (K.T.Blm. 2 sy. 105)
"Uzun boyluydu, neredeyse Rand kadar uzun, çengel burunluydu ve kara gözleri kahin gibiydi, bir Muhafız'ın ölümcül zarafeti ile hareket eden, fiziksel olarak güçlü bir adam, ama odadaki lambaların yarısı sönmüş gibi, bir gölge takip ediyordu onu sanki; gerçek gölgeler değil, ışığı soğuracak kadar elle tutulur gelen bir yakın şiddet havası." (K.Y.Blm. Giriş. 37)
"Mazrim Taim kim olduğunu, değerini bilen
bir adamdı, ama bunu gökyüzünden de yüksek saydığı açıktı." (K.Y. Giriş
sy. 40)
Fiziksel benzerlik ve tavırlarda tam bir uyum görülüyor. Demandred'in sadece çekik gözleri ve çıkık elmacık yanaklı Saldaealı görünümü eksiktir.
Lews Therin'in Taim'i ilk gördüğü anda verdiği tepkileri bu benzerlik açısından değerlendirmek gerekir. "Rand ağzını açtı, ama o konuşamadan Lews Therin kafasının içinde çılgınca konuştu. Sammael ve Demandred, onlara ne şeref bağışlarsam bağışlayayım, benden nefret ediyorlardı. Ne kadar çok şeref bağışlarsam o kadar çok nefret ediyorlardı, ta ki ruhlarını satıp, Gölge'ye geçene kadar. Özellikle Demandred. Onu öldürmeliydim! Hepsini öldürmeliydim! Hepsini öldürmek için yeryüzünü kavurdum! Yeryüzünü kavur!" (K.L.Blm 2 sy. 13)
Sammael ve Demandred'in Lews Therin'den özellikle nefret eden iki Terkedilmiş olduğunu biliyoruz. Sammael'in Illian'da olduğu da bellidir. Fakat bir anda Lews Therin'in Demandred'den de bahsetmesi neden olabilir? Taim'in Demandred olması ve Lews Therin'in onu tanıması mı? Lews Therin'in tüm konuşmaları bunu gösterir. "Lews Therin kafasının içinde hezeyana kapılmıştı. Öldür onu! Onu hemen öldür! Öldür onu!" (K.L.Blm. 2 sy. 125) "Öldür onu! Öldürmelisin!" (K.L.Blm. 2 sy. 125) "Öldür onu! Onu hemen öldür!" (K.L.Blm. 11 sy. 362) "Onu öldürmeliyim..." (K.L.Blm. 28 sy. 680) Bu düşüncelerin yönlendirebilen erkeklere olan tepki ile karıştırılması mümkün, zira bu öfke Taim'den sonra onlara da yönlendirilmiş gibidir. "Öldür onu! Hepsini öldür!" (K.L.Blm. 2 sy. 134) "Lews Therin neden adamın ölmesini istiyordu? Işık, Lews Therin herkesin ölmesini istiyor gibiydi ve buna kendisi de dahildi." (K.L.Blm. 28 sy. 682) Fakat dahası da vardır. Ayrıca o sırada –başta Rand– ve okuyan herkes Lews Therin'i deli olarak düşündüğünden onun söylediklerindeki anlam aranmıyor.
"Güvenme! Asla güvenme! Güven ölümdür!" (K.L.Blm. 3 sy. 135) "Ona güvenme. Güvenme. Güven ölümdür. Onu öldür. Hepsini öldür. Ah, öl de bitsin, her şey bitsin, düşsüz uyku, Ilyena düşleri, beni affet, Ilyena, af yok, yalnızca ölüm, ölmeyi hak ediyorsun..." (K.L.Blm. 3 sy. 144) Rand'in Taim'e güvenmesi ihtimali karşısında büyük bir tepki gösterdiğini ve bunun hemen ardından tekrar Ilyena'ya döndüğünü görüyoruz, Lews Therin'in. Demandred ve Ilyena arasındaki bağı unutursak, bu tamamen anlamsız gelebilir. "Demandred, diye hırladı Lews Therin. Ilyena'yı istiyordu!" (K.L. Blm. 51 sy. 1063)
"Lews Therin, Taim'i gördüğü zaman hep
olduğu gibi öldürmek hakkında atıp tutuyor, Terkedilmişler hakkında, herkesi
öldürmek hakkında deli deli konuşuyordu..." (K.L. Blm. 55 sy. 1156)
Lews Therin'in Asha'manlara karşı öfkesi bazen aşırı oluyordu. "İşleri görülmeli. Sen yapmalısın. Son seferi hatırlamıyor musun? Kuyuların yanındaki yer bir şey değildi. Toptan yakılan şehirler bir şey değildi. Onlar dünyayı yok ettiler! BENİ DUYUYOR MUSUN? ONLARIN ÖLDÜRÜLMESİ GEREK, DÜNYANIN YÜZÜNDEN SİLİNMELERİ..." (K.T.Blm. 7 sy. 183) Rand, Lews Therin ve diğerinden bahsetmiştik. Dünyayı yok edenler, Kırılış'a neden olan erkekler değil de, Lews Therin'in öncesinde yaşayan erkekler de olabilir.
"Çok geç olmadan öldür onları, hepsi delirmeden. Öldür onları, Sammael'i, Demandred'i, Terkedilmişlerin hepsini avla. Çok geç olmadan hepsini öldürmeliyim!" (K.T.Blm. 7 sy. 187) Özellikle burada avlanması gereken isimlerde Sammael'in hemen peşinden Demandred'in söylenmesini de aklımızda bir not olarak tutmalıyız. Sammael'in nerede olduğu bellidir, Demandred'in ise... "Evet. Sammael. Bu sefer öldür. Demandred, Sammael, hepsi, bu sefer. Evet. Öldüreceğim." (K.L. Blm. 50 sy. 1061)
Daha sonradan ise Lews Therin'in Asha'manlara yönelik öfkesinin üstündeki sır perdesi hafif de olsa aralanır. "O seni öldürmeden sen onu öldürmelisin. Öldürecekler biliyorsun." (H.Y. Blm. 21 sy.468)
"Onu öldüreceğim, sonra diğerlerini. Ona hizmet ediyor olmalılar. Çok açık; ona hizmet ediyor olmalılar." (K.L.Blm. 42 sy. 911) Lews Therin neden Asha'manların Taim'e hizmet ettiğini düşünsün? Taim aslında Demandred olduğundan olmasın?
Rand Shadar Logoth'taki Yolkapısı'nı mühürlemek için gittiğinde Lews Therin tıpkı bunu ima eden bir şey söylemiştir.
"Demandred'i öldürmeliyim.
Rand gözlerini kırpıştırdı. Demandred'in
Shadar Logoth ile bir bağlantısı mı var? Burası ile?
Ishamael'i öldürdüğümü hatırlıyorum. Seste, yeni bir keşif karşısında duyulan bir hayret hissi vardı. Ölmeyi hak ediyordu. Lanfear da ölmeyi hak ediyordu, ama onu öldüren ben olmadığım için memnunum." (K.L. Blm. 21 sy.553)
"Ah, Işık hepsini öldürdüm. Sevdiğim herkesi. Ama onu öldürürsem her şey yoluna girecek. Sonunda onu öldürürsem telafi edebileceğim. Hayır, hiçbir şeyi telafi edemez, ama yine de onu öldürmeliyim. Zorunluyum. Zorunluyum." (K.L.Blm. 42 sy. 911) Ve "onu" öldürmek neyi telafi edecek. Sadece yönlendirebilen adamlardan birinin –Taim'in– ölmesi Lews Therin'e ne ifade eder? Peki Demandred'in –Ilyena'yı isteyen Terkedilmiş'in– ölmesi telafi olmaz mı? Lews Therin açısından Demandred'in ölümünün bu açıdan çok daha mantıklı olacağı gerçektir.
"Onu uzun zaman önce öldürmeliydim, dedi Lews Therin nefes nefese. Öldürmeliydim... uzun zaman önce... Kaynak'a uzandı." (K.L.Blm. 42 sy. 904) Uzun zaman öncesi, Taim'i gördüğü bir iki aylık süre midir? Bu aslında çok kısa bir süredir. Üstelik Taim ile karşılaşan Rand'dir. Lews Therin değil. Lews Therin'in uzun zaman önce öldürebileceği kişi Demandred'dir. Kendi zamanında...
Perrin'in burnu da Rand'in –daha doğrusu Lews Therin ile Rand'in– Taim konusunda nasıl bir mücadele içerisinde olduğunu gösterir. "Ustura kadar keskin bir öfke, aniden merak ve ihtiyat içinde kayboldu, biri ince ve araştırıcı, diğeri sis gibiydi; sonra keskin bir öfke ikisini de yok etti. Rand başını iki yana salladı ve kokusu taş gibi bir kararlılığa dönüştü. Kimsenin kokusu bu kadar hızlı değişmezdi. Kimsenin." (K.T. Blm. 2 sy.108) Normalde kimsenin kokusu bu kadar hızlı değişmeyebilir. Fakat iki ayrı benlik arasında gidip gelen birinin değişebilir. Dumai Kuyuları'nda onu kurtarmaya gelmelerinin hemen ardından Lews Therin'in Taim'e karşı bu kadar şüpheci olması ilginçtir. Oysa güvenlerini kazandıktan sonra Narishma, Hopwil, Flinn gibi diğer Asha'manlara karşı bu şekilde bir nefret ve öldürme amacı ortadan kalkmıştır.
Güven demişken Taim'in özellikle Rand'in güvenini kazanma çabalarına dikkat edelim. "Henüz bana güvenmiyorsun. Güvenmen için bir sebep yok. Henüz. Zaman içinde güveneceksin. Gelecekteki güvenine karşılık, sana bir armağan getirdim." (K.L. Blm. 2 sy.128) Taim'in getirdiği Karanlık Varlık'ın mühürlerinden biridir. Bir Terkedilmiş ya da karanlıkdostunun bunu Rand'e getirmesi düşünülemez. İşte tam da bu nedenle onun yanına yerleşmek isteyen bir karanlıkdostu veya Terkedilmiş için mükemmel bir paravandır. Taim'in özel yetiştirdiği Asha'manlardan bildiğimiz hepsi daha sonradan karanlıkdostu çıkmıştır. Taim sıradan bir karanlıkdostu olsa böyle bir hediye verebilir miydi?
Demandred Shayol Ghul'e gittiğinde Karanlık Varlık'tan bazı talimatlar alır. (K.L. Giriş sy.15) On yedi gün sonra ise Mesaana, Semirhage ve Graendal ile buluşur. (K.L.Giriş sy. 88) Demandred planını anlatmaya başlamadan evvel amaçlarına dair bir ipucu verir. "Her şey yolunda giderse, iki en fazla üç ay içinde, ona güvenle ulaşabileceğim bir yerde, savunmasız bekliyor olacak." (K.L. Giriş sy.92)
Planı duyduktan sonra Mesaana; "İşe yarayabilirdi; her şeyi ellerine verebilirdi. Ama şans gerekiyordu ve kumar oynamak Mesaana'yı huzursuz ederdi. Kumarbaz olan Demandred'di. Bir konuda haklıydı; naneşekerinin para getirdiği gibi, Lews Therin de kendi şansını getirirdi," diye düşünmüştür. (K.L. Giriş sy.93)
Mesaana Alviarin'le olan görüşmesinde Rand'in kaçırılma planının nasıl fiyaskoyla sonuçlandığını anlatarak, orada olanlara şahit olduğunu göstermiştir. (K.L. Blm. 32 sy.674) Rand'in kurtarılmasından hemen sonra ise Demandred Shayol Ghul'e gider ve diz çöker. Başarılı olamadığından endişelidir, ama Karanlık Varlık durumdan hoşnuttur. (K.L. Sonsöz sy.1169)
Taim Demandred'in ta kendisi olduğuna inanmasanız dahi, en azından kuşkuya yer bırakmayacak şekilde onun planlarının bir parçasıdır. Taim'in Dumai Kuyuları'nda yapmak isteyip başaramadığı tek şey Rand'in yanına kendi adamlarını yerleştirmekti. Rand ise Asha'manlar arasından sadece Corlan Dashiva'yı seçmişti. "'Dashiva,' dedi Taim yavaşça, Rand'i inceleyerek. Rand'den daha şaşkın kokuyordu, aynı zamanda sinirliydi." (K.T.Blm. 2 sy. 108)
Siyah Kule'den Rand'i öldürmek için gönderilen Kisman, Rochaid, Torval ve Gedwyn'e Dashiva'nın da katılması, sonradan Taim'in şaşkınlığa düşmesinden anlaşıldığı üzere planda olmayan bir hamleydi. (H.Y. Blm. 657) Aran'gar Osan'gar'ın görevinin ne olduğunu açıkça söylerken, başka bir gerçeği de açığa kavuşturur. "Ona göz kulak olma sorumluluğu senindi, Osan'gar. Sen ve Demandred." (K.Y. Blm. 13 sy.338)
Rand'in yanında sürekli olan adamlar içerisinde Kaos Lordu'nda –Demandred'in planını kapsayan kitapta– önemli rol oynayan tek başka kişi, Rand'e yakın olan kişi Taim'di. Aran'gar'ın verdiği bilgi de Taim'in Demandred olduğu yargısını kuvvetlendirir.
Kaos Lordu'nda Bilge Kişilerin düşlerinden biri de şuydu: "Melaine ile Amys, yanında durmuş senin gırtlağına hançer dayayan, ama senin göremediğin bir adam düşlemişler." (K.L. Blm. 19 sy.527) Rand bunu en basit haliyle bir Gri Adam olarak yorumlar. Kitap içinde bir Gri Adam tarafından saldırıya uğradığından bu düşün üstü basitçe örtülür. Oysa bu tamamen bir yanılgıdan ibarettir. Sembolik olarak gırtlağa hançer dayamak, öldürmeye çalışmanın değil, rehin almanın göstergesidir. Gri Adam sadece öldürmeye çalışır. Gırtlağı keser, ona hançer dayamaz. Taim'in güven kazanma çabalarını hatırlarsak bu role ne kadar uyduğunu fark ederiz. Dahası rüyada Rand'in gırtlağına hançer dayayan adam onun yanı başında durmakta olmasına rağmen fark edilememektedir. Sembolik olarak bile olsa bu durumda birinin fark edilememesi mümkün değildir. Gizlice Rand'e karşı çalışan bir adamın sembolik anlatımı bu derece açık olmayacaktır. Bu da adamın Rand'e yönelttiği tehditin çok açık olduğuna işaret eder. Lews Therin'in Demandred'i tanımış olmasıyla tam uyum gösterir.
Taim'in Demandred olduğuna dair işaretler bununla da sınırlı kalmaz. Davram Bashere Caemlyn'e gelen adamın Mazrim Taim olduğundan şüpheye düştüğünde yalnızca kendisinin bilebileceği bir şey söyler. "Herkesin bilmediği, ama senin ve Mazrim Taim'in bildiği ne var? Musar, Hachari ve karılarının başlarına gelenleri saklamışsın, duyduğum kadarıyla. Müzakere bayrağı altında beni öldürmeye çalışmamaları gerekirdi. Hizmetkar olarak iyi yerler bulmuşsundur onlara, herhalde. Artık yapmak istedikleri tek şey hizmet ve itaat etmek; aksi halde mutlu olmazlar. Onları öldürebilirdim. Dördü birden hançer çekti." (K.L. Blm. 2 sy.122) Taim'in aşırı güçlü bir içtepi kullandığı bellidir.
Rand Taim'i çiftliğe götürürken ilk örgüsünü gösterir. "Bu bir kapıyol, İzlemediysen nasıl yapılacağını gösteririm sana." (K.L. Blm. 3 sy. 135) Bunu ilk defa gören Taim ise onu bir kapıyol olarak adlandırmaz. "Yolculuk yapabiliyorsun, ama yetiyi bulmak için adamları sınayamıyorsun." (K.L. Blm. 3 sy.140) Bir Aes Sedai olsa böyle bir bilgiye sahip olması doğaldır. Taim'in ise ilk defa duyduğu bir şeyi Rand'in söylediği "kapıyol" şeklinde değil de, "Yolculuk" olarak adlandırması tuhaftır. Sanki bunu daha önceden bilirmiş gibi...
Taim'in şaşırtıcı bilgileri Yolculuk ile de sınırlı değildir. Yönlendirebilme yeteneğini bulmak için erkekleri sınamayı bilmektedir. Buna gerekçe olarak daha önce yönlendirebilen adamlar bulduğunu söylemiştir. (K.L. Blm. 2 sy.128) En son halka da sa'angreallerdir. "Sa'angreal denen şeyler olduğunu duydum. Böyle bir şeyi yapabileceğini düşündüğün sa'angreal var mı sende..." (K.L. Blm. 3 sy. 148)
Aynı zamanda Taim Aes Sedailerin kullandığı sıcak ve soğuğu görmezden gelme yöntemini biliyordur. "En azından Taim'in öğrettiği zihinsel numarayı öğreniyor gibiydi..." "...Gümüş işlemeli, gri ipekten ceketini boynuna dek iliklemişti ve birazcık sıcak geliyorsa da, tek damla terlemiyordu." (K.L.Blm. 10 sy. 327)
En tuhafı ise Rand'in Taim'e Terkedilmişlerden birinin öğrencilerin arasına karışabileceği ihtimalinden bahsetmesiyle oluşur. "'Terkedilmişlerden biri mi!' Neredeyse fısıltıydı. Taim ikinci seferdir sarsılmış görünüyordu ve bu sefer gerçekten hayretler içinde kalmıştı. 'Neden...?'" (K.L.Blm. 3 sy. 148) Oysa aynı Taim Terkedilmişlerle savaşma fikrinden hiç de endişeli değildir. "Beni takip ederken eninde sonunda Terkedilmişlerden biri ile karşı karşıya geleceksin. Belki Son Savaş'tan önce. Muhtemelen önce. Şaşırmış görünmüyorsun." (K.L.Blm. 3 sy. 137)
"İşe yarayabilirdi; her şeyi ellerine verebilirdi. Ama şans gerekiyordu ve kumar oynamak Mesaana'yı huzursuz ederdi. Kumarbaz olan Demandred'di." (K.L.Giriş sy. 93) Demandred'in kumarbaz kişiliğine uygun şekilde gerçek yüzüyle Rand'in karşısına çıkmak ne de güzel uyuşur. Rand'in Terkedilmişlerin öğrencilerin arasına karışabileceği ihtimalinden bahsetmesi ise bir an kimliğinin açığa çıktığını düşünerek onu şoka uğratır.
Taim'in Demandred olduğuna dair çok büyük bir gafı ise gözden kaçmaz. Bu gafı Rand'in çağında doğmuş birinin yapması asla mümkün değildir. "'Peki, bu sözde Aiellerin ne yapacağını kim bilebilir?' Bu sefer duraksadı, ama Rand dilini tuttu." "...Adam bir an sonra, konuyu hiç açmamış gibi devam etti." (K.L.Blm. 11 sy. 365) Demandred de yaptığı gafın farkına varıp, duraklamıştır. Fakat anlaşılmadığını görünce devam etmiştir belli ki.
Efsaneler Çağı'nda Da'shain Aiel olanlar yani Yaprağın Yolu'na Adanmış olanlar artık en yaman savaşçılar olmuşlardır. Kıtada ne bir Aes Sedai ne de başka biri bu bilgiyi bilmemektedir. Aieller bile son zamanlara kadar Bilge Kişileri ve klan şefleri hariç bu bilgiden yoksundu. Rand'in çağında doğmuş bir Saldaealı asla onlardan sözde Aiel olarak bahsedemez. Sadece o dönemi yaşayan biri "sözde" Aiellerden bahsedebilir.
Taim'in çiftlikte adamları sınarken söylediği şu söze de dikkat edin: "Bu ahmakların hepsi geçse de şaşırmamalıyım, herhalde. On adama yetecek kadar şansın var gibi." (K.L.Blm. 3 sy. 144) Aynı sözü Mesaana'dan da duymuştuk: "İşe yarayabilirdi; her şeyi ellerine verebilirdi. Ama şans gerekiyordu ve kumar oynamak Mesaana'yı huzursuz ederdi. Kumarbaz olan Demandred'di. Bir konuda haklıydı; naneşekerinin para getirdiği gibi, Lews Therin de kendi şansını getirirdi." (K.L.Giriş sy. 93)
"Entelektüel olarak aşağı saydığı, genellikle şansı sayesinde aradan sıyrılan, aşırı ihtiyatlı bir aptal olan o adam yerine önderliğe Demandred atansaydı, bugün burada mı olurdu? İşte bu gereksiz spekülasyondu, ama Mesaana daha önce de düşünmüştü bunu." (K.L. Giriş sy.89) Taim tıpkı Demandred gibi Rand'in şansı konusunda bir düşünce sahibidir. Lews Therin'i uzun yıllardır tanıyan Terkedilmişlerin onun şansı hakkında bilgi sahibi olması normaldir, fakat Taim'in daha ilk görüşte böyle bir yorumda bulunması tuhaftır.
"Taim ve eşlikçileri avluyu geçerken Rand adamı yakından inceledi. Ondan en az on beş yaş büyüktü; otuz beş yaşında, belki birkaç yaş daha büyük." (K.L. Blm. 2 sy.121) Taim'in bu yaşına rağmen delirmeden yönlendirebilmiş olması da dikkat çekici noktalardan bir diğeridir.
Demandred'in Caemlyn'deki Kraliyet Sarayı'nı Düşler Dünyası'nda incelemesi ile Mazrim Taim'in Kraliyet Sarayı'na gitmesi arasında da bir bağ vardır.
Mazrim Taim de yöneticilik becerileri ve emir vermeye alışkın olduğunu da Siyah Kule'yi çok kısa zamanda mükemmel bir şekilde organize edip, yeni baştan bir şehir inşa ettirerek göstermiştir.
Rand Siyah Kule'ye dönerek onlar için planladığı Asha'man ismini ilan edecektir. Taim'in buradaki tavırları çok dikkat çekicidir. "Taim'in yüzünde, ancak Rand'in çizmelerinin altındaki taş kadar ifade vardı." (K.L.Blm. 42 sy. 907) "'İlk Asha'man bendim, sanırım,' dedi Rand öğrencilere, 'ama Mazrim Taim de ikincidir.' Taim'in yüzünün yanında taş yumuşak kalırdı; adamın nesi vardı?" (K.L.Blm. 42 sy. 908) "Horgörüsünü saklamaya çalışmayan Taim'e bakarken ellerini arkasına sakladı ve yumruk yaptı." (K.L.Blm. 42 sy. 910)
"Ejder olacak Lews Therin Telamon'dan bir
gün sonra doğma talihsizliğine uğramıştı ve o zamanki ismi ile Barid Bel Medar
senelerini Lews Therin'in başarılarına ayak uydurarak, ama Lews Therin'in
şöhretini edinemeyerek geçirmişti. Lews Therin olmasa, Çağ'ının en başarılı
adamı olurdu. Entelektüel olarak aşağı saydığı, genellikle şansı sayesinde
aradan sıyrılan, aşırı ihtiyatlı bir aptal olan o adam yerine önderliğe Demandred
atansaydı, bugün burada mı olurdu? İşte bu gereksiz spekülasyondu, ama Mesaana
daha önce de düşünmüştü bunu. Hayır, asıl önemli olan Demandred'in Ejder'den
nefret etmesiydi ve Ejder Yeniden Doğduktan sonra, adam tiksintisini eksiksiz
bir biçimde bu yeni adama aktarmıştı." (K.L. Giriş sy.89)
Kendisinin Lews Therin'den daha yetenekli bir lider olduğuna inanan Demandred'in öfkesinin büyük bir kısmı buradan doğmuştur. Kendi ayağı ile gelip yemin eden Saldaealı sahte Ejder Taim'in Rand'e burada öfkelenmesi normal olamaz. Zaten tüm öğrencileri onun Rand'in altında olduğunu biliyorlar. Onların gözleri önünde Rand'in onu ikinci Asha'man olarak ifade etmesi, onu bu derece öfkelendirmemeliydi. Demandred'in ise böyle gerekçelere ihtiyacı yoktur. Zaten onun tüm öfkesi ikinci adam olmaktır.
Lews Therin Ejder olarak doğmamış, Ejder olmuştur. Lews Therin önder olarak seçilmiştir. Ejder de Efsaneler Çağı'nda verdikleri isim olmalı. Bu durumda Demandred'in öfkelendiği durum Ejder seçilmemektir. Mazrim Taim'in yapmaya çalıştığı şey kendini Yenidendoğan Ejder ilan etmektir. "Yenidendoğan Ejder ben olabilirdim. Aksi halde nasıl emin olabilirdim? Yönlendirebiliyorum; güçlüyüm. Yenidendoğan Ejder olmadığımı söyleyen ne? Tek yapmam gereken, Kehanetlerden birini yerine getirmekti," diye kendini savunur. (K.L. Blm. 2 sy.126)
Mazrim Taim Demandred olsaydı, yapmak isteyeceği en önemli şey ne olurdu? Nefret ettiği düşmanı üç bin seneden daha önce ölmüştü, fakat Kehanetler onun yeniden doğacağını söylüyordu. Ishamael'den de Karanlık Varlık ile savaşması gereken kişinin Lews Therin olması gerektiğini öğrenmiş olması gerektiği halde, Lews Therin'den bu kadar nefret etmeye devam etmesi, onun yerine geçebileceğine inandığını gösterir. Yenidendoğan Ejder olarak kendini koyabilseydi, geçmişte Ejder'in kendisi yerine Lews Therin olarak seçilmesine mükemmel bir karşılık olurdu.
Gölge'nin Demandred'den başka iki büyük generali daha vardı. Ordusuz bir generalin hiçbir anlamı olmaz. Sammael bir ordu elde etmek için Illian'ı, Be'lal ise Tear'ı seçmişti. Demandred'in de kendine bir ordu araması gerekir. Yenidendoğan Ejder olduğu iddiasıyla ortaya çıkan erkekler her zaman kendilerine ordular çekmiştir. Hem de her ülkeden. Bu iddia ile ortaya çıkmanın Demandred açısından Lews Therin'den intikam almak dışında bir başka pratik faydası da bu olurdu.
Mazrim Taim Saldaealıdır. Saldaea ise Sınırboylarında, sürekli Afet ve gölgedölleri ile savaşılan bir yerdir. "Afet'te bulundum; daha önce de Trolloc ve Myrddraal öldürdüm," der Taim. (K.L. Blm. 3 sy. 138) Oysa, Rand'in Asha'manları eğitmek için tuttuğu kılıçustasını göndermek için; "Kılıç ne işe yarar ki? Ben de kendi kendimi yaralamaktan ancak kaçınabiliyorum ve hiç eksikliğini hissetmedim," mazeretini öne sürer. (K.L. Blm. 11 sy. 362) Kılıcı ile kendini bile kesmekten ancak kaçınabilen bir Sınırboylu nasıl hayatta kalabilir. Her an trolloclarla karşılaşabileceği bir yerde. Üstelik de yönlendirmeyi öğrendikten sonra ne amaçla Afet'e girer? Afet'e girenler Sınırboylu askerlerdir. Yönlendirebilen bir adamı ise gözden kaçırmaları mümkün değildir. Mazrim Taim'in bir trolloc veya myrddraal öldürmesinin tek yolu Tek Güç'tür, zira kılıç kullanmayı bilmemektedir.
Mazrim Taim kendi savaşmayı bilmezken, yönettiği ordu ile Saldaea ordusunu yenememesinin tek nedeni atının ürküp, onu üstünden atarak bayılmasına sebep olmasıdır. Yendiği ordu, çağının en büyük generallerinden Davram Bashere'in ordusudur! Üstelik Davram Bashere'in yanında ona yardım edecek Kızıl Ajahlar da vardır.
Aynı şekilde, "Demandred bir generaldi, büyük bir general, ama generallerin emri altındaki adamların yanında savaşması gerekmezdi!" (K.Y. Blm. 35 sy.672)
Rand yaka iğnelerini taktıktan bir süre sonra Taim onları çıkartır. Bunun yerine Asha'manların siyah ceketinin kollarına mavi-altın ejderler işletir. (K.L. Blm. 55 sy.1136)(K.T. Blm. 2 sy. 89) Kendine ise M'Hael –Önder– dedirtmeye başlamıştır. (K.T.Blm. 2 sy. 115) Demandred'in kıskandığı Ejderliği veya önderliği kendisine yakıştırması ne kadar da garip bir tesadüftür.
Demandred ile Taim'in aynı kişi olduğunu gösteren tüm bu kanıtlara karşın sadece Robert Jordan'ın sözü dışında birkaç pürüz vardır. Birincisi Taim'in Kisman'a Rand'i öldürme emri vermesinden sonra Demandred'in de aynı emri vermesidir. İkincisi ise Demandred'in Shadar Logoth'ta Flinn'i tanımamasıdır.
Daha önemlisi ise Asmodean'dan tüm Terkedilmişlerin tarifini alan, Lews Therin sayesinde de tüm Terkedilmişlerin yüzünü bilen Rand'in onu tanımamasıdır. Bir başkasının tarifinden birini tanımak mümkün değildir. Lews Therin ise Demandred'i kendisine saklamak için bazı şeyleri gizliyor olmalıdır. Bunun başka bir açıklaması olamaz.
İlkinde Mesaana'nın Alviarin'e, diğerinde Semirhage'in Suroth'a kendilerini gizleyerek göstermesi gibi, Demandred de aslında kim olduğunu karanlıkdostu bile olsalar gizlemek isteyebileceğinden aksi bir kanıt olarak saymamak gerekir. İkincisinde ise Flinn ile Demandred arasındaki uzaklık yüzlerini tanımalarına engel oluyor.
Robert Jordan'ın planlarında Mazrim Taim gerçekten Demandred olmasa bile, Mazrim Taim'in Demandred zannedilmesini sağlayacak o kadar çok ayrıntı vardır ki, bunun kasıtsızca yapıldığını düşünmek söz konusu değildir. O zaman Demandred'in kim olduğunu kamufle etmek için Taim'in üzerinde şüphelerin toplanmasını sağlar. Böylece herkes son kitapta Taim'in Demandred olmasını beklerken yazar herkesi ters köşeye yatırmış olur. Demandred'in Mazrim Taim olmadığını söylemek ise böyle bir sürpriz planlayan birinin tüm planlarını boşa çıkarması anlamına gelecektir. Gerçekten Mazrim Taim Demandred olmasaydı, Robert Jordan sadece bekleyin ve görün diyebilirdi. "Haftanın sorusu" köşesinde kimi soruların cevaplarını ileride kullanacağı için cevaplamamayı ya da sadece kısmen cevaplamayı tercih etmiştir. Oysa Mazrim Taim sorusunu cevaplamaması mümkün değildir. Bu sebeple dolambaçlı bir cevap vermiştir.
Her şey Demandred'in M'Hael olduğunu gösteriyor. Mazrim Taim'in en son sözleri de bunu gösteren son işarettir. "... Eski deyişi hatırlamalısın. Bırak kaosun efendisi hüküm sürsün." (D.H. Sonsöz sy.933) Bunun Demandred'e Karanlık Varlık tarafından verilen emir olduğunu hatırlatmaya gerek yok.
Demandred'in Mazrim Taim oluşunun bir sonucu olarak Lews Therin yüzeye çıkar çıkmaz ona saldıracaktır. Elaida "Siyah Kule kan ve ateş içinde paramparça olacak, ve Aes Sedaileri onun üzerinde yürüyecek," diye kehanette bulunmuştu. (K.T. Giriş sy.29) Kendi yorumu Siyah Kule'nin Beyaz Kule önünde yenileceği ve Aes Sedailerin Siyah Kule arazisinde her şeyi yok etmek üzere yürüyeceği idi.
Köprünün altından çok sular aktı ve şartlar değişti. Elaida'nın Rand'in affına gelenleri yakalayıp ehlileştirmek için gönderdiği elli bir Aes Sedai Adanmışlar ile bağ kurulmuş halde buldular kendilerini. Bunlar Logain'e bağlı, Taim'in özel adamlarında olmayan erkeklerdi. Daha sonra Rand, Cadsuane'nin yanındaki Aes Sedailerin Muhafız aldıklarını elli bire tamamlayacak kadar Adanmış veya askerin onlara bağlanmasını kabul etti. Diğer yandan Pevara'nın elçiliği ile Elaida'nın Aes Sedaileri Asha'manları Muhafız almayı teklif ettiler. Taim bunu kabul etti.
Demandred ya da Taim kendi sözüne sadık kalmaksızın Elaida'nın Aes Sedailerine Muhafız olarak vermek yerine Aes Sedaileri Muhafızlara bağlayabilir. Bu durumda Siyah Kule'nin parçalanması esnasında Logain'inkilere bağlı Aes Sedailer ile Taim'inkilere bağlı Aes Sedailer de kendilerini birbirleriyle savaş halinde bulacaktır. Demandred kendisine bağlı olmayan Adanmış ve askerleri Muhafız olarak verirse bu seferde Aes Sedailer birbirleriyle savaşırken Asha'manlar birbirleriyle savaşmak durumunda kalacaktır. Demandred'in Elaida'nın Aes Sedailerini Asha'manlarına bağlaması daha olası görünüyor.
Daha Lews Therin hamlesini yapmadan önce Demandred'in yapacak çok önemli bir hamlesi vardır. Demandred'in her konuda Lews Therin'in gerisinde kalmaktan daha çok kıskanacağı bir durumdan kaynaklanır. Demandred Ilyena'yı isterken, o Lews Therin'i tercih etmiştir. Demandred düşmanının Ejderliğini elinden almak isteyeceği gibi, mümkünse Ilyena'nın da rövanşını almak isteyecektir.
Ilyena altın saçlı ve mavi gözlüdür. Tıpkı Elayne gibi... Ve Elayne, Ilyena'nın Lews Therin'in sevgilisi olması gibi Rand'in sevgilisidir. Elayne ise bir gaflet anında Rand ile ilişkisini Taim'e açık etmiştir.
"'Rand itiraz ederse, onunla ben
ilgilenirim!' Taim tek kaşını kaldırdı ve dudaklarındaki o tuhaf bükülme kaldı.
Yak beni, diye düşündü Elayne kızgınlıkla, Rand'in ismini söylememeliydim! Adam lanet Yenidendoğan Ejder'in öfkesiyle Elayne'in nasıl ilgileneceğini çok iyi bildiğini düşünüyordu belli ki!" (K.Y. Giriş sy. 41)
"Ceketi işlemeli adam omzunun üzerinden hayran hayran kalçalarına bakmasa buna bir son verirdim." (K.Y. Giriş sy. 47) Elayne'in Aviendha ile birincil kardeş olma töreninden önce Taim'in onu çırılçıplak görmesi de bu açıdan önemli bir Demandred'in Elayne üzerine gideceğinin bir habercisi gibidir. Yanındaki Aes Sedailer öldüğünden ve Aviendha da Arad Doman'a gittiğinden, kendi gücü de hamileliği yüzünden gidip gelmekte olduğundan daha da korunmasız duruma düşmüştür. Şartlar onun aleyhine oluşmuştur. Lews Therin saldıramadan Elayne'in kaçırılacağını düşünmek isabetli bir tahmin olacaktır.
Lews Therin'in Siyah Kule'ye, Demandred'e saldırabilmesi için Logain'in ona sadık olması gerekmektedir. Pek çok Adanmış ve askeri bizzat kendi etrafında toplamış ve Taim'e karşı biraraya getirmiştir.
Min'in görüleri Logain'in geleceğinde ihtişam görmüştür:
"...Gelecek zafer ve ihtişamdan bahseden bir
haresi vardı..." (G.Y. Blm. 17 sy.296)
"Aniden bir anlığına, adamın başının
çevresinde o altın, mavi hare parladı. İlk gördüğü zamanki gibi gelecek ihtişamdan
bahsediyordu." (G.Y. Blm. 47 sy.816)
"Logain'in halesinde her zamankinden güçlü bir zafer ifadesi var." (A.K. Blm. 22 sy.615)
"Min hala adamın çevresinde bir ihtişam
halesi görüyordu. Ama o ihtişama nasıl erişeceğini bilemiyordu." (D.H.
Blm. 18 sy.479)
Egwene'in düşünde ise Logain hakkında başka bir ipucu vardır. "Logain kahkahalar atarak yerdeki bir şeyin üzerinden aştı ve siyah bir taşa çıktı; Egwene bakışlarını indirdiği zaman onun üzerinden aştığı şeyin Rand'in cesedi olduğunu sandı. Rand'in elleri göğsünde çaprazlanmış, gömülmek üzere hazırlanmıştı. Ama yüzüne dokunduğunda, yüzü kağıttan bir kukla gibi parçalandı." (K.T. Blm. 10 sy.269) Bu düşün anlamı olarak genelde Rand'in ölümü ile Logain'in Siyah Kule'nin başı olacağı düşünülür. Düşte Rand'in "elleri"nin göğsünde çaprazlandığına dikkat edin. Rand'in artık elleri yok! Ve Egwene dokunduğunda Rand'in yüzü kağıt gibi parçalanır. Bir yanılsamanın arkasına dokunduğunuzda yanılsama dağılır ya da gördüğünüz ile dokunduğunuz birbiri ile uyuşmadığından bunun bir yanılsama olduğunu anlarsınız. Logain'in Rand'in yanılsamasının üstünden atlayarak Siyah Kule'de hitap etmek için kullanılan siyah taşın üstüne çıkması, sembolik olarak Logain'in Rand kılığına girmiş birinin ölüsünü aşarak Siyah Kule'nin başı olduğunu anlatır. Bu yanılsamayı anlamasını sağlayacak olan da Rand'in bir elini kaybettiğini bilmeyecek olan birinin yanlış şekilde çift elli bir yanılsama kullanması olacaktır.
M'Hael olabilmesi için Demandred'in ya ölmesi ya da ortadan kaybolması gerekecektir. İhtişam elde etmesi onun Demandred'i öldürecek olduğuna işaret ediyor olabilir. Siyah Kule'nin başına geçtikten sonra Asha'manların lideri olarak gölgedölleri, karanlıkdostları ve yönlendirebilen erkek ve kadınlara karşı yapılacak savaşlarda Lews Therin değil o olacaktır. Lews Therin'in savaşı ise Kıyamet Çukuru'nda olacaktır.
Logain Ablar Ghealdan'da küçük bir lord olarak doğmuştur. Topraklarını ise Yenidendoğan Ejder olduğunu ilan etmesiyle kaybetmiştir. (D.H. Blm. 18 sy. 476-477) Küçük bir lord olarak askerlikte son derece başarılı olmuştur. Uyurken yakalanana kadar Ghealdan ordularını yenmiş, Murandy üstüne yürümüş, kıtanın yarısına korku salmıştır. Gareth Bryne da küçük bir lord olmasına rağmen başarılı bir generaldir. Fakat bu başarısı fark edilmiş, Andor ordusunun komutanı olmuştur. Logain ise ülkesinde bir general olarak faydalanılmamıştır. Gareth Bryne bilinen tüm generaller gibi savaşlarda yıllanmış bir adamdır, oysa Logain daha gençtir. Zaman zaman genç adamlardan başarılı generaller çıkabilir.
Tesadüf müdür bilinmez, Tar Valon'dan kaçışı sırasında Guaire ismini kullanmak istemiştir. (G.A. Blm. 1 sy.39) Guaire Amalasan bilinen sahte Ejderler arasında en başarılı olanıdır. Guaire Amalasan dört sene içerisinde Rand'in şimdiye kadar yaptığından daha çok fetih yapmış büyük bir generaldi. Onu yakalamak isteyen altı Aes Sedaiden birini öldürmüş, diğer ikisini yalıtmıştı. Hiç yönlendirememesine rağmen Far Madding'i sadece üç haftada ele geçirmeyi başarmıştı. Sadece Artur Şahinkanadı elinde daha büyük bir güçle onu yenebilmişti.
Rand'in zihnindeki sesin Lews Therin olduğunu bilirken, Logain'in de önceki yaşamında Guaire Amalasan olduğu ortaya çıkarsa şaşırmamak gerekir. Logain'in savaşlarında Guaire Amalasan'ın bilgileri de yardımcı olmuş olabilir.
Graendal Arad Doman'da yuvalanmış, orada Leydi Basene kimliği ile kaos ekmektedir. Gölge'ye geçmeden önce münzevi bir kadın olan Graendal çağının en iyi psikiyatristidir. Fethetme arzusunu içinde barındırsa da gerçek gücü savaş alanında değildir. Kendisini riske atmak istemez, zira ölmekten korkmaktadır.
Önce Lanfear ön ayak olmasıyla Rahvin ve Sammael ile ortaklık kurdu. Amaçları bildikleri kadarıyla Rand al'Thor'un yakalanmasıydı. Lanfear'ın kendi amaçlarının peşinde onları kullanması ve akabinde hem kendisinin hem de Rahvin'in ölümleriyle birlikte ilk ortaklık dağılmış oldu.
Daha sonra Shayol Ghul'de aldığı emirleri iletmesi ile bir yandan Demandred, Semirhage ve Mesaana ile ilişkisini sürdürürken diğer yandan Sammael ile ilişkisini devam ettirdi. Demandred, Semirhage ve Mesaana daha Güç Savaşı yıllarından başlayan bir ittifak içerisinde olduğundan, Graendal bu gruba giremedi.
Aginor, Balthamel, Be'lal, Ishamael, Lanfear, Rahvin ve Moghedien'in, Rand'in ellerinde öldüğünü düşündüğünden kendi hayatından endişe içerisindeydi. Bu yüzden Rand'in öldürülmesi gerektiğini düşünüyordu. Fakat Karanlık Varlık Rand'in öldürülmemesini emrettiğinden bunu ayarlamaya korkuyordu.
Sammael'e yanaşarak onu Rand ile savaşmaya götürecek bir yola sokmaya çalıştı. Neticede Sammael öldü ve Graendal yalnız kaldı. Yaşayan Terkedilmişler içerisinde yalnız başına olan Graendal'dan başka sadece Aran'gar vardır. Demandred, Semirhage ve Mesaana ittifaklarını devam ettirirlerken, Moridin Cyndane ve Moghedien'i cour'souvralar ile tamamen kendi hakimiyetine almıştır. Aran'gar ise Graendal'ı yanına çekmeye niyetlenmiştir.
Graendal'ı bu pozisyona getiren olaylara yakından baktığımızda bazı ilgi çekici ayrıntılar yakalayabiliriz. İlk olarak Sammael ile yakınlaşmaya başlamasından itibaren onu yakından tanımaya başlarız. Her şey Graendal'ın Sammael'e Arad Doman'daki yerini söylemesiyle başlar. "Kadının burada, iç savaş ve anarşinin göbeğinde, tüm Arad Doman'da tanınan bir sarayda kalması Sammael'i hep şaşırtıyordu." (K.L.Blm.6 sy.218-219)
Sammael'in ona ziyareti tamamen kendi planı çerçevesinde gelişmiştir. "Altın saçlı Sammael, gözdeleri arasında yer alacak kadar yakışıklı olabilirdi..." "...Boş bir düşünce idi. Asıl soru, bir karşılığı olup olmayacağı idi." (K.L.Blm.6 sy.228)
Bu görüşmeleri sırasında tuhaf olan Graendal'ın iki kez konuyu alakasız bir noktaya –Shara'ya– çekmesidir. Bu şaşırtmaca için Shara'nın İmparator ve İmparatoriçe'sini kaçırmış ve kendine hizmet etmelerini sağlamıştır. "...Onları elde etmek için bunca çaba. Hem de yalnızca Sammael ile birkaç dakika geçirmek için. Elbette, Graendal daha az zahmete katlanabilirdi –o ülkeden herhangi biri işe yarardı– ama anlık bir şaşırtmaca hazırlarken bile kendine has standartları vardı." (K.L.Blm.6 sy.228) Bu, bir anlık bir şaşırtmaca mıdır, değil midir?
İlerleyen cümleler durumu daha da karmaşık hale getirir: "Sammael saydam bir aptaldı. Hayır aptal değildi. Doğrudan savaşacak, açık açık görebildiği bir şey bulduğunda yeterince ölümcül oluyordu, ama iş ince oyunlara gelince körden de beterdi. Büyük olasılıkla şaşırtmacasının Graendal ve diğerlerinin neyin peşinde olduğunu maskelemek için düşünülmüş bir oyun olduğunu düşünmüştü. Aklına hiç gelmeyecek tek şey, Graendal'ın onun aklını nasıl işlediğini, düşüncelerinin nasıl aktığını bildiği idi. Kadın onunkinden daha girift zihinleri incelemek için dört yüz senesini harcamıştı. Saydamdı Sammael. Saklamak için ne kadar uğraşırsa uğraşsın, çılgına dönmüştü. Kendi yarattığı bir kutuda kısılı kalmıştı, terk etmektense ölümüne savunacağı bir kutu, muhtemelen içinde öleceği bir kutu." (K.L.Blm.6 sy.229) Sammael kendini hapsettiği kutuda öleceğini anladığı için çıldırdıysa, Graendal'ın müdahalesi bu durumu değiştirecek midir? Değiştirecekse ne yönde değiştirecektir?
Graendal'ın zihinler konusunda usta olduğunu biliyoruz. Sammael'in zihninin nasıl işlediğini biliyor. O yüzden onu istediği noktaya çektiğini varsaymalıyız. Sammael bu şaşırtmacanın ilk geldiği seferde şunu düşünmüştür: "Sammael bakışlarını aşağıdaki insanlardan ayırmadı. Graendal aptal gibi gevezelik edip duruyordu, ama ancak bir aptal onu aptal sayardı. Genelde kadının gevezeliklerinin arasına conje iğnesi gibi dikkatle gizlenmiş görünen bilgi parçacıkları gizlenmiş olurdu. Anahtar, bunların neden gizlendiği ve kadının bununla ne kazanmayı umduğu idi. Neden aniden o kadar uzaklardan yeni gözdeler bulmuştu? Graendal nadiren sıradışı yerlere giderdi. O uzak topraklardan çıkarı olduğunu düşündürerek Sammael'in dikkatini Kıraç'ın ötesindeki ülkelere mi çekmeye çalışıyordu? Savaş meydanı buradaydı. Yüce Efendi serbest kaldığında ilk buraya dokunacaktı. Dünyanın kalanı fırtınanın kıyısındaymış gibi savrulacak, hatta harap olacaktı, ama o fırtınalar buradan kaynaklanacaktı." (K.L.Blm.6 sy.216) "Kadın onun dikkatini başka yere çekmek istiyorsa, konuyu yine açmanın bir yolunu bulacaktı. İnsanların numaralarının arkasını göremeyeceğine inanırdı." (K.L.Blm.6 sy.216-217)
Sammael ilk şaşırtmacadan sonra bu konuyu geçiştirip diğer Terkedilmişler ve Rand konusuna geri döner. Graendal ise bir süre sonra konuyu tekrar Shara'ya çevirir. Soru şudur: Graendal'ın konuyu tekrar oraya getirmesi, Sammael'in onun gerçek niyetini çözdüğünü ve aslında kadının küçük gördüğü kadar basit zekalı olmadığını gösterir mi? Ne yazık ki bu cevabını veremeyeceğimiz bir soru. Fakat bu soruyu aklımızda tutmakta fayda var.
Graendal tekrardan Shara'ya döndüğünde ise Sammael'in düşüncesi, "Demek konuya dönmüştü. Sammael'i gerçekten budala sanıyor olmalıydı..." olmuştu. (K.L.Blm.6 sy.226)
Graendal'ın diğer Terkedilmiş'i saydam bir aptal olarak düşündüğü ilk seferde, Sammael için Illian'ın bir ölüm tuzağı haline geldiğini düşündüğünü görüyoruz. Nitekim Sammael ne kadar iyi bir general olsa da elindeki ordu bellidir. O sadece Illian kuvvetlerine sahipken, Rand Aiel klanlarına ek olarak, Tear ve Cairhien ordularına sahiptir. Üstelik de Taim'in gelişiyle Asha'manlara da sahip olmuştur. Elindeki ordu rakibine nazaran çok zayıftır. Illian'ın Sammael için nasıl bir ölüm tuzağı haline geldiğini daha sonradan gördük.
İkisinin o gün konuştukları ana konular Demandred, Semirhage ve Mesaana'nın planları ile öldükleri düşünülen diğer Terkedilmişlerin gerçekten ölüp ölmedikleri idi. Graendal'ın Sammael'in üstüne geldiği konu, "Lews Therin"in diğerlerini nasıl öldürdüğü ve Sammael'in de bir sonraki ölecek kişi olabileceği idi.
"Ben Lews Therin'in onları öldürdüğünü
düşünüyorum. Ah, bana yüzünü buruşturma. Madem ısrar ediyorsun, al'Thor
olsun." (K.L.Blm.6 sy.221)
"Başarısızlıkların için hep bir bahane
bulursun. Ne açıklama istiyorsan bul. Haklı olabilirsin de. Benim tek bildiğim,
Lews Therin'in bizi teker teker oyundan çıkardığı." (K.L.Blm.6 sy.221)
"Ona meydan okurken aramızdan çok kişi öldü.
Aginor ve Balthamel. Ishamael, Be'lal ve Rahvin. Ve, sen neye inanırsan inan, Lanfear
ve Asmodean. Muhtemelen Moghedien..." (K.L.Blm.6 sy.222)
"...Bu sefer senin peşine düşeceğinden kuşku
yok gibi. Yakında, derim. Ben burada ordular ile karşı karşıya kalmayacağım,
ama Lews Therin senin tepene yığmak için epey büyük bir ordu topluyor. Güç
kullanmaya ek olarak güç kullandığını gösterdiğin zaman ödemen gereken
bedel bu." (K.L.Blm.6 sy.222)
"Teker teker ölüyoruz ve al'Thor güçleniyor.
İnsanlar ve ülkeler toplanıyor adamın arkasında. Ve biz ölüyoruz. Ölümsüzlük
benim. Ölmek istemiyorum." (K.L.Blm.6 sy.223)
Graendal'ın tüm bu konuşmaları üzerine teklif gelir. Sammael: "Seni korkutuyorsa, o zaman onu öldürmeliyiz." Graendal: "Ben Yüce Efendi'ye hizmet ve itaat ediyorum, Sammael." (K.L.Blm.6 sy.223)
Sammael geri döndükten sonra Graendal düşüncelere dalar: "Oğlan basit bir çiftçi çocuk da olsa, bizzat Lews Therin'in geri dönmüş hali de –bu konuda henüz kararını vermemişti- fazla tehlikeli olduğunu göstermişti. Graendal Karanlığın Yüce Efendisi'ne hizmet ediyordu, ama Yüce Efendi için bile olsa, ölmeye niyeti yoktu. O sonsuza dek yaşayacaktı. Elbette, insan ölmek için bir sonsuzluk daha harcamak istemiyorsa, Yüce Efendi'nin en ufak dileğine bile karşı çıkmazdı. Yine de, Rand al'Thor ortadan kaldırılmalıydı, ama suç Sammael'in üzerine kalacaktı. Tıpkı avın üzerine salınan bir dornat gibi Rand al'Thor'un üzerine salındığını fark ederse, Graendal çok şaşırırdı. Hayır ince oyunları fark edecek adam değildi." (K.L.Blm.6 sy.229)
Graendal'ın amacı burada çok açık. Rand'in öldürülmesini Karanlık Varlık istemiyorken, Sammael'i Rand'i öldürmesi için kışkırtıyor. Fakat şaşırtmacada Shara'nın rolü ne? Ve Sammael kendini Illian'da bir ölüm tuzağına hapsettiyse, bu durumda Rand'i nasıl öldürmesini umabilir? Illian'da ordularının arkasında saklanarak Rand'in ona saldırması yerine, Sammael'in riske girerek Rand'e saldırmasını umuyor olabilir.
Sammael'in düşüncesine göre Graendal Shara'da bir çıkarı olsa asla o ülkeden birilerini kendisine gösterip, o ülkeden bahsetmezdi. Graendal ise Sammael'in zihninin nasıl çalıştığını bu kadar iyi biliyorsa, Sammael'in de işte tam olarak böyle düşüneceğini, şaşırtmacasının üzerinde hiç durmayacağını bilecektir. Graendal "anlık" bir şaşırtmaca hazırlamaktan ve özellikle "o ülkeden" birini getirmekten bahsediyor. Sammael'in özellikle o ülkede çıkarı olmadığını düşündürmek için yapılmış bir gösteri olduğu yönünde şüpheler uyandırıyor.
Yine de Sammael o kadar aptal çıkmamıştır. Her ne kadar Rand'i küçük görse de sıkıştığı tuzağı fark etmektedir. Bu yüzden ateşkes yapmak için Rand'e elçi göndermiştir. (K.L. Blm. 16 sy.473) Rand her ne kadar bu ateşkesi reddetse de Sammael Graendal'ı kullanmak için ateşkes yapılmış gibi davranır.
"'Aramızda bir ateşkes.' Buz gibi parmaklar
Graendal'ın kafatasına gömülür gibi oldu. Doğru olamazdı. Ama adam uyandığından beri ilk kez bu kadar
rahat görünüyordu." (K.L.Blm.23 sy.584) "Sammael gerçekten bir
kenarda beklemenin yolunu bulmuştu; tek açıklaması buydu." (K.L.Blm.23
sy.586)
Sammael'in bu şekilde aradan çekilmiş olması Graendal'ı şok eder. Onun planı kaos ekmektir. "En azından Sammael Rand al'Thor'un üzerine bırakılmış, hatta belki harekete geçmişti. Demandred, Semirhage ve Mesaana'ya gelince... Shayol Ghul'e gittiğini, ateş gölüne indiğini yalnızca o biliyordu. Yüce Efendi'nin onu Nae'blis ilan etmeye söz vermiş sayılacağını yalnızca o biliyordu; al'Thor yoldan çekilince yerine gelecek bir vaat. Yüce Efendi'nin en itaatkar hizmetkarlarından olacaktı Graendal. Ekeceği kaosun hasatı Demandred'in ciğerlerini patlatacaktı." (K.L.Blm.6 sy.230)
Demandred de Karanlık Varlık'tan Nae'blis olacağı imasını almıştı. (K.L. Giriş sy. 14) Aldığı emrin ilk kısmı ise "bırakın Kaosun Efendisi hükmetsin," idi. (K.L. Giriş sy.92) Graendal da Nae'blis olacağı imasını alırken, yapmaya çalıştığı şey kaos ekmektir.
Sammael kadını aradan çekildiğine inandırdıktan sonra, onun yerini bilme avantajını ve Karanlık Varlık'tan Nae'blis olma vaadi aldığını söyleyerek onu kullanmaya başlar. Graendal, hayatta kalabilmek için her şeye razıdır. "Sammael en azından Graendal'ın nerede olduğunu biliyordu. Arad Doman'dan kaçabilir, başka bir yere yerleşebilirdi; zor olmazdı. Orada oynadığı küçük oyunlar, hatta vazgeçmesi gerekecek daha büyük oyunlar, al'Thor'un –ya da Lews Therin'in– peşine takılması ile karşılaştırıldığında küçük kayıp sayılırdı." (K.L. Blm. 23 sy.587) "Mesaana'yı al'Thor'a sunacaksa, hepsini al'Thor'a sunacaksa, al'Thor'u Graendal'ın gırtlağına atılmaktan alıkoyduğu sürece, öyle olsun." (K.L. Blm. 23 sy.587)
Graendal Sammael'in peşine takıldıktan sonra birlikte Sevanna ve Shaidoları da içeren entrikalar çevirirler. En nihayetinde Sammael'in Rand ile Shadar Logoth'a kadar uzanan savaşından sonra Graendal kurtulur ve Sammael'in gholama Ebou Dar'dan aldırdığı parçalar arasında bir angreal yüzük ile görülmeye başlar. Graendal'ın gözünden olayların anlatıldığı bölümde Sammael'in ölümünden sonra yüzüğü onun Illian'daki dairesinden aldığı bahsedilir.
Sammael'in savaşı sırasında Graendal'ın hiç ortada gözükmemesi ilginçtir. O zamana kadar sürekli Sammael'in peşinde dolaşmıştır, halbuki.
Graendal Sammael'in kendini terk etmektense ölüme dek savunacağı ve muhtemelen içinde öleceği bir kutuya hapsettiğini düşünüyordu. (K.L. Blm. 6 sy.229) Oysa Sammael öyle düşünmüyordu. "Sammael, bu olduğunda, geri çekilmesine elverecek hazırlıkları yapmıştı –yalnızca tedbirdi bu- ama kadının sesindeki, buna ihtiyaç duyacağına dair kesinlik tınısı onu öfkelendirdi." (K.L. Blm. 6 sy.222) Shadar Logoth'taki tuzaklar da savaş planının bir parçasıydı. Geri çekilme için aldığı önlemler değil. "Ne olursa olsun Sammael Dönüş Günü'nde ayakta kalan, Nae'blis seçilen kişi olmaya, Yenidendoğan Ejder'i yenen kişi olmaya kararlıydı." (K.L. Blm. 23 sy.588) Graendal'ın düşündüğünün aksine Sammael gerekirse Rand'den kaçabilecek biri gibi görünüyordu.
Sammael'in ölümü ile ilgili şüpheler hep vardı. Ishamael, Aginor, Balthamel, Be'lal, Rahvin gözlerimizin önünde öldü. Lanfear'ın öldüğünü ise sonradan açık açık anladık. Asmodean'ın öldüğü kitapta açık açık yazıyor ve Robert Jordan da bunu teyit ediyor. Oysa Sammael'in ölüm anını göremedik. Rand'in onun öldüğüne emin olduğunu gördük sadece.
Bir binadan Yolkapısı'nın olduğu meydanı gözleyen Rand Sammael'i bir sarayın sütunlarının arasından meydana doğru çıkarken görür. Sammael'in arkasından Mashadar çıkıp üstüne doğru gelmeye başlar. Rand onu Mashadar'a bırakmadan kendisi öldürmek için şerateş hazırlarken Liah'ın Mashadar'a yakalandığını görür ve şerateşi Liah üstünde kullanır. Geri döndüğünde Mashadar Sammael'in eskiden olduğu yeri kaplamıştır. Sammael'in kapıyol örmesine yetecek kadar zamanı yoktur. Örse de Rand saidin kullanıldığını hissedecektir. (K.T. Blm. 41 sy.869-870)
Rand her ne kadar Sammael'in oradan kurtulamayacağını düşünse de birkaç farklı senaryoda birden kurtulması mümkündür. Mashadar kendi tepesine inmekteyken Liah'ın çığlığı yüzünden Rand ile birlikte Sammael'de oraya bakar. Rand'in şerateşi Liah üzerinde kullanması daha Mashadar üzerine çökmeden varlığını Sammael'e açık edecektir. Bu nedenle Rand'den kaçma amaçlı bir kapıyol örebilir. Savaşmak için önceden hazırlayıp içe aldığı örgüler arasında bir kapıyol olabilir. Ya da hissedilmemek için Gerçek Güç kullanıyor olabilir. İki durumda da hissedilmeden bir kapıyol örmesi mümkündür.
Daha başka bir senaryoda Sammael'in son anda Mashadar'ı fark ettiğini düşünsek, yapacak neyi vardır, kapıyol açmak dışında? Kendini Mashadar'dan koruyabilir. Şimdi bir bölümü hatırlayalım:
"Ve Dashiva Rand'ın merdivenin başında
durduğunu gördü.
Tek uyarı, Dashiva'nın yüzünü çarpıtan ani hırlama oldu. Dashiva yönlendirdi ve Rand düşünecek zaman bulamadan kendi çevresine Hava, Ateş ve Toprak ördü..." "...O engel şerateş dışında her şeyi dışarıda tutardı. Nefes alınacak hava dahil." (H.Y. Blm. 29 sy. 653)
Shadar Logoth'un her yerine örgüler koyup içe alan Sammael, Rand ile savaşırken böyle bir örgüyü hazırlayıp içe almış olabilir. Örgüyü içeride biraz hava boşluğu kalacak kadar geniş ördüğünüzde, hava bitene kadar içinde bir süre kalabilirsiniz. İçe alınmamış bir örgü olsa dahi aradaki mesafenin çok olması nedeniyle bu örgü az güç gerektiriyorsa hissedilmemiş olabilir.
O ana geri döndüğümüzde Sammael'in durduğu noktanın Mashadar ile dolduğunu görürüz. Mashadar meydanı iyice doldurur. Sanki ele geçirmek istediği bir av halen altındaymışcasına... Sonra uzun bir süre sonra gerilemeye başlarken Rand ayrılır. (K.T. Blm. 41 sy.870-871) Kalkanın ardından Gerçek Güç ile bir kapıyol açıp kaçmak da mümkündür. Sammael'in Shadar Logoth'tan kurtulabilirdi. Yalnız Robert Jordan'ın CNN'de okurlarıyla yaptığı chatte Sammael'in Mashadar tarafından öldürüldüğünü söylemiştir.
(http://www.cnn.com/chat/transcripts/2000/12/12/jordan/)
Soru, Sammael'in ruhunun Mashadar tarafından tutulup tutulmadığıdır. Mashadar'ın ruhları içinde tuttuğuna dair spekülasyonlar olsa da buna dair bir kanıt yok. Mordeth'in durumu sadece kendisine özel bir durum olarak gözükmektedir. Mashadar öldürdüğü insanların ruhlarını içinde hapsetse bile, saidinin temizlenmesi sırasında Mashadar yok olduğundan Sammael'in ruhu da özgür kalmıştır. Bu durumda yeni bir vücutla yaşama döndürülmesi şaşırtıcı olmamalıdır. Karanlık Varlık kaosu sever. Moridin Nae'blis olarak diğer tüm Terkedilmişlere emir verse de Sammael'in olası varlığından habersiz bırakılmış olması mümkündür.
Sammael adıyla trollocların kullanılması diğer Terkedilmişlerin bir oyunu olabilir. Gerçeğin ta kendisi de olabilir.
Graendal'ın yalnız kaldığını biliyoruz. Demandred Siyah Kule'de, Mesaana Beyaz Kule'de, Semirhage ise Seanchan ve onların damane gücü üzerinde söz sahibi olmak üzere çalışıyorlardır. Graendal ise geri kalan dünyaya nazaran çok da önemli olmayan Arad Doman'da hakimiyet de değil sadece ülke çapında kaoslar yaratma peşindedir. Nae'blis olma hırsı olan bir Terkedilmiş için yetersiz bir kaynak...
Sammael'i Rand'in üzerine salma planını yürürlüğe koymaya çalışırken verdiği şaşırtmaca gerçekse Shara'da güç elde edebilir oysa. Shara hakkında Sammael'e şunları söyleyerek giriş yapmıştı: "Bunları yeni buldum, Aiel Kıraçları'nın ötesindeki topraklardan. Onları kurtardığım için minnettar olmalılar bana. Chiape orada Sh'boan idi, bir tür imparatoriçe. Yeni dul kalmıştı ve Shiofan onunla evlenip Sh'botay olacaktı. Kadın yedi sene mutlak hakimiyet sürecek, sonra ölecekti. Sonra adam yeni bir Sh'boan seçecekti, kendisi yedi sene mutlak hakimiyet sürecek, sonra ölecekti. Hemen hemen üç bin senedir, kesintisiz bir biçimde sürdürmüşler bu düzeni." "Shaofan ve Chiape ölümlerin doğal olduğu konusunda ısrar ediyor. Desen'in İradesi diyorlar. Onlara göre her şey Desen'in İradesi." (K.L.Blm.6 sy.216)
Daha sonra ise Sh'boan ve Sh'botay'ın arkasındaki gerçek güçten bahseder: "Çok tuhaf bir yerden geliyorlar. Yönlendirebilen kadınların, yönlendirebilen kadınların oğulları ile evlenmeleri gerekiyor ve o kandan gelen herkesin yüzüne, doğumda dövmeler işleniyor. İşaret taşıyan hiç kimsenin işaretsiz biri ile evlenmesine izin verilmiyor; bu tür evliliklerden doğan çocuklar öldürülüyor. Her durumda dövmeli erkekler yirmi bir yaşına geldiklerinde öldürülüyor ve daha öncesinde de tecrit ediliyor, okuma bile öğretilmiyor." (K.L.Blm.6 sy.226)
"'Kendilerine verdikleri isimle Ayyadlar
kendilerine ait küçük kasabalarda yaşarlar, başka herkesten kaçınırlar ve sözce
Sh'botay ya da Sh'boanların iznine ya da emrine gerek duymadan yönlendirirler.
Aslında güç sahibi olan, Sh'botay ya da Sh'boanların yalnızca yedi yıl hüküm
sürmelerinin sebebi onlar.' Bir an gür bir kahkaha attı. Gücün arkasındaki güç
olmaya inanmıştı hep. 'Evet, büyüleyici bir ülke. Daha seneler boyunca işe
yaramayacak kadar merkezden uzak, elbette.'" (K.L.Blm.6 sy.226)
Her ne kadar Shara merkezden uzak olsa da Seanchan da merkezden uzaktır. Seanchanların kendi planlarından ileri gelen şekilde Karanlık Varlık'ın etkisini ilk olarak hissedecek kıtaya geldiklerinden önemli olduğu düşünülse de Semirhage oraya iki sene öncesinden yerleşmiştir.
Sammael'in Shadar Logoth'tan sonra hayata dönebildiğini düşünürsek elindeki alternatifler sayılıdır. Illian elinden çıkmıştır ve her şeye yeni baştan başlayacaktır. Sammael'i özel kılan generallik yeteneğidir. Fakat ordusu olmayan bir general güçsüz kalır. Kendisine yeni bir ordu toplaması gerekecektir. Sammael'in amacı sadece Rand'i yenmek değildir. Aynı zamanda diğer Terkedilmişleri de yenmek isteyecektir. Hedefi Nae'blis olmaktır.
Son Savaş'ta tüm Terkedilmişler trollocların ve myrddraalların başına geçebilir. Fakat gölgedöllerinin önemli bir sorunu kapıyollardan geçememeleridir. (D.H. Blm. 19 sy.574) Oysa Asha'man ve Aes Sedailer insan askerleri kapıyollar ile istedikleri yere, istedikleri zamanda sevk etme olanağına sahiptir. Bu da ciddi bir avantaj anlamına gelir. Her ne kadar karanlıkdostları olsa da insanların Işık'ı takip eden ordularının yanında azınlıkta kalacak, trollocların yanında savaşmak ya da cephe gerisinde karışıklık çıkarmak gibi sonuçlar yaratabileceklerdir ancak.
Sammael Shara'ya giderek büyük bir avantaj sağlayabilir. Bilindiği kadarıyla Shara'da Graendal dışında herhangi bir Terkedilmiş yoktur. Bakir bir alandır, rakibi yoktur. Burada kendisine bir yandan –kapıyollar ile istediği gibi sevk edebileceği– kişisel bir ordu toplayabilir. Diğer yandan Ayyadlardan faydalanabilir.
Ayyadların en önemli özelliği sadece kendilerine ait kapalı köylerde yaşamalarıdır. Ayyadlar sadece Ayyadların erkek çocuklarıyla evlenirler. Bu erkekler cahil bırakılıp yirmi bir yaşında ya da daha önce yönlendirme yeteneği göstermeye başladıklarında öldürülür. Bu da bu erkeklerin yönlendirebilen erkeklerin soyundan geldiğini ve yönlendirebilen kadınlar ile erkeklerin çocuklar yaparak güçlerini koruduklarını gösterir. Arada yönlendiremeyen kız ya da erkek çocuklar çıksa dahi –ki buna dair bir veri yok– çok sayıda Ayyad kadın ve erkeği vardır.
"'Benden Demandred'e bir mesaj ilet. Ona ne peşinde olduğunu bildiğimi söyle.' Güneydeki olayların üzerinde Demandred'in izi vardı. Demandred maşa kullanmaktan hoşlanmıştı hep. 'Sen ona dikkatli olmasını söyle. Onun ya da dostlarının planlarıma müdahale etmesine izin vermeyeceğim.' Belki de al'Thor'un dikkatini oraya yöneltirdi; bu adamın sonunu getirirdi. Başka şeyler işe yaramazsa. 'Benden uzak durduğu sürece, uşakları o ne istiyorsa alabilir, ama ya benden uzak duracaklar, ya da bunun hesabını verecekler,'" diyen Sammael Demandred'in yönlendirebilen erkekleri eğittiğini bildiğini düşündürür. (K.L. Blm.6 sy.225)
Demandred ya da Taim, nasıl düşünürseniz düşünün bu erkekleri toplamak için kapıyollar ile tüm kıta gezilmekte, Yenidendoğan Ejder'i takip etmek isteyecek adamlar aranmakta ve sınanmaktadır. Oldukça zahmetli bir iştir. Oysa Shara'da Ayyad köylerine gidip 16-21 yaş arası erkekleri toplayıp eğitmek yeterli olacaktır. Çok kısa zamanda Asha'manlar kadar kalabalık, belki daha da büyük bir güç toplamak mümkün olabilir. Aynı zamanda bir şekilde aldatarak ya da ikna edilerek Ayyad kadınlar bile kullanılabilir. Ayyadlar ve normal bir ordu toplayarak Sammael'in komutasında tüm diğer Terkedilmişleri titretecek bir güç oluşturulabilir. İşte bu son kitap için ciddi bir sürpriz olacaktır.
Sammael'in yaşaması durumunda Graendal'ın bundan tamamen habersiz olmayacağını göz önünde tutmak gerekir. Moridin binlerce trolloc ve myrddraalın Yollar'a sokulduğunu ve bunun Sammael kimliği ile yapıldığında tavırları şüphe çekicidir. "'Bu mümkün görünmüyor,' dedi Graendal, hepsi sandalyelere yöneldiğinde. Şimdi elbisesi koyu griydi ve her şeyi gözlerden gizliyordu. 'O ölmüş olmalı.'" (D.H. Blm. 3 sy.172)
Graendal'ın hep "gücün arkasındaki güç olmaya" inandığını unutmayalım. "Altın saçlı Sammael, gözdeleri arasında yer alacak kadar yakışıklı olabilirdi..." "...Boş bir düşünce idi. Asıl soru, bir karşılığı olup olmayacağı idi." (K.L.Blm.6 sy.228) Graendal Sammael'in peşine takılmışken onu Rand'in üzerine bu haliyle atılmak yerine, Shara'da bir ordu kurması ve sonra Rand'in üzerine atılması üzerine ikna etmiş olabilir. Bu sayede hem gücün –Sammael'in– arkasındaki güç olacak, hem de Sammael'i bir manada gözdeleri gibi, kendi amaçlarına hizmet eden biri haline getirecektir.
Sammael Shara'ya gitmişse, hazır olana kadar kimliğini gizlemek isteyecektir. Karanlıkdostları her yerde olduğundan açıkça Sammael adını kullanamayacaktır. Bir karanlıkdostunun Sammael'den bahsetmesi, gizli bir planı ortaya çıkaracaktır. Şimdiye dek gördüğümüz sayılı Sharalı da son derece esmerdi. Eğer sarışınlar Shara'da bulunmuyorsa sarışın bir adam da dikkat çekecektir. Sammael'in Graendal ile birlikte Sevanna'yı Kardeşkatilinin Hançeri'nde bulduğunda kullandığı kimlik –uzun boylu, esmer adam Caddar– belki de Shara'da yapılan ön hazırlıkların bir habercisiydi. Eğer yeni bir beden verildiyse bunun oldukça esmer bir adam olmasını bekleyebiliriz. Ve belki de Sammael'in hep arzuladığı şekilde uzun boylu biri olarak.
Fildişi ve ipek Sharadan gelir. Sharalılar yüksek duvarlarla çevrili şehirlerde yaşarlar. Cairhienliler –Aiel Savaşı'na kadar– ve Deniz Halkı bu duvarların içine sokulmamıştır. (G.Y. Blm. 20 sy.344-345) Rand Yenidendoğan Ejder olduğunu ilan ettikten sonra Shara'da savaş çıkmıştır. Dönem olarak Graendal ile Sammael'in biraraya geldikleri döneme rastlar. Shara'da asla savaş olmazken, başlarına Trollocların musallat olduğu haberi yayılmıştır. (K.L. Blm. 17 sy.489) Savaş çıktığı haberini Aiel Kıraçları ile Shara'yı ayıran sınırda ticaret yapan Sharalılar vermiş, Yenidendoğan Ejder'in dünyayı ne zaman kıracağını sormuşlardır. (K.L. Blm. 17 sy.490) Belli ki Sharalıların da kendi Ejder Kehanetleri vardır.
Shara, Shamara, Shibouya, Co'dansin, Tomaka ya da Kigali. Kendilerine ne derlerse desinler Kıraçların ötesindeki bu halk hakkında şimdiye dek pek çok kez atıfta bulunuldu. Dahası bazı Sharalıları savaşın olacağı topraklarda görmeye başladık.
Kıvırcık saçlı, çok esmer bir adam Tear'da bir handa ipekböceği satmaya çalışmaktadır. Bir gemiyle gelmiştir. Rand onu kıyafetleriyle olmasa da tipi nedeniyle önce Deniz Halkı'ndan zannetse de, tuhaf ve ezgili bir aksanla konuşması ve tuhaf ceketiyle onun Atha'an Miere'den olmadığını anlar. Adamın pazarlık ettiği kişi ipeğin ağaçlarda yetiştiğini zannetmektedir.
O sırada kapıdan çıkmakta olan siyah ceketli Seanchan aksanlı bir adam ipeği yapanın kurtlar olduğunu söyler. Rand adamın peşine düşer, fakat yakalayamaz. Dikkatler Seanchanlı adama çekildiğinden ezgili aksanlı adam gözden kaçar. Seanchanların aksanı ağırdır. Sözcükleri daha yavaş teleffuz ederler. Seanchan Rand'in yaşadığı kıtadan daha büyük bir kıtadır. Değişik bölümlerde incelendiğinde Seanchanların hepsinin peltek aksanlı olduğu, sadece pelteklik derecesinin değiştiği görülür.
Tearlı Yüksek Lordlar Tedosian ve Simaan, Yenidendoğan Ejder'in naibi Yüksek Lord Darlin'e karşı isyan edip şehri kuşatmıştır. Onları ikna etmek için gönderilen Aes Sedailerden Bera Harkin, Tear Taşı'nda Rand'e rapor verirken tuhaf aksanlı bazı adamların Tedosian ve Simaan'a adam ve para vaad ettiklerini anlatır. Nynaeve ise bunların hemen Seanchan olduğuna hükmeder. Bera ise o kadar emin değildir. "Olabilir. Bizden uzak duruyorlar ve bize, her an ısırabilecek deli köpekler gibi bakıyorlar. Bu, Seanchanlar hakkın işittiğimiz pek az şeye uyuyor." (D.H. Blm. 21 sy.562)
Seanchanların asıl hedefi Illian iken Tear kadar uzağa erişmek için erken görünüyor. Seanchanlar Şahinkanadı Artur'a ettikleri yeminlerden dönen –üstelik kendilerine Yüksek Lord diyen– soylular ile anlaşmaya vardıkları görülmüş şey değil. Ancak fethedildikten sonra onlar ile anlaşmışlardır şimdiye dek. Üstelik marath'damanelere karşı horgörüyle davranıyorlardır. Çekingenlikle değil. Açık veya gizli bir şekilde Shara'yı yöneten, toplumlarını diğerlerinden ayıran Ayyadlara karşı gösterilecek tavır olması muhtemel bir davranış.
Sammael olsun ya da olmasın Sharalılar artık Son Savaş'ın en şiddetli hissedileceği topraklardalar. Yenidendoğan Ejder'e hizmet etmek yerine, ona karşı isyan edenlere adam ve para vaad ediyorlar. Graendal'ın bir şekilde onlarla ilgilendiği de kesin bir gerçekti. Boşa harcanan erkek Ayyadları eğitebilecek sadece Sammael vardı. Graendal "Demandred"in ciğerlerini patlatacak bir kaos ekecekti. Demandred'in Asha'manlarına karşı Sammael'in Ayyadları olsaydı, Demandred'in ciğerleri gerçekten patlayabilirdi. Aran'gar Graendal ile yakınlaştığında kendini bir anda Sammael ile de ortak olarak bulabilir.
Her şeyden ötesi trollocların büyük sayısal üstünlüğüne rağmen Tek Güç yönlendiren kadın ve erkeklerin Işık'ın tarafında ağır basması Gölge'yi Son Savaş öncesinde güçsüz bırakıyor. Son kitapta Gölge'nin güçsüz kalması kitabın atmosferini düşürecektir. Sammael'in geri dönüşünü hafife almayın.
Ayyadlar kendilerini hükümdarı kuşatan "hizmetkar kadınlar" olarak görürler. (Z.Ç.D. Blm. 16) Bu da Aes Sedailerin direk bir devamı olduklarını gösteren bir işaret olabilir. Zaten Ayyad ile Aes Sedai birbirlerini andıran kelimelerdir. En nihayetinde Gölge yenildiğinde Beyaz Kule'nin ortaklarından biri olabilirler.
Yüzüklerin Efendisi ile Zaman Çarkı paralelliğinde Gondor'un düşmanı ve Mordor'un müttefiklerinden doğudölleri ile Haradrim'i karşılayacak güç de muhtemelen Sharalılar olacaktır.
Beyaz Kule birleştikten sonra ve Siyah Kule Demandred'in elinden alındıktan sonra artık geriye sadece Gölgedöllerinin beklenen saldırısına hazırlanmak kalacaktır. Gölgedölleri kapıyollardan geçemediği için ve İhtiyar Haman ile Rand Yolkapılarını mühürleyeceğinden tek geliş noktaları Sınırboylarından aşağı akın yapmak olacaktır. Sürpriz bir saldırı ihtimali ve emniyet için her ülkede bırakılacak bir kısım asker dışında tüm ulusların askerleri Sınırboylarına yığılacaktır.
Lan Malkierlileri toplamak için gitmeden önce saldırının Tarwin Geçidi'nden bahseder. "Trolloc Savaşları'nda, Gölge çok sayıda Trolloc nakletmek için Tarwin Geçidi'ni kullandı. Tıpkı birkaç sene önce, biz Dünyanın Gözü'nü ararken yaptığı gibi." (D.H. Blm. 20 sy.526) Fakat aslında büyük bir saldırının gelebileceği tek yer Tarwin Geçidi değildir.
Dünyanın Gözü'ne ulaşmak için Fal Dara'ya geldiklerinde Lord Agelmar'ın verdiği bilgiler bunu gösterir. "Kandor, Arafel, Saldaea –Trolloclar kış boyunca buralara saldırılar düzenledi. Trolloc Savaşları'ndan bu yana böyle bir şey olmamıştı; saldırılar hiç bu kadar şiddetli, saldıranlar hiç bu kadar çok olmamıştı, hiç bu kadar yakına gelmemişlerdi. Her kral, her konsey Afet'den büyük bir güç geleceğine inanıyor ve Sınırboyları'nın her biri kendilerine saldıracaklarına inanıyor." (D.G. Blm. 46 sy. 715) Bu da her ülkede büyük sayıda Trolloc'un geçebileceği geçitler olduğunu gösterir. Bu yüzden savaş sadece Shienar'da değil, tüm Sınırboylarında olacaktır.
Shienar tüm gücüyle Tarwin Geçidi'ne gittiğinde en az on katı bir trolloc ordusuyla karşılaşmıştı. (D.G. Blm. 46 sy. 715) Bu da en azından bir – iki milyon trolloc olduğunu gösterir. Bu sefer çok daha fazlası; milyonlarcası olacaktır. Tüm ulusların –ek olarak Aiel ve Seanchanların da– gayretlerine rağmen sayıca çok azınlıkta kalmaları muhtemeldir. Buna karşılık kendi saflarında Siyah Ajahlardan arındırılmış Aes Sedailer, Bilge Kişiler, Rüzgarbulanlar ve damaneler olması bir avantaj olabilir. Eğer Beyaz Kule'nin yarısı Siyah Ajah değilse ve bunlar da kurtulmayı başaramazsa sayıları yönlendirebilen diğer kadınlara azınlıkta kalacaktır. Demandred veya Taim'e bağlı Asha'manlar Siyah Kule'nin parçalanmasından kurtulsa dahi onlar da Adanmış ve askerlere göre azınlıkta kalacaktır. Trollocların sayısal üstünlüğüne karşı Tek Güç olarak Işık'ın güçleri ağır basıyordur. Ayrıca Kızıl El Birliği'nin ejderleri de çok yardımcı olacaktır.
Sınırboyları dışında çıkacak savaşlarda ise yerel karanlıkdostları ve olası Sharalılar ile Ayyadlar ile savaş ihtimali ağır basıyor. Bunun dışında ancak Sınırboylarında yığılı orduların arasından geçmeleri halinde güneyde trolloclar ile savaş gündeme gelebilir gibi görünüyor.
Sınırboyları'nda yapılacak savaşta Agelmar Jagad, Davram Bashere, Rodel Ituralde, Gareth Bryne gibi generaller ordulara kumanda edecektir. Mat ve Kızıl El Birliği Ghenjei Kulesi'ndeki işlerini bitirebilirlerse bunlara katılacaktır. Ayrıca Seanchanlar arasından da iyi generaller bulunacağı muhakkaktır.
Dune'da Fremenler ahlaki değerleri gelişmiş, fakat konfordan uzak yaşayan bir çöl halkıdır. Diğer insanlarla karşılaştırıldığında vahşi bir halktırlar. Zaman Çarkı'nda Aieller kumul olmasa da çöl topraklarında yaşayan, ahlaki değerleri gelişmiş, fakat şehirlerde yaşamayan savaşçı bir halktırlar. Aieller de Fremenler gibi suya özel bir önem verirler.
Zaman Çarkı'nın Aes Sedaileri de Bene Gesseritler gibi dominant kadınlardan oluşan bir organizasyondur. Perde arkasından normal insanları yönetirler. Bene Gesserit'in eğitimle elde ettiği özel güçler onları sıradan insanlardan ayırır, Aes Sedaileri ayıran ise Tek Güç'tür. Bene Gesseritler vücutlarındaki hormonları kontrol ederek yaşam sürelerini ayarlayabilir. Tek Güç ise otomatik olarak Aes Sedailerin ömrünü uzatır. Tıpkı Bene Gesseritler gibi Aes Sedailer de halk tarafından cadılar olarak adlandırılır. İki topluluk da kendi çıkarları doğrultusunda geriye kalan herkesi kullanır. Bu çıkarlar doğrultusunda içlerinden olanları bile harcayabilirler.
Fremenlerin kehanetlerinin öngördüğü Mehdi, onlara liderlik edecek bir kurtarıcıyı Lisan-ul-Gayb'ı bekliyorlardır. "Dış Dünyadan Gelen Ses;" Lisan-ül-Gayb ya da Mehdi inanışı ise bizzat Bene Gesserit çalışmalarından doğmuştur. Tesadüf eseri Fremenlerin Mehdi olarak bekledikleri kişi ile, Bene Gesseritlerin Kuisatz Haderah olarak bekledikleri ve korktukları erkek Paul Atreides olarak tek bir kişide buluşur. Kuisatz Haderah Bene Gesseritlerin kadın olması nedeniyle yapamadıkları yapabilecek erkektir.
Aiellerin beklediği Şafakla Gelen kehanetini yapan bir Aes Sedai'dir. Aieller bu kehanet ile şafakla geleceği söylenen kurtarıcılarını ve liderlerini beklerken, bu kehanetten habersiz Beyaz Kule Aes Sedaileri kendi kehanetleri ile Yenidendoğan Ejder'i beklemekte ve ondan korkmaktadırlar. Yenidendoğan Ejder Aes Sedailer için ulaşılmaz olan saidin yönlendirecek bir erkektir. Şafakla Gelen ile Yenidendoğan Ejder tek bir kişidir. Rand al'Thor. Rand Aielleri alıp, medeni dünya olarak kabul gören batı kıtasını fethetmeye başlar. Paul'ün Fremenlerin lideri olmasını sağlayan kehaneti ise Koruyucu Misyon'dan bir Bene Gesserit'in yaratımıdır. Bene Gesseritler için o kadar hayati bir öneme sahip olmayan Lisan-ül-Gayb Paul'ün tüm galaksiyi etkilemesine yol açacaktır. Fremenleri ile önce Dune'u sonra galaksiyi Cihad ile fetheder. Fremenlerin Paul'e Muad'dib ve Usul olarak hitap etmeleri sadece kendilerine özel bir davranıştır. Aiellerin Şafakla Gelen ve Car'a'carn hitaplarını da başka kimse kullanmaz.
Paul'ün mensup olduğu Atreides Hanedanı köklü ve soylu ailedir. İmparatorluğun yönetici hanedanı Corrino'lar ile uzaktan akrabadır. Rand'in anne tarafından mensup olduğu Mantear Hanedanı da Andor Krallığının yönetici ailelerindendir. Mevcut kraliçenin Hanedanı Trakand ile uzaktan akrabadır. Paul'ün annesi bir Bene Gesserit'tir, Rand'in annesi ise Aes Sedai eğitimlidir. Paul annesi ile birlikte Fremenlerin arasına karışıp onlar gibi yetişmiştir. Rand'in annesi onu doğurmak için Aiellerin arasına karışıp onlar gibi olmuştur.
Paul'ün Fremenler içerisinde bir sağ kolu vardır, Stilgar. Rand'in Aieller içerisinde bir sağ kolu vardır, Rhuarc. Paul Fremenlere Bene Gesseritlere has silahsız dövüş stilini öğretir, Rand ise Aiellerden kendilerine has silahsız dövüşme stilini öğrenir.
Bene Gesseritlerin Başrahibeleri Aziz Anne'dir. Aes Sedailerin lideri Amyrlin'dir, ve ona Anne diye hitap edilir. Fremenler arasında Sayyadinalar, bilge kadınlardır ve kendilerine Başrahibe denir. Bene Gesserit etkisiyle oluşmuşlardır ve onlar gibi öteki anılarına ulaşabilmektedirler. Bilge Kişiler'i Tek Güç'te ilk eğitenler Aes Sedailerdir, Beyaz Kule Aes Sedaileri kadar olmasa da yönlendirmeyi bilen kadınlardır ve klanlarında güç sahibidirler. Rhuidean'daki kristal sütunların arasına girerek atalarının anılarını yaşarlar.
Paul'ün gelişinden sonra Çöl Gezegeni Dune yavaş yavaş suya kavuşmaya başlar ve çöl olmaktan ve zorlu yaşamdan kurtulur. Fremenler özelliklerini yavaş yavaş kaybetmeye başlar. Rand'in gelişi ile Kıraç'a ilk yağmur düşer, Rhuidean'ın altındaki yer altı denizinin tatlı suları yüzeye çıkarak Kıraç'ı büyük bir su kaynağı ile tanıştırır. Aieller onun gelişi ile onları vahşi ve yüksek karakterli savaşçılar yapan özelliklerini kısmen kaybetmeye başlarlar. Bir kısmı batıya gidip eskisi gibi Yaprağın Yolu'nu izlemeye çalışır, bir kısmı Shaidolar gibi gelenekleri terk eder. Değişim devam etmektedir.
Paul hayatını istediği gibi değil, kehanet görüsünün ona dayattığı şartlara göre yaşamak zorunda kalır. Rand de geçmişte yapılmış olan kehanetlere göre yaşamak zorunda kalır, kendi istediği şekilde değil.
Bene Gesseritlerin korktukları melanet istilayı getirir. Aes Sedailerin yönlendirebilen erkeklerden korkmasına neden olan delilik ise bu istila ile büyük benzerlik neticesinde gelir. Dune evrenindeki öteki hafızalar ile Zaman Çarkı evrenindeki yeniden doğumlar ve eski anılar büyük benzerlik gösterir. Dune evreninde kehanet ile görülüp müdahale edilebilen olasılıklar Zaman Çarkı evreninde Çark'ın Aynaları olmuştur.
Paul Atreides'in silah eğitmeni Duncan Idaho Fremenler tarafından derhal saygı bulur ve aralarına kabul edilir. Rand al'Thor'un kılıç eğitimini üstlenen Lan Mandragoran da Aieller tarafından saygı duyulduğu bilinen tek ıslaktopraklıdır. Atreideslere bağlı bir diğer savaşçı Gurney Halleck ise bir ozan ve savaşçıdır. Rand'in yanındaki Thom Merrilin de gerektiğinde savaşmasını bilen bir adamdır. Müzisyen ve alimdir.
Geçmişte bir olan Aes Sedailer Dünyanın Kırılışı ile birbirinden soyutlanmış topraklarda parçalara ayrılmıştır. Bene Gesseritler ise II. Leto Atreides'in binlerce yıl süren hükümdarlığının yıkılması ile gelen Saçılma sonucunda galakside dağılmıştır. Sonradan dönenler Şerefli Analar olarak gelmiştir.
Aes Sedailerin eskiden bildikleri içtepi ile insanlara iradeleri dışında istedikleri her şeyi yaptırabilmesi gibi Bene Gesseritler ve onlardan daha iyi bir şekilde Şerefli Analar Ses ve cinselliklerini kullanarak onlara istediklerini yaptırırlar.
Paul Atreides, Corrino Hanedanı'ndan İmparator'un kızı bir Bene Gesserit olan Irulan Corrino ile evlenmiştir. Rand al'Thor ise Trakand Hanedanı'ndan Aes Sedai Elayne Trakand'ın sevgilisi ve çocuklarının babasıdır. Paul Atreides Irulan Corrino ile evlenmesine rağmen onunla karı koca hayatı yaşamamış, yapay döllenme ile çocukları olmasını kabul etmiş, diğer yandan bir Fremen kızı olan Chani ile karı koca hayatı yaşamıştır. Rand al'Thor da Aiel kızlarından birinin sevgilisi olmuştur.
Ve şimdi Elayne Rand'den bir kız ve bir oğlan ikizlere hamiledir. Chani ise Paul'den bir kız ve bir oğlan ikizlere hamile kalmış, sağlıksız koşullarda doğum yaptığından ölmüştür. Paul'ü kendi kuklaları yapmak isteyen Bene Tleilax Chani'ye yeni bir yaşam –ghula olarak– verme vaadi ile ona şantaj yapmışlardır. Paul bu teklifler karşısında kendini zor tutabilmiştir. İlk teklifi yapan Tleilax sima dansçısı, Paul tarafından öldürülmüş, ikinci teklifi yapan Tleilax ajanı, Duncan Idaho tarafından öldürülmüştür.
Elayne'i kaçırmak Demandred'in kıskançlığını tatmin etmek dışında bir fayda daha sağlayacaktır. "Yaşamak için ölmelisin," ifadesinin, Rand'in yapamayacağı bir şeyi Lews Therin'in yapması anlamına geldiğini daha önce söylemiştik. Elayne'in ve bebeklerinin yaşamına karşılık Gölge'ye geçmesi teklifi yapıldığında Rand'in buna dayanabilmesi mümkün değildir. Her ne kadar Rand olabildiğince sert olsa da, kendi bebekleri ve onların annesinin hayatını elinin tersiyle itebileceğini düşünemezsiniz.
"Kanın döküldüğü gün şafak iki kez söker.
Biri yas, biri doğum için. Siyah üzerine kızıl, Ejder'in kanı boyar Shayol
Ghul'ün kayasını. Kıyamet Kuyusu'nda kanı insanları kurtaracak Gölge'nin
esaretinden." (B.A. Blm. 26 sy.429)
Bir doğum yapacaklarını bildiğimiz kişiler Bilge Kişi Melaine ve Elayne'dir. Lews Therin ya da Rand'in Shayol Ghul'de ölümden sonra bir şekilde canlanması ihtimali asla doğum olarak düşünülemez. Elayne'in burada olması kesindir. Min'in görüsü Elayne'in bu hamileliğinden ikisi de sağlıklı ve güçlü bir kız ve bir erkek bebek sahibi olacağını görür. (K.Y. Blm. 12 sy.317)
Lews Therin Rand zannedilerek ilk kez şantaj yapıldığında, Gölge reddedilecektir. Ve Elayne bebekleriyle birlikte ölecektir. Elayne ve bebeklerin ölümü geldiğinde şafak söker ve yas vaktidir. Rand'in bedenindekinin Lews Therin olduğu anlaşıldığında Gölge'nin bir kez daha şantaj yapması muhtemeldir. Elayne'in hem ismen, hem de bedenen benzerliğinin Demandred dışında ikinci etkisi Lews Therin üzerinde olacaktır. Ilyena'yı öldürdüğü için vicdan azabı çeken Lews Therin'e Elayne'in vücudunda Ilyena'yı hayata döndürme karşılığı Gölge saflarına geçmesi teklifinde bulunulursa tıpkı Paul'ün durumunda olduğu gibi ikinci şantaj da gerçekleşmiş olur. Lews Therin kararını vermeden ise daha önce öngörüldüğü şekilde Padan Fain rolünü oynayacak Shaidar Haran'ı öldüren ve deliği kapatan kişi olarak kendisi de feda edilecektir. Bu sırada Rand'in vücudunun da ölümcül bir yara alması da muhtemeldir.
Elayne ve Aviendha birincil kardeş olurlarken Bilge Kişiler'in yaptıkları Muhafız bağı benzeri bir örgü ile bağlanırlar. Elayne kaçırıldığı sırada Aviendha'nın bundan haberi olmasa da sonradan olacaktır. Elayne'in konumunu belirleyecek kişi ise Muhafız'ı Birgitte'dir.
Aviendha'nın kapıyol açmak konusunda fazla güç harcamak gibi bir sorunu vardır. Aviendha henüz Egwene ilk kapıyolunu örmeden önce kendi kapıyolunu örmeyi başarmıştı. Rand'e bağlı Aiel klanları Jangai Geçidi'nden Cairhien'e girdiklerinde Shaidoların mahvettiği Eianrod kasabasında durmuşlardı. "Gece yarısına iki saatten çok kalmış olamazdı ve senenin bu vaktinde gün erken doğuyordu." (G.A.Blm.30 sy.525) Rand gece vakti odasına döndüğünde Aviendha'nın çıplak bir vaziyette yıkandığını görmüştü. Aiel adetlerine göre kadınlar hoşlandıkları erkeklerin kendilerini yıkanırken görmelerini ayarlardı. Aviendha Elayne'e karşı sorumluluğu gereği Rand'i görür görmez kaçmak için bir kapıyol açtı. "Aniden kızın yanında, havada pırıltılı, dikey bir çizgi belirdi. Dönüyormuş gibi genişleyerek bir kapıya dönüştü." (G.A.Blm.31 sy.528)
Rand kapıyoldan geçtiği sırada hava karanlıktır. "Buz gibi bir rüzgar, dönüp duran bir beyazlıkla dolu gece havasında çığlıklar atıyordu..." "...Karanlıkta belirsizce dağınık şekiller seçti..." (G.A.Blm.31 sy.528-529)
Kapıyolun ötesinde Rand Aviendha'yı yakalar. Soğuktan korunmaları için buzdan bir kulübe yapar. Rand ile Aviendha burada sevişirler. "Epey süre sonra (iki, belki üç saat sonra; emin olamıyordu), halıların üzerinde; battaniyelerin altında uzanmış, eli başının arkasında, Aviendha'nın kaygan, beyaz duvarları incelemesini izliyordu." (G.A.Blm.31 sy.534)
"Parmak inceliğinde bir Ateş akışı örerek
bir duvara bir kapı kesti ve tepedeki aralığı genişletti. Şaşırtıcı şekilde,
içeriye gün ışığı doldu. Saidini salıverdi ve Aviendha ile şaşkın şaşkın
bakıştılar. Zaman kavramını kaybettiğini biliyordu, ama içeride o kadar uzun
kalmış olamazlardı. Her neredeyseler Cairhien'den çok uzaktaydılar."
(G.A.Blm.32 sy.539)
Dışarı çıktıklarında gördükleri manzara Cairhien'den çok değişikti. "...Batıda keskin, beyaz zirveli dağlar yükseliyordu ve o zirveler bulutlara bürünmüştü. Dağların batıda olduğunu anlamakta güçlük çekmemişti, çünkü güneş yükseliyordu. Altın rengi topun yarısı hala okyanusun altındaydı." (G.A.Blm.32 sy.540-541)
Aviendha'nın bloke edilmiş kapıyolunu bulmadan evvel burasının Seanchan olduğunu anlarlar. Döndüklerinde ise Cairhien hala karanlıktır. "...ve Eianrod'daki yatak odasına inip sendeledi. Lambalar yakılmıştı ve pencereleri karanlık doldurmuştu...." (G.A.Blm.32 sy. 549)
Asmodean odada onları bekliyordur. "'Şafağa fazla zaman kaldığını sanmıyorum....' 'Belki iki saat,' diye araya girdi Asmodean." (G.A.Blm.32 sy. 551)

Rand ile Aviendha Seanchan'da kapıyola girdikleri sırada güneş henüz denizin üstünde tamamen görünmeye başlamamıştı. Bu da gündoğumunun üzerinden bir saat bile geçmediğini gösterir. Cairhien'e gittiklerinde ise gündoğumuna belki iki saat vardır. Seanchan'ın o sahilinin Eianrod'un iki en fazla üç saat erken gündoğumu yaşaması için Aiel Kıraçlarının ortasında ya da en fazla Shara'nın en batı kısımlarında olması gerekir. Açık bir zaman uyuşmazlığı vardır. Aviendha kapıyolunu sadece iki mekan arasında değil, zaman içerisinde de açmıştır. Soru, zamanda ileri bir kapı mı açtığı, yoksa geri mi açtığıdır.
Aviendha açtığı bu kapıyolu nasıl ördüğünü daha sonradan unutmuştur. Aviendha Elayne'den kendi tarzlarında yaptıkları kapıyolu öğrenir. Bunu da ilk olarak Ebou Dar'da kullanır.
"Aviendha odaklandı ve akışları birbirine
ördü, bu mekan ile o, Elayne ve Nynaeve'in haritadan seçtiği nokta arasında bir
birlik yarattı. Çadır kapaklarını açarmış gibi bir hareket yaptı. Elayne'in
öğrettiği örgünün bir parçası değildi bu, ama Egwene ilk kapıyolunu yapmadan
uzun zaman önce, kendi kendine yaptığı şeyden hatırlayabildiği hemen hemen tek
şey buydu..."
"...Kapıyol onu tatmin etmemişti. Elayne bu örgüyü gücünün yalnızca bir kısmı ile yapabiliyordu, ama bir sebepten Aviendha'nın hemen hemen bütün gücünü kullanması gerekiyordu. Şimdi uzun zaman önceymiş gibi gelen bir anda, Rand al'Thor'dan kaçmaya çalışırken düşünmeden yaptığı örgüleri kullanarak daha büyük, Elayne'in yapabildiği kadar büyük bir kapıyol açabileceğinden emindi, ama kaç kez denerse denesin yalnızca birkaç kırıntı geliyordu aklına." (H.Y.Blm.1 sy.68)
Aviendha örgüyü Elayne'den öğrense de tıpkı onların öğrettiği gibi tamamlamamış, kendi kapıyolundan hatırladığı kadarını eklemiştir.
Aviendha kendilerini Kandaşların kuzeydeki çiftliğine götüren yola çıkaracak kapıyolu açmadan evvel, sabah Rüzgarlar Çanağı'nı bulmuş, Siyah Ajah ve gholam ile karşılaşmışlardır. Mat Olver'i bulmak için onlardan ayrılmadan önce Tarasin Sarayı'nda son kez birlikte olduklarında vakit öğleni geçmiştir.
"Dışarıda güneş zirvesini aşmıştı..." "...Tarasin Sarayı'na geleli üç saat olmuştu..." (K.T.Blm.39 sy.796) Mat Deniz Halkı'nı ikna ettikten sonra gidiş hazırlıklarına başlarlar. Bu sırada Mat, Thom, Juilin ve Kızılkollar Olver'i bulmak için ayrılır.
"Herkes ayrı yönlere gidecek. Mol Hara'dan başlayarak, halkalar çizin ve bir saat sonra dönmeye çalışın. Herkes dönene kadar bekleyin, sonra yine çıksın. Böylece, içimizden biri onu bulursa, kalanlar yarına kadar aramaya devam etmez. Herkes anladı mı?" talimatını veren Mat de aramaya çıkar. (K.T.Blm.39 sy.812) O sırada, "Öğleden sonra güneşi bulutsuz bir gökyüzünde parlıyordu, ama insanlar, sabah serinliği hüküm sürüyormuş gibi, meydanda çabuk çabuk seyirtiyorlardı." (K.T.Blm.39 sy.813) Henüz saraya geri dönülmediğinden anlarız ki bir saat geçmemiştir, ve Mat Seanchan saldırısı ile karşılaşır ve duvarın altında kalır.
Güneş tepeyi aştıktan sonra kapıyolun öbür tarafından çıkan Aviendha ve grubu Kandaşların çiftliğine doğru yol almaya başlar. "Güvendeyiz ve birkaç saat içinde Kandaşların çiftliğine ulaşacağız," der Elayne Aviendha'ya. Bir şey de dikkatini çeker. "Güneş ahır avlusundaki konumundan biraz daha alçaktı, ama bunun yalnızca kendi hayal gücü olduğunu biliyordu." (H.Y.Blm.2 sy. 88)
Kandaşların çiftliğine vardıklarında çıkan karışıklık da zaman kaybettirir. "'Bir saat boşa gitti,' diye homurdandı Nynaeve..." (H.Y.Blm.5 sy. 125)
Bu sırada güneşin konumu da değişmiştir. "Ahırların üzerindeki dik yamaçlı tepenin zirvesine tırmanan dolambaçlı, çok kullanıldığı açık olan patikayı çıkarlarken güneş ufka kalan yolunu yarılamak üzereydi." (H.Y.Blm.5 sy. 124)
Çanak kullanıldıktan sonra Ebou Dar'daki damane saldırısını fark ederler. "Döndü. Güney ufkunda şimşek çaktı, öğleden sonra göğünde düzinelerce parlak, gümüş-mavi şimşek aktı." (H.Y.Blm.5 sy. 143)
Seanchan saldırısından kaçmak için Elayne ailesinin bir mülküne kapıyol açar. "Elayne burayı seçmişti, çünkü buradan Caemlyn'e iki haftada ulaşabilirdi." (H.Y.Blm.6 sy. 155)
Kapıyol'un Andor ucunda, "Güneşin batmasına az kalmıştı; günışığı iki saat ancak dayanırdı." (H.Y.Blm.6 sy. 158) Kapıyol kapandıktan sonra ise çiftliğe doğru yol alırlar. "Arduvaz çatılı malikaneye olan sekiz kilometrelik yol boyunca..." (H.Y.Blm.20 sy. 448) Sekiz kilometreyi aştıklarında ise güneş nihayet batmaya başlamıştır. "Güneş batı ufkunda kızarırken Elayne ve diğerleri geldiğinde oluyordu bütün bunlar." (H.Y.Blm.20 sy. 448)
Takvim ve festivaller incelendiğinde Ebou Dar'ın düştüğü günün kış aylarından birinde Kasım-Aralık gibi bir zamanda olduğu anlaşılır. Bu aylarda güneşin tam tepe noktası ile batması arasında 4,5-5 saat kadar bir zaman geçer.
Tam tepe noktasını saat 12, gün batımını da saat 17 olarak farz edelim. Mat sarayda Deniz Halkı'nı ikna ederken zirveyi aşmış olan güneş saat 13 olabilir. Deniz Halkı ile tartışma ve tüm hazırlıklar için yarım saat geçse saat 13:30 olur. Aviendha'nın kapıyolunu geçtikten sonra "birkaç saatlik" yürüyüşlerini en az 2 saat olarak düşünsek saat en azından 15:30 olur. Bu sırada çiftlikte Kandaşların dağılması nedeniyle bir saatlik karmaşa yaşanır. Saat 16:30 olması gerekirken ve artık güneş kızarmaya başlaması gerekirken hala öğleden sonradır. Rüzgarlar Çanağı'nı kullanmak için geçen süreyi ve Seanchanlardan kaçış için yapılan hazırlıklar için de yine iyimser bir tahminle yarım saat desek saatin 17 olması gerekir. Elayne kapıyolu açar ve Andor'a geçerler. Bu da kapıyolun daha doğuda açılması anlamına gelir. Buradan da en az bir saat eklesek saati 18 olarak düşünmeliyiz. Andor tarafında gün batımına hala iki saat vardır. Bu da gün batımının sanki saat 20 gibi gerçekleştiğini gösterir. Kapıyol patladıktan sonra çiftliğe kalan sekiz kilometrelik yolu yaralı olarak iki saatte almaları makuldür. Doğru bir şekilde güneş batarken çiftliğe ulaşırlar. İyimser tahmilerimizi kötümsere çevirseydik, birkaç saatlik yolu iki değil üç saat ve Andor'a doğuya açılan kapıyı bir değil iki saat kadar doğu olarak düşünseydik, gün batımının saat 21 veya 22 gibi gerçekleşmesi de mümkündü.
Elayne Ebou Dar'ın kuzeyine Aviendha'nın kapıyolundan ilk çıktığında güneşin daha alçakta olduğunu fark etmişti. Bu da öğleden sonra yerine güneşin benzer bir açıda biraz daha alçakta olacağı öğlenden önce bir zamana çıktıklarını gösterir.
Eğer zaman normal akışında olsaydı Nynaeve ve Elayne daha Kandaşların çiftliğine giden yoldayken damanelerin Ebou Dar'a saldırılarını hissederlerdi. Oysa saatler sonra, üstelik şehirden daha da uzaklaştıktan sonra bu saldırıyı hissedebildiler. Oysa Mat'in saldırıya uğradığı zaman Aviendha'nın kapıyolu açmasının üstünden bir saat bile geçmemiştir.
Aviendha'nın kapıyolu kapatmasının hemen ardından Moridin de onları izlediği yerden onları aramak üzere ayrılır. Moridin'in ayrıldığı noktaya ise gholam gelir. O sırada kilometrelerce kuzeyde yönlendirildiğini hisseder. (H.Y. Blm. 2 sy.92) Gholam yönlendirildiğini hissedebilse de kilometrelerce kuzeyde açılmış bir kapıyolu hissedecek kadar kuvvetli bir his olamaz. O esnada Rüzgarlar Çanağı'nın kullanıldığını hissediyor olmalıdır.
Elayne'in gösterdiği kapıyol örgüsü ile kendi örgüsünden hatırladıklarını birleştiren Aviendha zamanda geriye açılan bir kapıyol yaratmaktadır. Eski örgüsü ise zamanda ileriye doğru açılmaktadır. Fakat şimdiye kadar bu kapıyolların ne işe yaradığı onu kullananlar tarafından keşfedilmedi. Robert Jordan bunu bir sürpriz için saklıyor olmalıdır.
Aviendha kendi bağı aracılığı ile olmasa bile Birgitte'nin bağı aracılığı ile Elayne'in Afet'in içerisinde bir yerde olduğunu öğrenecektir. Ölmeden önce onu kurtarmak, ya da öldüyse intikamını almak amacıyla Afet'e girmek için iyi bir araç da vardır. Bir ter'angreal hançer, onu üzerinde taşıyan kişiyi Karanlık Varlık'tan ve gölgedöllerinden saklamaktadır. (D.H. Blm. 15 sy.412) Aviendha diğer Aiellerle birlikte giderken hançeri yanına almaz. Elayne de hançeri sandıkta bırakır. (D.H. Blm. 15 sy.422)
Aviendha ve Birgitte hançeri alarak kurtarmaya gidemeden ölmesi muhtemeldir. İntikam almak için kapıyoldan geçtiklerinde ise bağlarının tekrar canlandığını görüp şaşıracaklardır.
Aviendha ve Birgitte Elayne'i henüz ölmeden kurtarırlar ve doğum gerçekleşir. Bebekler Min'in görüsünde olduğu gibi sağlıklı bir şekilde doğarlar. Aviendha ve Birgitte için şafak iki kez sökmüştür. Birisinde yas, ikincisinde doğum gerçekleşmiştir. Min için ise Elayne'in öldüğü an hiç yaşanmamıştır ve doğum normal şekilde, görüsüne göre gerçekleşmiştir. Fakat Rand'in bedeni harap olmuştur.
Bu sırada Mat, Thom ve Luc tarafından kurtarılan Moiraine gelir ve onu kurtuluşu olacak Dünyanın Gözü'ne götürür.
Dünyanın Gözü'nde alacağı Şifa Rand'in kör olacak gözlerini, elini ve belki kaburgalarındaki yaraları iyileştirecek, ve Lews Therin'e hayat veren Gerçek Güç etkisine Şifa verecektir. Rand öldüğü için Shayol Ghul'de Gölge'ye dönmekten ve ölümden kurtulmuştur. Fakat Delik tamamen kapanmasına rağmen gölgedölleri hala savaşmaya devam edecektir. İnsanlar trollocları durdurmaya çalışırken ölmeye devam etmektedir. Rand bir şeyler yapmak zorundadır.
"Aniden daha geniş bir koridorda durdu.
Çevresi ölülerle doluydu. Bir şeyler yapmak zorundaydı... daha fazlasını
yapmalıydı. Güç, kemikleri boyunca, ateşin özü gibi kayıyordu. Daha fazlası. Güç,
iliklerini donduruyordu. Hepsini öldürecek bir şey; hepsini aynı anda.
Saidindeki leke, ruhunu gömmekle tehdit eden çürüyen pislikten bir dağ gibi
üzerine yuvarlandı. Rand, Callandor'u kaldırarak Kaynak'tan çekti, donuk
alevden çığlıklar atacak hale gelene kadar çekmeye devam etti. Hepsini
öldürmeliydi." (G.Y. Blm. sy.204)
"...Trollocların ve Myrddraallerin öldüğünü
hissedebiliyordu, şimşeklerin çarptığını ve öldürdüğünü hissedebiliyordu.
Onları her yerde, dünyadaki her yerde öldürebilirdi. Biliyordu. Callandor ile
her şeyi yapabilirdi. Ve denemenin onu öldüreceğini de biliyordu." (G.Y.
Blm. sy.205)
Artık biliyoruz ki Callandor kusurludur. Daha güçlü olmasını sağlamak için tampon kullanılmamıştır. Rand bunu denemeye kalksa sa'angrealin kaldıramayacağı kadar çok güç çekmekten ölürdü. Tear Taşı'nın olduğu yerde de Ejderdağı'ndan çok daha büyük bir volkan oluşurdu muhtemelen. Oysa Choedan Kal'ın gücü buna yeter. Sadece erkek erişim anahtarını kullanarak tüm gölgedölleri yok edilebilir. Ondan sonra geriye kalan karanlıkdostları ve başka müttefikleri ezip, molozları temizleme vakti gelecek, Zaman Çarkı destanı bizim için son bulacaktır.
bravenet.com